KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Fatih Fuat Tuncer: Rusya-Ukrayna krizinin Balkanlar’a sıçrama riski büyüyor

Fatih Fuat Tuncer: Rusya-Ukrayna krizinin Balkanlar’a sıçrama riski büyüyor

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 9 dk okuma süresi
64 0

Doç. Dr. Fatih Fuat Tuncer, Rusya-Ukrayna savaşının Balkan ülkelerini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, yaşananların Türkiye açısından da tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti

Soğuk Savaş’ın bitiminin ardından Batı kaynaklı bazı tezler ortaya atılırken, bunların en bilineni Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” ve Francis Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” oldu.

Genel algı, yeni bir dünya düzeninin var olduğu, Batı tipi demokrasinin, liberalizmin kazandığı ve dünyanın bu (Batı) değerlerle daha güvenli bir yer olacağı yönündeydi.

Ancak Balkanlar’da başlayan kriz ve dağılma süreçleri, Huntington’ın tezini tartışmaya açmıştı.

Beykent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Fuat Tuncer ile bu sürecin günümüze etkilerini ve Rusya’nın Ukrayna “işgalinin” Balkanlar’daki olası yansımalarını konuştuk.

“Ruslar, Balkanlar’da daha kışkırtıcı hamlelere başvuracaklardır”

Batı tarafından çevrelenmiş durumdaki Rusların bunu kırmak için Balkanlar kartını oynama riskinin bulunduğunu söyleyen Tuncer, “Putin liderliğindeki Rusya, burada daha kışkırtıcı hamlelere başvuracak” dedi.

Balkanlar’daki temel problemin, ‘hiçbir ülkenin homojen yapıya sahip olmaması’ndan kaynaklandığını aktaran Tuncer, Huntington’ın teziyle ortaya atılan “Güneyliler, Hıristiyanlık dışı medeniyetler kötü; Batı ve Hıristiyanlık iyi” algısını göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Tuncer, sonraki dönemde kültür ve kimlik temelli çatışmanın ortaya çıktığını vurgulayarak, “Yugoslavya süreci kimlik temelli bir dağılma başlattığından Huntington’ın tezine olan ilgiyi artırdı. Avrupa’nın ortasında yaşananlar, dünyanın dikkatini Yugoslavya ve Bosna Hersek’e çekti. Kosova’da da Arnavutlara karşı girişilen katliam gündemdeydi. 90’larda Sovyetler sonrası Rusya’nın yeniden yapılanması söz konusuydu. Rusya geri planda kalan, Batı ile uyumlu bir pozisyondaydı. Taa ki Putin’in devlet başkanı olmasına kadar” diye konuştu.

Putin Rusya’sının Soğuk Savaş sonrası dönüşen Rusya’dan farklı bir perspektif çizmeye başladığını ifade eden Fatih Fuat Tuncer, bu durumun izlerinin Ukrayna ve Kafkaslar’da (Gürcistan örneği) görüldüğünü kaydetti.
“Ukrayna’daki kriz Bosna-Hersek’i ciddi şekilde etkiler”

Tuncer’e göre iki ülke arasındaki krizin Balkanlar’a sıçrama riski oldukça yüksek ve Ukrayna’da yaşananlar Bosna-Hersek’i ciddi şekilde etkiler. Diğer taraftan sürecin uzaması, Ukrayna’nın siyasi istikrarsızlık açısından Bosna-Hersek’e benzemesine de neden olur.

Bosna-Hersek’te Dayton Barış Anlaşması’nın meydana getirdiği siyasi yapı kaynaklı sorunlar yaşandığını hatırlatan Tuncer, Boşnak-Hırvat ortaklığı ve Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki federasyonlu yapının neden olduğu kriz için şunları söyledi:

“Sırpları temsil eden Dodik’in Bosna-Hersek’ten ayrılma yönünde açıklamaları var. Bosna ciddi bir savaşın ardından bugünlere geldi. Alınan kararı, her 3 milletin veto etme hakkı var. 3 cumhurbaşkanı, yüzlerce bakan, milletvekili ve siyasi çözümsüzlük var. Son yıllarda Boşnaklar ve Hırvatların Sırplara karşı birlikteliğinde bir bozulma oldu çünkü (federasyon içindeki Hırvat ve Boşnaklar) hem Boşnak hem de Hırvat cumhurbaşkanı adayı için oy kullanılabiliyor ama Boşnaklar sayı bakımından ezici üstünlüğe sahip. Hırvatların kendi içlerindeki seçimi milliyetçi adayları kazanırken, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise (oy çoğunluğuna sahip boşnakların oyları ile) Boşnaklarla çalışmaya daha ılımlı olan Hırvat adayın kazanması söz konusu oluyor. yana kullanıyor. Hırvatlar bu sistemin değiştirilmesini ve Hırvat Cumburbaşkanı için sadece Hırvatların oy kullanmasını istiyor. Batı da Hırvatlar ve Boşnakları, seçim sistemi üzerinde uzlaştırmaya çalışıyor. Bugüne kadar Bosna-Hersek’te Sırp Cumhuriyeti’nin aşırılığını dengeleyen bir Hırvat-Boşnak birlikteliği vardı ama Hırvatlar, seçim sistemi değişikliği sonrası daha bağımsız hareket etme yolunu seçebilir. Dayton Barış Anlaşması’nın getirdiği yüksek temsilci sorunu var. Bosna-Hersek’te yasa çıkarma ya da iptal etme ya da kamu görevlisini görevden alma gibi yetkileri var. Bir de unutmamak gerekiyor ki bir ulus devlet egemenliği ile bağdaşmayan Dayton Barış Anlaşması’nın getirdiği yüksek temsilci sorunu var. Zira Yüksek Temsilci’nin Bosna-Hersek’te yasa çıkarma ya da iptal etme ya da kamu görevlisini görevden alma gibi yetkileri var.”

Putin’in Ukrayna saldırısı, milliyetçi Sırplara cesaret verir”

Putin liderliğindeki Rusya’nın, Ukrayna “işgalinin” Sırplara cesaret verip vermeyeceği de merak konusu. Doç. Dr. Tuncer’e göre bu durum milliyetçi Sırpları etkiler.

Sırbistan ile Rusya’nın yakınlaşma ihtimaline dikkati çeken Tuncer, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp Üyesi Milorad Dodik’in orduyu ayırıp bağımsız Sırp ordusu kuracağı yönündeki söylemi ile Sırbistan’ın ve Rusya’nın Dodik’e dolaylı da olsa destek vermesini hatırlattı. Tuncer, sözlerine şöyle devam etti:

“Rusya’nın izole edildiği düşünülüyorsa bu durum, Bosna-Hersek’teki Dodik’in ayrılıkçı tutumunu körükleyecektir. Bunu körüklemesi Sırbistan’daki siyasi yapıyı dahi değiştirebilecektir. Sırbistan için Bosna Hersek ciddi mesele çünkü Sırbistan’daki toplum, Bosna-Hersek’teki Sırplardan ayrı düşünülemez. Sırbistan ise ister istemez gerek tarihi bağlar gerekse Yugoslavya Savaşı’nda yaşanan tecrübeler sonucu Rusya tarafına kayacaktır. NATO’nun Sırbistan’da pozitif algısı yok ve dost olarak görülen bir örgüt değil.”

“Balkanlar’da etnik temelli çatışma yeniden ateşlenirse Makedonya’nın parçalanması gündeme gelebilir”

“Rusya-Ukrayna savaşı Makedonya’yı nasıl etkiler” sorusuna Doç. Dr. Tuncer, “Nüfusunun 3’te 1’i Arnavut olan ülkenin yeniden parçalanma riski bulunuyor” ifadelerini kullanarak cevap verdi.

Geçmişte yaşanan sorunların Batı müdahalesiyle çözüldüğünü anımsatan Tuncer, “Makedonlar ulus olarak görülmüyor. Sırplar, Makedonları Sırp, Bulgarlar ise Bulgar görüyor. Yunanlılara göre ise zaten böyle bir millet yok. Balkanlar’da etnik temelli çatışmanın fitili yeniden ateşlenirse, Makedonya’nın parçalanması gündeme gelebilir” yorumunu yaptı.

“Balkanlar’ın yeniden karışması, Türkiye’nin dış politikasını derinden sarsabilir”

Peki bu durum Türkiye’yi nasıl etkiler? 90’lardan bugüne Balkan ülkeleriyle oluşturulan Türk dış politikası zarar görür mü?

Kültürel ve tarihi bağlar başta olmak üzere ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştirildiğini ve bölgede Türk yatırımlarının bulunduğunu dile getiren Fatih Fuat Tuncer’e göre Balkanlar’ın yeniden karışması, Türkiye’nin 30 yıldır inşa etmekte olduğu dış politikayı derinden sarsabilir.

Rusya-Ukrayna krizinin Balkanlar’a sıçramasının Türkiye’ye büyük zarar verebileceği uyarısı yapan Tuncer, Kremlin’le diyalog kanallarının kapatılmaması gerektiğini savundu.

“Türkiye, Makedonya’nın üyeliğinde, güvenli hale getirilmesinde Yunanistan’a karşı önemli rol oynadı, arabuluculuk yaptı” diyen Doç. Dr. Fatih Fuat Tuncer, şunları ifade etti:

“Oradan çıkabilecek bir çatışma, Türkiye’nin kazanımlarını kaybettirebilir. Rusya ve Ukrayna konusunda itidalli bir politika izlemek zorunda olduğunu düşünüyorum. Bu kriz uzarsa ve Rusya yalnızlaştırılırsa krizin Balkanlar’a sıçrayacağını ve Türkiye’nin olumsuz şekilde etkileneceğini düşünüyorum. Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi için daha aktif politika geliştirmesi şart. Rusya ile var olan diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğine inanıyorum.”

Lale Elmacıoğlu

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.