KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Cengiz Topel Mermer: Beş Göz: Anglosakson Dünyanın İstihbarat İş Birliği Mekanizması

Cengiz Topel Mermer: Beş Göz: Anglosakson Dünyanın İstihbarat İş Birliği Mekanizması

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 29 dk okuma süresi
20 0

”II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. ABD ve Birleşik Krallık 1943 yılında imzalanan, ABD-Birleşik Krallık İletişim Anlaşması (British-US Communication Agreement-BRUSA) sonrasında teknik istihbarat alanında yaptıkları iş birliğinin faydasını görmenin tecrübesiyle savaş sonrasındaki bulanık ortamda mevcut iş birliğini devam ettirmek istemiştir. İki ülke bu kapsamda, Sovyetler Birliği’nin savaş sonrasındaki yayılma faaliyetlerine set çekebilmek için iş birliği yapmaya devam etmiştir. Bu istikamette 05 Mart 1946’da, UKUSA Anlaşması (United Kingdom-United States of America Agreement) ile iki ülke arasında elektronik istihbarat ittifakı kurulmuştur. Anlaşma ile Sovyetler Birliği’nin faaliyetlerini teknik zeminde takip etmek (ELINT; Elektronik İstihbarat /SIGINT; Sinyal İstihbaratı) ve elde edilen verileri paylaşmak için bir istihbarat paylaşım mekanizması hayata geçirilmiştir. Bu mekanizmaya 1948’de Kanada, 1956’da Avustralya ve Yeni Zelanda da dâhil edilmiştir.

Böylece İngilizce konuşan ülkeler arasındaki iş birliği ortaklarının sayısını vurgulayan “Beş Göz“ sözcüğü ortaya çıkmıştır. AUSCANZUKUS kısaltmasını kullanmanın zorluğu üye ülkeleri “Beş Göz“ tanımına yönlendirmiştir. Amerikan ve İngiliz teknik istihbarat yapıları üzerine inşa edilen Beş Göz, ABD’nin NSA (National Security Agency) ve İngiltere’nin GCHQ (Government Communications Headquarters) teknik istihbarat merkezlerini temel almıştır. ABD-Birleşik Krallık, Soğuk Savaşın rekabet ortamında, Avustralya’nın ASD (Australia Signals Directorate), Kanada’nın CSEC (Communications Security Establishment of Canada), Yeni Zelanda’nın GCSB (Government Communications Security Bureau) teknik istihbarat merkezlerini de tamamlayıcı rol ile sisteme dâhil ederek, dünya genelinde gözetleme-teknik takip mekanizması inşa etmiştir.
Anglosakson küresel aktörlerin komünizme karşı mücadelede, aralarındaki diğer güvenlik ortaklıklarını destekler bir mantıkla hayata geçirdiği bu istihbarat iş birliği mekanizmasını “ABD-Birleşik Krallık Teknik İstihbarat ittifakı“ olarak tanımlamak da mümkündür. Bu bağlamda Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada’nın İngiliz Milletler Topluluğu (British Commonwealth) ülkesi olduğu için söz konusu ittifakı, belirleyici iki aktör üzerinden tanımlamak yanlış olmaz. Zira, bu üç ülkenin sinyal istihbaratı teşkilatları II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD ve Birleşik Krallık şemsiyesi, yönlendirmesi ve kontrolü altında hayata geçirilmiştir.
İttifak ülkeleri “Beş Göz Anlaşması“na yönelik olarak genelde ketum bir tutum takınmış ve üye ülkelerin bürokratları ve siyasileri dahi mevcut anlaşmadan, zorunlu hâller dışında, haberdar edilmemiştir. Örneğin Avustralya’da Başbakan Gough Whitlam söz konusu anlaşmayı 1973 yılında öğrenmiş; Avustralya kamuoyundan da 2005 yılına kadar saklanmıştır. İngiltere ve ABD yönetimleri anlaşma metnini Haziran 2010’da yayınlayarak resmiyetini kabullenmiştir. Antlaşma metnine göre taraflar; trafik izleme, iletişim belge ve sistemlerinin temini, trafik analizi, kripto analizi, şifre çözme ve çeviri, bilgi edinme, iletişim organizasyon – uygulama – prosedürleri ve teçhizatına yönelik bilgi edinimi konularında iş birliği yapmayı kabul etmiştir.

Anglosakson istihbaratın iş bölümü
Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yönelik teknik istihbarat üretilmesinden sorumlu olduğu bilinmektedir. Örneğin Birleşik Krallık, Avrupa ve Rusya Federasyonu (RF)’nun batısını takip etmekten sorumlu iken ABD, Orta Doğu, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), RF, Afrika ve Karayipler’i gözetlemektedir. Avustralya, Güney ve Doğu Asya’dan, Yeni Zelanda ise Güney Pasifik ve Güneydoğu Asya’yı takip etmekten sorumludur. Kanada ise RF ve ÇHC’nin bazı bölümleri ile Latin Amerika’nın bazı bölgelerini takip etmekle yükümlüdür. Kanada’nın soğuk savaşın ilk döneminde ittifaka katkısı Sovyetler Birliği’nin Arktikler’deki araştırma merkezlerinin takibi, askerî faaliyetleri ve iletişim trafiğinin izlenmesi çerçevesinde olmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında ülke coğrafyasının ve teknik kapasitesinin sınırlamaları dikkate alınarak, sorumluluk sahası yukarıda belirtilen alana kaydırılmıştır.

Üye ülkeler arasındaki bu coğrafi paylaşım, sorumluluk sahalarındaki; önemli görülen deniz yollarındaki deniz trafiğinin takibi, balistik füze testleri, uydu konuşlandırmaları, hedef bölgelerdeki muhtemel hasımların hava faaliyetleri ve deniz sorumluluk bölgeleri içindeki askerî faaliyetler gibi konularda sıklet merkezi oluşturulması ihtiyacını akla getirmelidir. Zira üye ülkeler arasındaki iş birliği ve görev bölümü, tek bir ülkenin teknik istihbarat toplama kapasitesinin, dünyanın bütün sahalarını kapsayamayacağı gerçeğinden doğmuştur. Dünyadaki konjonktürel teknolojik-siyasi-stratejik gelişmelere paralel olarak iş birliği alanları zamanla değişmiş ve gelişmiştir.

Duruma göre pozisyon alıp yayılan dinamik yapı; Beş Göz, Dokuz Göz, On Dört Göz…

Beş Göz İttifakı, ABD ve Birleşik Krallık tarafından uygun görülen ülkeler ile istihbarat paylaşımı konusunda iş birliği yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Danimarka, Fransa, Norveç ve Hollanda bu bağlamda iş birliği ortakları olarak öne çıkmakta ve bu ülkeler dâhil olduğunda mekanizma “Dokuz Göz“ olarak adlandırılmaktadır. Zaman zaman iş birliği ortaklarına duyulan ihtiyaç artmakta; bu hedef istikametinde Belçika, Almanya, İtalya, İspanya ve İsveç de iş birliği mekanizmasına dâhil edilmektedir. Bu ülkelerin eklenmesiyle oluşan grup “On Dört Göz“ olarak tanımlanmaktadır. On Dört Göz asıl olarak teknik zemindeki sinyal istihbaratı ihtiyacına cevap vermekte ve bu maksatla kurulan mekanizma “SIGINT Seniors Europe (SSEUR)“ terimi ile ifade edilmektedir.

Soğuk Savaş sonrasında hedef ülkelerin yerine küresel terör, uyuşturucu ticareti, uluslararası silah ticareti, nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ve denizlerdeki korsanlık konuları gibi kavramlar iş birliği alanına alınmıştır. Üye ülkeleri hedef alan terör örgütleri, ABD ve Birleşik Krallık tarafından kara listeye alınan ülkeler arasındaki silah ticareti ve nükleer silahlanma ihtimali gibi konular da bu mekanizmanın ilgi alanına girmiştir. Böylece ilk olarak Sovyetler Birliği’ni hedef alan Beş Göz, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ülke dışı (klasik olmayan) hedeflere yönelmiştir. Ancak 21. yüzyılın başlarında, ÇHC ve RF’nin Anglosakson dünya hegemonyasına tehdit oluşturacağının öngörülmesi sonrasında, ittifak yeniden bu iki hedef ülke üzerine yoğunlaşmaya başlamıştır.

Yeni Zelanda’nın Beş Göz içinde kısmen daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı dikkat çekmektedir. Yeni Zelanda’nın 1986 yılında ülkesini “Nükleer Dışı Bölge“ ilan etmesi ve ABD’nin nükleer silahlı veya nükleer sistemle çalışan gemilerini ülke sınırlarına kabul etmemesi sonrasında Yeni Zelanda ve ABD arasında güvenlik ve istihbarat iş birliği mekanizmaları da askıya alınmıştır. Yeni Zelanda uzunca bir dönem Beş Göz dışında kaldığı sürece, küresel gelişmelerin dikte etmesiyle, 2009‘da yeniden sisteme dâhil olmuştur.[20] Böylece Anglosakson dünyadan daha bağımsız hareket etme eğilimine giren Yeni Zelanda, ÇHC’nin Güney Pasifik’te artan ağırlığından rahatsız olmanın verdiği korunma içgüdüsü ile genlerindeki dayanışma ortaklarına dönüş yapmıştır.

“Siber Göz“ boyutu ağırlık kazanmış durumda

Dijitalleşmenin hayatımızın her alanına nüfuz etmeye başlaması ve kamu idaresinin birçok alanının çevrim içi yöntemlerle düzenlenmesi sonrasında çevrim güvenliği ve çevrim içi etkinliklerin izlenmesi (Cyber Threat Intelligence-CTI/Siber Tehdit İstihbaratı-STİ-Siber İstihbarat) teknik istihbaratın vazgeçilemez konusu hâline gelmiştir. ABD ve Birleşik Krallık, bu gelişmeye paralel olarak siber güvenlik konusunu öne çıkarmış ve iş birliği ortaklarıyla ÇHC ve RF’nin siber gücüne karşı tedbir almaya çalışmıştır.[22] Bu istikamette faaliyet yürütme maksadıyla ABD, 2010’da Siber Kuvvet Komutanlığı (Cyber Command-USCYBERCOM) kurmuştur. Kasım 2011’de İngiliz Hükûmeti de “Siber Güvenlik Stratejisi“ni ilan ederek, bu alandaki faaliyet ve yapılanmalarına yönelik bilgi vermiştir. Müteakiben Avustralya da 2016’da “Siber Güvenlik Stratejisi“ni açıklamıştır.

Üye ülkelerin istihbarat servislerinin, ÇHC’nin Kuşak Yol İnisiyatifi projesinin resmileşmesi sonrasında, 2017 sonlarından itibaren, ÇHC’nin dünyadaki adımlarını takip etmeye hız verdiği ve yeni iş birliği ortakları arayışına girdiği dikkat çekmiştir. ÇHC’nin iletişim dünyasında söz sahibi olması da Beş Göz ülkelerini tedirgin etmiş ve dijital güvenlik kaygılarını artırmıştır. Bu kapsamda ABD 2018’de, savunma bakanlığı koordinatörlüğünde siber stratejisini revize ederken; Birleşik Krallık da ABD’yi takip ederek, strateji güncellemeleri yapmıştır.

ABD’nin, kontrolü altında tuttuğu NATO aracılığıyla, yeni istihbarat iş birliği mekanizmalarını hayata geçirmeye çalıştığı da bilinmektedir. ABD önderliğindeki NATO, 21 Ekim 2016’da, genel sekreterlik bünyesinde, istihbarat ve güvenlik faaliyetlerinden sorumlu genel sekreter yardımcılığı makamını ihdas etmiş (ASG-I&S) ve Dr. Arndt Freiherr Freytag von Loringhoven’ı bu makamda görevlendirmiştir. Alman istihbarat teşkilatı BND’nin başkan yardımcılığını yapmış olan eski Büyükelçi Freytag von Loringhoven NATO’nun ilk istihbarat başkanı olmuş ve bir yıl sonra siber güvenlik konusunda çalışmak üzere bir bölüm kurmuştur. Bu bölüm ABD’nin iş birliği zeminini artırma hedefiyle ve desteği sonrasında kurulmuştur.

ABD tarafından bakıldığında; Asya-Pasifik coğrafyasında ortaya çıkan ÇHC tehdidi sonrasında şekillenen siyasi ve askerî tablo daha kapsamlı istihbarat ihtiyacı doğurmuştur. Bu durum ABD karar mekanizmalarında Beş Göz’ün görme kapasitesinin yeterli olmadığı ve NATO’nun dışında yeni ortaklara ihtiyaç duyulduğu şeklinde bir sonuç çıkarılmasına neden olmuştur.[31] Bu değerlendirme sonrasında ABD Beş Göz İttifakına ilave olarak daha fazla ülke ile iş birliği yapma arayışına girmiştir. Bu istikamette ABD, doğal müttefiki Güney Kore’nin yanı sıra yeni hayata geçirdiği QUAD İttifakı’nın üyesi Hindistan ve Japonya ile 2019 yılında istihbarat iş birliği konusunda istişarelere başlamıştır. Bu görüşmeler sonrasında, 2020 yılında, Hindistan ve Japonya ile akıllı telefon görüşmelerinin kripto güvenliğinin sağlanmasında mutabakat sağlandığı ifade edilmiştir.

Görünmeyen Gözler; İsrail ve Singapur

ÇHC kaynakları tarafından; ABD’nin istihbarat paylaşımı girişimlerine Güney Kore ve Hindistan tarafından sınırlı destek verildiği, ancak Japonya’nın Beş Göz mekanizmasına dâhil olmaya sıcak baktığı değerlendirilmiştir. Japon resmî kaynaklar tarafından dünya basınına yapılan açıklamalar bu değerlendirmeleri doğrular yönde hayat bulmuş ve Japonya bu konudaki fikirlerini saklamamıştır. Japonya’nın Beş Göz’e göz kırpması sonrasında örgütün müteakip adının ne olacağına yönelik tartışmalar dünya basında yer almaya başlamış ve bu minvalde “Altı Göz“den ziyade “5 1“ adı daha çok kabul görmüştür. Bunun yanı sıra dünya kamuoyunda, İsrail ve Singapur’un da Beş Göz ülkeleri ile iş birliği yaptığına dair bir kanaat oluşmuştur.[35]

ABD bu dönemde Siber Kuvvet Komutanlığı-USCYBERCOM vasıtasıyla siber savunma stratejilerini geliştirme çabalarına ivme kazandırmış ve siber savunmadan saldırıya geçiş yönünde önemli adımlar atmıştır. 2013’de siber saldırı kapasitesini artırma yönünde çalışmalarını ifşa eden Birleşik Krallık da 2018’de, bu konuda önemli ilerlemeler sağladıklarını açıklamıştır. Bu arada ABD ve Japonya, ÇHC’nin teknolojik ilerleyişine karşı istihbarat teknolojisini geliştirme zemininde ortak projelere imza atmıştır. İki ülke istihbarat teknolojisini geliştirme yönünde ortak bir araştırma merkezi kurma yönünde çalışmalara başlamış ve bu projede Avustralya, İsrail ve Norveç’e de iş birliği teklif etmiştir. ABD ve Birleşik Krallık, Beş göz ülkelerini siber güvenlik konusunda desteklerken, diğer üç ülkede de bu dönemde önemli gelişmeler hayata geçirilmiştir.

ABD kaynakları, ÇHC ile birlikte RF’yi de bu iş birliği zeminin hedef ülkesi hâline getirmeye çalışmıştır. ABD’nin RF’ye yönelik gayretleri 2016 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde Rus siber korsanların seçim sonuçlarını etkilemek için manipülasyonlara giriştiği iddiaları sonrasında artmaya başlamıştır. ABD kamuoyuna da yansıyan bu tür iddiaların sürmesi sonrasında ABD, 15 Nisan 2021’de, RF’yi siber casusluk ile suçlayarak, yaptırımlar açıklamış ve on Rus diplomatı sınır dışı etme kararı almıştır. ABD’ye yönelik olarak yapılan siber saldırılarda Rus istihbaratının rolü olduğu yönündeki ABD suçlamalarına Beş Göz ülkeleri ile NATO ve Avrupa Birliği (AB) de destek vermiştir. ÇHC’nin de RF yanında tavır alması sonrasında ABD liderliğindeki Batı bloku ile ÇHC-RF ortaklığı arasındaki rekabet siber alana da yansımıştır. Bu dönemde ÇHC, Avustralya, ABD ve Birleşik Krallık askerlerinin, Afganistan başta olmak üzere, işlediği ağır insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarının görüntülerini dünya basınına sızdırmaya başlamıştır. Bu görüntüler normal olarak ilgili ülke askerlerin iletişimine nüfuz etme yoluyla elde edilmiştir.

ABD diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) dâhil olmak üzere, uluslararası örgütlerde siber güvenlik yönünde ortak kararlar alınması ve müşterek prensipler oluşturulması yönünde çalışmalar yapmıştır. ÇHC ve RF ise Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) bünyesinde siber güvenlik prensipleri şekillendirmeyi ve anlaşmalar yapmayı tercih etmiştir. ÇHC ve RF, ABD önderliğinde oluşturulmaya çalışılan uluslararası normları kendilerine yönelik tasarlanan sınırlayıcı adımlar ve iç işlerine müdahale olarak görerek karşı çıkmıştır. ÇHC ve RF, uluslararası örgütler ve ortamlarda siber güvenlik konusunda farklı öneriler ve yol haritaları sunmuştur.

Beş Göz’ün “Sistem Hatası (!)“; Edward Snowden

ABD’nin teknik istihbarat kurumu NSA personeli Edward Snowden’ın 2013 yılında sızdırdığı belgeler; ABD’nin müttefik ülkelerin yanı sıra kendi normal vatandaşlarının çevrimiçi etkinliklerini de izlediğini ifşa etmesi dünyada, Beş Göz faaliyetleri ve teknik takibin hukuki ve etik boyutları üzerinde tartışma fırtınaları koparmıştır. Bu gelişme sonrasında ABD’de, istihbarat yapılanmalarının ve NSA’in faaliyetlerinin hukukiliği üzerinde ciddi tartışmalar yaşanmıştır. Beş Göz ülkeleri de Edward Snowden’ın ifşaatları sonrasında kamuoyu baskısıyla karşılaşırken, “ÇHC tehdidi“ne istihbarat sahasında çözüm bulma ihtiyacını da derinden hissetmiştir. Beş Göz ülkeleri gerek teknolojik iş birliği gerekse hukuki sorunları aşma konusunda birbirlerini desteklerken, teknolojik gelişimi yakalama yönündeki gayretlerini de artırmıştır. Özellikle 2022 yılından itibaren ÇHC tarafından, Beş Göz ülkelerinin siber güvenlik ihlalleri yaptığına dair suçlamalar gelmeye başlamıştır.

Beş Göz ülkeleri arasında yapılan istişareler sonrasında, ittifak ülkeleri arasında, sağlık, biyolojik tehditler ve gıda güvenliği gibi konularda istihbarat zemininde iş birliği yapılması kararlaştırılmıştır. Bu konudaki çalışmalar devam ederken, korona virüs pandemisinin dünyayı esir alması üzerine üye ülkeler, sağlık alanında teknik istihbarat iş birliğini artırmak için arayışlara girmiştir. Bu bağlamda Pandemi sonrasında Beş Göz ülkeleri ÇHC’nin pandeminin çıkışındaki rolünün tespiti ve sorumluluğunun belirlenmesi yönünde kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır. Bu konuda Beş Göz ülkeleri ile ÇHC arasında ciddi tartışmalar yaşanmıştır. Pandeminin etkisini yitirdiği 2022’de, ÇHC ile Beş Göz ülkeleri arasındaki siber güvenlik ihlallerine yönelik karşılıklı suçlamalar artarak devam etmiştir.

Bu dönemde Beş Göz üyeleri, Yeni Zelanda dışında, ÇHC karşıtı söylemlerde ortaklaşmıştır. Yeni Zelanda’nın ÇHC’ye yönelik söylemlerinde temkinli bir tutum izlediği dikkat çekse de Beş Göz’ün, ÇHC’nin bölgesel ve küresel hak iddiaları ve politikalarına karşı bir siyasi ittifaka evirildiği ve istihbarat paylaşımı ittifakından daha ileri bir yapı olmaya başladığı tartışmaları dünya gündemine taşınmıştır. RF’nin Ukrayna’ya karşı başlattığı işgal harekâtı sonrasında Yeni Zelanda, RF’ye karşı oluşan cepheye katılmanın yanı sıra ÇHC karşıtı söylemlere de katılmaya başlamıştır. Yeni Zelanda’nın ÇHC karşıtlığında resmî düzlemdeki tavır değişikliğinde, ÇHC’nin Solomon Adaları ile imzaladığı güvenlik anlaşmasının Nisan 2022’de kristalize olması etkili olmuştur. Başbakan Jacinda Ardern’in Mayıs 2022 sonlarında yaptığı ABD ziyareti sonrasında Yeni Zelanda da Beş Göz’ün siyasi söylemlerinde net olarak yerini almış ve ABD politikalarını destekler yönde hareket etmiştir.

DEĞERLENDİRME

İstihbarat teşkilatları ülkelerin güvenlik ortamına ve ulusal çıkarlarına zarar verebilecek muhtemel gelişmeleri önlemek için çalışan devlet kurumlarıdır. Bu tür yapıların bağımsız ve kendi kendine karar veren makamlar olduğunu düşünmek yanlış olur. Devlet memurlarının, siyasi karar mekanizmalarının belirlediği politikaların uygulayıcısı olduğunu unutmamak gerekir. Bu noktada farklı ülkelerin istihbarat iş birliğini hayata geçiren ortamın, ilgili ülke yönetimlerinin stratejik ihtiyaçları ve siyasi kararları olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Ülkelerin karar mekanizmalarının verdiği direktif, istihbarat merkezlerini iş birliği mekanizmaları kurmaya sevk eder. Böylece istihbarat kurumları ortak bir zeminde faaliyetler yürütecek yapılanmalara giderek; iş birliği ve görev bölümü yapar. Daha sonra üretilen istihbaratın paylaşım esasları ve sistemleri belirlenir ve ortak mekanizmalar fonksiyonel hale getirilmeye çalışılır. Süreç içerisinde, ihtiyaca binaen, istihbaratın farklı başlıkları altında yeni iş birliği alanları da hayata geçirilebilir ve iş birliği sahasının sayısı artırılabilir.

II. Dünya Savaşında Alman ve Japon iletişimini yakalamak ve şifreli görüşmeleri çözmek ihtiyacından doğan iş birliği ortamının faydası, ABD ve Birleşik Krallık yönetimlerini memnun etmiştir. Savaş sonrasında ortaya çıkan Sovyetler Birliği gerçeği ve komünizmin yayılması tehdidi iki ülke için ortak tehlike sinyalleri vermeye başlayınca ABD ve Birleşik Krallık, aralarındaki ittifak ilişkisini sürdürmeyi tercih etmiştir. Anglosakson dünyanın güçlü iki temsilcisinin karar makamlarının ittifak ilişkisini sürdürme ihtiyacı, istihbarat sahasındaki iş birliğinin devamını da gerekli kılmıştır. Bu kapsamda önce Sovyetler Birliği’ni teknik zeminde takip etme maksadıyla yapılan istihbarat iş birliğinin zemini, sonrasında ÇHC’nin eklenmesiyle genişletilmiştir. Beş Göz Mekanizması da böyle bir mantığın ürünü olarak sahneye çıkmış ve ABD ile Birleşik Krallık’ın siyasi hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak için, güvenlik ittifaklarını destekleyici bir rol üstlenmiştir.

