KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Erkan Avcı: GÜVENLİK ALGISI VE SINIR ÖTESİ OPERASYON TEZKERESİ

Erkan Avcı: GÜVENLİK ALGISI VE SINIR ÖTESİ OPERASYON TEZKERESİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
329 0

Devletlerin tehdit algılamalarının kendine göre bir çapı vardır. Kimininki sadece sınırları ölçüsündedir, kiminin ki komşularını kapsar kiminin de tüm dünya çapında tehdit algılaması vardır.

Şimdi biz ABD’ye işgalci güç diyoruz ama onların gözünde ABD’nin güvenliğinin sınırları tüm dünya sathında olduğu için tüm ülkelere ayar vermeye çalışıyor. Mesela Rusya’nın tehdit algılaması da Sovyet ardılı ülkeler ve Orta Doğu gibi bölgelerdir. Hani Orta Asya, Rusya’nın bahçesi denir ya, mevzu o işte. Orta Asya’ya giren bir güç, doğrudan Rusya’yı hedef alıyor şeklinde bir algılaması vardır Rusya’nın.

Türkiye’nin de tehdit algılamaları, güvenliği, sınırlarının ötesine taşmış durumdadır. Türkiye’nin güvenliğinin sınırları Irak ve Suriye’den başlar, Kıbrıs ve Yunanistan’a dek uzanır. Bu hattın ötesi de nüfuz alanımız dahilindedir. Yani normal şartlarda ordumuz, sınırlarımızı korumak için vardır evet ama eğer Libya, Mısır, Kıbrıs, Suriye, Irak üzerinden bize tehdit oluşturuluyorsa, sadece sınır korumak ile güvenliğimiz sağlanamaz. Eğer bu saydığım devletler normal bir devlet olsaydı, belki masaya oturup işbirliği yaparak bir şekilde güvenlik sağlanabilirdi. Ama bunlar daha uluslaşma sürecini tamamlamamış, devlet geleneği bulunmayan, hala sömürge düzeninin devam ettiği, Kıbrıs gibi sorunu olan devletçiklerdir. Bunların üzerinden başka güçler, her türlü politika üretebilmektedir.

Kısaca dostlar, her ne kadar mevcut iktidarı sevmesem de dış politikanın realitesini gözden kaçıramam. Tezkereye hayır demek, ülke savunmasını sadece sınır hattına sıkıştırmaktır. O zaman da operasyonunu Türkiye’de yapıp Irak ve Suriye’ye kaçan teröristlere göz yummaktır. Burada insan hakları ile ilgili bir durum yok. Türkiye’ye eylem hazırlığında olan teröristlere karşı saldırı var. “En iyi savunma, saldırıdır.” şiyarıyla da sınır ötesi operasyon yapmak mecburiyetinde kalıyoruz. Eğer Irak ve Suriye, adamakıllı devletler olsalardı, bu teröristleri bünyesinde barındırmaz, bizi de kendi ülkelerinin içinde operasyon yapmaya mecbur etmezlerdi. Ama bu ülkelerin iç savaş yaşamadıkları zamanı da biliyoruz. PKK’lı teröristleri Bekaa Vadisi’nde yetiştirip üzerimize salan Suriye değil miydi? Saddam, Kürtlere karşı zalim politikalarını Türkiye’ye yönlendirecek şekilde yürütmedi mi? İran’ı da katabiliriz işin içine… O da yıllarca bize karşı PKK’yı kullanmadı mı? Güya onun da büyük bir devlet geleneği var. Ama o bile terörizmi bize karşı bir dış politika enstrümanı olarak kullanıyorsa bizim sınırlarımıza çekilmemiz düşünülemez.

Bizim amacımız Rusya gibi toprak elde etmek değildir, olmamalıdır da. Amacımız, topraklarımız dahilinde bombaların patlamadığı, sınırımızdan teröristlerin girip askerlerimizi şehit etmediği, tehditlerin ülkemizin yakınına dahi gelmediği bir politika üretmektir. Yoksa İstanbul bile yüzyıllarca fetihlere kale savunması yaptı yaptı ama eninde sonunda düştü. Yani sınır savunmasının da ömrü bir yere kadardır. Sınıra ne kadar önlem alırsanız alın, muhakkak kaçakla olacaktır. 1 tane kaçağın olması bile yüzlerce insanın hayatına mal olacak bir terörist eylem demektir. O yüzden yılanı, deliğinden çıkmadan başını ezmek gerekir.

Bu düşüncelerimi milliyetçi saiklerle dile getirmiyorum. Uluslararası İlişkilerdeki realpolitik kavramından hareketle bir analiz ortaya koyuyorum. Gerçeği görmek gerekir. Kör ideoloji gözlüğüyle bakılamaz her olaya…
Erkan Avcı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir