Temmuz’da S-400’ler Geliyor

BREXIT EUROSKEPTİKLERİ YILDIRABİLİR Mİ?

Mısır Suriye İhvan hareketi ne için oluştu

Şu an Türkiye ve İran ile diyalog zor ve faydasız

Çin ABD savaşının ayak sesleri

Gündem 23 Mayıs 2019
108

Çinli Qi Haohan, Çin’deki çeşitli tiyatrolarda Amerikalılarla birlikte gösterilere katılmaktan gurur duyduğunu ifade ederken en çok ilham aldığı insanlardan birinin Amerikan Bale Tiyatrosu’nun baş dansçısı Daniil Simkin olduğunu söylüyor. Ancak ABD ile ülkesi arasındaki ticaret savaşı hatırlatıldığında Qi’nin ABD’ye olan hayranlığı bir anda ortadan kayboluyor.

25 yaşındaki Qi sosyal medya hesabından paylaştığı bir mesajda, “Savaş, savaş, savaş!” diyerek, ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerinin sona ermesinin ardından ülkesini güçlü bir duruş sergilemeye çağırıyor.

Çin Ulusal Bale Takımı’nda yer alan Qi, ABD’nin gümrük vergilerini artırma kararının sadece kendisine zarar vereceğini, Çin’in buna hazır olduğunu söyledi.

Hem sevgi hem de nefret barındıran Qi’nin görüşleri, Çin genelinde ABD’ye karşı sergilenen bazen karmaşık, bazen çelişkili tutumlara yönelik sadece bir örnek.

Bu sevgi-nefret ilişkisi, acımasız bir ticaret savaşının ortasında içerideki imajlarını korumaya çalışan iktidardaki Çin Komünist Parti ve lideri Şi Cinping’in karşısında olağanüstü bir meydan okuma yaratıyor.

New York Times’tan Amy Qin’in haberine göre Pekin, kamuoyundaki bölünme ve eleştirilerin yanı sıra taraftarları arasında bile ABD’nin konumuna yönelik kafa karışıklığı olduğu hissiyle Washington’a karşı sert bir tavır sergilemekte zorlanıyor. Bununla birlikte, Pekin’in ABD’ye karşı hamlesinin küçük düşürücü olması halinde zayıf bir taraf olarak görülme riski bulunuyor.

Çinliler, büyük gökdelenleri, eşsiz mali ve askeri gücüyle ABD’yi her zaman ilham kaynağı olarak görmüşlerdir. Bununla birlikte, uzun zamandır ABD’yi Çin’i baltalamaya çalışan emperyalist bir ülke olarak tanımlayan iktidar partisinin propagandalarının desteği ve Çin gururuyla derinleşen bir bakış açısıyla stratejik bir rakip olarak görülüyorlar.

Washington’daki Stimson Merkezi’nden Çinli analist Yun Sun konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Çin şuan ikinci sırada olduğunu düşünüyor. Bu nedenle ikincinin birinciyi geçmeye çalışması gayet doğal” ifadelerini kullandı. Ancak Çin gibi otoriter bir siyasi sistemde bile, kamuoyu dikkatlice yönetilmelidir. Yöneticiler, ABD karşıtı mesajları teşvik etmek isterken, milli duyguların kontrolden çıkma riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Bu da Washington ile görüşmelerde, sert bir duruş sergilemek zorunda kalacakları için seçeneklerini azaltacaktır.

Çin’in ekonomisini güçlendirmek için kendine has yöntemleri olsa da, vatandaşlarının kendilerine pahalıya mal olacak uzun vadeli bir krize girmeye hazır olmadığına dair derin korkuları var. Bu durum sonuç olarak bekası sürdürülebilir ekonomik büyümeye dayanan bir taraf için ters etki yaratabilir.

Buna karşılık eğer Çinli yöneticiler aşırı temkinli davranırsa Çin’in son yıllarda yükselen bir güç olarak güvenlerini kazandığı kamuoyu gözünde onları idare etmekte yetersiz bir imaj oluşturabilir.

Bugün Çinlilerin büyük bir çoğunluğunun ABD’ye duyduğu göz kamaştırıcı heyecan duygusu yerini sakin bir hayranlığa bırakmış durumda. Ancak bazen Çinlilerin ABD’nin sorunlarını yakından öğrenme fırsatı bulduklarında şok yaşadıkları da bir gerçek.

Washington merkezli PEW Araştırma Merkezi tarafından Çin’de yapılan ve 2016 yılında yayınlanan bir ankete göre Çinlilerin yüzde 45’i ABD’nin gücünü ve nüfuzunu ülkeleri için büyük bir tehdit olarak görüyorlar. Oysa bu oran 2013 yılında yüzde 39’du. Bununla birlikte anket göre Çinlilerin yarısından fazlası, ABD’nin Çin’in kendisi kadar güçlü olmasını engellemeye çalıştığına inanıyor.

Öte yandan bu eğilim, geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük iki ekonomik gücünün uzun vadeli bir ticaret savaşına girmesi, Çin merkezli telekomünikasyon devi Huawei ile anlaşmazlıkların yaşanması ve ABD’nin, fikri mülkiyet hırsızlığı ve casuslukları önlemek amacıyla Çinli öğrencilerin vize kurallarını ve koşullarını sıkılaştırmasının ardından ivme kazanmış olabilir.

Bu gelişmeler, Çinlilerin ABD’nin ülkelerinin meşru yükselişini kasıtlı olarak baltaladığı ve Pekin’e savaşmaktan başka bir seçenek bırakmadığı yönündeki görüşünü güçlendiriyor.

Başkent Pekin’deki bir Starbucks’ta oturan Amanda Lin (36) konuyla ilgili olarak, “Korkmuyoruz. Çünkü Çin’in parası var” ifadelerini kullandı. Çinli bir şirketin muhasebe bölümünde çalıştığını belirten Lin, çalıştığı şirketin ABD’nin Çin mallarına uyguladığı son gümrük tarifesinin ardından büyük zarar gördüğünü belirtti. Lin, “Kısa vadede biraz fedakarlık yapmak zorunda kalabiliriz. Ancak savaşmazsak uzun vadede daha fazla acı çekeriz” diye konuştu.

Çinlilerin ABD’nin ülkelerine yönelik niyetlerine karşı duydukları şüphelerin tarihi, Batılı güçlerin Çin limanlarını zorla açtırdığı ve ülkeyi etki alanlarına böldüğü 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Ancak Çin bugün, güçlenen bir orta sınıfa ve sağlam bir altyapıya sahip, gelişmişliğe doğru hızla ilerleyen bir ülke haline geldi.

Ancak birçok Çinli, ABD’nin eski Yugoslavya savaşı sırasında 1999 yılında Çin’in Belgrad Büyükelçiliğini yanlışlıkla bombaladığında duydukları öfke ve kızgınlığı hala hatırlıyor. Bombalamada 3 Çinlinin ölmesi günlerce süren şiddetli sokak protestolarına yol açmıştı. Bu olaydan iki yıl sonra Çin’e ait bir savaş uçağı ile bir Amerikan casus uçağının çatışmaya girmesinin ardından Çin’in ABD donanmasından askerleri alıkoyması iki ülke arasındaki gerginliklerin yeniden başlamasına neden oldu.

Çin, son haftalarda ABD karşıtı propagandalarına yine hız verdi. Fakat bu propaganda kampanyası nispeten muhafazakar bir yapıda sürüyor. Yetkililer adımlarını dikkatlice ve hesaplayarak atarken başlarına sorun açılmasından çekiniyorlar.

Öte yandan Çin’in güneyinde bulunan Guangzhou şehrinde yaşayan liberal siyasetçi bir yazar olan Chen Chun, kısa bir süre önce yerel güvenlik görevlileri ile yazılarında daha ılımlı bir çizgi izlemesi talebinde bulunulan bir toplantıya çağrıldı. Bay Chen, “Çin halkını kışkırtmanın kolay olduğunu ve halkın duygularının şu sıra son derece karmaşık olabileceğini söylediler. Yetkililer rejimi meşrulaştırmak için milliyetçilikten yararlanmak istiyorlar. Ancak milliyetçiler kontrolden çıkarsa, yetkili makamlara ve sistemin istikrarına zarar verebilirler” dedi.

İktidar partisi, Çin’de “güzel ülke” olarak bilinen ABD’ye karşı Çinlilerin hala derin duygular beslediğini bildiğinden, ABD ile rekabetini alevlendirmek istemiyor olabilir.

Uzmanlar, Amerikan kültürünün Çin’de derin kökleri olduğuna inanıyorlar. Öyle ki Çin-ABD ilişkileri kötüye gittiğinde Japonya ve Güney Kore ürünlerine karşı yapılan boykot gibi Amerikan ürünlerinin de boykot edilmesi mümkün olmuyor.

Pek çok Çinli iPhone marka telefonlara, Boston’dan gelen yengeçlere ve House of Cards, Modern Family gibi popüler Amerikan dizilerine tutkuyla bağlılar.

Fakat Çinlilerin ABD’ye duyduğu yakınlık bu ürünlerin ötesine geçiyor. Çinlilerin birçoğu hala ABD eğitim sistemine, güçlü hukuk kurallarına ve yumuşak Amerikan gücünün hakimiyetine hayranlık duyuyorlar. Bununla birlikte “Amerikan rüyası” olgusu hala birçok kişi için ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Şarku’l Avsat

Yorumlar