Avropa Birliyi dağılacaq?

ABD Suudi sermayesiyle Rakka’da Kürt devleti kuracak!

Ünlü Sovyet ve Rus yönetmenden İslam dünyası dayanışmasına övgü

«Եթե որևէ բան ծիծաղաշարժ են համարում, թող լիաթոք ծիծաղեն. նրանց բարձր տրամադրություն եմ մաղթում»

ÇERKES SÜRGÜNÜNÜN 156. YILI

Gündem 21 Mayıs 2020
147

Dünya tarihinde asla silinmeyecek ve maruz kalan halkların unutamayacağı olaylar vardır. Bu olaylardan birisi de Orta Asya ve Kafkasların tarihinde önemli bir yer tutan ve tarihçiler tarafından Büyük Çerkes Sürgünü olarak adlandırılan olaydır.
İnsanlık tarihinin en hareketli iki coğrafi bölgesi vardır ve bu her iki bölge de birbirine sınırdır. Bunlardan ilki Avrupa ve Asya ekseninde, çoğunlukla Kıpçak Bozkırı olarak adlandırılan ve günümüzde Doğu Avrupa ve Orta Asya’yı kapsayan bölgedir. Bir diğeri ise Avrasya – Anadolu – ve Kudüs’ten Hicaz’a kadar olan çoğunlukla Orta Doğu bölgesidir.
Dünyadaki savaşların büyük bir çoğunluğu bu her iki eksen üzerinde seyretmiş ve sürekli değişen hakimiyetler söz konusu olmuştur. Büyük Çerkes Sürgünü olarak adlandırılan ve içerisinde milyonlarca insanın acısını barındıran olayda yine bu gölgelerin ilkinde meydana gelmiştir.
Bu bölge tarih boyunca insanların ve fikirlerin neredeyse tüm dünyaya yayıldığı bir ana noktaydı.Aynı zamanda İpek Yolu gibi kanallarla ticari malların da dağıtımında ana arterlerden biri oldu. Bu bölgeye siyasi olarak sahip olabilenler aynı zamanda Avrupa ve Asya’yı da kontrol edebilir bir güce erişiyorlardı. Örneğin Hun ve Moğol imparatorlukları, Altın Orda Devleti ve Türk hakanlıkları.
Bu güç ve zenginlik bölgede yaşayan insanlara her zaman güç ve kudret sunmamaktaydı. Zayıf düşenler acısını da yaşamaktaydı. Altın Orda Devletinin yıkılması ve ortaya çıkan Türk hanlıklarının etkisinin azalmaya başlaması ile güçlenen Rus knezlikleri zamanla birlik oluşturarak bölgede güç sahibi olmaya ve uzunca bir zaman sonrası ise kendisinden başka kimseye yaşam hakkı tanımamaya başladı.
Türklerin tarihi açısından büyük bir talihsizlik olan II. Katerina, Osmanlı Devleti’ne Küçük Kaynarca ve Yaş anlaşmalarını imzalatarak Kırım’ı tamamen işgal etmiştir.1783 Yılında Kafkaslarda kendisine direniş gösteren Nogaylara karşı General Suvorov’u görevlendirerek yüzbinlerce Nogay’ı katlettirmiştir. Kimi Nogay halk ezgilerinde bu rakam bir milyon olarak telaffuz edilmektedir. Bu kıyım sonrasında artık Rusların karşısında duracak bir güç kalmamıştır. 1828 Yılında Anapa Kalesinin Ruslar tarafından alınması ayrı bir dönüm noktası olmuştur.
Nogay Bozkırı olarak adlandırılan devasa coğrafyadaki Nogay halktan geriye günümüzde Rusların kendi resmi rakamlarına göre 95 bin nüfusu vardır.
Nogayların Nogay El’de nüfusunun bu kadar azalmasının en önemli nedenlerinden birisi de 1864 yılındaki Büyük Çerkes Sürügünü ve soykırımıdır. Bu sürgün neticesinde Ruslar Kafkasya’ya sağlam bir şekilde yerleşebilmişlerdir. Büyük bir kıyım ve acımasızlıkla gerçekleştirdikleri bu sürgünde yaklaşık 1.5 milyon insan Osmanlı Devleti’ne sığınmak için yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Rus kaynaklarının iddiasına göre bu rakam 450 bin civarındadır.
Bu zorlu göç esnasında ve hemen akabindeki yıl içerisinde göç eden nüfusun yaklaşık ⅓’ü hayatını kaybetti.
Büyük Çerkes Sürgünü içerisinde sadece Çerkesler değil başka halklarda vardı. Bunlardan birisi de Nogay halkıydı ve Nogayların bu ilk göçü de değildi. Nogayların göçü 1857 yılında başlamıştı.
Yüzlerce yıldır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan halkların geride kalanları dinlerini değiştirmeye zorlandı. Büyük bir çoğunluğu Rus işgalindeki başka yerlere yerleştirildi. Göç edenlerin mi yaşadıkları daha ağırdı yoksa kalanların mı bilinmez ama gerçek olan şu ki o dönemde Rusların o halklara baskısı işgalden öte etnik temizlik amaçlıydı ve bunu büyük ölçüde başardılar.
Sürgünde en az 100 bin – kimi kaynaklarda 180 bin – Nogay olmak üzere, 30 bin Kabartay, 50 bin Çeçen ve diğer Kafkas halklarından da gelenler olduğu belirtilmektedir.
Çerkes Sürgünü’nün üzeriden 156 yıl geçmiş olmasına rağmen travmaları geçmemiştir. Üstelik Nogayların yaşadıkları, Çerkes sürgünü ile de kalmamıştır. 1944 yılındakı Kırım Tatar sürgününde Nogaylarda vardır.
Günümüzde Ruslar, Çarlık ve Sovyet Rusya’da olduğu gibi benzer politikalar içerisinde olduklarını Kırım’ı işgalleri ile bir kez daha göstermişlerdir.
Netice itibari ile Büyük Çerkes Sürgünü’nün 156. yılında, 156 yıldır yok sayılan Nogayların da varlığını dile getirmek gerekmektedir. Yaşanılan acı yaşayanların ise Nogay Türkleri de bu acıyı ve trajediyi yaşamışlardır. Bu nedenle Nogay Türkleri derneklerinin bu konuda gerek münferit gerekse Çerkes dernekleri ile birlikte müşterek çalışmalar yapmaları elzemdir.
Hakan Benli

Yorumlar