KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Emir Tahiri: İran petrolünü mü devrimini mi ihraç edecek?

Emir Tahiri: İran petrolünü mü devrimini mi ihraç edecek?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
60 0

“İmam Humeyni’nin İslam devriminin en büyük başarısı!”

Devrim Rehberi Ayetullah Ali Hamaney’in görüşlerini yansıttığına inanılan Keyhan Gazetesi, İran liderliğindeki “Direniş Cephesi’ni” böyle nitelendirdi.

Gazetenin başyazısında, bu tartışmalı konunun neden şu anda ele alındığı söylenmiyor. Bunun muhtemel sebeplerinden biri, İran’a son on yılda milyarlarca dolara mal olan politikayı gözden geçirme ihtiyacı hakkında kulislerde yapılan tartışma olabilir.

Eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin hükümeti, ülke ciddi bir likidite sorunuyla karşı karşıyayken, Mart 2022’de başlayacak bir sonraki yıl için “Direniş’in” bütçesini yaklaşık yüzde 10 oranında azaltmayı önerdi. Bu önerinin, Direniş Cephesi’nin üyeleri üzerinde, -yani Şam’da Esed rejimi, Yemen’de Husiler, Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Haşdi Şabi ve oradaki diğer Şii milisler ile Afgan Fatimiyyun Tugayı- olumsuz etkileri oldu. Keyhan Gazetesi’ne göre öneri, bu grupların hepsinin baskı altında olduğu bir dönemde geldi.

Gazetenin başyazısında, Tahran’ın bölgesel ‘müttefiklerine’ nakit akışını azaltmanın muhalifler için bir zaferle sonuçlandığına işaret ediliyor. Ayrıca gazete, Direniş Cephesi kurulmasının ve bunun devamlılığının İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı en iyi yatırım olduğunu söylüyor.

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümeti, Tümgeneral İsmail Kaani liderliğindeki Kudüs Gücü’nün üstlendiği direniş fonunda herhangi bir kesintiyi önlemek için bütçeyi yeniden düzenledi. Burada da nihai karar vericinin diğer birçok durumda olduğu gibi “Devrim Rehberi” olduğuna şüphe yok. Kendisi, rejiminin ayakta kalmasının Kasım Süleymani tarafından kurulan ağın hayatta kalmasına bağlı olduğuna inanıyor. Gazetenin başyazısında Hamaney’in şu sözleri aktarıldı: “Kudüs Gücü askeri, güvenlik, istihbarat, diplomatik, ekonomik veya kamu hizmeti güçlerinden biri değil, bunların hepsidir”.

Başka bir ifadeyle Kudüs Gücü, “Direniş Cephesi” ülkeleri, yani Irak, Lübnan, Suriye, Yemen ve tabii ki İran’ın kendisi için bir “harici” hükümet mesabesindedir. Gazete, İran liderliğindeki ilgili ülkelerin yönetimini denetlemek için bir kurum kurmak gibi eski bir fikri tekrar gündeme getirdi. Olası modeller olarak Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya işaret ediliyor. Süleymani, bu ruhla, rejim karşıtı devrimlerle sonuçlanabilecek büyük sel krizi sırasında Iraklı milisleri İran’ın Huzistan eyaletine yerleştirdi. Ayrıca Kudüs Gücü, gerektiğinde rejimi devrimlerden korumak için olası bir iç konuşlandırma durumunda kullanmak adına sayısı bilinmeyen bir grup Lübnan Hizbullahı savaşçısına Farsça konuşma eğitimi veriyor.

Araştırmacı Rıza Muhammedi, Hamaney’in Hizbullah’ı, Devrim Muhafızları ve Besic terk etse bile kendisi için öldürmeye ve ölmeye hazır imparatorluk muhafızı olarak gördüğünü belirtiyor. Bu, araştırmacı açısından abartı olarak görülebilir. Fakat Keyhan’ın başyazısı, Direniş Cephesi olmaksızın İran’ın -ve elbette Irak, Suriye, Lübnan veya Yemen’in- da olmayacağını söylüyor. İslam devrimini korumak için adı geçen dört Arap ülkesinin kontrol altında tutulması gereklidir. Ayrıca gazete, kimsenin ‘bu cepheyi terk etmediğini veya karşı tarafa katılmadığını’ söyleyerek övünüyor. Fakat karşı tarafın kim ve ne olduğunu belirtmiyor. Fakat “Büyük Şeytan Amerika”, “Küçük Şeytan İsrail” ve diğer açık hedefler gibi ihtimaller var.

Ayrıca başyazı Ayetullah Humeyni’nin çok daha büyük emellerinden bahsediyor: “Mustazaflar için uluslararası bir partinin kurulması ve tüm insanlığa Doğu ile Batı blokları arasında üçüncü bir yolun sunulması.”

İslam Cumhuriyeti bu temelde, çoğu solcu olmak üzere tüm kıtalarda gayrimüslim gruplarla ittifaklar yaptı. Aynı şekilde Tahran, Venezuela, Nikaragua ve -yakın zamana kadar- Zimbabve rejimlerine para ve silah pompalıyordu. Ayrıca Avrupa ve Kuzey Amerika’daki savaş karşıtı gruplarla da ittifak kurdu ve Ortadoğu’da birçok gayrimüslim siyasiyi ve ünlüyü finanse etti. Hamas ve İslami Cihad gibi Şii olmayan Filistinli örgütler, on yıllardır “direniş cephesinin” maaş bordrosunda yer almaktadır.

İran şu ana kadarki en kötü ekonomik krizle karşı karşıyayken bazıları, devrimi ihraç bütçesinde azaltmaya gidilebileceğini düşünebilir. Ancak artık biliyoruz ki Devrim Rehberi, Beşşar Esed’i, Hasan Nasrallah’ı ve daha onlarcasını şişmanlatmaya devam amacıyla için İran halkının elinden ekmeği almaya hazırdır.

İranlı müzakereciler bu ayın başlarında, 5+1 grubuyla Viyana’da gerçekleştirdikleri görüşmede Tahran’ın fon ihtiyacını yansıtan 35 sayfalık bir teklifte bulundurlar. Bu, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif tarafından yaklaşık 3 yıl önce Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile yaptığı görüşmede önerilen formüle dayanıyor. Zarif, İran’ın askeri ve güvenlik personelinin maaşlarının ödenmesi, direniş cephesinin kararlılığının korunması ve devrim ihracatının devam etmesi için yılda en az 60 milyar dolara ihtiyaç olduğunu belirlemişti. Hamaney, formülü “New York Gençliği’nin” Direniş Cephesi’ni zayıflatmak adına kullandığı bir taktik olarak gördüğü için reddetmişti. Fakat şu anda Viyana görüşmelerinde temel politika olarak benimsendi.

Hamaney 5+1 grubundan, dondurulmuş İran varlıklarından bir Alman bankasına ayda 3 milyar dolar, bir Fransız bankasına ayda 1 milyar dolar yatırılmasını ve İran’ın petrol ihracatını günde 2,5 milyon varile çıkarmasına izin verilmesini talep ediyor. Ham petrolün fiyatına bağlı olarak tüm bunlar, Hamaney’e ‘Zarif-Le Drian formülünün’ hayal ettiğinden daha yüksek, yaklaşık 80 milyar dolarlık ek bir gelir sağlayabilir. Hamaney’in bu formülünün sunduğu en büyük taviz ise bahsedilen düzenlemenin iki taraf arasında üzerinde anlaşılan bir süreye tabi kılmaktır. Böylece 5+1 grubu, belirlenen sürenin ardından nakit musluğunu kapatma gücüne sahip olacaktır.

Hamaney, gerektiğinde yenilginin ve geri çekilmenin üstünü örtmek için ‘kahramanca esneklik’ ifadesini sık sık kullandı. Böylece rejim, onlarca yıldır uçurumun eşiğinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bunun için açıklaması da çok basit: “Petrol ihraç edemiyorsanız da devrimi ihraç etmeye devam ettiğinizden emin olun.” Humeyni rejimi, petrol ihraç etmeksizin ayakta kalabilir ama devrimsiz devam edemez. Bu nedenle 5+1 grubu, İran’la ‘ne kadar petrol ihraç edebileceği veya uranyumu ne kadar sınırlayabileceği’ konusunda bir anlaşmaya varmaya çalışırken bilerek veya bilmeyerek tamamen yanlış bir yol izliyor.
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar şarkulavsat

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.