Rus milletvekili: F35 en iyi sayılmaz, biz Türkiye’ye en iyi savaş uçakları veririz

Терроризм на службе Вашингтона: как США взрывают Центральную Азию

Rus uçağınn cemaat ile ABD birlikte mi düşürdü

“Tanımadığımız Tanışlar” bir sanatcının ömrü Fuad Ahmedov

COVİD-19’UN EVRENSEL BOYUTU

Gündem 21 Mart 2020
800

Dünya üzerinde ilk kez 1960’lı yıllarda görülen Covid-19 olarak adlandırılan virüs, corona virüsü adıyla biliniyor. Corona virüs aralık ayında Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkmasıyla dünyayı etkisi altına aldı. Virüs oldukça kendini merak edilir yaparken tehlikeli ve ölümcül olarak da göstermeyi başardı ve tüm ülkelerin haberlerinde ilgi odağı haline geldi. Bu yeni corona virüsü tüm insanlığın sağlığıyla bir oyuncak gibi oynarken dil, din, ırk, kültür, ideoloji ayrımı yapmadan hepimize aynı korku yayarak eşitleştirdiği günlerden geçiyoruz. Tüm bireyleri salgın korkusuyla tehdit eden corona virüsü aynı şekilde kapitalist olsun sosyalist olsun liberalist olsun fark etmeksizin tüm devletleri ve diplomasisini de tehdit ediyor. Buna hazırlıksız yakalanan tüm devletler ne yapacağını bilemez halde. Ultra mikroskobik bir tehdidin yüzyıllardır devletlerin süregelen sorunlarını, önemli siyasi meselelerini kenara itivermiş durumda.
Kim derdi ki Avrupa’da ve dünyada en ileri teknolojilere ve ekonomiye sahip ülkelerin bu derece aciz kalacağını hatta çok ilginç bir örnekle özgürlüğün ve demokrasinin beşiği kabul edilen Fransa gibi bir ülkede mücadele için sokağa çıkma yasağının ilan edileceğini kim tahmin edebilirdi? Yani insanoğlunu neredeyse taş devri dönemini yaşatır hale getiren (mecazi anlamda) bu virüs belasına karşı yine insanoğlu kalıpları ve ezberi bozan yeni bir yaşam tarzı bulmak ve yeni bir dünya düzeni kurmak zorunda hissedecektir. Bir örnek daha vermek gerekirse para politikalarının ise manevi yönden düşünürsek örf ve adetlerin, geleneklerin değişeceği yeni bir yaşam şeklinden bahsediyoruz. Ülkelerin birbirine kapattığı hava sahalarını düşünürsek ülkemizdeki camii yasakları ve ibadete getirilen yasaklamalar bu yeni yaşam şekline birer örnek gösterilebilir. Tabii ki bu durum sonsuza kadar sürmeyecek, insanoğlu her zaman ki gibi bu savaştan da galip çıkacak ama vereceği maddi ve manevi kayıplar onun yukarıda yazdığımız yenidünya düzenine ve yaşam tarzına mecbur bırakacaktır.
100 seneye yakın böyle bir küresel pandemi görülmemişti. Bu yüzdendir ki halklar ve devletler olarak panik içerisindeyiz. Dünya genelindeki devletlerarası uyuşmazlığın, anlaşmazlığın, ülkeler arasındaki koordinasyon ve işbirliği eksikliğinin, yıllardır kötüye giden uluslararası ilişkilerin bedelini ödeyeceğimiz bir zaman dilimi olarak görebiliriz. Bunu örneğe dökersek 2008 ekonomik kriziyle karşılaştırabiliriz, farklı bir türden kriz olabilir fakat benzerlikler de yok diyemeyiz. 2008 yılında dünyada sorumlu yetişkinler vardı ve liderlikleriyle en kötü sonuçların da önüne geçmeyi başardı. Ama son 4-5 yıla baktığımızda uluslararası sistemde olan güvenin hızla azaldığını görmek mümkün. 2008 krizinde ve son büyük epidemi olan Ebola epidemisinde lider pozisyonunda olan ABD şu an böyle bir sorun karşısında hiçbir liderlik görevi üstlenmiyor. Aslında daha geniş bir çerçevede ABD’ye bakarsak 2016 yılından itibaren, açıkça mevcut yönetim de, Amerika’nın artık dünya liderliğini üstlenemeyeceğini, sorumluluğunu alamayacağını dünya üzerinde hiçbir dostunun olmadığını sadece kendi çıkarlarının olduğunu belli etmiştir. Ve şöyle de bir şey var ki Amerika liderliği eline almaya kalksa kimse mottosu “önce ben, tek ben” olan bir lideri takip etmeyecek desteklemeyecektir. Bu yüzdendir ki ileri ekonomililer ve süper güçler diğer varlığını sürdüren devletlerle tehditler karşısında işbirliği yapmalıdır ve liderler bu sorumluluğu alabilecek “önce insan” mottosunu kullanmalıdır.
