KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Farsid Bagherıan: ŞİÖ kuruluş felsefesine geri döndü

Farsid Bagherıan: ŞİÖ kuruluş felsefesine geri döndü

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 13 dk okuma süresi
253 0
ÇİN’DE ÜRETİM DURURSA NE OLUR?

Hindistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen Şangay İşbirliği Örgütü (SCO) Liderler Zirvesi zona erdi. Video konferans yöntemiyle yapılan zirvede, İran’ın katılım sürecinin tamamlanmasıyla üye sayısı 9’a yükseldi. Yeni Delhi Bildirgesi’nde örgütün bölgesel sorunların “çatışmacı düşünce” yoluyla çözülmesine karşı olduğu ifade edildi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, terörle mücadele vurgusu yaparken Çin Devlet Başkanı Xi Cinping, “pragmatik işbirliğinin” önemine değindi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Wagner isyanına karşı, Rusya’nın birlik olduğunu belirtti.

11-12 Temmuz’da Vilnius’ta toplanacak NATO zirvesi öncesi ŞİÖ, “Başka hiç bir devlete ve uluslararası organizyona karşı karşı değiliz” mesajı veriyor. Sıcak geçen Temmuz ayında Ukrayna’da nükleer provakasyon endişesi arttı. Arabulucuk için Türkiye ve Çin’in girişimleri şimdilik beklemede.

Ortadoğu’da İran, Çin arabuluculuğunda daha sakin bir konum aramasına rağmen temel gerilim nedenleri yerli yerinde duruyor. Yakın gelecekte Doğu – Batı çelişkisinin bir yansıması olarak NATO-ŞİÖ gerilimi ne ölçüde belirginleşebilir ya da ne ölçüde engellenebilir bunu kestirmek zor. Ancak şunu söylemek mümkün: Bir güvenlik örgütü olarak Soğuk Savaş sonrası kurulan ŞİÖ, temel parametresi olan güvenliği bundan sonra daha çok öne alacak. İran’da yaşayan Araştırmacı – Yazar Farshid Bagherian, ŞİÖ’nün “Çin’in yıldızının parlamasıyla” son yıllarda ekonomik yönüyle öne çıktığını ancak son yıllardaki gelişmelerin örgütü yeniden kurucu felsefeye geri dönmeye zorladığını düşünüyor.

Dün yapılan ŞİÖ liderler zirvesini genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Wagner krizinden bir iki gün önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a ŞİÖ üyeliğinin onaylandığına dair resmi bir mesaj gönderdi. İran’ın ŞİÖ’ye üyeliği kesinleşmişti. Resmi üyelik ise zaman alacaktı. 2 yıl bekleme süresi vardı. İran şu anda ŞİÖ’ye tam üye olarak toplantıya katıldı. Hindistan Başbakanı Narenda Modi, İran’a örgüte “hoş geldin” ifadesini kullandı.

ŞİÖ zaten güvenlik üzerine kurulu. Beş ülke kendi güvenliklerini de sağlamak üzere bir araya geliyorlar. O zamanlar Orta Asya SSCB’nin dağılmasından sonra en tehlikeli bölgeler arasında sayılıyordu. Bu bölgenin güvenlik ihtiyacı vardı ve güvenlik bir milli tehdit unsuru hale dönüşmüştü. O dönemler Kazakistan üzerinde ABD çok etkiliydi ve ABD’yi bölgeden dışlamak için böyle bir örgüt kuruldu. Bu kuruluş felsefesi üyeleri bir araya getirdi.

Sonrasında Çin’in yıldızının parlamasıyla birlikte ve Rusya’nın bir şekilde hammadde ve petrol satışına dayalı olarak ekonomisini toparlamasıyla artık güvenlik sorunu bir nevi ortadan kalktı ve ŞİÖ ekonomi örgütüne dönüştü. Çin’in bölgedeki ekonomi nüfuzuyla birlikte bu örgütün adı değişti. Üyeler ekonomik bağlamda bu örgüte çağrıldı.

Ancak o dönemden bu yana güvenlik sorunu tekrar geri geldi. Hem Çin için hem de Rusya için. Rusya zaten bir savaşa girdi. Kırgızistan’da ve Kazakistan’da darbe teşebbüsleri oldu. Dolayısıyla ŞİÖ kuruluş felsefesine geri döndü. Bununla birlikte ekonomi gündemi başat gidecek. Bu ülkeler güçlenmiş olarak güvenliği sağlamaya çalışıyorlar. Çin’de 411 nükleer başlık var. Dolayısıyla bugünkü ŞİÖ ile kuruluş dönemindeki ŞİÖ arasında büyük fark var.

