Hasan Oktay: “İndi danışılan mövzu Rusiya-İran-Türkiyə üçlüyünün həll prosesinə verə biləcəyi töhfədir”

Rus İstihbarat tarihi -3 SSCB NKVD’Sİ ve GUGB

Türkiye’nin Afrika açılımında Gambiya ordusu neden güçlendiriliyor?

Rusya istihbarat kaynağı: “Casus Akkuyu projesiyle ilgili bilgileri yabancı istihbaratlara sızdırmış olabilir

Fayez Sara: İran’ın Suriye’deki derin müdahalesi

Gündem 12 Nisan 2021
22

Suriye’deki dış müdahaleler son 10 yılda çeşitlilik ve farklılık gösterdi. Değerlendirmelere göre doğrudan sonuçları itibarıyla en önemli dış müdahale Rus müdahalesiyse, İran müdahalesi de uzun vadeli sonuçları açısından diğer tüm müdahalelerden en derin ve kapsamlı olanıdır.

İran müdahalesi ile diğer müdahaleler arasındaki fark, birincisinin 40 yıldan uzun bir süre önce, yani 1979’da Esed rejimi ile Mollalar rejimi arasındaki ilişkiyle birlikte başlayan bir İran stratejisi çerçevesinde devam etmesidir. Bu, Suriye’nin kapılarını çeşitli alanlarda ve seviyelerde İran müdahalelerine sonuna kadar açtı. İranlılar, güvenlik ve askeri alana gereken önemi vermenin yanı sıra, resmi ve dini kurumlar ile şahsiyetler aracılığıyla siyaset, ekonomi ve kültür alanlarında da faaliyet göstermek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Müdahaleleri resmi düzeyde yani üst düzey yetkililer ve resmi kurumlarla ilişkileriyle sınırlı kalmayıp, Suriyeli elit çevrelerden halk kesitlerine kadar uzandı. İran’ın Suriye’ye müdahaleleri, İran’ın bölge ülkelerinde şiddetli biçimler alan 1980 ile 1988 yılları arasında İran-Irak Savaşı’nın nedenlerinden sayılan bölgesel genişleme emellerinin yumuşak kontrol formatını yansıttı.

Esed rejimi ile Tahran’daki Mollalar rejiminin kurduğu İran-Suriye ilişkileri gücüne rağmen boşluklara ve sıkıntılara da şahit oldular. Bunun ana kısmını, Hafız Esed’in Tahran’ın rejiminin zayıflıklarından yararlanmasına ilişkin endişesi oluşturuyordu. Kardeşi Cemil Esed’in Şiileştirilmesi ve İran yönelimli İmam Murtaza Derneği’ni kurması meselesi bunlardan biriydi. Ancak Şam’ın bilhassa İran’ın bazı bölgesel ve uluslararası faaliyet ve ilişkilerine açılan bir kapıya dönüşmesi ışığında, iki taraf sorunlarını çözmeye yöneldiler. Baba Esed rejimi, Tahran’ın Filistinlilerle, özellikle de İslami Cihat, Hamas ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi-Genel Komutanlık örgütleri ile ilişkilerini desteklemede rol oynadı. Yine Şam rejimi, özellikle Emel Hareketi ile ilişkiler ve Hizbullah’ın kuruluşu ve yükseltilmesi açısından İran’ın Lübnan’a giriş kapısı oldu. Baba Esed ayrıca Irak ile savaşmasından kaynaklanan İran’a yönelik Arap düşmanlığını kırmada da rol oynadı. 1979’da Mollaların iktidara gelmesinden sonra İran’ın eski Sovyetler Birliği ile ilişkilerinin kurulmasında ve geliştirilmesinde önemli bir arabulucu oldu. İran’ın Rusya ile ilişkileri bugünde bu temelde devam etmektedir.

Beşşar Esed’in 2000 yılında iktidara gelmesinin ardından İran-Suriye ilişkileri dikkate değer bir gelişmeye tanık oldu. Beşşar Esed, İran’a daha fazla açıldı ve Suriye’deki tüm emellerine ve taleplerine uyum sağladı. Lübnan’da Hizbullah’ı destekledi. Başta silah ve cephane olmak üzere ihtiyaçlarını karşılaması için güvenli koridorlar sağladı. Bunlara ilaveten, İran’ın Irak politikasını destekledi. Tüm bunlar, diğer Arap devrimlerine karşı benimsediği duruşların aksine İran’ın daha ilk anlarından itibaren Suriye devrimine karşı Esed’i destekleme konusunda oldukça hevesli olmasına yol açtı. İran’ın Esed’i Suriyelilere ve devrimlerine karşı destekleyen pozisyonunun, Lübnanlı Hizbullah’ın devrime yönelik nihai pozisyonunu belirlediği ve rejimin Suriyelilere karşı savaşına müdahil olmaya ittiğine dair tanıklıklar var.

Suriye devrimi, İran’ın Suriye’ye müdahalesinin seviyelerini yükseltti ve büyük ölçüde genişletti. Müdahale İran ile sınırlı kalmayıp, Lübnan’daki Hizbullah’a ek olarak Afganistan ve Irak’tan Tahran’ın emrindeki milis grupların da savaşmak için Suriye’ye sevk edilmelerini kapsayacak şekilde genişledi. Milislerin rolü sahadaki çatışmalara yoğunlaşsa da, İran’ın müdahalesine başka yönlerden de hizmet ederek katkıda bulundu. İran’ın son 10 yılda Suriye’deki en önemli vitrini olan ordu ve güvenlik güçlerinin yürüttüğü misyonları destekledi.

Olaylara paralel ve etki olarak en tehlikeli müdahaleyi, daha az görünür olan gizli müdahaleler temsil ediyor. Esed rejiminin en önemli kurumlarını, özellikle de karar alma ve uygulama gücünü elinde tutan siyasi kurum ile ordu- güvenlik kurumlarını kontrol etmek de bu gizli müdahalelere dahil. İran, rejimin başı, yardımcıları, kıdemli ordu ve güvenlik yetkilileri aracılığıyla bunlar üzerinde büyük bir kontrole sahip. Bu kurumlar aracılığıyla Tahran, diğer alanlara da ellerini uzattı. İranlıların bu kurumlardaki etkin yetkili ve memurlarını satın almaları, rejime ait kurumlarda İran’ın çıkarlarının güvence altına alınmasını kesin bir olguya dönüştürdü. İran’ın çıkarları apaçık bir şekilde dikkate alınır oldu.

İranlıların elit sınıf ve halk kesimlerine harcadığı çaba rejim kurumlarına yerleşmek için yaptıklarından daha az değildi. Çünkü bu, Esed rejimi giderse Suriye’de İran için alternatif ve sürdürülebilir bir temeli temsil ediyordu. İranlılar bunu yani rejimin gitmesi ihtimalini de dikkate alıyorlar, çünkü uzak görüşlülük, ünlü kuraldaki gibi insanın tüm yumurtalarını aynı sepete koymamasını gerektiriyor. Elit çevreler ve halk kesimleriyle ilişkiler, İran’ın Suriye’deki varlığına bir uzantı sağlıyor, hatta varlığını normalleştiriyor. İlişkilerinin ve çıkarlarının genişlemesi için bir açıklık temin ediyor. Bu ilişkinin sonuçlarının en belirgin örneği, İran’ın Suriyeli Şiilerin çoğunluğu üzerindeki kontrolünde ortaya çıkıyor. Bu ve Suriye’nin bazı bölgelerinde Fars Şiiliğinin genişleyip yayılması, İran’ın faaliyetlerinin sonuçlarından biridir.

İran’ın faaliyetleri, devrim öncesi dönemde coğrafi harita ve alanları açısından sınırlı kalsa da, son yıllarda daha kapsamlı hale gelip, çeşitlendi. Geçmişte İran’ın çalışmaları, esas olarak Şam’ın güneyinde yer alan ve burada bulunan türbe, Şii havza ve mezarlıkları aracılığıyla İran Şiiliği için bir merkez haline gelen Seyyide Zeynep bölgesine odaklanmıştı. Daha sonra, ortaya çıkarılan diğer birkaç türbeyle birlikte Eski Şam’ı ve yakın kırsalındaki Darayya, Adra ve Hz. Habil’in türbesinin bulunduğu Zabadani Yolu gibi ilçeleri de dahil ederek genişledi. Ardından Farsça öğretim etkinlikleri, kitap fuarları, resim sergileri ve sinema haftalarına kadar uzandı. Bu etkinlikler Rakka ve Halep şehirleri dahil olmak üzere diğer şehirleri de kapsadı. Rakka şehrinde Veysel Karani Türbesi canlandırılırken, Halep’teki el Nokta Camisi’nde Kerbela olayı sahnelendi.

İran’ın Suriye’deki Şii faaliyetleri son yıllarda rejim kontrolündeki bölgelerde 4 yöne (doğu, kuzey, güney ve batı) yayıldı. Doğuda, özellikle de Bukemal’deki Suriye-Irak sınır hattı boyunca uzandı. Kuzey bölgesinin merkezini Halep şehri oluşturdu. İranlılar, son zamanlarda Halep’in bir Şii şehri olduğunu yaymaya başladılar. Üçüncü bölge olan güney bölgesinin merkezinde, Şam ve kırsalı ile Seyyide Zeynep bölgesi yer aldı. Dera ve Suveyda şehirlerine uzanan Şiileştirme faaliyetlerinin hareket noktası da burası. Batı bölgesinde ise, seksenli yıllarda yayınlanan bir Şii fetvaya göre, Alevi cemaatini İranlı Şiilerle ilişkilendirerek orada bir varlık oluşturmaya dönük İran’ın yoğun çabaları devam ediyor. Ne var ki çeşitli nedenlerden dolayı Alevilerin buna verdiği tepki zayıf ve İran’ın hırslarını sınırlıyor.

İran’ın Suriye’deki faaliyetlerinin yaygınlığı, alanlarının çokluğunu gösteriyor. Eğitim ve kültür faaliyetlerinden sanayi, tarım ve turizm yatırımlarını içeren ekonomik faaliyetlere kadar ortak ve geleneksel faaliyetlerin ötesine geçiyor. Bu faaliyetler iki konu üzerinde odaklanıyor. İlki İran Şiiliğini aşiretlere ulaşana kadar bireyler ve aileler arasında yaymak. İkincisi, İran’a bağlı, onun silahlı ve güvenlik kolu olacak milis grupları teşkil etmek. Bu sadece bugün İran’ın Suriye’deki hakimiyetini güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kuvvetleri, istihbarat servisleri ve çok uluslu milisleri Suriye’den çıkarılsa bile onu yerleşik ve mevcut bir güç haline getiriyor. İran Suriye’den çıkarılsa bile Şii mezhebinden Suriyeliler ve İran’a bağlı milis grupların Suriyeli mensupları, Lübnan örneğine yakın bir durumun ortaya çıkmasını sağlayacaklar. Malum olduğu üzere Lübnan’da Şiiler, onları rehin alıp İran ve bölgedeki projesinin hizmetine sokan Hizbullah örgütünün kontrolü altındalar.

Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar şarkulavsat

Yorumlar