İnsan dünyasıyla virüs dünyası arasındaki sınırı korumalıyız. Dünyanın herhangi bir yerinde bir virüs bu sınırı geçerse tehlike oluşturur ve bu tüm dünyayı tehdit eder hale gelir aynı corona virüsü gibi. Bunun en etkili yollarından biri dediğimiz gibi sınır koymaktır. Bunları tüm dünyada sağlık sistemlerini destekleyerek yapabiliriz. Çünkü dediğimiz gibi Çin’de, İran’da, İtalya’da çıkan bir virüs başkalarını ve dünyayı etkiler. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütlerin, uluslararası desteklerin daha fazla olmasına ve daha fazla işbirliğine ihtiyacımız vardır. Bu bilimsel içerikli bilgilendirme yazıları da olabilir veya gerekli ekipman yardımları da ve en önemlilerinden biri de ekonomik destektir. Salgının başladığı bir ülke tek başına olduğu söylenirse kendini yalnız hissedeceğinden maddi ve manevi tedbir almaktan çekinecek ve endişelenecektir. Ama diğer ülkelerin yardımını koyacağını bilirse daha sert tedbirler alabilir bu da hem tüm dünyaya hem de tüm insanlığa faydalı olur. Aynı zamanda örneğin Almanya’nın veya Fransa’nın İtalya’ya harcayacağı her bir Euro kendi ülkeleri için de faydalı olacaktır. Dediğimiz gibi salgınlarla mücadelede devlet ve aynı şekilde ülkeler arasındaki işbirliği kamusal eylemlerin merkezidir. Çin’in İtalya’ya yüzlerce koruyucu ekipman sağladığını ve Wuhan şehrinde salgınla mücadelede deneyim kazanmış 30 doktorunu gönderdiğini söyleyebiliriz. Çin-İtalya işbirliği Avrupa kıtasında Çin’e yeni kapılar araladığını görebiliriz.
Ayrıca Çin’in gönderdiği yardımlar kendini affettirmek için özür dileme politikası da olabilir. Sonuçta virüsün ilk çıkıp kendini gösterdiği nokta Wuhan bölgesiydi.
Çin ile AB arasındaki yeni ittifaklar kurulurken ABD başkanı Trump’ın İngiltere dışında Avrupa’ya seyahati yasaklaması ise ABD-Avrupa ittifakı pahasına ABD-İngiltere ittifakına verdiği önemin altını da çiziyor olabilir. Çünkü Trump, Çinlilerle birlikte Avrupalıları da “virüs kaçakçısı” ilan etmişti. İngilizleri bu damgalama dışında tutması hiç de şaşırtıcı değil gibi duruyor. Böyle derin bir krizde bile Trump siyasi hesap yaparak hareket ediyor. Amacı, her fırsatta Avrupa’yı bölmek ve zayıflatmak diyebiliriz.
ABD Basını’nın ve Trump’ın dünyaya yükselen güç olan “Çin düşmanlığı” algısını yaratmaya çalıştığı için virüse “Çin Virüsü” dediği ve böylelikle de belli bir grubun Trump’ın bu ırkçı yaklaşımı sergilediğinden kınandığını görmek mümkündür.
Bunun yanında korona sebebiyle Uluslararası Sağlık Örgütü gibi uluslararası kuruluşları hastalığın merkezi olan bölgelerini belirlemek konusunda güvenilir bir ortak olarak öne çıkarmıştır. Bu da BM’ye bağlı kuruluşların geçmişte veya günümüzde ihmal edilen yönlerini hatırlatmış rollerini de canlandırmıştır. Temeli düşmanlık veya çıkarcılık olmayan işbirliği, dayanışma olan uluslararası kuruluşların tekrardan kendini hatırlatmasında önemli bir rol oynamıştır. Son zamanlardaki sağlık konusundaki olumlu gelişmeler pandemi çıkış noktası olan Çin’in bölgesindeki virüs salgınını, vaka sayısını ve ölümleri durdurması, aşı ve ilaç konusundaki hızlı gelişmeleri tüm insanlığın ve tıbbın tek vücut bu işe yoğunlaşması insanlık açısından moral ve psikoloji için olumlu gelişmelerdir. Devletlerarası ortak çalışmalarla yenidünya düzeninde corona virüsü belasını umarım ki en kısa zamanda en sağlıklı şekilde temizleyebiliriz.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 3.sınıf öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri
Zühre Aleyna Mazlumcu

Yorumlar