Beş Göz Mekanizması, Sovyetler Birliği ve ÇHC’nin dünya coğrafyasındaki askerî ve siyasi faaliyetlerinin teknik zeminde takibinin sağlanması için hayata geçirilmiş ve konjontürel gelişmelere bağlı olarak sürekli geliştirilmiştir. Bu istikamette Beş Göz, Soğuk Savaş sürecinde NATO ülkeleri ve Sovyetler Birliği-ÇHC tehdidinde ortaklaşılan ülkelerin istihbarat teşkilatları ile iş birliği yapmıştır. Soğuk savaş sonrası Beş Göz için tehdit kavramı klasik olmayan hedeflere doğru yönelmiştir. 21. yüzyılın ilk on yılında ÇHC ve RF’nin Anglosakson dünyanın küresel konumuna rakip olma potansiyeli ortaya çıkınca, bu iki ülke tekrar Beş Göz’ün hedef tahtasına alınmıştır. ÇHC’nin hızlı ekonomik ve teknolojik yükselişiyle, iletişim teknolojisindeki gelişmeler Beş Göz ve siyasi ortaklarının bölgesel ve küresel çıkarlarını sarsmaya başlayınca, Batı ittifakı dünya çapında siyasi ortaklıklar ve güvenlik ittifaklarını hayata geçirmiştir. Batı ittifakının genişlemesi ÇHC ve RF’nin safları sıklaştırmasına neden olmuş ve dünya yeni bir soğuk savaş iklimine doğru ilerlemeye başlamıştır.

İstihbarat ittifakları doğal olarak siyasi ittifakların şemsiyesi altında hayat bularak, gelişmiş olduğundan, Beş Göz Mekanizması da bu gelişmelere paralel olarak, iş birliği ortaklarını artırmıştır. ABD ve Birleşik Krallık dünyanın yeni konjonktüründe NATO ülkeleri ile iş birliği yapma alışkanlığına dönerken, ÇHC’nin yükselişiyle tehdit algısı sarsılan Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkeleri de kendi yanına çekmek istemiştir. Beş Göz’ün gelişmesi ve sayısının artışına yönelik tartışmalar 21. yüzyılın ikinci on yılında bu mihverde artmıştır. İçinde bulunduğumuz üçüncü on yılda bu tür tartışmalar daha da artacak; siber güvenlik konusu bu minvalde daha çok yer alacak ve yeni iş birliği yapıları hayata geçirilecektir. Zira ÇHC’nin nefesini ensesinde hisseden ve ulusal çıkarları, ÇHC’nin küresel yükselişiyle sarsılan ülkelerin ÇHC’yi hedef alan istihbarat iş birliğine karşı çıkacağını düşünmek gerçekçi olmaz.

RF’nin Ukrayna’yı işgal girişimiyle artan “küresel ısınmaya“ paralel olarak Beş Göz, görme kapasitesini ve göz sayısını artıracaktır. ABD ve Birleşik Krallık yeni küresel konjonktürde ÇHC ve RF’nin çevrelenmesi ve özellikle siber güvenlik alanında sıkıştırılması için yeni adımlar atacaktır. Yeni-Önleyici Soğuk Savaş ortamında istihbarat yapıları da doğal olarak siyasi hedefleri destekler yönde stratejileri hayata geçirmeye çalışacaktır. Yeni dönemde iki küresel blok teknoloji geliştirme arayışlarında siber güvenlik, yeni silah sistemlerinin icadı ve uzay yarışına öncelik verecektir. Bu istikamette İstihbarat teşkilatları-ittifakları da ülke politikalarını destekleme noktasında ciddi bir rekabet yaşayacaktır.

İstihbarat alanındaki iş birliği ve ittifaklar uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuktaki gibi açık kavramlar üzerinde hayat bulmaz. İstihbaratta iş birliği “ortak çıkarlar“ olarak ifade edilen gri kavramlar üzerine oturur. Böyle bir istihbarat iş birliğine giren ülkelerin birbirini hedef almayacağını ve birbirlerinin alanına girmeyeceğini düşünmek istihbarat toplama mantığının gerçekleriyle örtüşmez. İstihbarat teşkilatları bir yandan iş birliği yaparken, ulusal çıkarlarının örtüşmediği konu ve bölgelerde birbirlerini takip etmekten de geri durmazlar. Dünya coğrafyasının sorumluluk sahalarına ayrılması da tarafların ilgi alanına giren başka bölgelerde istihbarat toplamayacağı anlamına gelmez. Her bir ülke kendi millî sorumluluklarını da normal olarak yerine getirecektir. Önümüzdeki dönemde ittifaklar içinde bu noktada da sürtüşmeler yaşanacak, ancak kamuoyuna yansımaması için azami dikkat gösterilecektir.”

Dr. Cengiz Topel Mermer

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir