KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Erkegul ARYKKARAKIZI: ALLAH’A ARZU DUYAN ŞU KALBİMİ, YARADAN, TEK BİR KERE DİNLESE DİYE…»

Erkegul ARYKKARAKIZI: ALLAH’A ARZU DUYAN ŞU KALBİMİ, YARADAN, TEK BİR KERE DİNLESE DİYE…»

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 25 dk okuma süresi
61 0

Şair Galım Jaylıbay’ın “Suluvbay’ın Türküsü” kitabını okuduktan sonra …)

XIX. yüzyılın sonu ila XX yüzyıl, dünya Kazaklarının tarihinde çelişkilerle dolu karmaşık bir dönemdir.
O dönemde, Kazak Türkleri Stalin’in kolektivizasyon politikası nedeniyle açlıktan ölüyordu ve 1,5 milyon Kazak Türkü, eski vatanlarından kaçmak zorunda kaldılar. Aynı zamanda komşu Çin’deki yurttaşlarımız, ulusun kurtuluşu için mücadelelerle dolu zor bir dönemden geçiyorlardı.
Halkının özgürlüğü için sömürge imparatorluklarına karşı savaşan Ospan Batır İslamulı, Zuka Batır, şair ve kahraman Sulubay Sapıulı’nın vb. insanların Kazak şiirinde yer alması ve ulusal kurtuluş mücadelesini günümüz problemleri çerçevesinde incelemek, onun sosyo-politik önemini gündeme getirmek, bu makalenin önemini açıklamaktadır.
Şair Galım Jaylıbay, “Sulubaydın Ani”-“Suluvbay’ın Türküsü”[1], “Ör Altay men Tanirtaudın arası” – “Yüce Altay ile Tanri Dağlarının arası” adlı eserleriyle Çin’de yaşayan Kazakların zor yıllarını gündeme getiren yazarlardan biridir. Şairin kendisi bunun hakkında şunları söyledi: “Çin’deki Kazak sorunu … Sadece Kazaklar değil, azınlıklar da dahil. Son iki üç yıldır bize ulaşan çeşitli haberler içimizi sızlatıyor, kalbimizi ağlatıyor.
Bir yıllarda Tanrı Dağlarından Altay’a kadar yaşayan hemşehrilerimi ziyaret ettim. Diğer taraftaki kardeşlerimizle harika zaman geçirdim. O seferde Akıt Hacı’nın mezarını ziyaret edip Fatiha okudum ve Zuka’nın kafasını astığı Karakopir’i de gördüm…”

«Uludağ’ımın dağ hindisi iyi mi?
Yüce Altay’ımın kartalı iyiy mi
Haliniz nasıl.
Bu aralar
Ulu bozkırımın evladı iyi mi?»[1,3] satırlarıyla başlayan “Sulubaydın ani” destanı, “Kilt”, “Temirkazık”, “Sulubaydın ani”, “Eskirmegen eki anız”, “XX gasır. Şeruşi Kılan batırdın aktık küyü”, “Sulubay şokısı”, “XXI gasır. Uak Jarmuhamed jıraudın Jayırdı joktauı”, “Kaykaya şapkan Karager” adlı bölümlere ayrılmaktadır.

İrtiş’in öte tarafı beri tarafı,
Bu da şeceremin kaygılı sayfası.
Dertli yaşlarla dolduğu zaman gözlerin,
Önünde hakkı söylemenin geldi sırası.

İrtiş’in bu tarafı, öte tarafı,
Annenin zar zor duyulan sabah ağıdı.
Asil kim at yelesinde coşan
Yüzyılın koynunda kaldı hepsi… [1,162]

“… İrtiş’in diğer tarafında, diğer tarafında”… Bir ulusun kaderi birkaç ülkeye nasıl bölündü?
Büyük Altay dağlarında göç eden Kazak Türklerinin dört ülkeye ayrılmasının bir nedeni var. “Kazak Türkleri bir ulus haline geldiğinden bu yana geçen dört yüzyılda, anavatanından beş kez büyük bir göç ile ayrılmak zorunda kaldılar. Bu göçlerin ilki 1720-50 yıllar arasında gerçekleşmiş Cungar istilası sırasındaki “Aktaban şubırındı, alkaköl sulama” adlı dönemdi. İkincisi, bir taraftan Rusların, öbür taraftan Hokand Hanlığının baskı yaptığı ХІХ. yüzyılın başlangıcıydı. Bu zor zamanlarda Kazaklar, eski anavatanları olan Tanrı Dağlarının kuzey bölgesine kütle halinde taşınmak zorunda kaldılar. Çinlilerin başlangıçtaki iç direnişine rağmen zaman geçtikçe belirsiz bir nedenle cüret edip sınır bölgesine yakın topraklardan Kazaklara kendi topraklarından kışlak, güzlük (sonbaharı geçirme yerleri) ayırmaya başladılar. Ama fıtratından saf Kazaklar, Çin’in gizli politikasının derin sırrını anlamadılar. Jılıtau ve Pekin’de liderlerini kabul edip, onlara hediyeler vermeleri ve sınır dışı edilmedikleri için sevinip yaşamlarına devam ettiler. Gizli siyasetin sırrı biraz sonra, 1860’larda ortaya çıktı. 7 Temmuz 1864’te Rusya ile Çin arasında “Batı Kuzey Sınırının Denetlenmesine İlişkin Anlaşmanın İşaretleri” başlıklı bir “anlaşma” imzalandı. Anlaşmada aşağıdakiler vardı: Bundan böyle aynı sınır boyunca köylülerin oturdukları topraklar, bölündükleri ülkenin yetkisi altında olacak. Akılda tutulması gereken iki şey var. 1) Anlaşma taslağı hakkında Kazaklardan görüş soran olmadı, aksine anlaşma Kazak halkından çalındı. 2) Kazak arazisi satışa çıkarıldı. Rus İmparatorluğu, Altay’ın diğer tarafındaki geniş Kazak topraklarını Çin’e satarak, uzun yıllardır Çin ile anlaşmazlık içinde olan Ussuri, Çita ve Doğu Sibirya üzerindeki anlaşmazlıkları geçici olarak yatıştırdı. Milleti milletten, toprağı topraktan, kardeşi kardeşten zorla ayıran, milleti ticarete zorlayan bu vahşet, tarih karşısında asla haklı görülmemelidir. Kazakların gelecek nesilleri kadim dönemlerdeki ecdatları olan Hunların, Sakaların, Gök Türklerin, Kerey ve Nayman’ın, Kongrat ve Merkit’in yasını herhalde tutmayacak. Yine de Kazaklar millet haline gelip, kendi sınırlarını belirledikten 200 yılı aşkın bir süre sonra sınırın diğer tarafında kalmış anavatanını, akrabalarını günlerden bir gün mutlaka arayacaktır. Elbette Kazaklar milletin bu zalim kaderine her zaman karşı çıkmışlardır… Kazak göçünün üçüncü akımı, Rusya’nın emperyal politikasına karşı 1916’daki Kazak, Kırgız ulusal kurtuluş hareketiydi. Bu isyan, Birinci Dünya Savaşı’nın gizli politik çalışmalarına Kazak erkeklerinin katılımına karşı bir hareketti. … 1929-30 kıtlığı, birleştirme (kolhoz, sovhoz) dönemi, 1937-40 katliamı… Bu aşağılanmaya dayanamayan nüfusun bir kısmı, kayıp bir at yavrusu gibi çığlık atmaya ve arkasına baka baka anavatanını terk etmeye zorlandı …”[ 2, 86] diye yazmış tarihçi Z. Kinayatulı.
“Altay’ın diğer tarafı veya Sincan Kazakları” anlamı böyle ortaya çıktı.
Böylece “Atayurttaki yerli Kazaklar”, “Yurt dışındaki Kazak azınlıklar” tarihsel olaylar da ortaya çıktı.
…Tepesinde yüce Altay’ın bulutu kalın,
Uçamadan kanatlarımdan ayrılırım.
Tartışmadan düşmanımla çekişirsem
Kumaş gibi rengim gider, yırtılırım.

Dağ aşıp kaderini yaşayan sisler içindeki halki,
Zamanı gelir de boşanır mı acaba kösteği
İli’nin dalgaları yatıştığında
İhtiyar dağ Tarbağatay ah çeker. [1,162]

Kazakistan’ın bir parçası olan Altay Dağları’nın batı masifleri jeolojik olarak 4 alana ayrılmaktadır: Kendi (Madenli) Altay, Taulı (Dağlı) Altay, Ontüstük (Güney) Altay ve Kalba Altay. //Kazakstan ulttık entsiklopediya c. І. A-A. «Kazak Ansiklopedisinin» Genel Yayın Yönetmenliği. Almatı, 1998. S. 299. 720 s.//
Altay Dağları’nın genel yüksekliği deniz seviyesinden 450 ila 4653 metredir. En yüksek sıradağları, Moğolistan Halk Cumhuriyeti topraklarında bulunan Tabın-Bogdo-Ola, yani Bes Bogda’dır (4653 metre yüksekliğinde) [3].
Altay bölgesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin İli Kazak Özerk Bölgesi’nin idari bölgesidir. Batıda Kazakistan, kuzeybatıda Rusya ve kuzeydoğuda Moğolistan ile komşudur. Arazi alanı 117 bin km⅔, … Altay bölgesi eski zamanlarda Nayman, Kerey, Kanglı, Uysun vb. Türk kökenli kabilelere ev sahipliği yapmıştır. 8.-9. yüzyıllarda Yenisey Kırgızları, 12-13. yüzyıllarda Naymanlar, 14. yüzyılda Emir Timur, 16.-18. yüzyıllarda Batı Moğolları (Oyratlar) 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kereyler hüküm sürmüşlerdir. 1758’den beri Çin Mançurya İmparatorluğu’nun bu topraklardaki kontrolü ele geçirme girişimi, Çin ile Rusya arasındaki 1864 sınır anlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.
Altay Kazakları, Rusya Federasyonu Altay Cumhuriyeti’nin Kosagaş bölgesinde yaşayan bir Kazak diasporasıdır. Kazakistanlı kardeşler onlara “Kosagaş Kazakları”, Moğolistan Kazakları ise “Şüy Kazakları” diyorlar. Bu kelime, orta Altay Dağları’nın güney ve kuzey yamaçlarının adından gelmektedir. Aralarında Şüy ovasında Altay Kazakları yaşıyorlar. Kazaklar, esas olarak Stolıpin’in tarım reformları nedeniyle buraya geçtiler. Altay Kazakları, Kazakistan, Moğolistan ve Çin’den Şüy bozkırına geldiler. Doğu Kazakistan’dan Katon-Karagay ve Büyük Narın’dan ve Moğolistan’daki Kalutı ve Kızıl geçidi üzerinden geçmişler. Çinli Kazaklar da Moğolistan üzerinden geldiler.

Yüce Altay !
Tevfik ver kartalına,
Halkımın derdi takılırsa dumanına.
Göz yaşım Kanas gölü gibi berraklaşır
Kazakların sesi gelir kulağıma .

Yükü ağır hasretin ebedi batak,
Firtina dinmezse her gün boran.
Kiymetlisi azap görür, degerli halkın
Sesi zar zor gelir öte taraplardan. [1,162]

“… Şimdi Çin siyasetinin sopası yurttaşlarımı dövüyor. Alabagan’ın diğer tarafı huzursuz. Dünya toplumu da bu konuya tepki vermeye başladı…” diyor şair.
… 2017’den bu yana bize diğer taraftaki Kazak, Kırgız, Uygur ve diğer azınlıkların ejderha bayraklı ülkedeki yapay ırkın, milletin yok edilmesi için kurulmuş kamplardaki çektiği acılar hakkında düzenli bir bilgi akışı alıyoruz …
Görünen o ki, tek bir ülke, bir halk bu konuyu konuşmaya cesaret edemiyor.
Böyle zor bir dönemde milletin sıkıntılarını açıkça söyleyen, adaleti ve hakkı konuşan insanlardan biri de şairler ve yazarlar. Ancak insan zamanına göre değişiyor. Adaleti arama ve elif gibi dik durup gerçeği söyleme zamanı gelince bu kalem sahiplerinin, sanki hiç görmemişler gibi, bilmiyormuş gibi davrandıklarını da gördük.
Aslında bir yazar gerçek bir yazarsa, kalemini kirletmez. Gerçeği değiştirmez!
Şair Galım Jaylıbay’ın eserleri, böyle bir toplumda en önemli konuları ele alabilecekleri için değerlidir.
Tarihsel önemi olan güncel bir konuyu gündeme getiren eserlerinden biri, “Sulubaydın ani” destanıdır.
“Sulubaydın ani” şiirinin kendine özgü kaderi ve yeteneği var. Ulusal kurtuluş mücadelesinde en ön saflarda yer alan ve düşmanın elinde şehit olan şair ve kahraman Sulubay Sapıulı’nın akıbetinden ve şiiri hakkında bahsederek, o ülkedeki Kazakların şu anki durumuna atıfta bulunuyor.”

«Şaha kalkıp coşan Karager
Geri döner mi hey gidi yurt»[1,157]

Bugünün sorusu: “Geri döner mi hey gidi yurt?..”.

