KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Fahri Yağlı: Kriz Yönetimi ve Ekibi Nasıl Olmalıdır?

Fahri Yağlı: Kriz Yönetimi ve Ekibi Nasıl Olmalıdır?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 6 dk okuma süresi
19 0

Günümüzde kurumların faaliyetlerini sürdürebilmeleri, içinde bulunduğumuz ekonomik ve politik koşullar nedeniyle yeterince zor olmakla birlikte, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan krizler, kurumların sürdürülebilir başarılarını, hatta kimi zaman varlıklarını tehlikeye sokabilmektedir.

Son üç yılda pandemi ve küresel ekonomik sorunların neticesinde krizlerin şiddet derecelerinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Krizin etkilerini sadece parasal ölçütlerle ifade etmek eksik bir değerlendirme olacaktır. Krizlerin belki paradan daha büyük etkileritoplum ve kuruluşların entelektüel sermayeleri, ahlaki değerlerde yozlaşma gibi gibi finansal tablolarda görülmeyen ya da yeterince yansıtılamayan bir çok alanlarda oluştuğunu söyleyebiliriz.

Kurumun büyüklüğü, sektördeki yeri, ekonomik gücü gibi unsurlar dahi kurumun krizle karşı karşıya kalmasını veya zarar görmesini engelleyememektedir. Kriz esnasında uygulanacak kriz iletişiminin önemini kavrayamayan kurumlar krizden çok büyük zararla çıkmaktadırlar.

Kriz iletişiminde uygulanabilecek başlıca strateji ve taktiklerin incelenmesi ve önceki vakaların sebep ve sonuçları değerlendirilmelidir.Hangi kurum olursa olsun kurum hafızası ve liyakata dayalı insan kaynağı krizle başa çıkabilmeleri için olmazsa olmazdır. Başa çıkmanın en kestirme yolu hazır olmaktır, hazırlık aşamasını tamamalamamış kurumlar yada yetkililerin krizin altından kalkması mümkün değildir.

Kriz Yönetim Planı Ve Kriz Yönetim Ekibi nitelikli ve liyalkat sahibi kişilerden oluşmamışsa, kurumun krizle mücadele etmesi oldukça güç olmaktadır. Kriz yönetimi konusuna önem veren, kriz henüz başına gelmeden bu konuyla ilgili çalışmalar yapan, olası kriz durumlarına göre strateji ve taktikler belirleyen kurumlar ise krizden en az zararla çıkanlar olmaktadır.Örneğin ülkemizde bazı bakanlıklar başarılı iken bazı bakanlıkların neden başarısız olduğu iyi analiz edilmelidir. Burada yine karşımıza eksik bırakılan devlet aklı, devlet geleneği ve liyakat sorunu çıkacaktır.

Kriz yönetim süreci üç aşamadan oluşmaktadır, birinci aşaması kriz öncesi dönem, ikinci aşaması kriz dönemi ve üçüncü aşaması kriz sonrası dönemdir. Kriz konusunda ünlü stratejist Coombs der ki, “ Kriz öncesi dönem tamamen krizi önleme ve krize hazırlanma sürecidir. Kriz dönemi, kurumun, yönetimin krizle karşı karşıya kaldığı ve krize cevap verdiği dönemdir. Kriz sonrası dönem ise kurumda kriz esnasında ortaya çıkan eksiklikleri sonrasında giderme, aksaklıkları düzeltme ve bir sonraki krizde daha hazırlıklı olmak için güçlenme dönemidir” Kurumlar ancak kriz yönetim sürecinin tüm aşamalarını uyguladıkları, her üç aşama için de çalıştıkları takdirde krizden en az zararla çıkabilmekte hatta krizleri fırsata çevirebilmektedirler.

Kriz kavramını kurumlar açısından analiz etmeden, tanımlamadan önce her krizin kendine özel iletişim stratejileri olmadan kriz mücadelesi mümkün değildir. Risk yönetimi kriz öncesi tedbir ve hazırlık aşamasıdır.Yapacağınız risk yönetimi başarılı ve eğitimli insan kaynağından oluşmuyorsa kriz kaçınılmazdır.Riski yönetemeyen kamu ve özel sektör yetkilileri krizi yönetmesi mümkün değildir.

Hearit Kurumsal Savunma Teorisinde, beş mesaj stratejisi üzerine kurmuş olup, bunlar;” inkâr, karşı saldırı, farklılaşma, özür ve yasal duruştur”. Sorunu inkâr etme, eylemdeki sorumluluğu inkâr etme veya eylemdeki niyeti inkâr etme olarak yapılabilen inkâr eyleminde, kurum masum gibi gözüksede bu mantıkla sorunların üstesinden gelemediği gözlenmektedir..Bu inkar ve görmezden gelme davranışınının sonuçları kurumlarda ancak uzun vadede çözülebilecek hasarlar bırakmaktadır.
Bir çok ülkede kamu erki kriz yönetim ve iletişim stratejilerini yeterince yönetemezse, sorunları azaltılıp çoğaltabileceği gibi, kriz iletişim stratejilerini etik ve gerçeğe dayalı olmadığında,toplumu yanıltıcı bilgiler krizi çok daha fazla derinleştirmektedir.

Ülkeler, devam eden ve olası krizler için gençliğe önem vermiştir. Gençliği milli kültür ile yetiştirip bilinçli ve uyanık olmalarına önem vermek gerekir. Milli eğitim ve kültür olmadan, milli çıkarlarınıza yönelik tehditleri algılamada ve önlemede mutlak sorun yaşarız.

Kriz yönetiminin temel aşamalarını; öncesinde bilgi toplayarak durum farkındalığı oluşturmak gerekir, buda ancak eğitimli ve donanımlı, milli hassasiyet olan insan kaynağı ile mümkündür.

Fahri Yağlı(Akademisyen/Avrupa Basın Federasyonu Üyesi)

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.