Türk’ün Avrasyası…

Türkiye’nin Afrika açılımında Gambiya ordusu neden güçlendiriliyor?

Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde Türkler ve Kabardeyler Arasında Gerginlik

Поставка С-300 в Сирию повысит безопасность в регионе, считает эксперт

ELÇİBEY DÖNEMİ TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ (7 HAZİRAN 1992- HAZİRAN, AĞUSTOS 1993)

Azerbaycan, Gündem 24 Haziran 2018
190

Prof. Dr. Selçuk DUMAN

Giriş
24 Haziran 1938 tarihinde Güney Azerbaycan kökenli bir babanın, Anadolu kökenli bir annenin oğlu olarak Nahcivan’ın Keleki köyünde doğan Ebulfez Elçibey, ilk ve orta öğrenimini Nahcivan’da yüksek öğrenimini Bakü Devlet Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Gerek öğrencilik yıllarında gerekse mezun olduktan sonra Azerbaycan tarihi ve dili ile ilgili araştırmalar yapan Elçibey, 16 Temmuz 1989 tarihinde kurulan Azerbaycan Halk Cephesi liderliğine seçilmiştir. Bu tarihten sonrada Azerbaycan’ın tam bağımsızlığı için Azerbaycan Halk Cephesi büyük bir mücadele vermiş ve 1991 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını kazanmıştır. Azerbaycan’ın bağımsız olmasını takiben Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmiş ve yerine vekâleten Yakup Mehmedov getirilmiştir. Bağımsızlık sonrası ilk serbest ve demokratik seçim olan 7 Haziran 1992 seçimleri ile Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey, almış olduğu %59.4 oyla Azerbaycan’a Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Elçibey, Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaparak, Türkiye Azerbaycan ilişkilerine vermiş olduğu önemi göstermiş ve onun döneminde Türkiye Azerbaycan ilişkileri çok sıcak bir ortamda devam etmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her ne kadar 9 Kasım 1991 tarihinde Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyarak önemli bir adım atsa da, klasik dış politika alışkanlıkları gereği, Rusya ve İran’ı dikkate alarak, bu ilişkilerde mesafeli davranmış, denge siyaseti gütmüştür. Hatta bu dönemde yanı başında Azerbaycan toprakları işgal edilmiş olmasına rağmen etkili bir politika yürüttüğü söylenemez.
Elçibey’in Türkiye’ye duymuş olduğu yakınlığı duygusallıkla izah etmeye çalışanlar olsa da bu sığ bir değerlendirmedir. Çünkü o dönemde; Rusya ve İran destekli Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali, Rusya’nın bölgedeki etkinliğini kaybetmemek için verdiği büyük uğraş ve iki Azerbaycan’ın birleşmesinden korkan İran’ın baskısı gerçeği, Azerbaycan Devleti’nin başında kim olursa olsun reel politiğin gereği, Türkiye ile yakın ilişki içerisinde olması zorunluluktu. Bu çerçevede Elçibey’in Cumhurbaşkanlığının kısa süreli olmasını onun duygusallığına bağlayanların, dönemin siyasi ekonomik ve askeri hareketliliğini iyi analiz etmemiş oldukları anlaşılmaktadır. Diğer yandan Elçibey’in Cumhurbaşkanlığı süreci kısa denilebilecek bir dönemi içerse de ülkede ve bölgede ortaya çıkan gelişmeler açısından son derece önemlidir. Elçibey hakkında ve Türkiye Azerbaycan ilişkileri hakkında Azerbaycan ve Türkiye merkezli biyografik, siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlu çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalar daha çok Azerbaycan kaynakları veya yayımlanmış kaynaklar çerçevesinde ele alınmış olup, Elçibey Dönemi Türkiye Azerbaycan İlişkileri yüzeysel geçilmiştir. Biz bu çalışmayı yaparken salt Elçibey Dönemi Türkiye Azerbaycan İlişkilerini TBMM’i tutanakları ve Türkiye’de yayınlanan gazeteler üzerinden yaparak, akademik anlamda yeni bir katkı sunacağız.

Elçibey Dönemi Türkiye Azerbaycan İlişkileri

Azerbaycan 7 Haziran Pazar günü yaptığı başkanlık seçimleri için gerekli tüm hazırlıkları yaparak demokratik bir seçimin gereğini yerine getirmiştir. Ancak Azerbaycan Milli İstiklal Partisi lideri İtibar Memedov Azerbaycan televizyonunda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, iktidardaki Halk Cephesi’ni komünist devlet taktiklerini uygulamak ve totaliter olmakla suçlamış ve devlet başkanlığı adaylığından resmen çekildiğini açıklamıştır. Milli İstiklal Partisi Lideri İtibar Memedov’un adaylıktan çekilmesinde elbette tüm kamuoyu yoklamalarının Halk Cephesi Lideri Ebulfeyz Elçibey’in en şanslı aday olduğunu göstermesi önemli bir etkendir. Diğer yandan sonraki gelişmelerden de görülecek ki Azerbaycan Halk Cephesi ülkede söylenildiği gibi kontrolü elinde tutan güç değildir. Bu neden ile seçimlerle ilgili açıklama anlamsızdır. Azerbaycan halkı 7 Haziran 1992 tarihinde yapılan ilk özgür başkanlık seçimleriyle geçmişe sünger çekmeyi ve büyük bir demokrasi sınavı vermeyi hedeflemiştir. İtibar Mehmedov’dan sonra Tamer Karayev’in de son anda yarıştan çekilmesiyle Azerbaycan’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine; Ebulfeyz Elçibey(Halk Cephesi Lideri), İlyas İsmailov (Adalet Bakanı), Yakup Mehmedov (Parlamento Eski Başkanı), Nizami Süleymanov (Demokratik Aydınlar Akademisi Başkanı) ve Refik Abdulayev (Milli Demokatik Grup Lideri) katılmıştır. Seçimler öncesi yapılan tüm kamuoyu yoklamaları Elçibey’in yarışı büyük bir farkla önde tamamlayacağını gösteriyordu. Fakat seçimlerin sonucunda kim kazanırsa kazansın bir yanda Karabağ olayları, diğer yanda ülkedeki derin ekonomik bunalım nedeniyle seçilen kişiyi oldukça zor günler bekliyordu. Azerbaycan’da yapılan başkanlık seçimlerinde Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey beklenildiği gibi yarışı önde tamamlamış ve yaptığı açıklamada, Komünistlerin Azerbaycan’da iktidarda olduğu dönemlerde kimi zaman perde arkasında, kimi zaman da ön saflarda muhalefet hareketine önderlik ettiğini belirtmiştir. Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey, geçmişte komünizm karşıtı görüşleri nedeniyle bir süre cezaevinde tutuklanmış ve muhalefete yönelik baskıların arttığı dönemde ise saklanmak zorunda kalmıştır. Atatürk’e hayranlık duyan Elçibey Türkiye’ye model ülke gözüyle bakmış, İran’a ise mesafeli durmuştur. Bu neden ile Azerbaycan’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini Ebulfez Elçibey’in kazandığının kesinleşmesi üzerine İran yönetimi resmi yayın organlarından Tahran Times Gazetesi’nde yayınlanan bir başyazı ile endişelerini dile getirmiş ve bu arada Türkiye’ye de çamur atmaktan kaçınmamıştır. Yetkililer bu konuda açıklama yapmaktan kaçınırken Tahran Times’da yayınlanan başyazıda Elçibey ve Türk yanlısı eğilimleri sert bir dille eleştirilmiş ve “Halk Cephesi liderinin zaferi Tahran için iyi bir haber değildir” denilmiştir. Azerbaycan’da bu süreç yaşanırken Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi Anlaşması’nın imza töreninin tarihi Çırağan Sarayı’nda toplanmasına karar verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yeni yapıldığı Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in göreve başlaması nedeniyle Azerbaycan’dan kimin katılacağının henüz kesinlik kazanmamış ancak Elçibey’in imza törenine katılmak için İstanbul’a gelmesine kesin gözüyle bakılıyordu. Elçibey, Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan’la görüşmemek kaydıyla beklenildiği gibi zirveye katılmıştır.
Elçibey yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Azerbaycan Devleti’nin içinde bulunduğu durumun bir gereği olarak tam bağımsızlık eksenini oluşturabilmek için Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ilişkilerin çok yönlü bir şekilde gerçekleştirilmesine inandığı için Türkiye’de yoğun bir diplomasi trafiğini başlatmıştır. Bu çerçevede ilk olarak TBMM’ i Genel Kurulu’na yönelik bir konuşma yapmıştır. 26 Haziran 1992 tarihli bu konuşmasında, Türkiye’nin çok güzel, Anadolu’nun çok şerefli, yaşayan insanların yüce olduğunu ifade etmiş ve Azerbaycan’da demokratik bağımsızlık mücadelesini Halk Cephesi’nin başlattığını, hedeflerinin Mehmed Emin Resulzade’nin ideali olduğunu belirttikten sonra Fatih Sultan Mehmet’ten övgüyle söz etmiş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Türklüğün sesinin dünyaya duyurulduğunu, belirtmiştir. Konuşmasının devamında Azerbaycan Devleti’nin örneğinin Türkiye olduğunu, yolunun Mustafa Kemal’in yolu olduğunu anlatmıştır. Elçibey bu çerçevede amaçlarının çağdaş bir Cumhuriyet kurmak olduğunu, Azerbaycan’da yaşayan insanları insanca yaşatmak istediklerini, Mustafa Kemal’in yaptığı gibi kendi geleneklerini, kendi ananelerini ve kendi benliklerini yaşayan bir demokratik devleti kurmayı düşündüklerini kayda geçmiştir.
Azerbaycan Türkiye ilişkilerinden beklentilerini aktaran Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Ziad Samatzade ise Temmuz 1992 tarihinde basına yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın kaynak yönünden çok zengin bir ülke olduğunu bugüne kadar 1 milyar 100 milyon ton petrolün çıkarılarak Rusya’ya aktarıldığını, Türkiye’den faizsiz kredi ve petrollerinin dünya pazarlarına ulaştırılması için yardım beklediklerini ifade etmiştir. Elçibey Cumhurbaşkanı olduktan sonra kucağında bulduğu en önemli sorun Ermenilerin Azerbaycan topraklarını işgal etmesi idi. Elçibey Temmuz 1992 tarihinde bu soruna yönelik yaptığı açıklamada, Ermenistan’a bir çağrı yaparak Ermenistan’ı terk etmek zorunda kalan 200 bin Azerbaycan Türk’ünün yerlerine dönmelerine izin verilmesini ve bulundukları bölgede özerklik verilmesini buna karşılık Azerbaycan’ında Karabağ’da özerliğe evet diyeceğini açıklamıştır. Diğer yandan Azerbaycan ordusu taarruz başlatarak Ermenistan’ın işgal ettiği 52 yerleşim yerinden 30’unu geri almıştır. Yine Karabağ’ın en kalabalık 2. Kenti olan Akdere’de bu dönemde Ermenilerden geri alınmıştır. Elçibey 9 Temmuz 1992 tarihinde gerçekleşen AGİK zirvesi sırasında ABD Başkanı George Bush’dan gelen talep üzerine bir görüşme yapmış ve Azerbaycan ile ilgili taleplerini ABD Başkan’ına da iletmiştir.
Türkiye Elçibey’in ziyaretini müteakip Dışişleri Müsteşarı Özdem Sanberk başkanlığında bir heyeti Azerbaycan’a göndermiş ve orada Elçibey, Dışişleri Bakanı Kasımov ve Mheclis Başkanı Kamberov ile görüşerek Türkiye’nin Azerbaycan’a her türlü maddi ve manevi yardıma hazır olduğunu iletmiştir. Azerbaycan Üniversiteleri Rektörleri de Türkiye’yi ziyaret ederek işbirliği imkânlarını tespit etmek için çeşitli görüşmeler yapmıştır. Elçibey Cumhurbaşkanı olduktan sonra Eylül başında bir suikast girişimi ile de karşılaşmıştır. Azerbaycan’da gerçekleşen bu olayda bir kamyon şoförü aracına çarparak kaçmak istemiş ancak yakalanmıştır.
Elçibey ABD Başkanı ile olan diyoloğunun yanında Avrupa ile de yakın ilişkiler kurulmasına özen göstermiş ve bu çerçevede Hüseyin Ağa Musaoğlu Sadıkoğlu’nu Almanya Büyükelçisi olarak atamıştır. Elçibey’in seçilmeden önce söz verdiği gibi işgal edilen Azerbaycan topraklarını kurtarma çalışmaları da devam etmiştir. Eylül ayı içerisinde işgal edilen 12 yerleşim yeri daha kurtarılmıştır. Ayrıca Dağlık Karabağ’a yönelik operasyonda başlatan Azerbaycan Milli Ordusu, Ermenileri geriletmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey, Ermenileri silah bırakmaya çağırmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti kendi para birimi olan Manat’ı piyasaya sürerek kullanmaya başlamış ve yabancı yatırımları artırmak için ortak yatırımda %30’dan fazla yatırım yapanlara %50 vergi muafiyeti getirmiştir. Bu uygulamalar neticesinde Azerbaycan’da ekonomide sanayinin payı öne çıkmıştır. Azerbaycan yıllık 12 milyon ton ham petrolü, gıda, tekstil, deri işleme sanayisi gelişmiş, altın ve cıva gibi madenleri ile de yatırımcı bekleyen bir ülke konumunda olarak başta Türkiye olmak üzere ortak yatırımlar istemiştir.
Azerbaycan Türkiye ilişkilerinde önemli bir adımda 30-31 Ekim 1992 tarihlerinde Türkiye’de yapılan ve Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye’nin katılımı ile gerçekleşen Türk Dünyası zirvesidir. Bu zirveye ilgili ülkeler devlet başkanları düzeyinde katılmışlardır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı zirve ile ilgili memnuniyetini basın mensuplarına dile getirmiş ve 1993 yılında aynı zirvenin Azerbaycan’da yapılması da kararlaştırılmıştır. Toplantının özellikle kimseye karşı olmadığı belirtilmiş zirve uluslar arası basında da geniş yer bulmuştur. Örneğin: Washington Post Gazetesi, “Türk Asrı Geliyor….Türk Cumhuriyetleri Yumruk Gibi” başlığını atmıştır. Toplantıda öne çıkan görüşler; ortak tarih, dil ve kültür kaynakları, kardeşlik dayanışma ve işbirliği, ilişkilerin bağımsızlık, egemenlik hakkı, toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama ve eşitlik temelinde olması üzerinde durulmuş ve ortak bir bildiri yayımlanmıştır. Bildiride yukarıdaki konulara ek olarak; Demokrasi, insan hakları, laiklik, sosyal adalet, piyasa ekonomisi, uluslar arası kuruluşlarda ortak çalışma, Asya Kıtası’nın güvenliğine ilişkin Aşkabat zirvesinin teyid edilmesi, deniz, kara, hava yolları ve iletişim ağlarında işbirliği, tarım, sanayi, enerji ve altyapı konularında işbirliği, parlamentolar arası işbirliği, devlet ve hükümet başkanları ve dışişleri bakanları düzeyinde yılda en az bir kez toplantı yapılması gibi çok geniş perspektifi olan karlar alınmıştır.
Türkiye ile Azerbaycan arasında ayrıca 6 anlaşma imzalanmıştır. Azerbaycan adına Cumhurbaşkanı Elçibey, Türkiye adına Başbakan Demirel’in imzaladığı anlaşmalara göre; dayanışma, ekonomik işbirliği, uluslar arası karayolu, ulaştırma alt yapısı, turizm alanında işbirliği ve teknik konuları içeren anlaşmalar yapılmıştır. Ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey ve Türkiye Cumhurbaşkanı Özal; çoğulcu demokrasi, barış, bağımsızlık, refah ve hukukun üstünlüğü içinde işbirliği deklarasyonu yayınlamışlardır.
Azerbaycanlı sendikacılardan oluşan bir heyette Türkiye’ye gelerek incelemelerde bulunmuş ve Demiryol-İş Sendikası Başkanı Ergun Atalay ve TAVASAŞ Genel Müdürü Halil Özkan ile görüşmüş, Türkiye Vagon Sanayinde bilgilendirme yapılmıştır.
Azerbaycan’ın bayrağının Ankara’da göndere çekilmesi dolayısı ile bir tören düzenlenmiş, törene katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey, 3 renkli Azerbaycan bayrağını öptükten sonra istiklal marşı eşliğinde göndere çekilmiştir. Törende Cumhurbaşkanı Özal, Başbakan Demirel ve MÇP Genel Başkanı Türkeş’te hazır bulunmuştur. Elçibey burada yaptığı konuşmada 200 yıllık bağımsızlık mücadelesinde 120 bin şehidin verildiğini işkencelerin yaşandığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir umut ışığı olduğunu ve bir kere yükselen bayrağın bir daha inmeyeceğini belirtmiştir. Gazi Üniversitesi senato kararı ile de Elçibey’e Uluslar arası ilişkiler alanında fahri doktora payesi verilmiştir. Diğer yandan Azerbaycan Ulaştırma Bakanı Bayram Aliyev’inde katılımı ile Azerbaycan Hava Yolları Ankara şubesi açılmıştır.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey, Cumhurbaşkanı Özal ile birlikte Türkiye’de çeşitli illere ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede Kayseri’ye giden Elçibey, Kayseri’de çiçek yağmuruna tutulmuş, 500 araçlık bir konvoyla Erciyes Üniversitesi’ne hareket edilmiş, hava alanından üniversiteye kadar halk yol kenarlarında büyük bir sevgi gösterisinde bulunmuştur. “Bozkurt Elçibey” sloganı ön plana çıkmış, Elçibey gördüğü ilgiden çok etkilenerek yaptığı konuşmada Azerbaycan’da yükselen bayrağın bir daha inmeyeceğini, 70 yıllık kızıl diktatörlükten kurtulunduğunu, sıranın Çin ve İran diktatörlüğüne geldiğini belirtmiştir. İzmir ziyareti resmi tören ve coşkulu bir karşılama ile gerçekleşmiş, buradan Manisa’ya geçilmiş ve burada vestelin tesisleri gezilmiştir. Elçibey, Bursa’yı ziyareti sırasında Osman Bey ve Orhan Bey’in kabirlerini ziyaret etmiş, Cumhurbaşkanı Özal ile birlikte tofaş firmasını ziyaret eden Elçibey, Türkiye’nin önemli kalkınmalar gerçekleştirdiğini, kimsenin Türkiye’yi durduramayacağını bundan gurur duyduklarını ifade etmiştir. Elçibey, Türkiye ile iktisadi ve siyasi ilişkilerin süratle gelişmesi için çalıştıklarını belirtmiştir. Elçibey buradan İstanbul’a geçmiş yanında bulunan Azerbaycan Meclis ikinci Başkanı Efyeddin Celilov, Dışişleri Bakanı Tevfik Kasımov ile birlikte İstanbul’da da büyük bir tezahürat görmüş, akşamda Dolma Bahçe Sarayında Cumhurbaşkanı Özal tarafından onuruna yemek verilmiştir. Burada yaptığı konuşmada, “Türklüğün Bozkurt’u göründü. Bu 200 milyonluk Türk Dünyası için tarihi bir fırsattır. Tarihin verdiği bu fırsattan biz istifade etmez isek tarih bizi bağışlamayacak” demiştir. Elçibey Ankara’da Türk Dünyası liderleri zirvesini değerlendirmiş ve bunun tarihi bir fırsat olduğunu, Türklük alemi için büyük adımlar atıldığını, Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ve siyasi birliğinin gündeme geldiğini, bu tarihi olayı bazı basın mensuplarının görmemezlikten geldiğini dile getirmiştir. Elçibey, Türkiye ile olan ilişkilerde Rusya ile de karşı karşıya gelinmeyeceğini tam tersine Azerbaycan’ın Türkiye ile olan yakın ilişkisinin Rusya Federasyonu ile de ilişkileri geliştireceğini dile getirmiştir. Bunun nedeni olarak ta hala Rusya federasyonu içerisinde en fazla Türk’ün yaşaması olarak belirtmiştir.
Elçibey’in bütün bu gayretine rağmen ülkesinde çok rahat değildir. Azerbaycan İçişleri Bakanı İskender Hamitoğlu ve Savunma Bakanı Rahim Gaziyev ülkede olağan üstü tedbirlerin alınmasını istemiştir. Darbe girişiminden bahseden Hamitoğlu, çok ilginç ve tarihe not düşecek bir açıklama yapmıştır. Bir darbe organizasyonu hazırlandığını belirterek; “Beni birkaç yıl içerisinde kurşuna dizecekler o zamana kadar bende Azerbaycan’ın bağımsızlığı için çalışacağım” demiştir. Elçibey döneminde Rusya-Azerbaycan arasında azınlıkları ilgilendiren karşılıklı işbirliğine dayanan bir anlaşma yapılmıştır. Bu dönemde işinin ne kadar zor olduğunu Azerbaycan DPT Müsteşarı Prof. Dr. Korkmaz Cihangiroğlu şu şekilde ifade etmiştir. Ermenilerin Rusya’nın yardımı olmadan bu savaşı sürdüremeyeceğini, Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri bağımsızlığını kazanmadan Rusya’nın bura ile bağının devam edeceğini ayrıca Kuzey Azerbaycan’ın güneyle birleşme potansiyeli dolayısı ile de İran’ın Ermenistan’a yaklaştığını aktarmıştır. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesinde önemli payı olan Mehmet Emin Resulzade’nin “Nizami adlı” eseri bu dönemde yeniden basılmıştır. Mehmet Emin Resulzade sadece Azerbaycan’da değil Türkiye’de de bilinen bir isimdir. Türkiye’de kaldığı dönemde “Sırat-ı Müstakim” ve “Türk Yurdu” dergilerinde yazılar yazmış ve Türkiye-İran ve Azerbaycan Türkleri arasındaki bağlara dikkat çekmiştir. Bağımsız Türk Cumhuriyetleri Türkiye’de alınan karalar çerçevesinde ilişkilerini geliştirmek için 30 Kasım 1992 tarihinde Dışişleri Bakanları düzeyinde Bakü’de toplanacağı duyurulmuştur. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesi için Refah Partisi Lideri Necmettin Erbakan yanında bilim adamları ve iş adamlarından oluşan 150 kişilik bir heyetle Azerbaycan’ı ziyaret etmiş ve burada başta Cumhurbaşkanı Elçibey olmak üzere birçok görüşmeler yapmıştır.
Elçibey Azerbaycan’ın millileştirilmesi içinde adımlar atmıştır. Örneğin Azerbaycan KGB’si “Milli Tehlikesizlik Nazırlığına”(Milli Güvenlik Bakanlığına) dönüştürülmüş, yine Azerbaycan Parlamentosu 17 Aralık 1992 tarihinde aldığı kararla da Azerbaycan Türkçesinin ülkenin resmi dili olmasına karar vermiştir.
Azerbaycan Savunma Bakanlığı Başkan Vekili Leyla Yunusova yaptığı açıklamada, Rus-Ermeni birlikteliğine karşı Azerbaycan’ı destekleyen tek ve gerçek dost ülkenin Türkiye olduğunu belirtmiştir. Elçibey, Bağımsız Türk Cumhuriyetleri arasında medeni, kültürel, sosyal ve ekonomik birlikteliğin mutlaka sağlanacağını ifade etmiştir. Azerbaycan Harita, Kadastro ve Ticaret İşleri Bakanı Adil Sultanoğlu Sultanov Türkiye’de incelemelerde bulunmak üzere Konya’ya gelmiş ve Sümerbank’ta incelemelerde bulunarak benzer bir kuruluşu Azerbaycan’da kurmak istediklerini belirtmiştir. Türkiye’nin Ermenistan’a insani amaçlı buğday yardımında bulunması ve uluslar arası toplumların insani yardımlarına izin vermesi Azerbaycan’da büyük tepkiye neden olmuştur. Azerbaycan Anavatan Partisi protesto gösterisi düzenlemiş ve Türkiye’yi uyarmıştır. Bu olay üzerine Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Altan Karamanoğlu gösterilen tepkiler üzerine yaptığı açıklamada Türkiye’nin Azerbaycan’ın aleyhinde olacak hiçbir harekette bulunmayacağını belirtmiştir.
TBMM’i Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşmasını” 2 Mart 1993 tarihinde onaylamıştır. Türkiye-Azerbaycan arasında “Konsolosluk Sözleşmesi” de onaylanmış ve böylece Türkiye ve Azerbaycan arasında daha geniş işbirliği zemini hazırlanmıştır.
Türkiye; Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi üzerine arabuluculuk yapmak üzere harekete geçmiş ve Türk Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin hazırlamış olduğu barış planını Bakü’de açıklamıştır. Bu plana göre, Birinci aşamada; taraflar şartsız olarak ateşkes yapacaklar. İkinci aşamada; Karabağ çevresindeki yabancı askerler çekilecek. Üçüncü aşamada; Ermenistan’a ve Azerbaycan’a giden ulaşım yolları açılacak.
9 Mart 1993 tarihinde Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan “İşbirliği ve Dayanışma Anlaşması” onaylanmıştır. Yine 10 Mart 1993 tarihinde Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan “Hava Taşımacılığı Anlaşması” TBMM’in de onaylamıştır. 11 Mart 1993 tarihinde ise Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanacak olan “Dostluk İşbirliği ve İyi komşuluk Anlaşmasının” onaylaması amacıyla Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapor görüşülmüştür. Yapılan görüşmede Kayseri Milletvekili Osman Develioğlu yaptığı konuşmada, Sovyet KGB’si ve İran’ın Türk Cumhuriyetlerinde Türk Hâkimiyetini önlemek için ellerinden geleni yaptığını, Azerbaycan’ın Türkiye’den 4 talebi olduğunu, Bunların; Alfabe birliği, Kültür birliği Öğretmen talebi ve din adamı talebi olduğunu ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey aleyhinde KGB ve İran’ın çalıştığını bu neden ile Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan anlaşmaların önemli olduğunu ifade etmiştir. Bu dönemde Azerbaycan’ın ciddi şekilde buğdaya ihtiyacı olduğu için Elçibey Türkiye’den buğday talebinde bulunmuş, Demirel’de neyimiz varsa paylaşırız sözleri ile karşılık vermiştir. 12 Mart 1993 tarihinde Azerbaycan Başbakan 1. Yardımcısı Abbas Abbasoğlu’nu kabul eden Demirel geçen yıl 100 bin ton hibe 460 bin ton buğdayın Azerbaycan’a verildiğini, bu yıl 50 bin ton hibe 500 bin ton buğdayın Azerbaycan’a verileceğini dile getirmiştir. Yine Azerbaycan Milli İstiklal Partisi Lideri İtibar Mehmedoğlu yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Ermenistan’a yardımı konusundaki söylentilerden incindiklerini belirtmiştir. Azerbaycan’dan yükselen bu tepkiler üzerine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Süleyman Demirel bir açıklama yaparak, 3 Nisan 1993 tarihi itibari ile Ermenistan’a Türkiye üzerinden yapılan bütün yardımların durdurulduğunu belirtmiştir. Nisan ayında Rusya destekli Ermenistan’ın işgal ve katliamlarının artması dolayısı ile Kelbecer’de 60 bin Türk mahsur kalmış ve Elçibey bunun üzerine Demirel’i arayarak helikopter talebinde bulunmuştur. Maalesef Demirel bu talebe verdiği cevapta bugün için bu mümkün değildir diyerek geri çevirmiştir.
Bu yardım gerçekleşemeyince Kelbecer bölgesindeki Türkler Ermeni katliamından kurtulabilmek için dağlara sınmak zorunda kalmışlardır. Azerbaycan Devleti de bunun üzerine Birleşmiş Milletlere başvuru yapmak için girişimlerde bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’de bu başvuruyu desteklediklerini açıklamıştır. Diğer yandan Türkiye Ermenistan’a giden uçakların aranacağını kamuoyuna duyurmuştur. Türkiye bu tedbirlerin yanında Türkiye üzerinden yapılan tüm yardımların geçişini durdurduğu gibi Ermenistan’a buğday sevkiyatını da tamamen durdurmuştur. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyeleri olan; ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin Ankara Büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Ermenistan saldırılarına son verilmesi için gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir.
Elçibey Rusya destekli Ermeni saldırılarının artık katliamlara dönüşmesi ile Türkiye Başbakanı Demirel’e bir mektup göndererek, Ermeni saldırılarının durdurulması için otoritenizi ve tüm imkânlarınızı kullanmanızı istiyoruz. Diye çağrıda bulunmuştur. Başbakan Demirel ise “Bizim Azerbaycan’a askeri yardımımız başkalarının Ermenilere yardımını getirir diyerek aslında fiili yardım yapılamayacağını dile getirmiştir. Diğer taraftan Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal Azerbaycan’ı ziyaret ederek Bakü’de bir açıklama yapmıştır. Yaptığı açıklamada; Ermenistan’ın oldubittilerle Azerbaycan’ın öz topraklarını işgal etmesinin son derece tehlikeli bir yol olduğunu, bu konu ile ilgili Türkiye’nin sabrının test edilmesinin bir hata olduğunu dile getirmiştir. Türkiye Azerbaycan’da göçebe durumuna düşenler için barınma gerekli olan malzemeler göndermiştir.
Türkiye’nin girişimi ile İKT’da toplanmış ve Ermenistan’ın işgaline karşı ortak karar almıştır. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tevfik Kasımov’da karardan memnuniyetini dile getirmiştir. Büyükelçi Nüzhet Kandemir, Büyük Ermenistan hayali ile yaşayan Ermenilerin Azerbaycan topraklarını işgaline dünyanın seyirci kaldığını belirtmiş ve Karabağ’da etnik temizlik yapıldığını söylemiştir.
Azerbaycan’da bu dönemde Başbakan değişikliği yaşanmış ve yeni Başbakan Penah Hüseyinov Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılacağını, Türk birliğinin kurulacağını ve bu süreçte Başbakan Demirel’in tecrübelerinden yararlanmak istediklerini belirtmiştir. Bu dönemde Azerbaycan’da iktidarı tehdit eden Gence isyanını soruşturan Devlet Komisyonu, çatışmaların yayılmasından hükümeti sorumlu tutarken kentte yağmalama olaylarının başladığı bildirilmiştir. Bu arada siyasi bunalımın aşılması için Azerbaycan yönetiminin destek istediği Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Meclis Başkanı Haydar Aliyev 9 Haziran 1993 tarihinde Bakü’ye gitmiş ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’le bir araya gelmiştir. Elçibey’in Aliyev’e başbakanlık önerdiği bildirilmiş ancak kesinleşen bir bilgi değildir. Öte yandan Azerbaycan’daki bağımsız Turan Ajansı Cumhurbaşkanı Elçibey’in bu göreve seçilişinin birinci yıldönümü dolayısıyla yayınladığı yorumda, Elçibey yönetiminin “yeteneksizlik örneği” verdiği görüşünü savunurken, Türkiye’nin Azerbaycan’ın sorunlarına ilişkin tavrının da “boğulmakta olan birine kıyıdan yüzmeyi öğretmeye” benzediğini iddia etmiştir. Ajansın yorumunda Elçibey’in iyi niyetli ve samimi bir lider olmasına karşın bunun başarılı bir yönetim için yeterli olmadığına iyi bir örnek oluşturduğu kaydedilmiştir.
Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan 10 Haziran 1993 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmada, Azerbaycan konusuna da değinerek, “Azerbaycan’a karşı tavrımızdan dolayı Türk Devletleri nezdinde ki itibarımız yıkılmıştır.” Diyerek Türkiye’nin takındığı tavrı eleştirmiştir. Aynı oturumda söz alan Çorum Milletvekili Muharrem Şemşek, Ermenistan’ın Azerbaycan’daki işgali ve katliamını büyük devletlerin izlediğini belirtmiştir.(TBMM Tutanak Dergisi, D.19 C.36: 328)
Suret Hüseyinov’un yönetimindeki isyancıların Bakü’ye doğru hareket etmeleri üzerine 18 Haziran 1993 tarihinde sabahın erken saatlerinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey Bakü’yü terk etmek zorunda kalmış ve Nahcıvan’a yerleşmiştir.(Milliyet Gazetesi, 19 Haziran 1993: s16) Milliyet Gazetesi Yazarı Nur Batur “Türkiye Elçibey’i Nasıl Kaybetti? Başlıklı yazısında oldukça yerinde bir değerlendirmede bulunmuştur. “Elçibey’in devrilmesinin Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile ilgili politikalarına bir darbedir. İşte bu gün Ankara’da herkes bunun şokunu yaşıyor.” İfadesi ile Türkiye’nin kaybının çok yönlü olacağına dikkat çekmiştir. Ayrıca Bakü’deki darbenin arkasında Rusya’nın olduğunu ilave etmiştir.
Ancak Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada bu iddiaları ret ederek Azerbaycan’ın rahat bırakılmasını istemiştir.
Bakü’deki bu karışıklıklar nedeniyle Türkiye’den Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu ve 9 arkadaşı bu dönemde TBMM’ine verdikleri önerge ile konuyu meclis gündemine taşımışlardır. Muhsin Yazıcıoğlu ve 9 arkadaşının 23 Haziran 1993 tarihinde vermiş oldukları önergede; “Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey’in Bakü’yü terk ederek Nahcıvan’a gitmek zorunda kaldığını, genelde isyan başlatan bir gurubun yönetime el koyduklarını, meşru yönetime karşı yapılan bu hareketin bir darbe olduğunu, Ermenistan’ın saldırılarının devam ettiği bir ortamda yapılan bu darbenin bölgede istikrarı bozduğu gibi Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiğini bu nede ile TBMM’nin bu konuyu görüşmesi gerektiğini “belirtmiştir. Aynı konu ile ilgili Gümüşhane Milletvekili Oltan Sungurlu ve 45 arkadaşı da görüşme önerisinde bulunmuştur. Yaptıkları başvuruda; “ Dost ve Kardeş Ülke Azerbaycan’da Elçibey’e karşı yapılan darbe girişiminden milletimiz derin üzüntü duymuştur. Elçibey Demokratik seçimle Cumhurbaşkanı olmuş ve Bağımsız Devletler Topluluğu’na üye olmayan tek devlet olmuştur. Tarafsızlık ve Dünya ile birlikte hareket etme söylemi Azerbaycan’ı; Rusya, İran ve Ermenistan karşısında yalnız bırakılmaktadır.” Denilmiştir.(TB Çorum Milletvekili Muharrem Şemsek ve 9 arkadaşı da 24 Haziran 1993 tarihinde Azerbaycan’da yaşanan gelişmeler ile alakalı bir önerge vererek görüşme talep etmişlerdir. Önergede; “Kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti’nin karşılaştığı işgal, iç isyan ve kargaşa ile diğer gelişmeler konusunda Türkiye’nin yaptığı ve yapması gerektiği hakkında bir görüşme yapılması” istenmişti.
Başbakan Tansu Çiller 30 Haziran 1993 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmada Azerbaycan konusuna da değinerek, “dost ve kardeş Azerbaycan’a yönelik saldırıların durdurulması, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlığa, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün korunması ve insan haklarına saygı temelinde barışçı bir çözüm bulunması yolundaki girişimleri kararlılıkla sürdüreceğiz. Azerbaycan’ın iç sorunlarını çağdaş normlara uyumlu bir şekilde, meşruiyet esası üzerinde birlik ve beraberlik içinde aşması içten dileğimizdir.” ifadesi ile genel olarak yeni hükümetle birlikte Türkiye’nin Azerbaycan politikasının nasıl olacağının ipuçlarını vermiştir.
1 Temmuz 1993 tarihinde ise Afyon Milletvekili Gaffar Yakın TBMM’de yaptığı konuşmada; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne rüyasının sonuna gelindiğini, Bakü’de Suret Hüseyinov’un bir avuç insanla ihtilal yaptığını 7 Haziran 1993 tarihinde Azerbaycan’a demokratik bir seçim ile Cumhurbaşkanı seçilen Elçibey’in Moskova destekli darbe ile görevden uzaklaştırıldığını, Azerbaycan’da KGB ve Rusya’nın askeri varlığı, ekonomik zorluklar ve yüksek enflasyon, devlet bürokrasisinde eskilerin varlığı, Azerbaycan’ın Bağımsız Devletler Topluluğuna üye olmaması, petrolünün kontrolünü Rusya’ya vermek istememesi, “Bakü Tebrizsiz olmaz” söylemi ile İran’ın Elçibey’in karşısında olması bu durumu getirmiştir diye bir değerlendirmede bulunmuştur. Diğer yandan konuşmasının devamında; Türkiye’nin Azerbaycan’a yeterince yardım edemediğini belirtmiş ve savaşamayabilirdir ama askeri eğitim sağlayabilirdik, silah yardımı yapabilirdik, gönüllüler gönderilerek Azerbaycan’ın inşası yeniden sağlanabilirdi. Oysa Elçibey’in tecrübesizlikle suçlandığını ifade ederek Türk Dışişleri Bakanlığı’nı yetersiz bulmuştur. Aynı oturumda Afyon Milletvekili Gaffar Yakın’ın yaptığı konuşmaya cevaben söz alan Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin; Elçibey’in Helikopter isteğinin dışında bütün isteklerinin Türkiye tarafından yerine getirildiğini, Azerbaycan’daki gelişmelere Türkiye’nin müdahil olamayacağını, Azerbaycan’a gerekli teknik desteğin yapıldığını, Azerbaycan’da tam bir devlet yapısı olmadığı için bunların yaşandığını, Elçibey’inde bunda kusurunun olmadığını, Eximbanktan kredi sağlandığını, petrollerle ilgili ABD ve İngiliz Konsorsiyumunun aktif olduğunu, Türkiye’nin British Petrolün hissesinden %2.5 alacağını, Azerbaycan’a herhangi bir menfaatle gidilmediğini belirtmiştir. Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de inisiyatifi eline alan Aliyev, Türkiye’nin Elçibey’den vazgeçmesini ve yeni yönetimi tanımasını istemiştir. Diğer yandan Bakü Parlamentosu’nda Aliyev’in Suret Hüseyinov’u başbakanlığa teklif etmesiyle birlikte Azerbaycan’da yapılan darbe yasallaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak Aliyev bu yorumu kabul etmemiştir. Milliyet Gazetesi Yazarı Nur Batur’a yaptığı açıklamada; “Ben bunu darbe diye kabul etmiyorum. Darbeyi de kanunlaştırmadık. Yapılan gerçekçiliktir. Gerçekleri dikkate alarak bunu yapıyorum” demiştir. Aliyev’in Cumhurbaşkanına bağlı olan İçişleri, Savunma ve Milli Güvenlik bakanlıklarını da Hüseyinov’a bağlaması Bakü’de en fazla şaşkınlık yaratan gelişmelerden biri olmuştur. Aliyev Hüseyinov’un yetkilendirilmesi ile ilgilide;“Hayır devretmedim” diye karşılık vermiş ve cevabında; “Başbakan da Cumhurbaşkanına bağlıdır. Sadece başbakana savaş ve savunma alanında daha iyi çalışması imkânını verdim. Esas güç, her şey benim elimdedir.” Demiştir. Diğer yandan Türkiye’nin tavrı ile ilgili yaptığı açıklamada; “Ben biliyorum ki Türkiye’de Elçibey’in hürmeti var. Fakat Türkiye Azerbaycan devletiyle hesaplaşmalıdır. Elçibey bir şahıstı. Azerbaycan da devlet var. Parlamento var. Türkiye yeni yönetimi tanımalıdır.” Diyerek karşılık vermiştir. TBMM’inin 06 Temmuz 1993 tarihli oturumunda söz alan Anavatan Partisi Malatya Milletvekili Metin Emiroğlu gurubu adına yaptığı konuşmada, “Azerbaycan’da demokratik seçimle gelmiş olan Elçibey’in bir darbe sonucu görevden uzaklaştırılması demokrasinin bu bölgelerde gelişmesinin önleyen bir durum yaratmış, Türkiye’nin inisiyatifine ve prestijine bir darbe mahiyeti arz etmiştir. Ayrıca Türkiye’nin bölgedeki hayati menfaatlerini tehlikeye atmış ve diğer Türk cumhuriyetleri ile olan ilişkileri zayıflatmıştır.” Diyerek Türkiye’deki Elçibey konusunda hala hassasiyetin devam ettiğini göstermiştir.
Elçibey ise 7 Temmuz 1993 tarihinde yaptığı basın toplantısında söylenenin aksine Türkiye’nin, Fransa’nın ve Almanya’nın Cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine övgüler dizdiklerini oysa şimdi sesleri çıkmıyor demiştir. Elçibey’in bu sıkışık durumunda destek, Azerbaycan Yüksek Mahkemesi Başkanı Tahir Kırımlı’dan gelmiştir. Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı hala Ebulfez Elçibey diyen Kırımlı, Milli Meclisin Parlemento Başkanı Haydar Aliyev’e Cumhurbaşkanı yetkilerinin devredilmesini Anayasaya aykırıdır. Demiştir. Ancak Azerbaycan da oluşturulan soruşturma komisyonu 4 Haziran 1993 tarihli Gence olaylarında 30 kişinin ölümü ve 130 kişinin yaralanmasından devlet başkanı olarak yeterli tedbiri almamasını sebep göstererek Elçibey’i suçlu bulmuştur.
Bu arada Azerbaycan Milli Meclisinde Elçibey aleyhine soruşturma açılması görüşmeleri yapılmıştır. Konu ile ilgili Azerbaycan’ın bağımsız haber ajansı Turan, Milli Meclis’te Elçibey aleyhinde cezai soruşturma açılması kararıyla sona eren oturumun “senaryosu önceden yazılmış bir tiyatro oyununa” benzediğini bildirmiştir. Ajansın Milli Meclis’te soruşturma komisyonunun raporuyla ilgili olarak iki gün devam eden görüşmelerle ilgili olarak yayınladığı yorumda, “kurnaz bir yönetmen” olarak ustaca yönlendirdiği oturumlarda uzun süredir ilk kez Azerbaycan Parlamentosunun kürsüsünden Türkiye aleyhtarı ifadelerin oldukça sık kullanıldığının dikkati çektiği belirtilmiştir. Ayrıca Halk Cephesi üyeleri de tutuklanmaya başlanmıştır.
Azerbaycan’da Azerbaycan’ın Devrik Cumhurbaşkanı Elçibey’in lideri olduğu Halk Cephesi üyelerini tutuklama girişimleri Ankara tarafından öfkeyle karşılanmış, Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin Aliyev ve Hüseyinov’un girişimlerine karşı olduklarını ve hükümetin bu görüşü Aliyev’e ilettiğini hatırlatmıştır. Darbe sırasında Aliyev ve Hüseyinov’a destek veren Milli İstiklal Partisi lideri İtibar Memedov Ankara’ya gelerek Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’le görüşmüş ve darbeden sonra devre dışı bırakılan Memedov’un çark ederek darbecilere karşı cephe aldığı görülmüştür. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Memedov’u Elçibeyin alternatifi olarak algıladığı ancak Memedov’un darbe sırasındaki tutumunun Ankara’da hayal kırıklığı yarattığı bildirilmiştir. Basına haber vermeden gerçekleşen görüşmede tarafların zedelenen güveni yeniden tazelediği ve Azerbaycan’da anti demokratik uygulamalara karşı mücadele edilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldığı belirtilmiştir.
