ABD’de ilk Müslüman kadın yargıcın şüpheli ölümü?

Katolikler Ortodoks Kilisesini böldü!

Մոսկվան ընդամենը մատ է թափ տալիս

Putin katkılı yeni çözüm sürecinde Türkiye’nin yol haritası ne olmalı?

Emir Tahiri: İmparatorluk hayallerinin çarpışması

Gündem 21 Kasım 2020
103

Güney Kafkasya bölgesindeki son çatışma turu perdesinin kapanmasıyla birlikte Hazar Denizi’nden Akdeniz kıyılarına kadar uzanan istikrarsız Batı Asya bölgesinde büyük bir felaketin özelliklerinin oluşumuna tanık oluyoruz. Neler olduğunu kısaca bir gözden geçirelim.

2018 yılı içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Azeri mevkidaşı İlham Aliyev’e, Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasının hemen ardından 1990’ların başından beri komşu Ermenistan’ın egemenliği altında bulunan Dağlık Karabağ adı verilen bölgenin yeniden Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesi için yardım teklifinde bulundu.

Nitekim Ankara, büyük Azerbaycan petrol gelirleri ile finanse edilen ve yeni oluşturulan Azerbaycan ordusunu eğitmek ve silahlandırmak için yoğun bir program başlattı. Gerçek şu ki, statükonun devamını sağlamak için çalışan ‘Minsk Üçlüsü’ adı verilen ABD, Fransa ve Rusya, her şeye olan ilgisini kaybetti. Böylece Erdoğan, yeni ama kırılgan Azerbaycan Cumhuriyeti’ni savaşa girecek bir konuma hazırlama fırsatıyla karşılaştı.

O sırada birbiri ardına gelen Ermeni hükümetleri yeni doğan bu devletin savunma ihtiyaçlarını ihmal etti. Bunun nedeni, 18. yüzyıldan beri olduğu gibi, Rusya’nın onu korumak için daima Ermenistan’ın yanında olacağına inanmasıydı. Yalnızca bir ay süren çatışmalardan sonra Ermeniler, kendilerini savunma mecburiyetinde buldular ve sonrasında birkaç cephede yenilgiye uğradılar. Azeriler ve onların Türk müttefikleri sahada ilerlerken Rusya; Bakü ve Erivan liderlerini belirsiz bir ateşkes için Moskova’ya gelmeye davet ederek çatışmalara müdahale etti. Rusya ateşkes dayatmasına rağmen anlaşmazlığın temel nedenlerini olduğu gibi bıraktı.

Her oportünist güç gibi Rusya da bu fırsatı, Ermenistan’da zaten büyük olan askeri varlığını Azerbaycan’da da genişletmek için kullandı. Moskova’da imzalanan anlaşmaya göre, Azerbaycan ve Ermenistan’ın İran ile sınırlarının yanısıra ateşkes hattının kontrolünü de bir Rus ‘barışı koruma’ gücü üstlenecek.

Sonuçları tarttığımızda, tartışmalı bölgenin en büyük kısmı, özellikle de başkent Stepanakert (Azerice Hankendi) hala egemenlik alanları dışında olduğu için Azerbaycan’ın çok fazla kazanç sağlamadığını görüyoruz. Öte yandan Azerbaycan’ın belli başlı kısımlarını, özerk bir yönetime sahip Nahçıvan yerleşim bölgesine bağlayan kara koridoru artık Rusya’nın kontrolünde.

Bir diğer taraftan Ermenistan altı yerleşim bölgesini kaybetti. Bunun ardından Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin en az yarısı kaçmayı seçti. Kaçmadan önce de köylerini ateşe verip bölgeden ayrıldılar. Daha da kötüsü gelecekte herhangi bir adım atmadan önce Erivan’ın atacağı bu adımı Moskova’ya danışması gerekiyor. Bu da itaat anlamına geliyor.

Mesaj burada açık: Güney Kafkasya, iki asırdır Rusya’nın koruması altındadır ve bugün tekrar Rus etkisinin şemsiyesi altına girmiştir.

Yukarıdakiler, Putin’in, Rusya’nın sözde ‘yakın komşular’ adını verdiği diğer devletlerde yaptıklarının bazı yankılarını taşıyor. Kırım yarımadasını ilhak etti ve Ukrayna’nın doğusunda, Donetsk’te bir feodalizm kurdu. Ayrıca Güney Osetya’nın Gürcü yerleşim bölgesini Rusya’ya ilhak ederek, Abhazya’da başka bir feodalizm oluşturdu. Ayrıca Moldova’nın doğusunda benzer bir toprağa da egemenlik kurarak onu Rus koruması altına aldı. Öte yandan Letonya’da askeri bir dayatma uyguluyor. Yine de Putin, bu ölümcül maçta kaybedenlerden biri olabilir.

Aslında, Ermenistan’a karşı elde edilen küçük askeri zafer, Erdoğan’ın genişleme hayali arzusunu daha da artırabilir. Bu zafer, Türklerin İslam dünyasının bazı kısımlarını ‘kâfir’ bir hükümdarın elinden ‘kurtarmayı’ başardığı Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana ilk kez olduğu için, Türkiye’deki Erdoğan’a yanlısı gazeteler ‘Kafkasya’da zafer’ nidalarıyla doldu.

Bu bağlamda, Erdoğan’ın ateşkesi takip eden 48 saat içinde Türk meclisinden Azerbaycan’a sefer gücü göndermesine izin vermesini istediğini belirtmek gerekir. Güney Kafkasya’daki Türk askeri varlığı, başta Suriye, Libya ve Kosova olmak üzere dünyanın birçok başka bölgesinde halihazırda savaşmakta olan Moskova ile Ankara arasında doğrudan bir çatışmaya neden olma riski taşıyor.

Daha da kötüsü, Putin’i ilgilendiriyor. Erdoğan, Türk ‘yabancı birliklerini’, ‘Müslüman topraklarının’ korunmasına dahil etme arzusunu ima etti.

Öte yandan Moskova’da günlük olarak yayınlanan ‘Nezavisimaya’ gazetesi, askeri uzmanların, Erdoğan’ın Kırım’daki Tatarlar arasında huzursuzluk yaratmaya çalışabileceğine dair uyarılarda bulunduğuna dikkati çekti.

Bu bağlamda, Ankara’nın geçtiğimiz günlerde, Orta Çağ’da Bahçesaray bölgesine hâkim olan I. Devlet Giray’ın Tatar ailesi adına Kırım tahtının varisi olduğunu iddia eden bir adamın gerçekleştirdiği ziyarete büyük ilgi gösterdiğini belirtmek gerekir. (Kırım Tatarları Stalin tarafından toplu halde Sibirya’ya nakledildi. Ancak 1950’lerde Kruşçev yönetiminde dönmelerine izin verildi.)

Daha kısa zaman diliminde, Erdoğan’ın emelleri Ermenistan’ın varlığına bir tehdit oluşturabilir, özellikle de Türkler Ermenileri Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın yanında yer alarak Osmanlı İmparatorluğu’nu arkadan bıçaklamakla suçlarken.

Ankara’nın Kaçar Hanedanı döneminde İran’ın gerilemesi sırasında kısa bir süre ortaya çıkan bir Türk hanı yönetimindeki sözde İravan Hanlığını (Ermenice Erivan) anması tesadüf değildi.

Pek çok Rus gazetesi, Erdoğan’ın enflasyonist hedeflerinin hem Rusya hem de Ermenistan için tehlike taşıdığı konusunda uyarıyor.

Erdoğan da bugün Türkiye’de yaygın olan Atatürkçü söylemin yerini almak için dini milliyetçiliğe dayalı yeni bir söylemi zorlamayı umuyor. Türk milliyetçi yönelimli ve Avrupa Birliği’nin ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırdığı ‘Bozkurtlar’ örgütü ile Batı karşıtı söylemlerinin sıklığını artırması ve ilişkilerini güçlendirmesi şaşırtıcı değil.

‘Bozkurtlar’, Balkanlar’da Orta Asya’ya uzanan bir Türk imparatorluğu kurma hayali kuruyor. Örgütün en ünlü kitabı ‘Beyaz Zambaklar’da Finlerin ve Macarların da Türk olduğunu ve imparatorluğun bir parçası olacaklarını iddia ediyorlar.

Öte yandan Putin ve Erdoğan’ın Kafkasya bölgesinde yarattığı kaos, Ermeni askeri örgütlerini canlandırabilir. Dünya genelinde yaklaşık 12 milyon Ermeni bulunuyor. Bunlardan 3 milyondan fazlası Rusya’da yaşıyor. Son günlerde, Avrupa’nın çeşitli yerlerinden ve Kuzey Amerika’dan ‘Türkler ile savaşmak için bölgeye gidebilecek ‘gönüllüler’ haberleri duyuldu.

Yirmi yıl önce, Sırplar ve Hırvatlar, toprakları için savaşmak üzere diasporadan Balkanlara döndüklerinde benzer bir eğilime tanık olduk. Yaklaşık otuz yıl boyunca, Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşüne kadar, Ermenistan’ın Kurtuluşuna Yönelik Ermeni Gizli Ordusu (Asala) hem Türkiye hem de Rusya için bir baş belasıydı.

İran’a gelince Ermenistan ile sınırını kaybetti ve Rusya bir kez daha kara komşusu oldu. Son olaylar, kelimenin tam anlamıyla yeterli ve düzgün bir hükümete sahip olamayan İslam Cumhuriyeti’nin imajını gözler önüne serdi.
Emir Tahiri Şatkulavsat

Yorumlar