Erdoğan’dan Putin’e: Bazılarını kıskandırmaya devam edelim

Serdar Bozdoğan: *BAȘARILI BİR ÜLKEDE SAVUNMA VE GÜVENLİK POLİTİKALARI ŞİRKETLER TARAFINDAN DEĞİL DEVLET TARAFINDAN YÜRÜTÜLÜR. ABD’İN DÜŞTÜĞÜ HATAYA BİZ DÜŞMEYELİM*

Хакеры ЦРУ маскируются под русских

Asya’da İttifak Oyunları

Emir Tahiri: İran… Yanılsama ve gerçeklik arasında

İran 10 Nisan 2021
39
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

Kuklaları hareket ettirmekten sorumlu adam ipleri test etmeye, bükmeye ve parmaklarını uzatmaya devam ederken, tozlu dosyaların arasından eski metin tekrar gün yüzüne çıktı. Süslemeler parlak ve ışıltılı görünüyordu. Ancak yine de eksik olan bir şey vardı: Daha önce yüzlerce kez izleyenlerin gözünde gösteriye cezbedici bir hava katacak yeni kuklalar.

Olayı anladınız mı? Burada önümüzdeki haziran ayında İran İslam Cumhuriyeti’nde yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bahsediyorum. Ancak bu noktaya kadar pek ilgi çekmeyi başaramadı. Önceki kukla gösterilerine ilgi seçim gününden iki yıl önce başlıyordu ve rejim içindeki rakip gruplar, arzu edilen ödülü elde etmek ya da en azından somut bir etki bırakmak için harekete geçmeye çalışıyorlardı. En az iki seferde, bu saçmalık kâh hoş bir sürpriz getiren kâh beklenmedik başka bir korkunç sonuca yol açtı. Üçüncü seferde ise bu saçmalık, Humeyni rejimini çöküşün eşiğine sürükleyen ülke çapında bir hareketin fitilini ateşledi.

Bu seçim simülasyonunu uzun zamandır insan zekâsına yapılmış bir hakaret olarak görenlere gelince; en az iki sebepten dolayı bu simülasyonla ilgilenmeye devam ettiler.

İlki; Humeyni karargahı içindeki güç dengesinin küçük bir taslağının sunulmuş olması. İkincisi de seçimlerin rejimin çok sayıda seçmeni oy vermeye ikna etme kabiliyetinin net işaretlerini içinde barındırması.

Ben buna, karar verme konusunda aceleci davranan bazı gözlemciler tarafından çoğu zaman karşı çıkılan üçüncü bir sebebi daha eklemek istiyorum: Ne kadar küçük olursa olsun, ülkenin trajik gidişatının bir nebze de olsa düzeltilme ihtimali.

Ancak bu sebeplerden hiçbiri bu sefer bahsedilecek kadar önemli görünmüyor.

Güç dengesinin, kırk yıllık devrim tecrübesini ve kendisini İran’ın dini lideri ilan eden Ayetullah Hamaney’in kutsallaştırılmasına varan yüceltme konusunda “Şiilik” ve “komünizm” ile ilgili hatalı düşüncelerin ideolojik karışımını kesip atanların lehine şiddetle kaydığı aşikâr.

Dolayısıyla rejimin en önde gelen mollalarından biri olan Ayetullah Hatemi’nin önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan seçimlerde İran’ın dini lideri ve bir bütün olarak rejim için oylama yapılacağı konusunda ısrar etmesi tesadüf değil.

Bugün, Cevad Zarif’in kendisini İslam Cumhuriyeti ya da İslam motiflerini eklemeden İran Dışişleri Bakanı olarak tanıtabildiği ve Dış İlişkiler Konseyi’nin üst düzey üyelerini İran’da iktidar için son rakibi ile yarışan ABD yanlısı “ılımlı” grup hakkında anlattığı hikayeler ile eğlendirdiği günler geride kaldı.

Seçimlere katılan seçmen sayısına gelince; artık rejimin “tarihi bir olaya” zemin hazırladığını biliyoruz. Zira Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Hüseyin Selami, İran’ın dini liderinin seçmenler tarafından “tarihi bir katılım” sağlanması için talimat verdiğini duyurdu. DMO’nun gücü bunu gerçekleştirmeye katkıda bulunacak.

Görünen o ki, İran’ın dini lideri gittikçe güçlendiğini iddia ettiği bir devrim için belirlediği yolda en ufak bir sapma yaşanmasına göz yummayacak.

Diğer taraftan İslam’ın Kissinger’ı lakaplı Dr. Hasan Abbasi “Şu an biz daha güçlüyüz ve ABD ise daha zayıf. Zira güneşi yükselen güç biz iken ABD, güneşi sönmek üzere olan bir güç haline geldi” dedi!

Geçtiğimiz yıl Hamaney’in DMO’nun genç generallerden birinin cumhurbaşkanlığını devralmasına izin vererek kendisi hariç sarıklıları arka plana ittiği hakkında bazı spekülasyonlar ortaya çıkmıştı. Ancak şaşırtıcı olan şey, DMO’nun önde gelen liderlerinden hiçbirinin bu rolü üstlenmek için öne çıkmamış olmasıydı.

Diğer taraftan eski bir savunma bakanı, pek çok kişi kendisini fark etmeden yarış pistine girdi. Devrimci yeterliliğini dayandırdığı temel argüman, 41 yıl önce ABD’li diplomatları rehin alan “öğrencilerden” biri olması. Yarış pistine, hiçbir yere götürmeyen demiryolları ve açılışı yapılmadan önce yıkılan köprüler inşa etmesi ile bilinen genç bir tuğgeneral katıldı.

DMO’dan üçüncü bir yetkili yarış pistine atladı. Daha önce devlete ait İran Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (IRIB) başkanlığını devralmış ve görevi sırasında belki de türünün ilk örneği sayılabilecek bir rekor kırmıştı: Kendisinin liderliğinde devlete ait ağlar, izleyicilerinin yüzde 70’ini kaybetmişti. Rejim savunucuları bu durumun saçma olduğuna dair öne sürülen kanıtları kabul etmekte zorlanıyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerin daha ciddi adaylara gebe olması umuduyla ellerini semaya açmış durumdalar. İran Meclis (yapay meclis) Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bu bağlamda adı geçen isimlerden biri. Kalibaf’ın yıldızı Hamaney’in kendisini “gizli bir mektubu” Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e iletmek için seçmesiyle parlamıştı. Ancak Putin kendisi ile görüşmeyi reddedip Kremlin’in kapısında sırtını döndüğünde yıldızı sönükleşti (sonunda mektubu Rusya Federasyonu Devlet Duması Başkanı’na teslim etmişti).

Tahmin edilen diğer bir aday ise eski Meclis Başkanı Ali Laricani. Laricani’nin yıldızı Hamaney’in, Çin ve İran arasında “bir stratejik ortaklık” inşa etmek üzere Pekin ile yapılacak müzakerelerin başkanlığını kendisine vermesinin ardından parladı. Daha sonra anlaşmanın bir temenniden başka bir şeye dayanmadığı ortaya çıktı. Bu durum, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi bir komedi gösterisi çerçevesinde, fazlalık bir unsur olarak gösterdi. Ancak aynı zamanda Laricani’nin cumhurbaşkanlığını devralma hırslarını da körükledi.

Bu gösteriye kim katılırsa katılsın, Humeyni karargahının İran’ın her geçen gün daha da kötüleşen sorunları için bir çözümü olmadığı aşikar. Bunun yanı sıra karargahın içinde -en azından- rejimi destekleyen ana üssü harekete geçirebilecek karizmatik bir isim yok.

Bununla birlikte önümüzdeki seçimler başka bir sebepten dolayı önemini koruyabilir. Zira bu seçimler, Humeyni rejiminin gidişatını değiştirebileceği ve küresel ana akıma yeniden katılmak için kendisine sunulan fırsatı kullanabileceği yanılsamasını ortadan kaldırabilir. Bu, İran’ın komşuları da dahil olmak üzere dış dünyaya, İran’ın kusurlarını tolere etme veya Tahran’da rejimin değişmesi için sıkı bir şekilde çalışma sorununu bırakacak. Bu bağlamda, 40 yıldır “Tahran’daki tutumu değiştirme” çabalarının gözden geçirilmesi gerekecek.

Buna ek olarak yanılsamaların ortadan kaldırılması, rejimi destekleyen tabanın bu kesimleri de dahil olmak üzere İranlıları, şu anki durumun en iyi seçenek olup olmadığına karar verme zamanının geldiğine ikna edebilir.

Diğer taraftan Zarif üstü kapalı bir şekilde, yeryüzündeki diğer tüm insanlardan “farklı şekilde yaşamayı seçtiklerini” idrak etmesinin 40 yıl sürdüğüne işaret etti. Ancak önde gelen bir devlet adamı ve “ılımlı” grubun bir üyesi olan Behzad Nabavi, “farklı yaşamaya” Zarif’ten daha açık bir şekilde bakıyor. Nabavi bunun hakkında “Fakir yaşamayı tercih ediyorum ancak kendimle gurur duyuyorum. Özgürlük ve bağımsızlık arasında seçim yapılacaksa, her zaman ikincisini seçeceğim” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Hamaney, İran’ı diğer ülkeler gibi “normal bir ülke” olmaya zorlamak için bir “komplo” yapıldığına işaret ederek bunun olmasına asla izin vermeyeceğini söyledi.

Bugün İran bu gösteriye son verme yolunda ilerliyor olabilir. Zira Noam Chomsky’nin de söylediği gibi; Humeyni rejimi İskandinav sosyal demokrasi modelinin Ortadoğu versiyonu değil, yalnızca Ortaçağ’da hüküm sürenler gibi bir dikta rejimdir. Ancak Marksizmin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan sahte modern bir çizgidir.

En nihayetinde, ne kadar acı olursa olsun gerçeği yanılsama ile değiştirmek iyi bir haber olabilir.

Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar
şarkulavsat

Yorumlar