Azerbaycan’ın Devrik Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey ise 20 Temmuz 1993 tarihinde darbeden önce Azerbaycan Devlet sekreteri görevini yapan Ali Kerimli’yi Nahçıvan’dan Türkiye’ye göndermiştir. Dışişleri Müsteşarı Özdem Sanberk’le görüşen Kerimli’nin Hikmet Çetin’le olan görüşmesi iptal edilmiştir. Milliyet muhabiri ile görüşen Kerimli Ankara’ya Elçibey’in Bakü’ye geri dönmesinin ve Azerbaycan’da demokratik ortamın yeniden oluşmasının sağlanması için geldiğini söylemiştir. Dışişleri Bakanı’nın yoğunluğu nedeniyle görüşemediğini belirten Kerimli, Cumhurbaşkanı Demirel’den de randevu istediğini, Ankara’daki batılı ülke temsilcileriyle de görüşeceğini belirtmiştir. Kerimli Türkiye’nin Azerbaycan’ın demokratik ortamına yeniden kavuşması için yapacağı daha çok şeyin bulunduğunu savunurken, “Demokrasileri korumak her demokratik ülkenin görevidir” diye konuşarak üstü kapalı olarak Türkiye’yi eleştirmiştir. Öte yandan Azerbaycan Tarım Bakanı Tevfik Cevatoğlu da Ankara’da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la bir görüşme yaparak Elçibey’in Bakü’ye dönüşü için gerekli ortamın sağlanmasını, kanunsuz yapılan tutuklamalara son verilmesi ve Azerbaycan’da bugünkü durumun incelenmesi amacıyla bir milletvekili ve hukukçulardan oluşan bir heyetin gönderilmesini istemiştir.
Afyon Milletvekili Gaffar Yakın ise 21 Temmuz 1993 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmada, Elçibey konusunu da gündeme getirerek, Elçibey’in tüm uluslar arası anlaşmalar çiğnenerek fiilen iktidardan uzaklaştırılmasını Rusya’nın sevinçle karşıladığını, bunu Fransız Lemonde Dergisine verdikleri demeçte açıkça belirttiklerini, BDT’a katılmamanın bedelini Elçibey’in ödediğini ayrıca Elçibey’in iki Azerbaycan’ın birleştirmesi fikrinden korkan İran’ın Rusya ile gizli ittifak ilişkisinde olduğunu belirterek Elçibey’in görevden uzaklaştırılmasının bir proje olduğu üzerinde durmuştur.
Ankara Azerbaycan’ın Devrik Cumhurbaşkanı Elçibey’le ters düşmüş, hükümet Azerbaycan’da yönetimin meşruiyet kazanması için bir an önce referandum yapılmasını isterken Elçibey Ankara’ya referandumu ancak kendisinin Bakü’ye geri dönmesi durumunda kabul edeceği mesajını vermiştir. Elçibey, kendisi Bakü’ye dönmeden yapılacak referandumu boykot edeceğini, sonuçlarını da kabul etmeyeceğini Ankara’ya bildirmiştir. Türk Hükümeti’nin konuya üç ilke doğrultusunda baktığını belirten Kerimli, bu ilkelerin “Azerbaycan’da demokratik sürecin devam etmesi, yönetimin anayasaya uygun hareket etmesi ve Azerbaycan’ın iç savaşa girmesinin engellenmesi” olduğunu açıklamıştır.
Elçibey’e yapılan darbe Türk basınında geniş yer bulmuş, milliyet gazetesi yazarı Nur Batur;“Elçibey’in devrilmesi Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri politikasına indirilen büyük bir darbedir. Olay Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya politikası açısından bir darbe niteliği taşıyor. Çünkü bütün Türk Cumhuriyetleri arasında Atatürk’e hayran olup, Türkiye’yi model alan tek liderin Elçibey olduğu bir gerçektir ve Elçibey’in sonu maalesef hüzün vericidir. Elçibey’e karşı düzenlenen darbenin ardında Moskova’nın parmağı olduğunu gösteren ciddi işaretler var. Rusya’nın etkisinden bir türlü kurtulamayan diğer Türki liderlerin bu olaydan sonra Türkiye’ye karşı son derece mesafeli olmaları kaçınılmazdır. Elçibey’in devrilmesiyle Türkiye’nin sadece Kafkaslardaki ağırlığı azalmıyor, aynı zamanda Orta Asya’ya açılan kapı büyük ölçüde maalesef kapanıyor…” diyerek son derece gerçekçi bir değerlendirme yapmıştır. Ancak Ağustos ayında yeni yönetimin kontrolünde yapılan referandum neticesinde Azerbaycan’ın demokratik seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in görevi resmen elinden alınmıştır. Diyerek önemli tespitlerde bulunmuştur.

Sonuç

7 Haziran 1992 tarihinde Azerbaycan’da yapılan ilk serbest demokratik seçimle Azerbaycan’a Cumhurbaşkanı olarak seçilen Ebulfez Elçibey, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinin her alanda kurulabilmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunu benimseyen Elçibey, Türkiye’yi rol model olarak görmüş ve diğer Cumhuriyetlerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile yakınlaşmasında da önemli bir paya sahip olmuştur. Azerbaycan’ın Türkiye’den beklentileri faizsiz kredi ve petrolünü satabilmek için aracılık talebidir. Türkiye gerekli krediyi sağladığı gibi ABD ve İngiliz Konsorsiyumunun Azerbaycan ile petrol almak üzere gelmesine de aracılık etmiştir. Bunun yanında ekonomiden, turizme, ulaşımdan, enerjiye, askeri işbirliğinden, eğitime kadar onlarca anlaşma imzalanmıştır. Ancak Elçibey’in, Tam Bağımsız bir Azerbaycan ilkesinden hareketle BDT ile anlaşmaması, Rusya’ya akan petrolün kontrolünü kendisinin kullanmak isteği ve Güney Azerbaycan’a yönelik açıklamaları gerek Rusya’yı ve gerekse İran’ı tedirgin etmiş ve Elçibey’e karşı büyük bir mücadelenin başlamasına da neden olmuştur. Rusya Ermenistan’ı kullanarak Azerbaycan topraklarını işgal ettirerek Türkiye ile bağını kestiği gibi Azerbaycan’da yönetimin değişmesin de etkili olmuştur. Türkiye başlangıçta Elçibey Liderliğindeki Azerbaycan ile çok yakın ilişkiler kurmuş iken yönetime müdahalenin gelmesi ve Elçibey’in Nahçivan’a çekilmek zorunda kalması ile birlikte tavır değiştirmiş ve Başbakan Demirel Azerbaycan’da etkinlik kazanan Haydar Aliyev’in yanında olmuştur. Böylece Rusya’nın zayıflamasına rağmen eski hiterlantında onaylamayacağı hiçbir yönetimin görevde kalamayacağı gerçeği ortaya çıkmıştır ki bu durum diğer Türk Cumhuriyetlerinin de Türkiye ile olan ilişkilerini de paralel bir şekilde etkilemiştir. Türkiye bu tarihten günümüze kadar yine Azerbaycan ile çok yakın ilişkilerine devam etmektedir. Bu iki ülke için her açıdan vazgeçilmez bir geçerliliktir.

Yorumlar