KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Erdem EREN: Avrasya’daki Güç Mücadelesi Perspektifinde Balkanlardaki İşbirliğinin Önemi

Erdem EREN: Avrasya’daki Güç Mücadelesi Perspektifinde Balkanlardaki İşbirliğinin Önemi

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 3 dk okuma süresi
97 0

Avrupa ile Asya’nın birleşimini ifade eden Avrasya terimi her ne kadar coğrafi bir alanı ifade etse de devletlerin dış politikadaki bölgesel amaçlarıyla birlikte büyük bir stratejiye dönüşmektedir. Türkiye’de Avrasya denilince ilk akla gelen Türk Cumhuriyetlerini içine alan Türkistan bölgesidir. Ancak Balkanları da kapsayan bir dış politika yaklaşımı vardır ki o da Rusya Federasyonu’nun “Yakın Çevre Doktrini” olarak da kabul edilen Avrasyacı yaklaşımıdır. Başta Ukrayna ve Kırım meselesi olmak üzere Kazakistan, Bosna-Hersek ve Kosova’da yaşanan krizleri Rusya’nın Avrasya politikaları kapsamında bütüncül olarak okumak gerekmektedir.

Rusya, SSCB dağıldığından beri sınır hattında ve de özellikle Balkanlar ve Türkistan’da etkinliğini askeri, enerji, ekonomik ve kimlik politikalarıyla arttırmayı hedef belirlemiştir. Bu bölgelerde ABD, AB ve NATO’nun faaliyetlerini kendisine tehdit ve çevreleme politikası olarak kabul etmiştir. Daha önce Çin ile Şanghay İşbirliği Örgütü çatısı altında işbirliği kurmuş Kazakistan’daki ABD üslerini kapattırmış, Ukrayna’nın toprağı olan Kırım’ı ise ilhak etmiştir. Balkanlarda Sırbistan ile Kosova arasındaki krizin dönem dönem tırmandırılması ile Bosna-Hersek’teki Sırp Cumhuriyetinin bağımsızlık sloganlarını bu gelişmelerden farklı görmemek gerekmektedir.

Rusya Balkanlarda ABD, AB ve NATO’nun giderek güç kazanmasını istememekte, Batı Balkanların bu örgütlerle olan entegrasyon sürecinin gecikmesini fırsat olarak görüp krizi derinleştirmeye çalışmaktadır. Böylelikle Rusya Avrasya’daki yaşam ve etki alanını genişletmektedir. Kazakistan’daki krizin Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü çerçevesinde çözümü Balkanlar için yeni bir tartışma penceresinin açılmasını sağlayabilir.

“Açık Balkan Girişimi” de Balkan ülkelerinin dar bir çerçevede bile olsa bir devletler arası platformda işbirliği kurabildiklerini göstermektedir. Kazakistan örneğinden yola çıkılırsa Balkanlardaki yeni krizlerin çözümü her şeyden önce bir “Balkan İşbirliği Örgütü” çatısı altında sağlanabilir. Bölgedeki tüm ülkeleri bir araya getirecek bir Örgüt, sorunların ve krizlerin dış aktörler olmadan istişare edilip çözülmesini sağlayacaktır. “Neo-Balkan Paktı” olarak da ifade edilebilecek bu Örgütün öncülüğünü yapmakta Balkanlarda her zaman barış, refah ve istikrarı savunan ve bölgenin hem tarihsel hem de coğrafi olarak bir üyesi olan Türkiye’nin hakkıdır.

Erdem EREN

Doktorant Rumeli Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi İstanbul Rumeli Üniversitesi

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.