Birleşik Arap Emirlikleri’nde ilk Hindu tapınağının temel atma töreni düzenleniyor

Tahran – Moskova ilişkisinin geleceği

Rusya, Suriye’ye İskender füzelerini yerleştirdi Mi

Gürcistan’ın NATO’ya neden ihtiyacı var?

CAN ÇEKİŞEN SOVYET REJİMİNİN: 20 OCAK KATLİAMI VE AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZLIĞI

Gündem 19 Ocak 2019
73

1985’de SSCB yönetimine başına geçen Mihail Gorbaçov, devletin temel problemlerinin merkeziyetçi ve baskıcı bir yol izlenilmesinden dolayı kaynaklandığını ileri sürdü. Dünyaya kapalı kalmasının bir sonucu olarak çağ dışı kalan ve hantallaşan sistemin ve toplum hayatında yaşanan durgunluğun ancak köklü reformlarla çözülebileceği kanaatini dile getirdi. Gorbaçov, 1986’da Perestroika (Yeniden Yapılanma) ve Glastnost (Açıklık) politikalarının kabul edilmesini sağladı. Bu çerçevede, “Sovyetler Birliği’ni yeniden ayağa kaldıracağız” adı altında bir politika sürdürerek radikal adımlar attı. Gorbaçov’un Perestroika ve Glastnost politikaları, beklenmedik sonuçlar doğurdu ve Sovyet halkları üzerindeki baskının yumşamasıyla, on yıllardır ağır şartlar altında ezilen milletlerin milliyetçilik duyguları uyanmaya başladı. SSCB’de Mart 1990’da Başkanlık sistemi kabul edildi. Ancak bu durum Sovyetler Birliği için yumuşama ve çözülme sürecini beraberinde getirdi.
Gorbaçov döneminde Sovyet yönetimi kendilerinin ortaya çıkardığı etnik çatışmaları silahlı güç kullanarak bastırmaya çalışması Türk halklarının milliyetçi duygularını daha da güçlendirdi. Sovyet döneminde, kültürel zenginliklerinin kaybolmasına, ana dillerinin yok olmaya yüz tutmasına çaresizlik içinde boyun eğen milletlerin gururları zedelenmiştir. Milletlerarası sorunlar, genel olarak merkezden uzak olan Türkistan cumhuriyetlerinde ve Kafkasya cumhuriyetlerinde daha çok görüldü. 1986 yılında Kazakistan’ın Almatı şehrinde başlayan olaylar, Azerbaycan’da 1988-1990 yıllarındaki Sumgayıt ve 20 Ocak hadiseleri, 1989’da Özbekistanın Fergana bölgesindeki talihsiz olaylar Sovyetlerin dağılmasının, Türk cumhuriyetlerinin (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan) ise bağımsızlıklarının ayak sesleri idi.
26 Şubat 1988’de Dağlık Karabağ Muhtar Bölgesi’nin Ermenistan’a katılma kararı alması Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir savaşa sebep oldu. Moskova bu kararı tanımadı; ancak, Ermeniler lehine, Azerbaycan Türk’leri aleyhine birçok tavizler verdi. 1988-1989 yıllarında 300 binden fazla Azerbaycan Türkü türlü işkencelere maruz kalarak Ermenistan’dan (Batı Azerbaycan) kovuldu. Kovulan göçmenlere Sovyet yetkilileri yardım etmedi ve Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye girişleri yasaklandı. Bu nedenle göçmenlerin bir kısmı Bakü’ye en yakın büyük şehir olan Sumgayıt’a yönlendirildi ve olayların KGB tarafından provoke edilmesi ile Sumgayıt’ta bir takım hadiseler meydana geldi. Çıkan çatışmalar ile beraber, 27-29 Şubat 1988’de 6’sı Azerbaycan Türkü 26’sı Ermeni olmak üzere 32 kişi yaşamını kaybettı. Ermenistan’dan kovulan göçmenler haklı oldukları halde, KGB’nin provokasyonlarıyla haksız durumuna düşürüldüler. Öte yandan, ister Azerbaycan’ın diğer bölgelerindeki şehirlerde isterse de Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Türkleri gelişen olaylardan hayli rahatsız idiler. Ermenistan’da ki Azerbaycan Türklerine yapılan zulümlere, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve bütün bunlara sessiz kalan Sovyet yönetimine karşı Bakü, Gence ve Nahçivan şehirlerinde gösteriler düzenlendi ve bağımsızlık talepleri gündeme geldi. Bunun üzerine Kızıl Ordu birlikleri 1990 başında 19 ve 20 Ocak tarihlerinde Bakü’ye girerek aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 150’ye yakın sivili katletti, yüzlerce kişi yaralandı ve hapsedildi. Bu olaylar Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık ve milliyetçilik duygularını yükseltti. Haydar Aliyev’de bu duruma sessiz kalmadı, Moskova’da gerekli yerlere itirazlarını bildirdi. Katliamdan bir müddet sonra, Halk Cephesi lideri Elçibey de Azerbaycan halkının haklarını ve ülkenin bağımsızlığını açıktan savunmaya başladı.
Moskova’da 19 Ağustos 1991’de başarısız darbe teşebbüsünden sonra, 18 Ekim 1991’de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Diğer Türk cumhuriyetlerinde olduğu gibi, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye Cumhuriyeti oldu.
Kaynak: Cafer Mustafalı, “Bağımsız Türk Cumhuriyetleri, Bağımsızlıklarından Hemen Önce ve Hemen Sonra (1986-1995)”, Avrasya’da Türkiyat ve Şarkiyat Çalışmaları, II. Uluslararası Avrasya Çalışmaları Sempozyumu Kitabı, İstanbul, Demavend Yayınları, 2018, s. 123-135.
Cafer Mustafalı / Marmara Üniversitesi

Yorumlar