Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

Çare ’’SİZ’’ siniz!

Gündem 18 Temmuz 2017
222

Bilinçaltımız, asla neyin gerçek, neyin gerçek olmadığını bilmeyerek, ona yönlendirdiğimiz pozitif veya negatif her şeyi bir emir olarak algılayarak buna göre hareket etmektedir. Bilinçaltımız, kendi kendimize tekrar ettiğimiz davranışların hangisinin mantıksız, hangisinin mantıklı olduğunu da ayırt edememektedir. Özetle bilinçaltımız neyi gün boyunca tekrar ediyorsak onu doğru olarak algılıyor ve depoluyor!

’’Bir kişiye kırk gün boyunca deli derseniz deli, akıllı derseniz akıllı olur’’ atasözü telkinin insan hayatındaki önemini gösteren önemli örneklerden biridir. Telkin, bilinçaltına bilgi göndererek kabullendirme metodudur. Örneğin küçük çocukların eğitimi mantıki olmaktan daha çok telkin yoluyla yapılmaktadır!

Fil eğiticileri yavru bir fili eğitirken önce sökemeyecekleri kadar kalın zincirlerle bir ağaca bağlarlar. Fillerin her kaçış denemeleri acı ile son bulur. Kaçmaya çalışmanın acı verdiğini öğrenen fil, ömrü boyunca artık kaçmaya bir daha denemez! Bu süreçte filler artık incecik iplerle küçücük kazıklara bağlanırlar ve bir daha kaçmayı akıllarının ucundan bile geçirmezler! Buna psikolojide öğrenilmiş çaresizlik denilmektedir!

Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin ve toplumların herhangi bir durum karşısında çok sayıda başarısızlığa uğrayarak, bir şey yapsalar da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrollerinde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşılamayacağını düşünüp, bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir. Çaresizliği ya da başarısızlığı öğrenenler, bunu öğrenmekle kalmayıp çevresindekilere de aynı şekilde öğretmeye çalışıyorlar. Buna da “öğretilmiş çaresizlik” denmektedir!

Yıllardır ülkemizde bazı medya kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar, vakıflar, dernekler ve kişiler tarafından her gün koro halinde halkımıza, felaket tellallığına varan şekillerde haber, açıklama, konuşma ve dedikodular telkin edilerek bilinçaltlarımıza çaresizlik kazınmaya çalışılmaktadır!

Kıbrıs Türküne 1968’den buyana ’’siz kendi kendinizi idare edemezsiniz. Rumlara mahkumsunuz. Rumlarla anlaşma yapmaktan başka seçeneğiniz yok’’ denilerek ayağına ip bağlanmıştır. Kıbrıs Türkü bu iple yaşamaya daha ne kadar süre devam edecektir? Kıbrıs Türkü o ipi ne zaman kopartacaktır?

Telkin ve öğrenilmiş çaresizlik Kıbrıs Türkünün kaderi değildir. Örneğin kamudaki verimsizlikten, trafikten, iyi idare edilememekten şikâyet ediyor isek öncelikle halk olarak silkelenerek kendimize gelmeliyiz. Uzun yıllardır karamsar şekilde bilinçaltımıza kazınan öğrenilmiş çaresizlik anlayışından kurtulmalıyız!

Halklar ve devletler için bazı özel ve kritik dönemler vardır. Kıbrıs Türkleri olarak içerisinde bulunduğumuz bu özel ve kritik süreçte varoluş ve özgürlük mücadelesi neticesinde kurmuş olduğumuz devletimize, bağımsızlık, özgürlüğümüz ile Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğüne sahip çıktığımızı tüm dünyaya göstermeliyiz.

Kıbrıs Türkü çaresiz değildir! Çare SİZ siniz. Çare Kıbrıs Türk Halkının irade ve kararlılığıdır.
Gökhan Güler
milliyet

Yorumlar