Sulubay; Sulubay Sapıulı (1907-1944), Abak Kerey kabilesi Taşbike boyundan, Nayman’dan Ospan batır ve Akbar batırlara eşlik eden kahramanlardan biri. Anavatanı Sarsümbe (Altay şehrinin)’nin Şirikşi köyü, Ospan batırın kahramanı, ordubaşı. Çin Kazakları arasında ünlü biri. Disambig gray.svg

Şairin şarkısının sonraki satırları ünlü Ospan batyr’a adanmıştır:

Bağlanmış bir karış beze ruhun ne durumda,
Ne yapayım çağlamayıp, coşmayıp.
Ospan’ı beyaz keçeyle han adayan,
Bulğun’un sahili, nasılsın?

“Ospan Batır (Ospan İslamulı) (Doğum tarihi: 1899, Koktokay, Altay İli, Çin Ölüm tarihi ve yeri: 29 Nisan 1951, Urumçi, Çin), yirminci yüzyılın ilk yarısında Doğu Türkistan’da bağımsızlık ve ulusal kurtuluş için savaşan ulusal kurtuluş hareketinin lideriydi. Altay Kazaklarından. O, Kuomintang ve Çin’in komünist hükümetiyle kanlı savaşlar veren ulusal bir kahramandır. ABD’li araştırmacılar onu “Yirminci Yüzyıl Kazaklarının Altın Efsanesi” olarak adlandırdılar. Milletinin kurtuluşu için şehit olan insan”. https://qazaqtimes.com/article/77064
Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele etmiş olan direnişçi lideri Osman Batur Çinliler ve Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi vermiş ve 1951 yılında Çinliler tarafından idam edilmiştir.

Alaştan daha yüce yapısı da adı da,
Atadan asil doğmuş aklı başından aşan.
…Rüyamda aslan gibi heybetle bakıp
Mezarından fırlayarak kalktı bahadır Ospan.

Kim görmüş tam böyle güçlü birini,
Er Ospan, bütün Kerey’in önde geleni.
Daha da ruhunu çağırır durur
Yelesine beyaz atın yapışmak için.

Gür orman gibi kalabalık halkım nerede?
Geri döner , nakaratsız ah şu türküm.
Duyar duymaz kemiklerim sızladı,
Vücutsuz o kafaların konuştuğunu,

Bu beşer bazen yaya,
bazen binekli . 164
Göz yaşı çok akmaktan kuruyup bitti.
… Eklenip Akıt Hacı vasiyetine
Vücutsuz deminki başlar söyleşip durdu:

“Evvela, ey sevgili, kardeş Kazak halkım, birlik içinde, müreffeh ve barışçıl bir ülke olun. Kabilelere, jüzlere ve bölgelere ayrılmayın! Kabilelere ayrılmanın sonu, hüsrandır. Bölgelere ayrılmanın sonucunda toprağı kaybedeceksiniz. Jüzlere ayrılanların geleceği yok… Kazaklar dışındaki halklarla barışçıl olun. Kazakların yeterince toprağı, hayvanı ve mülkü var. Yalnız, yeterince refah ve birlik olmayacağından endişe ediyorum. Birliğin olmadığı yerde yaşam yoktur. Birliği bozmayın!
İkinci olarak, komşu hakkı, Tanrı hakkıdır. Komşu ülkelerin hakkını yerine getirin. Onları küs etmeyin. Komşu küs olursa Tanrı affetmeyecek. “Yanında düşmanın, komşu ülkende davan olmasın” atasözünü hiç unutmayasınız… Kimsenin hakkını yemeyin. Dürüst çalışmayı eleştirmeyin. Her kim olsa bile dürüst bir şekilde çalıştırın ve onun alın teri kuruyana kadar hakkını ödemeye çalışın!
… Söyleyecek vasiyetim budur…”[1, 164]

Şairin aşağıdaki şiirleri Zuha Batır’a ithaf edilmiştir:

Evet, öyle vedalaşmıştım kıymetlimle,
Sancı tutup gittiğinde asır – deve.
Kartalın üzerindeki Karaköpir –
Kılan,
Böke,
Zuka’nın kafası asılan.

…Zuha batır, Zuha Sabitulı (1869 veya 1867, Doğu Kazakistan bölgesi, Zaysan ili, Kenderlik köyü – 1929), Çin’deki ulusal kurtuluş ayaklanmasının lideri. Kerey kabilesi, Abak boyunun İteli kolundandır.
Zuka batır Sabitulı, XIX. yüzyılın sonlarında ve XX. yüzyılın başlarında kendi toprağı ile yabancı halkın sömürgesi altında kalmış Kazakları çalkantılı zamanların çeşitli felaketlerinden koruyan, lidersiz, iktidarsız, savunmasız, silahsız kalmış halkını yağmalayan ve baskı yapan iktidarın zulmünden koruyup, gerek olduğu zaman karşı harekete çıkıp ömrünün sonuna kadar toplumsal eşitsizliklere karşı savaşan bir lider, bir kahramandı.
Tarihsel verilere göre 1920’lerin sonunda Altay bölgesindeki sosyal durum daha da kötüleşti. 1928 yazında, Wei Jing adında bir adam Altay’a savunma elçisi olarak geldi. Gelir gelmez Altay sorununu kanla çözmeye başladı. İnsanlar öldürüldü. Askeri güç kullandı ve ülkede vergilere zam yaparak halkı strese soktu. Zuha Sabitulı, Wei Jing’in kötülüğüne dayanamayıp karşı savaşanlardan biriydi.”

Sonunda batmış güneşin, gece varmış,
Derdimi hangi kudret dinlermiş?
…Mezarından kalkan Ospan’ı takip edip,
Bağırarak özgürlük isteyen kim varmış ?

XXI. yüzyıl. İnsan toplumunun yeni bir gelişme düzeyine yükselen, dünyayı parmağında oynatan “uygar” ülkeler jeopolitik, ekonomik, ticari vb. çok yönlü ülke refahı, sınır korunması, zengin yaşamın temeli olan temiz hava, saf su, gaz ve petrolden tutup, yeraltı ve yüzey maden kaynaklarına kadar olan nesneleri kullanıp daha sonraki bir aşamada inanılmaz teknokratik gelişme modellerine adım atmaya başladılar …
Bu, yeni yüzyılın ana temalarından biridir
Böyle bir “devler savaşı” çağında, onunla yan yana yükselen ve dünyadaki tüm insanlığın dikkatini çeken ikinci tema, Kazakistan’daki Ocak ayı trajedisi.
Ortak medeniyetin doruklarına ulaşmış günümüz gelişmiş toplumunda en önemli konu İnsan haklarının korunması, İnsan hayatının güvenliği olmalıdır. Bu sorun Avrupa, Amerika ve Japonya gibi akıllıca devletlerini kuran, ülkelerinin temellerini atan ve sert bir yasa oluşturan ülkelerde bu sorun eski zamalarda çözülmüştür.
XXI. yüzyıl, küreselleşme çağıdır. Sayı olarak az milletlerin, azgelişmiş ülkelerin gelecekte millet olabilme kabiliyetlerinin tarihsel bir dengesi, bu yol boyunca bir mücadele ve imtihan dönemi olarak anlaşılabilir… Zaman gösterdi ki, yukarıda anlattığımız, düşünebilen insanlar için bu, gayet açık bir şeydir. Dili ve zihniyeti ile millet haline gelen, binlerce yıllık tarihi olan halkların kadim zamanlarına baksak bile, bu “devasa milletler” yani günümüzdeki güçlü ülkelerin sayısı, savunma gücü azınlık milletleri yutma süreci ile artmıştır.
Halk sayısı az kabilelerin birleşmek, güçlerini artırmak, düşmanlarından korunmak, ülkelerini ve torunlarını kurtarmak için mücadele ettiği bilinmektedir.
Kazak Türklerinde “Altau ala bolsa, auızdagı ketedi, törteu tügel bolsa, töbedegi keledi” atasözü var. (Altı küs olursa birlik olmaz, dördü barış içinde yaşarsa Tanrının berekesi iner).
Aradan ne kadar yıl geçerse geçsin ve XXI. yüzyıla ulaşsak da, hayatın ebedi problemi, Toprak meselesi, vatanın özgürlüğü, ulusun özgürlüğü gibi meseleler hala geçerlidir. TOPRAK, DİL, RUH meseleleri önemini artırmaya devam edecektir.
Yeni yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan azınlıklara baskı yapma, bazen yapay olarak organize edilmiş soy, ırksal imha, ulusun asimilasyonu vb. girişimler, gelecekte insanoğlunu büyük değişmelerin yani küreselleşmenin, “devler çağının” beklediğini göstermektedir.
Şair Galım’ın eserlerinde anlatıldığı gibi Alabagan’ın diğer tarafında huzursuzluk yer aldı ve hemşehrilerimizin kaderi tehlikede! Yılan bayraklılar ülkesinde insanlığa yönelik bariz vahşet, jeopolitik ve ekonomik sorunlar, devletin bütünlüğüne yönelik ani tehdit vb. sorunlar son derece dikkatli olmayı gerektirir.
Bu açıdan bakıldığında şair Galım Jaylıbay’ın şiirlerinde diğer taraftaki Kazakların hali, milletin gücü ve kuvveti, birliği konuları günümüz Kazakları için o kadar önemlidir!
Akıt Hacı’nın vasiyeti vesilesiyle şair Galım halkını bir millet olarak gelişmeye, birleşmeye ve huzur içinde yaşamaya çağırır. Boylara, cüzlere ve bölgelere ayrılmadan diğer komşu ülkeler ve milletlerle uyum, barış ve saygı içinde yaşamanın önemini bir kez daha hatırlatır.
Kardeş Türkiye’de, herhangi Türk ülkeleri kardeş ülke diyorlar. Saha, Yakut ve Moğol gibi gayrimüslim ülkeleri bile aynı soydan kardeşlerimiz derler. Muhtemelen bu, ülke tarihinde hiç kimseye tabi olmayan, topraklarını genişleten ve ülkenin gücünü artıran güçlü bir devlet olmanın bir işaretidir.
Biz de azıcık Kazak ülkesiyiz. Emperyalistlerin göz tuttuğu bu kadar geniş bir coğrafyada oturuyoruz ama millet olarak – başka milletlere değinmesek bile – birbirimize kardeşlik gösteremiyoruz. Boylara, cüzlere, bölgelere ayrıldık. Son zamanlarda iktidar halktan, zenginler fukaradan uzaklaştı, hırsızlar, seçkinler, anavatanına geri dönenler, güneyliler vb. takma adları verdik. Böylece birbirimizi yadırgadık. Bunun neticesinde “Ocak isyanı”nı yaşadık. Bu hasret günlerde gençler büyüklere isyan etti, çocukları babalarına ve dedelerine karşı çıktı, halk askere karşı atlandı, silahlı kuvvetler kendi halkına kurşun sıktı. Her ne kadar gizlemeye çalışsak bile tek halk olarak yaşamaktansa birbirimizi dışlayıp ve aşağılamayı seven bir toplum olduğumuz bir gerçektir.
XXI. yüzyıl, bilgi akışı yüzyılıdır. Bu, yeni çağ, küreselleşme çağıdır. Dünyayı fetheden küreselleşme sürecinin sonunun birkaç yıl içinde “ulussuzlaştırma” tehdidine yol açmayacağını kim garanti edebilir?!
Bu açıdan modern yazarların eserlerinin üç ana direği olan İman, Ana Dili, Vatan, Ülke ve Toprak temasına özellikle dikkat ediyorum.
Şair Galım’ın şiiri, Büyük Bozkır şarkılarının bir döngüsü, bir tarihçesi olarak kabul edilebilir. En çok söylenen tema, ülke ve toprak, Kazak halkının kaderi hakkındadır…
Bilim adamı, araştırmacı M. Mırzahmetov: “Galım Jaylıbay’ın şiirleri, birbirine bağlı bütün bir dünyadır. Kazak halkının XIX.-XX. yüzyıllardaki tüm şeceresini ve tarihini bu eserlerde okuyabiliriz. Keşif ve yetenek açısından zenginler.” demiştir.
Özgün, doğuştan gelen yetenek, gerçek yetenek, her şeyden önce Insanlığa, şiire sadık olmalıdır. Şiirin hayatta hakikatten sapmaya ve yalan söylemeye hakkı yoktur!

Kullanılan literatür listesi:
1. Jaylıbay Galım “Suluvbay’ın Türküsü”: Şiir, destan. Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktaran B. Madi., N. Biray – Almatı: Er Janibek Uluslararası Vakfı, 2019. – 212 s
2. Kınayatulı Z. Ağlayan yılların günlüğü. – Almatı: Merey, 1995. – 298
3. Bayandin N. SSCB Coğrafya Derneği’nin tam üyesi / Eğitim ve Çalışma Dergisi, 12, 1985. s. 20-21
4. https://qazaqtimes.com/article/77064

Erkegul ARYKKARAKIZI
L. N. Gumilev adındakı Aurazya milli universiteti
«Oturar kutufhanesı» bilim araştırma merkezi
Kidemlı araştırmacı, fıloloji bilimler adayı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.