KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Erkan Avcı: Mosso ve Taliban

Erkan Avcı: Mosso ve Taliban

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 7 dk okuma süresi
33 0

Geçenlerde Afganistan’da kadın TV sunucularına yüzlerini de örtme zorunluluğu getirilmişti. Malum, ülkede Taliban zihniyeti hakim olduğu için böyle şeylerin olması bekleniyordu. Bu konuya Özbekistan tarafından ve bizde paralel olan bir pencere açmak isterim. Konuyla ilgili olarak yapılan haberlerin altında Özbekistan vatandaşlarının yaptıkları yorumlar, genellikle durumu onaylayan bir tutum arz ediyor.

Tabii burada bir çelişki de mevcut: Eğer Taliban zihniyetinde bir Müslüman iseniz o kadın oraya bırak peçeyi, burka ile bile çıkamaz. Zira bu zihniyete göre kadının sesi bile erkeğe haramdır. Yani milyonlarca erkeğin izlediği bir TV’de, kadın sunucu olamaz. Ama işte modern dünyanın ilkeleri 90’ların işkenceci, kadını hayvan yerine bile koymayan Taliban’ı, kendi ilkelerinden ödün vermeye zorlamış görünüyor. Hal böyle iken daha çok, daha çok şeriat isteyen Özbeklerin durumu onaylar tavrı, esasen “şimdilik” çelişki görünmektedir. Nedenini hemen açıklayalım:

Önceki kurucu lider İslam Kerimov, 25 yıllık yönetimi boyunca Özbekistan’da laikliği uygulamaya çalışmıştır. Bu yolda kendine idol olarak Atatürk’ü seçen Kerimov, bazen kantarın topuzunu kaçırarak inanç özgürlüğünü kısıtlamıştır. Elbette bunu yaparken elinde önemli bir argüman vardı: Radikal İslam! Şimdi demeyin İslam’ın radikali mi olur diye. Literatürdeki adı böyle, kullandım anlaşılır olsun diye.

Özbekistan’da bu radikal İslam’ın öncüsü Taliban destekli Özbekistan İslami Hareketi (ÖİH)’tir. Kerimov, yıllarca bu örgütle savaşmış ve en sonunda liderlerini yok ederek ülkeyi bu teröristlerden temizlemiştir. Hatta bizdeki 28 Şubat’ın kanlı hali gibi olan Andijan Olaylarında binlerce kişiyi de öldürme yoluna gitmiştir. İşte bunu yaparken de özgürlük-güvenlik dengesini sağlayamadığı için, Özbekistan’daki ÖİH zihniyetindeki kişiler Kerimov’u “Gavur Padişah” şeklinde sembolize ederler. Tabii ki Kerimov’un yaptıkları, tamamıyla meşru kılınamaz ama terörizmle mücadele ettiği de yadsınamaz. Bunu yaparken şahin politikalar izlemesi de ona karşı propagandayı güçlendirmiştir.

Nitekim Kerimov karşıtlığı, Eylül 2016’da o öldükten sonra yerine gelen Mirziyayev döneminde yükselişe geçmiştir. Ama bu karşıtlık, doğrudan Kerimov ile başlamamıştır. Onun kurduğu sisteminn kuralları değiştirilerek başlamış ve bugün İslamcıların güçlenmeye başladığı döneme kadar gelmiştir. Tabii ki inanç özgürlüğü bağlamında bazı kuralların değişmesi de gerekiyordu. Ama bu kuralların değişimi, beraberinde İslamcı grupların da güçlenmesine sebep oluyordu. Şimdilerde grupların doğrudan ortaya atıldığı bir durum yok ama onlar da bizim 90’larda yaptığımız gibi başörtüsü, sakal, sarık, cübbe vs. tartışmalarını yapıyor.

İşte meselenin bize yansıyan yanı da burada başlıyor. Melek Mosso’nun konserinin iptali, ülkemizin de benzerini yaşadığı sürecin bir yansımasıdır. Belki bu süreç Afganistan, Türkiye ve Özbekistan’da farklı düzeylerde gelişiyor olabilir ama nihayetinde üç ülkede de aynı zihniyetin yükselişine şahit oluyoruz.

Mosso’nun konser iptali, yeni bir olay değildir. Bu süreç, yıllardan beri süregelen üniversite bahar şenliklerinin iptal zincirinin bir halkasıdır. Önce şehitler var deyip bahane ürettiler, yıllarca bundan nemalandılar, şimdi ise şenlik görmeyen öğrencilere hiçbir gerekçe sunmadan şenlik yapmamaya başladılar. Bu süreç devam etti ve konserlere kadar sirayet etti. Şimdilerde ise mevzu, ayan beyan şekilde Anadolu Gençlik Derneği adındaki bir tarikat grubunun talebiyle konser iptaline kadar geldi. Daha önce de Van’daki Gezginfest bu tarz bir taleple iptal ettirilmişti.

Bakın ben Elhamdülillah Müslüman biriyim. Elbette ki ameli ve itikadi olarak yaptıklarımı burada anlatmayacağım ama ben asla yasakçı bir Müslüman değilim. İnancımı yaşamama engel olmadığı müddetçe de kimsenin yapıp ettiğine karışmam. Yok efendim kızlı-erkekli yaşıyorlarmış, yok işte şenliklerde alkol alıyorlarmış, yok işte “çocuklarımızın ahlakını” bozuyorlarmış bilmem ne herze…

Bakın, beni de Müslüman bir anne-baba yetiştirdi. Envai çeşit ortamda bulundum. Karma yurtlarda kaldım, zinaya yaklaşmadım; barmenlik yaptım, ömrümde bir damla alkol almadım; zaten ömür boyu çevrem sigara içenlerle doluydu; bir dal sigara dahi içmedim; kavga, dövüş vs. hep uzak durdum; mümkün mertebe ibadetlerimi aksatmadım. Ama kimseye de karışmadım.

Demek ki neymiş? Sen çocuğunu düzgün yetiştirirsen, o çocuk hayatı boyunca en günah ortamlarda bile bulunsa, yine de harama el uzatmazmış. “Çocuklarımızın ahlakı bozuluyor.” diye çırpınanlar, aslında özgüveni de çocuğuna güveni de olmayan insanlardır. Demek ki sen daha kendi verdiğin terbiyeden emin değilsin ve çocuğuna güvenmiyorsun ki başkalarının yaşam tarzını yasaklamaya çalışıyorsun. Olur mu böyle şey? Zırhını giymeden savaşa çıkılır mı? Çelik yeleği olmadan bir polis memuru, çatışmaya girer mi? Girerse işte Fatih’te yaşanan silahlı çatışmadaki polis gibi vurulur. Hele ki sağlam bir eğitimi yoksa, belinden silahı alınan o polis gibi şaşıp kalır, ne yapacağını bilemez.

Kıssadan hisse dostlar, ister dindar olun isterseniz free takılın; kimseye karışmayın da ne yaparsanız yapın. Yoksa siz başkalarını kaşırsanız, yarın gelir birileri de güç kazandığında sizi kaşır. Bu süreç de böyle devam eder gider…

Erkan Avcı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.