Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Diploma darbesi Türk-Rus ilişkilerini nasıl etkiler?

Gündem, Rusya 7 Haziran 2016
3.302

Diploma darbesi Türk-Rus ilişkilerini nasıl etkiler?
ömür
Bazı gelişmeleri takip etmek veya yorumlamak zor olduğu gibi bir o kadarda riskli. Verilerden yola çıkarak yapılacak yorumun isabetli olup olmaması, güvenirliğinizi dolaysız etkilediği için sonuçta yalancı çoban olmakta var. Ancak en kötüsü bildiğiniz halde susmanız ve öngörüleriniz gerçekleştikten sonra ben biliyordum demeniz. Bugünkü konuda öyle. Dün, “CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Önümüzdeki aylar Türkiye’de iç ve dış siyasette çok önemli kırılmalar olacak. Türkiye bunları konuşacak” dediğine göre bu süreci iyi takip etmeli.
Türkiye’de gizli bir ekonomik kriz olduğunu savunan Baykal’ın, dış siyasetteki endişelerini dile getirmesi son derece doğal ve anlaşılabilir ancak özellikle Rusya üzerinden bazı açıklamalarda bulunması, Rusya’yı memnun edebilecek bir devlet organizasyonuna tanıklık edebileceğimizin işareti gibi” demiştim. Hatta Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü uzmanı Gönül Tol “Türkiye’nin Gelecekteki Askeri Darbesi” başlıklı yazısının, Türkiye’de iktidar değişikliğine işaret ettiğini belirtmiştim. (Bkz. Ömür Çelikdönmez/Türkiye’nin darbe, Kazakistan’ın Kürt sorunu mu var?/http://www.kafkassam.com/turkiyenin-darbe-kazakistanin-kurt-sorunu-mu-var.html)
Üzerine basa basa söylüyorum; Baykal’ın, dış siyasetteki endişelerini dile getirmesi son derece doğal ve anlaşılabilir ancak özellikle Rusya üzerinden bazı açıklamalarda bulunması, Rusya’yı memnun edebilecek bir devlet organizasyonuna tanıklık edebileceğimizin işareti gibiyse Baykal’ın bu sözlerini çok dikkatli tahlil etmek gerekecek. Rusya’yı memnun edebilecek bir devlet organizasyonunun öncelikle iktidar değişikliğini gerektirdiği ortada. Davutoğlu’nun sadaret mührünün elinden alınması ve Binali Yıldırım’ın başbakanlığa getirilmesi, devlet erkince yeterli görülmemiş olacak ki ‘diploma krizi’ üzerinden devletin en tepesinde bir değişikliği zorladıkları söylenebilir.
Uzun zamandır sosyal medyada ‘#DiplomasiYok, #DiplomayıAraştırTBMM’ taglarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite diplomasının sözde sahte olduğuna dair tezvirat yapılıyor. Önce CHPli trollerin kampanyası gibi geldi ama sonra kullanıcılara baktığımda CHP, MHP, HDP ve hatta parelelci bazı trollerinde aynı taglarla paylaşımda bulundukları gördüm. Neden sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite diplomasının dosyasında olup olmadığını netleştirmek için YSK’ye başvuru yapacaklarını söylemesiyle jeton düştü.
Demirtaş, “Diploması yoksa Cumhurbaşkanı olamaz. Yasa böyle diyor. Mezuniyeti ispatlanmazsa Cumhurbaşkanlığı düşer. Durum bu kadar net ve vahimdir” açıklamasının ardından; Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilme kriterleri olan “yüksek öğrenim görmüş” koşulunu yerine getirmediği tartışmalarına ilişkin YSK’ye başvuruda bulundu ve Demirtaş, Erdoğan’ın bu koşulu yerine getirmediğinin netleştirilmesi durumunda cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iptalini istedi. Demek ki bu hamle Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı makamından uzaklaştırılması içinmiş.
Ancak bir dostum “-bu kadarda komplocu düşünme, dokunulmazlıkları kaldıran anayasa değişikliğini onaylanacak olması HDPlileri köşeye sıkıştırdı, şimdi bunlar diploma tartışmasıyla Erdoğan’a siyasi şantaj yapıyorlar, bu olaydan cacık olmaz” dedi. Konuşmayı dinleyen bir diğer dostumda, havlu attığımı çok net belirten jest ve mimiklerime bakarak; “-dur bakalım, evet bu bir siyasi şantajdır, farklı yorumlara kulak tıkamayın. HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıkları kaldıran anayasa değişikliğini onaylaması için son güne kadar beklemesini HSYK kararnamesiyle ilişkilendirdi. AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlık yasasını veto edebileceğini söyledi.
Bu neyse de Özgür Düşünce yazarı Erol Katırcıoğlu ise yasanın “Davutoğlu’nun projesi” olduğunu söyleyerek Erdoğan’ın bu gerekçeyle de veto edebileceğini iddiasına ne demeli?” Bende dost çok. Bir üçüncüsü de tüm bunları dinledi dinledi ve dedi ki “-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Muhammed Ali için 10 Haziran Cuma günü Kentucky eyaletinde on binlerce kişinin katılımıyla düzenlenecek büyük cenaze töreninde bulunmak için Amerika’ya gitmesi, rastgele değil. Erdoğan cenaze törenine katılacak ve ABDli yetkililerle son durumu gizlice görüşecek. Bana kalırsa dananın kuyruğu ABD dönüşü kopacak!”
Rusya’yı memnun edebilecek bir devlet organizasyonunun diğer boyutu, Rusya ile ilişiklilerde karınca kararınca yaşanan bazı gelişmeler. Rus Ordu Korosu’nun KKTC’’de bir otelin açılısında konser vermesi, Konser vesilesi ile KKTC’de bulunan Rusya Federasyonu Milli Güvenlik Akademisi uluslararası hukuk dairesi başkanı Albay Sergey Yaşenko’nun Ruslar ve Türklerin tarihte hep aynı coğrafyada ortak kaderler yaşadığına dikkat çekerek, “Bu nedenle Rus-Türk ilişkisinin bozulması iki milletin de zararınadır. Bu ilişkinin bozulması ancak Batılılara yarar. O yüzden Rusya ve Türkiye başkalarının ilişkiyi bozmasına izin vermemelidir” sözleri Rusların kapıları açık tuttuğunu gösteriyor. Albay Sergey Yaşenko’nun “ilişkilerin eskiye dönmesi için, Türkiye gerekli adımları atarsa, Rusya’nın olayı unutmaya hazır olduğunu inandığını” sözlerine eklemesi de çok önemli.
Ayrıca Dünya Artistler Futbol Şampiyonası “Art-Futbol” kapsamında Rusya’nın başkenti Moskova’ya gelen ses sanatçıları, dizi oyuncuları, gazeteciler ve eski profesyonel futbolcuların yer aldığı Türkiye ünlüler takımının düşürülen Su-24 uçağında hayatını kaybeden pilotun ailesine yolladığı mektupta “Acınızı paylaşıyoruz, Türk halkı bu olayı keşke yaşanmasaydı diyerek tarihe kaydetti” mesajını iletmesi de önemli bir gelişme. Mektubun, Rusya’da büyük memnuniyet ile karşılandığı belirtiliyor.
Bir başka gelişmede Türkmen Dağı civarında düşürülen Rus jetinin pilotunu vurduğunu iddia eden Alparslan Çelik ile birlikte 7’si tutuklu 14 kişi hakkında, “6136 Sayılı Kanuna muhalefet” ve “harp silahı bulundurma” suçundan 8’er yıl hapis cezası istemiyle dava açılması. Suriye Cumhurbaşkanı Yüksek Danışmanı Besina Şaban’ın “yakında Arabistan ve Türkiye’nin bölgeye yönelik politikasında büyük değişikliğe şahit olacaklarını” açıklaması bu gelişmelerin yansımasıdır. Yoksa Fehim Taştekin’in al-monitor’deki yazısısındaki; “Suriye siyasetinin derinliği: 40 kilometre” ifadesi ironik olmanın ötesinde trajik bir gerçeklik. Bu trajik durum maalesef Türkiye’nin komşularıyla sıfır sorun politikasının neticesi.
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar