KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Fatma Betül Memiş: DEMİRPERDE SONRASI POLONYA VE KİLİSE HAREKETİ

Fatma Betül Memiş: DEMİRPERDE SONRASI POLONYA VE KİLİSE HAREKETİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 4 dk okuma süresi
34 0

Polonya’nın geçmişinin diğer çoğu Avrupa ülkesi gibi ikiye bölünmüş bir hali var: 1989 öncesi komünist rejimin hakim olduğu dönem, buna “Demirperde“ denir,1989 sonrası; Berlin duvarının yıkılması ile perde, Doğu ile Batı bloğunun arasından tamamen çekilir. Peki demir perdenin kalkmasıyla ülkenin kaderi nasıl değişti, günümüze etkileri oldu mu ya da ülkenin bugününde yaşanan fikir ayrılıklarının sebebi buradan mı gelmekteydi?
1989 yılında komünizmin yıkılmasıyla, dini kısıtlamaya çalışan rejim sona erdiği için, kilise çok daha ön planda olmuştur. Komünist yönetimin temel amaçlarından biri de Katoliklik kuralları ile geleneksel aile yapısını bozmaktı ve bunun içinde birçok tedbir almıştı buna en büyük örnek olarak kürtajı serbest bırakmasını örnek verebiliriz. Fakat sonrasında kilisenin ön plana çıkması ve Polonya’daki yeni yönetimin de kiliseyi desteklemesi ile komünist rejim tarafından alınan tedbirler ortadan kaldırılmıştır. Kilise, kürtaj konusunu sağlama almak için Kürtaj Kanunu çıkarttırmıştır ve 1993’te resmen yürürlüğe girmiştir. Bunun yanı sıra devlet okullarında okutulması zorunlu din dersleri başlatmıştır ve bunları hiçbir kamuoyu görüşü almaksızın yapmıştır. Kilisenin devlet içinde güçlenmesi birtakım hatalar yapmaya ve halkın gözünden düşmesine sebep olmuştur. Kilise kendisine komünist rejimin el koyduğu şeylere karşılık olarak devletin dini hizmetler için ayırdığı paranın büyük bir kısmını tazminat olarak almayı hak görmüştür, ayrıca kilisenin ödemekten muaf olduğu vergiler de vardır. Her ne kadar bunu meşru bir şekilde kullanılacağını beyan etse de bazı kilise görevlileri tarafından farklı kişisel amaçlar için kullanılmış, gümrük vergisinden muaf tutularak getirmiş oldukları otomobilleri ülke içinde satarak kendilerine gelir kaynağı oluşturdukları haberleri yaygınlaşmıştır. Katolik rahipler ile ilgili cinsel istismar haberlerinin gündeme gelmesi ve ismi geçen rahiplerin görevlerine devam etmesi, olayların üstü örtülmesi ve sonradan bazı kilise görevlilerinin işgalci kuvvetlere haber ve bilgi sızdırdığının kanıtlanması halkın gözünde kiliseyi iyice düşürmüştür.
2004 yılında Polonya’nın Avrupa Birliği’ne katılmasıyla “klasik sekülerleşme teorisi“ ülke içinde yaygınlaşmış ve kilisenin halk üzerindeki etkisi azalmıştır kilise bu durumdaki endişelerinden dolayı asıl görevi olan Evanjelik misyonuna odaklanmak yerine, ilişkilerini devlet hiyerarşisinden ayırmamıştır. Kendi kurumsal çıkarlarını hükümete dayatmaya devam etmiş, toplumun görüşlerini görmezden gelmiştir.
Halk arasında bu davranışlar eleştirilmiş ve kilisenin rolünün azalması gerektiği yönünde talepler artmıştır, hatta halk arasında 1989 öncesi dönemdeki “kızıl düşman“ yerini “kara düşman“ korkusuna bırakmıştır.
Fatma Betül Memiş Kafkassam Uzmanı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir