AKILSIZ İLAHİYAT PROJESİ

9 Ağustos’daki Erdogan-Putin görüşmesinde ne konuşulmalı? (1)

Türk askerleri Sultan Murat Tugayı’yla Suriye’de!

Mustafa Kemal’in İttihattan, Cumhuriyete Giden Yolculuğu

Cazanova’nın Devrimi

Gündem 4 Temmuz 2020
72

Siyasi ve toplumsal hareketler bir yer altı çağlayanı gibi derinden gelir, bazen pasif, bazen kanlı devrimlere dönüşür. Bu devrimleri besleyen derinde bir fay hattı vardır. Bir yerde bir çatlak oluşur, o çatlak domino etkisiyle diğer çatlakları harekete geçirir ve böylece her yerde aynı sosyal ve toplumsal talepler yükselir. İster pasif ister kanlı olsun her devrim bütün dünyayı etkiler. Bu devrimlerin en pasifi ama en güçlüsü Cazanova devrimidir. Diyebilirim ki dünyanın en güçlü, kesintisiz ve etkisi halen devam eden tek devrimdir. Duyguyu hedef alan Cazanova’nın hazı işaret eden ve ahlak tanımayan sinsi bir hastalık gibi gizliden ama insanların zihnine ve duygusuna hoş gelen bir devrimidir. Niçin onun devrimini güçlü ve büyük görüyorum? Örneğin dünyada etkisi halen süren devrimler vardır. Örneğin Fransız devrimi etkisi halen devam ettirmektedir. Fransız devrimiyle doğan milliyetçilikler güçlü şekilde haritaları değiştirmiştir. Ama ilk yıllardaki gücünü kaybetmiştir. Mesela şiddetli olmasa da etkisi cılız bir şekilde devam eden Rus devrimi sınıfsız toplum hayali, ateizm ve işçi hakları teorisi/fikri sendikaların icadıyla slogan düzeyinde kalmıştır. Rus Devrimi eski gücünü yitirmiştir. İran Devrimi kısa bir müddet dinsel yükselişe ilham olmuşsa da sonrasında etkisini kaybetmiş, bugün can çekişmektedir. Bütün bu devrimler arasında kendini “dünya vatantaşı” gören Cazanova’nın, tek başına yapmış olduğu ahlaki olmayan cinsel davranışlar hem bireysel hem toplumsal olarak her geçen gün güç kazanmaktadır. Cazanova’nın yaşamından bu yana ağır ve yavaş bir şekilde yaygınlaşarak gelmektedir. Bugün batı toplumu onun izini sürmektedir. Onun kaçamak olarak gerçekleştirdiği bütün eylemler meşrulaştırılmıştır. Kadın erkek farkında olarak veya olmayarak onun yolunda yürümektedir. Kazanova’nın yaşadığı dönemde yüzlerce “Kazanovacılar Derneği” kurulmuş, sonrasında ise hatıraları dahil, hakkında romanlar kitaplar yazılmış, birçok filme konu olmuş, vecizeler girmiş ve böylece Cazanovacılık canlı tutulmuştur. Batı onun hayatının felsefesini yapıştır. Çünkü Cazanovacılık bir felsefedir artık. Bugün doğusu batısıyla dünya Cazanovacılığı kadın erkek dahil herkesin varması gereken bir ufuk kabul edilmiştir. Cazanova’nın yaşam felsefesi bugünkü Batı medeniyetinin dünyaya dayattığı felsefe olmuştur. Nasıl mı? Cazanova “hem zevk veren hem zevk alan” bir insan olarak kendini “dünya vatandaşı” olarak tanımlamıştır. Bugün dünyayı şekillendirenler de aynı şekilde “erkeğin kadına, kadının erkeğe benzediği” bir “homoseksüeltoplum” inşa etmek istemektedirler. Bilindiği gibi Cazanova hayatı zevk olarak tanımlayan, ahlak ve etik tanımayan, İtalya, ingiltere, Fransa arasında ajanlık yapan, mason, kilise tarafından takip altında olan, yalancı, aşağlık bir adamdır. Aynı zamanda Batı’nın yarattığı bir gösteri hayvanıdır. Bugün cinsellikte herşeyin meşru olduğu, kadının erkekleştiği, erkeğin kadınlaştığı, LBGT ci, hazcı bir dünya inşa edilmek istenmektedir. Kadını erkekleştirmek, erkeği kadınlaştırmak her bir bedende bir Cazanova yaratmaktır. Bu zihniyetin ilham kaynağı ise “gösteri hayvanı” olarak tanımlanan Cazanova’dır. “Evlilikten ateşten korkar gibi korkan” ama bir an kadınsız duramayan bir adam! LBGT, eşitlik, cinsel özgürlük diyerek meydanlara çıkanların ellerinde taşıdıkları levhalarda yazılı olan ile Cazanova’nın yaşam felsefesinin örtüşmesi oldukça manidardır. Cazanova”Yaşamım benim bedenim, bedenim benim yaşamın” der. Örneğin ülkemizde LBGT için sokağa çıkan ve elinde taşıdığı pankartta “bağ benim bellletirim, ….benim elletirim” diye yazan kadın ile yine bir gencin elinde taşıdığı levhada “velevki ibneyim, sana ne?” diye yazması, bu kişilerin Cazanova’nın mirasçıları olduklarını gösterir. Bu yüzden Cazanova’nın tek başına başlattığı bu cinsel hazcı hareket günümüzde gerçekleştirilmek istenen bir devrimdir. Ama diğer devrimler gibi açıktan ve eli kanlı olarak değil, derinden, dijital ve görsel dünyayı kullanarak, sinema ve dizilerde eylem ve fikir olarak kendini gösteren sinsi ve pasif bir devrimdir. Yıllardır bize farkettirmeden istedikleri noktaya gelmişlerdir. Bu yüzden bütün büyük devrimlerden daha etkili ve güçlüdür. Çünkü doğrudan insanın en zayıf yönü olan cinselliği ve hazzı kışkırtmaktadır. Bireysel ve toplumsal olarak bastırılmış cinselliği kışkırtılmış bir şekilde uyarmakta, uyandırmaktadır. Cemil Metiç’in Freud için “lağım çukurunu açan adam” tanımlamasını bunlar için de yapabiliriz. Bir kartopu gibi büyüyerek bütün herkesi içine alarak adeta bir çığa dönüşmektedir. Biz bugün bunu nasıl engelleyeceğimizi değil, nasıl içimizden atacağımızı konuşuyoruz. Bu bir içten çürümedir… Yavaş yavaş ama derinden gelmiştir. Cinselliği bir yaşam felsefesine dönüştüren Cazanova’nın ölürken “bir filozof olarak yaşadım, bir Hıristiyan olarak ölüyorum” demesi anlamsız değildir. Zira tek başına yaşamıyla ortaya koyduğu felsefesi, bütün büyük devrimlerden daha güçlü bir şekilde yaşamakta başta Batı olmak üzere her yerde karşılık bulmaktadır..

Mehmet Kurtoğlu

Yorumlar