KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Cengiz Çelik: AFGANİSTAN VE TALİBAN

Cengiz Çelik: AFGANİSTAN VE TALİBAN

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 13 dk okuma süresi
59 0

Afganistan
Afganistan, Türk hükümdar olan Nadir Şah’ın komutanlarından Ahmed Şah, 1747’de Nadir Şah’ın öldürülmesinden sonra İran’ın içine düştüğü karışıklıktan faydalanarak Kandahar’ı ele geçirdi ve orada Abdali reisieri tarafından hükümdar ilan edildi(İslam Ansiklopedisi C.1 s.401). Ahmet Şah’ın ölümünden sonra kurduğu milli devlet Peştun kabileleri içerisinde el değiştirdi ve çeşitli siyasi bunalımlarla rağmen günümüze kadar varlığını sürdürdü.
19. yüzyılın sonunda İngilizler Hindistan’ı; Ruslar Türkistan Coğrafyasını istila etmişti. İngilizler Rusların Hindistan’a yaklaşmasından endişe ederken Ruslarda İngilizlerin Türkistan coğrafyasına yaklaşmasından endişe ediyorlardı. Dolayısıyla aralarında sınır olacak bir devlete ihtiyaç vardı. İç işlerinde serbest dış ilişkilerinde İngiltere sömürgesi olan Afganistan’ın sınırları Durand Hattı olarak bilinen anlaşmayla belirlendi. Tarihler 19 Ağustos 1919 gösterdiğinde Emânullah Han, tam bağımsızlığını İngilizlerden aldı.
Sürekli bir iktidar mücadelesine sahne olan Afganistan, 1979-89 yıllarında Rusların işgaline uğradı ve Rusların 1989’da yenilgiyi kabul etmesiyle birlikte işgal sona erdi.
Afganistan’da bir türlü tam manasıyla sağlanamayan bütünlüğün ana sebeplerinden birisi de Afganların ülkesi demek olan Afganistan’da “Afgan” milletinin olmayışından kaynaklanmaktadır. “Afgan, Afganistan”, olarak değil de “Peştun, Peştunistan” olarak isimlendirilmiş olsa belki de bugünkü sorunları bu kadar derinden yaşamak zorun olan bir ülke olmayacaktı. Geçelim…

Mücahitler
Muhammed Necibullah yönetiminde kurulan geçici hükümet, ülkede birliği tesis edemeden mücahit guruplar arasında kanlı savaşların başlamasıyla iyice zayıfladı. Gülbeddin Hikmetyar’ın Kabil’i roket yağmuruna tutmasıyla sarsılmış olan dengeler tamamen altüst oldu. O yüzdendir ki halk arasında G. Hikmetyar, “Roketyar” olarak anılır oldu. Hiç kuşkusuz Afganistan’ın bugün yaşadığı yıkımın en büyük sorumluları o dönemde ortaya çıkmış olan “Mücahit” gruplardır.
Mücahitlerin çoğunluğu, Ruslara karşı verdikleri savaşı İslamî bir yaşamın motivasyonu ile değil ABD ve Almanya adına Ruslara karşı vekalet savaşı vermiş ve onlardan aldıkları silah, strateji ve para desteği ile SSCB’nin sonunu hazırlayan ağır darbe vurmuşlardır.
Rusya’nın bölgeden çekilmesinden ve Afganistan’da Taliban dönemimin başlamasıyla Mücahitlerin devri bir süreliğine kapanmış olacaktı.

Talip’ten Taliban
Tarihler 1993 yılını gösterdiğinde bir Peştun şehri olan Kandahar’da olağandışı bir hareketlilik yaşanmaktaydı. “Mücahitler” kendi iktidar savaşlarını verirken ülkenin gerçekliğinden alabildiğine kopmuş durumdaydılar.
Hal böyleyken Arapça talib (öğrenci) kelimesi Farsça çoğul eki alarak taliban (öğrenciler) manasından bambaşka bir anlama evrileceğini kimse tahmin etmiyordu. Afganistan’ın Kandahar şehrinde 1994 yılında resmen kurulan ve 1996 yılında Afganistan’ın Başkenti Kabil’i alacak kadar canlılık kazana oluşuma Molla Ömer isimli genç bir molla önderlik etti. Taliban, olarak bilinen yapı dünya siyasetini hem dün hem de bugün derinden etkiledi ve etkilemeye devam edecek.

Örgütün kurulmasında ve insani olarak beslenmesinde temel etken Sovyetler işgalinden Pakistan’a sığınan mültecilerin çocukları oldu. Çocukların eğitim almak için gönderildikleri medreseler Pakistan güdümünde kurulması arzulanan Peştunistan için çok etkin bir rol oynadı. Pakistandaki bu medreselerin sayısının 45.000 üzerinde olduğunun da altını çizmek gerekir.
Taliban kadroları Pakistan istihbaratı (ISI) tarafından organize edildi ve ediliyor. CIA’nın da bu örgütün kurulmasında ve yönlendirilmesinde faal olduğu da çok açık bir gerçekliktir.
(Taliban’ın varlığının temel sebebi Büyük Ortadoğu Prjesi (BOP)’un hayata geçmesi için gerekliydi. Arap Baharını olarak bildiğimiz Ortadoğu’daki gelişmeleri tam manası ile anlamak için Afganistan’ı iyi okumak gerekir. Arap Baharı dediğimiz kanlı süreç incelenirken uzamanlar Afganistan ve Taliban konusuna da kafa yoracaklardır. Aksi takdirde elde edilecek veriler eksik kalacaktır. ABD’nin Irak harekâtı ancak Afganistan işgalinden sonra olabilmiş ve Ortadoğu bugünkü halini almıştır.)
Taliban’ın Sosyolojik Yapısı
Dün:1994 yılında ortaya çıkan Taliban, Peştun milliyetçisi bir yapıya sahipti. Özellikle yönetim kadrosunda Peştunlardan başka bir milletin bulunmasına izin verilmedi. Kandahar’da ortaya çıkmış olan Taliban’ın yayılmasında ve gelişmesindeki en temel etkenlerden birisi de bölgedeki kabile/aşiretlerin Taliban’a karşı çıkmaları halinde Pakistan’dan aldıkları yardımların kesileceği endişesini duymalarıydı. Hem siyasi, hem askeri hem de maddi gücünü Pakistan’a bağlı kurumlardan alan Taliban kısa sürede güçlendi. Ayrıca Kandahar’ın coğrafi konumu Taliban hareketinin bölgeye yerleşmesini kolaylaştırmıştır. Pakistan’a olan sınırı ve dağlık yapı büyük kolaylık sağladı.
1996 yılında Afganistan’daki yönetimi eline alan Taliban özellikle kadınları sosyal hayattan tamamen soyutlama yoluna gitti. Ülkedeki diğer etnik ve mezhepsel olarak farklı olan gruplara karşı acımasız uygulamalarda bulundu. Bu uygulamalar Taliban yönetiminin meşruiyetinin uluslararası kamuoyunca sorgulanmasına sebep oldu. ABD’nin Asya’nın kalbine hâkim olması için gereken bütün argümanları Taliban bizzat kendi eliyle ABD ve destekçilerine teslim etmiş oldu.
Malum 11 Eylül olayları çalınan minare için aranan kılıf oldu. ABD’nin İkiz Kulelere yapılan saldırıdan 26 gün sonra (1 Ekim2001) Afganistan’a savaş açması ve Taliban hükümetini devirmesi bu hazırlığın yıllar öncesinden planlandığının en net göstergesidir. Taliban yerel etnik gruplarında desteğini alamadığı için iktidarı bırakmak zorun kaldı ve böylelikle 22 Aralık 2001 günü Hamid Karzai’nin yemin etmesiyle yeni hükümet kurulmuş oldu.
Araf: Taliban’ın yenilgisinden sonra ele geçirilen yöneticileri ve mensupları ABD’deki hapishanelerde hem fiziki hem de psikolojik olarak ağır işkencelere maruz kaldı. Bu hadiseler Taliban’ın intikam ve iktidar arzusunu körüklemiştir. Pek çok mensubu hücre yapılarına dönüşmüş ve varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Zaman zaman ABD ve hükümet güçlerine ağır kayıplar verdirmiş ve silahlı eylemleriyle gündemde kalmaya devam etmiştir. ABD ve NATO güçleri çözemedikleri hücre yapıları nedeniyle Afganistan’daki bütün insanları Taliban/terörist mensubu olarak görmüştür. Mutlu bir azınlık oluşturan ABD, halkı her geçen gün ötekileştirilmiş ve umutlarını yeniden Taliban’a yönelmesine sebep olmuştur.
Taliban, hakkındaki bilinmeyen en önemli hususlardan biriside Taliban’ın merdiven altı kaldığı dönem içerisinde paralel bir devlet yapılanması geliştirdiği gerçeğidir. Taliban’ın her vilayet ve vilayete bağlı birimler için atadığı bir yetkilisi bulunmaktaydı. Söz gelimi Mezar-ı Şerif şehrinin Taliban valisi, emniyet müdürü, mahkeme başkanları, il milli eğitim müdürü, elektrik dairesi müdür, mahalle muhtarları gibi pek çok yapılanmaya sahipti. Bugün olan tablo tesadüfen elde edilmiş bir tablo değildir.
Araf olduğunu anladığımız 20 yıl için şunu söylemekte fayda var ki: Afganistan coğrafyasının en demokratik ülkesiydi. Bugün Taliban devletlerin arka kapı diplomasisinde meşru bir yapıdır.
Bugün:
Afganistan, neredeyse tek kurşun atmadan Taliban’a teslim oldu. Bütün dünya ülkeleri Taliban’ın Afganistan’da söz sahibi olacağını ve iktidara ortak olarak geleceğini biliyordu. Fakat şaşırtıcı olan Mareşal Dostum’un ve Mezar-ı Şerif eski valisi Ata Nur Muhammed’in kolordu komutanı tarafından baypas edilmesiydi. Bu da ülkenin 3-4 hafta erken düşmesine sebep oldu.
İktidarı kaybeden Taliban geçtiğimiz 20 yıl boyunca dünyayı yeniden okuma imkânı buldu. Bugün kendi teşkilatlanması içerisinde daha renkli bir yapıya sahip olsa da asıl yönetim kademesindeki söz sahibi kişilerin tamamı Peştun. Alt kademelerde Özbekler, Taciklere ve özellikle son zamanlarda Türkmenlere yer verildiği görülmektedir. Demografik yapıları dikkate alarak ele geçirdiği şehirlerdeki halkla daha yakın ilişki kurmak için Türkmen, Özbek, Tacik gibi gayr-ı Peştun Valiler, kaymakamlar, komutanlar yapının içerinde yer almaktadır. İran’ın himaye ettiği Hazaralar ile daha az sorun yaşanacağına dair mesajlar verilmektedir. Özellikle kadın hakları konusunda önemli mesajlar vermesi Taliban’ın dünyaya bakışında yumuşama olduğu yönünde okunabilir. Geçiş süreci olumlu mesajlarla atlatılmaya çalışılırken asıl sorun bunun devam ettirilme ihtimalinin çok düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Aslına bakılırsa Taliban’ın verdiği mesajlar beklenen çok ötesinde bir olumluluğa sahiptir. Taliban bu süreçten sonra kendi sınavını halka karşı ispat etmek zorundadır. Aksi takdirde geçtiğimiz 20 yılda Taliban nasıl hücrelere çekilişse bugün de diğer bölgesel güçler hücresel yapılara çekilip yeni bir okuma yapmakta olduğu en iyi Taliban’ın bilmesi gerekir.
Sonuç:
Taliban’ın 2001’de iktidarı ABD destekli yerel güçlere vermesiyle ABD’nin 2021 Taliban güçlerine yenilmesinin asasında aynı nedenler yatmaktadır. Etnik ayrımcılık, adaletsizlik, katı düzen ve güvenlik. Eğer Taliban adaletli bir yapı kuramazsa hücrelere bölünmüş olan yerel dinamikler Taliban’a karşı direnişe geçecektir.
Taliban’ın en büyük imtihanı ise sosyal medya ile olacaktır. Ülkede internetin insanlara nasıl sunulacağı bence Taliban’ın geleceği açısından önemli olacaktır. Zira her ne kadar problemli olursa olsun Taliban sonrası insanlar belli ölçülerde fikirlerini beyan etmek imkânı buluyor olmalarıydı. Yüksek bir üniversiteleşme oranı olan Afganistan, Taliban’ın bıraktığı Afganistan olmadığı gibi bugün ülkede büyük ölçüde kontrolü yeniden ele alan Taliban’da eski Taliban olamayacaktır. Aksi takdirde hücrelere çekilmiş olan yapılar milisler karşı saldırılara geçecektir.
​​​​​​​​​​​Cengiz Çelik

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.