İran’ın Rusya ve Çin’le yaptığı uzun dönemli stratejik anlaşmalarla birlikte ŞİÖ’de bulunması anlamlıdır. Bundan sonra Türkiye gibi ülkeler doğuya doğru bakışla ekonomi ve güvenlik meselesini ele alacaklar. Bu ŞİÖ toplantısında sadece İran’ın üyeliği değil yeni bir güvenlik çerçevesi ortaya çıktı.

“ŞİÖ, İran için bir akademi niteliğinde”

İran’ın ŞİÖ’deki konumu ne olacak? Tahran’ın beklentileri neler?

İran halihazırda Batı tarafından izole edilmiş bir ülkedir. İran zamanla kendi iletişim ve etkileşim kabiliyetlerini kaybetti. Müzakere kabiliyeti bunlardan birisi. İran ŞİÖ’ye adaylık için hazırlık döneminde 2 yıllık bir stajdan geçti ve tam üyeliğini kazanmış oldu. Şu anda İran Rusya’yla 20 yıllık ve Çin’le 25 yıllık stratejik anlaşmalar imzaladı. İran yıllardır Çin ile işbirliği içinde. Ticarette Çin birinci sırada. İran’ın parası ayrıca Çin bankalarında tutuluyor. Ambargoları delmek için Çin firmaları hayli etkili olmuşlardı.

Söz konusu üyeliğin daha kolay anlayabilmesi için bir şu tabiri kullanabiliriz: Tecrübeli bir zanaatkarsınız ama iş başvurusu yaptığınızda ret yanıtı alıyorsunuz. Çünkü belgeniz yok. Ehliyetiniz yok. ŞİÖ, İran için bir akademi gibi oluyor. Biz zaten Çin ile işbirliği içerisindeyiz ama bu yüksek mertebeli bir okul ya da bir akademidir. İran’ın amacı sadece Çin’e ulaşmak değil. Diğer üyelerle de karşılıklı işbirlikleri gelişecek. Bu tip kurumlar bir yönüyle devletler için eğitim işlevi görür. Dolayısıyla İran dış siyaseti için yeni bir dönemin açıldığını söyleyebiliriz.

“Bölge ile Batı arasındaki seviye farkı ortadan kaldırılmalı”

Hindistan Başbakanı Modi dün yaptığı açıklamada terörizme karşı savaşmak için örgüt üyelerinin el ele vermesi gerektiğini söyledi. Bu vurguyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Terörizme karşı anlayış birliği bulunuyor mu ŞİÖ üyeleri arasında? Bu konuda yakın vadede somut adımlar atılmasını beklemek gerçekçi mi?

ŞİÖ güvenlik konseptine dönüş yaptı. Zaten Hindistan nüfus çoğunluğunu Çin’den aldı. İleride gıda ve su krizi nedeniyle iki ülke arasında husumet oluşabilir. Anglo-Sakson dünyası da bunu tetiklemek isteyecek. İki ülke arasından geçen Brahmaputra Nehri, tatlı su meselesi büyük bir sorun olabilir. Ancak bu örgütün içerisinde bu sorunlar çözülebilir. Nüfusun çok olduğu ülkelerde yaşam kalitesi, fakirlik, refah seviyesi, işsizlik her an teröre dönüşebilir. Bu sorunlar Batı tarafından koz olarak kullanılıp merkezi otoriteler aleyhine kullanılabilir. Zaten küreselcilerin istediği budur: Merkezi otoritenin zayıflaması. Sayın Modi’nin teröre karşı işbirliği çağrısında bulunması akılcı bir iştir. Bu örgüt kuruluş felsefesine geri döndü ama güçlü bir şekilde geri döndü.

Dünya nüfusunun yarısından fazlası bu teşkilat içinde. Bu arada yaşam kalitesi seviyesi Avrupa’ya ve ABD’ye nazaran düşüktür. Eğitim seviyesi ve refah seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor. İlk etapta eğitim konusunda adımlar atılması gerekiyor.

Ukrayna krizi çözülmezse yakın vadede buğday, tahıl, gübre krizi nüfusu büyük olan ülkeleri riske atabilir.

Uyuşturucu meselesi, silah kaçakçılığı, göçmen meselesi diğer somut konular. Bölge ile Batı arasındaki seviye farkının ortadan kalması gerekiyor. Elbette bu bahsettiğimiz meseleler büyük zaman alacak. Ancak bölge artık bu farkı kaldıramaz. Büyük oyuncuların bir şekilde bu konuya çözüm getirmesi gerekiyor.

“Afganistan için özel komisyon kurulmalı”

Diğer bir gündem Afganistan’daki ekonomik ve insani kriz. Çin’in bu konuda yatırım projeleri olduğunu biliyoruz. ŞİÖ örgütsel olarak Afganistan konusunda projeler geliştirebilir mi?

Afganistan’da sorun sadece fakirlik, uyuşturucu ve suç meselesi değil. Orada Taliban’ın kendisi de bir mesele. Taliban başka devletler tarafından tanınmadığı müddetçe insan haklarına insan hakları konusunda bir çok şeye riayet etmeyebilir. Bu konuya çözüm getirilmesi gerekiyor. İran’ın Afganistan’da su ve sınır sorunları var. Ayrıca Tahran da Taliban’ı tanımıyor.

ŞİÖ içinde özel bir komisyon oluşturulup bu komisyon vasıtası ile Afganistan’ın ele alınması gerekiyor. Sadece Çin’in bazı projeleri ele almasıyla Afganistan sorunu çözülmüyor. Taliban bazı konularda güçlü ve mantıklı adımlar attı. Afyon konusunda adımlar attı, enflasyonu düşürdü. Ama nasıl düşürdü. Baskı yöntemiyle yaptı bunu. ABD, Afganistan’ın varlıklarını dondurdu. Afganistan’a kış gelmeden gıda yardımları gelmezse insani durum felaket boyutuna ulaşabilir.

“NATO’nun doğuya genişlemesi şimdilik askıya alındı”

Diğer yandan haftaya Vilnius’ta NATO zirvesi toplanacak. İki zirvenin birbirine karşı olduğunu söyleyebilir miyiz?

ŞİÖ hiçbir şekilde bir örgütün, bir oluşumun karşıtı değildi. Ancak zaman geçtikçe bu örgütün büyümesiyle birlikte üyeler bazında NATO ya da ABD karşıtı olarak adlandırılabilir. Şu an NATO’ya karşı bir örgüt olduğunu ifade edebiliriz.

Angela Merkel defalarca “Rus gazından kurtulmamız gerekiyor” dedi, ancak bu olmadı. Rahatlıkla ifade edebiliriz ki AB’nin ŞİÖ üyelerine ihtiyacı var. Avrupa Birliği’nin aynı üretim seviyesine ve ticaret hacmine tutunmak istiyorsa ŞİÖ üyelerine ihtiyacı olacak.

Ukrayna savaşı bitmeden Ukrayna’yı alamazlar. NATO’nun doğuya genişlemesi durdu. NATO’nun doğuya daha fazla genişlemesini olası görmüyorum. Bu noktada AB kamuoyu çok önemli. Fransa meselesi farklıdır ancak başka şeyleri tetikleyebilir. NATO karşıtı, savaş karşıtı ve refahın azalmasına itiraz eden sesler yükselebilir Avrupa içinde. Bunların bitmesi için ise savaşın sona ermesi gerekiyor. Ancak Rusya savaşa güçlü bir şekilde devam ediyor.

Her iki savaşan taraf da diğerinin pes etmesini bekliyor. Rusya ve AB. Dolayısıyla doğuya doğru genişlemek projesi şimdilik askıya alındı. Zira doğu aktörlerinin batıya doğru yönelmesi söz konusu, ancak doğuya doğru gidiş sadece ekonomi konuları ve sanayi yatırımı anlamında söz konusu olabilir.

Almanya hükümeti şuan ülkesinde kapanmış sanayisi için uygun bir ortam aramakta. Söz konusu ortam Çin, Hindistan, İran ve Orta Asya’dır. Yani tam anlamıyla ŞİÖ.

Geçen hafta İrlanda devleti belli sebeplerden dolayı 200 bin ineğin imha edileceğini açıkladı. Bu haber, yeni üretim tesislerinin Orta Asya’da olduğu anlamına gelir.

Ben şahsen doğuya doğru genişleme projesinin durdurulduğunu düşünmekteyim. Ayrıca aşırı sağın Avrupa’da yükselmesi ve orta siyasetin yerine geçmesi durumunda, tüm Avrupa Birliği’nde göçmen yasasının değişeceğini ve bunun nüfus azalmasına sebep olabileceğini düşünmekteyim. AB, bundan böyle sanayi üretiminde Reganizm ve Thatcherizm kuramlarını uygulayacaktır.
https://harici.com.tr/sio-kurulus-felsefesine-geri-dondu/?amp=1

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir