Eldaniz Gusseinov Sardor Allayarov: Güney Kafkasya’da Bölgeselleşme Beklentileri
Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan barış antlaşmasının ardından Güney Kafkasya’nın, küresel jeoekonomik süreçler içindeki konumunu etkileyecek üç temel eğilim öne çıkacaktır. Ermenistan ile Azerbaycan arasında sağlanan barış, Güney Kafkasya’nın yalnızca ortak bir coğrafyayı paylaşan üç ayrı devletten oluşan bir alan olmaktan çıkarak daha bütünleşik bir bölgesel yapı hâline gelmesini kolaylaştırabilir.
Bölgenin geleceği, birbiriyle bağlantılı üç temel dinamik çerçevesinde değerlendirilebilir: karayolu altyapısının genişlemesi, pazarlar üzerindeki rekabetin yoğunlaşması ve jeoekonomik mimarinin giderek daha karmaşık bir hâl alması.
ABD’nin arabuluculuğunda 8 Ağustos 2025’te duyurulan Ermenistan–Azerbaycan ön anlaşması, uzun yıllar süren çatışma dönemini resmen sona erdirerek iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini hedeflemiştir. Aynı coğrafi havzayı paylaşmalarına rağmen Güney Kafkasya ülkeleri, siyasi, ekonomik ve güvenlik yönelimleri bakımından belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu durum, tarihsel olarak bölgesel entegrasyonu sınırlayan temel faktörlerden biri olmuştur.
Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) üyesi olmakla birlikte Avrupa Birliği ile entegrasyon arzusunu da sürdürmektedir. Gürcistan, geçmişe kıyasla daha temkinli bir çizgi izlese de genel olarak Batı yönelimli politikasını korumaktadır. Azerbaycan ise Türk Devletleri Teşkilatı içindeki entegrasyona öncelik vermektedir. Bununla birlikte hem Ermenistan hem de Azerbaycan, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) katılmaya ilgi duyduklarını ifade etmiştir. Azerbaycan ayrıca Orta Asya devlet başkanlarının istişare toplantılarında daimi statü elde etmiştir.
Benzer bir entegrasyon süreci Orta Asya’da da gözlemlenmiştir. Bölgedeki sınır anlaşmazlıklarının çözülmesi ve ulaşım ile enerji ağlarının entegrasyonu, iş birliğini önemli ölçüde artırmıştır. Güney Kafkasya’da da sınırların açılmasıyla birlikte altyapı yatırımlarının genişlemesi, ardından gümrük prosedürleri ve tarifelerin uyumlaştırılması gündeme gelebilir.
Olası Sonuçlar ve Eğilimler
1. Kurumsallaşma ve Çoklu Formatlar
İlk aşamada Güney Kafkasya liderleri arasında toplantı formatlarının kurumsallaşması beklenmektedir. Bu süreç hem üçlü çerçevede (Ermenistan–Azerbaycan–Gürcistan) hem de bölgedeki diğer aktörleri içeren “3+3” formatında ilerleyebilir. Ayrıca Orta Asya–Güney Kafkasya formatı da, gelişen ulaşım koridorları sayesinde giderek daha anlamlı hâle gelmektedir.
2. Ulaşım Koridorlarına Artan Talep
Çin ile ABD arasındaki jeostratejik gerilimlerin artması, kara ve demiryolu taşımacılığına olan talebi yükseltmektedir. Ermenistan–Azerbaycan ilişkilerindeki normalleşme, Güney Kafkasya’yı Orta Asya ile birlikte Çin açısından daha istikrarlı bir yatırım alanı hâline getirebilir.
Örneğin Kazakistan’da 836 km’lik Dostyk–Moyinty demiryolunun ikinci hattı hizmete açılmış ve kapasite beş kat artırılarak günlük 60 tren çiftine çıkarılmıştır. Yaklaşık 1 milyar dolar maliyetle tamamlanan bu proje, Çin–Avrupa bağlantısının önemli bir ayağını oluşturmaktadır.
Ancak Çin’in Orta Asya ve Güney Kafkasya üzerinden Batı’ya uzanan ulaşım ağını genişletmesi, güvenlik iş birliğinin de güçlendirilmesini gerektirecektir. Bu bağlamda Pekin’in ŞİÖ içinde daha derin angajman arayışı, Gürcistan ve Ermenistan’ın NATO ile iş birliği eğilimleri veya Azerbaycan’ın Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde askeri boyutu geliştirme çabalarıyla örtüşmeyebilir.
3. Yeni Transit Hatları ve Jeoekonomik Karmaşıklık
Kazakistan, Azerbaycan üzerinden Ermenistan’a açılan yeni transit güzergâhları kullanan Rusya’dan sonra ikinci ülke olmuştur. Kazakistan/Rusya–Azerbaycan–Gürcistan–Ermenistan hattı lojistik maliyetleri düşürmekte ve düzenli sevkiyat imkânı sağlamaktadır. Kazakistan’ın ayda 20 bin tona kadar tahıl taşımayı planladığı belirtilmektedir.
Çin–Kırgızistan–Özbekistan demiryolu projesinin ilerlemesi de bu dinamiği güçlendirmektedir. Çin ve Avrupa Birliği’nin ticaret kolaylaştırma ve istikrarlı pazarlara erişim hedefleri doğrultusunda kara bağlantılarını genişletme çabaları, bu sürecin Güney Kafkasya’ya da yayılmasını muhtemel kılmaktadır. Sonuçta Orta Asya ile Güney Kafkasya arasındaki bağlar derinleşirken bölgenin jeoekonomik mimarisi daha karmaşık bir hâl alacaktır.
Rekabet ve Piyasa Dinamikleri
Ulaşım bağlantılarının açılması Güney Kafkasya’da piyasaların daha da serbestleşmesine ve rekabetin artmasına yol açacaktır. Ermenistan açısından bu durum, Rus ve Avrupalı üreticiler arasındaki rekabetin yoğunlaşması anlamına gelmektedir. Modelleme çalışmaları, sınırların açılması hâlinde Rusya’nın pazar payının azalabileceğini; Avrupa ve Türkiye’nin payının ise artabileceğini göstermektedir.
Buradaki temel mesele, rekabet eden aktörlerin aynı zamanda ortak projeler yürütebileceği bir çerçevenin oluşturulmasıdır.
Bu duruma örnek olarak, Ermenistan’ın Gegharkunik bölgesinde 62 MW kapasiteyle faaliyete geçen Masrik-1 güneş enerjisi santrali gösterilebilir. Uluslararası finans kuruluşları ve AB hibeleriyle desteklenen proje, Çin devlet şirketi CMEC tarafından inşa edilmiş ve farklı güç merkezlerinin iş birliğinin mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
Genel Değerlendirme
Azerbaycan ile Ermenistan arasında varılan barış anlaşması, Güney Kafkasya için stratejik bir dönüm noktasıdır. Bölge, Orta Asya, Avrupa ve Doğu Asya’yı birbirine bağlayan önemli bir transit ve bağlantı merkezi olma potansiyeline sahiptir.
Ancak bölgenin geleceği, farklı dış politika yönelimlerine sahip devletlerin ve örtüşen çıkarları bulunan çok sayıda dış aktörün yer aldığı karmaşık jeoekonomik yapının ne ölçüde etkin yönetileceğine bağlı olacaktır. Çeşitli kurumsal platformların (EAEU, ŞİÖ, AB, Çin finansman mekanizmaları vb.) eş zamanlı kullanımı bir engel değil, doğru yönetildiği takdirde bir avantaj olabilir.
Sonuç olarak barış anlaşmasının kalıcı etkisi, bölge ülkelerinin artan bağlantısallığı ve rekabeti iş birliğine dönüştürme kapasitesine bağlıdır. Jeopolitik rekabet ekonomik iş birliğini gölgelemeyecek şekilde yönetilebilirse, Güney Kafkasya uzun süreli çatışma mirasını geride bırakarak Avrasya’nın istikrarlı ve stratejik açıdan önemli bir jeoekonomik merkezine dönüşebilir.



Yorum gönder