PAŞİNYAN BMT-DƏ NƏ DEMƏYƏ HAZIRLAŞIR?

İran‘da dolar krizi

Putin’in Suriye politikasını Rus Yahudiler mi belirliyor?

Eski Sovyet Coğrafyasında Saha Çalışmaları Yapmanın Zorluğu

Büyük Taarruz; Çaresizliğin Zaferi Anadolu ne demektir?

Gündem 30 Ağustos 2019
114

Anadolu, son oğlunu cepheye gönderen annenin “Minareden ezan sesleri kesilecekse, köyüm, vatanım Yunan eline düşecekse, şehitlerim beni lanetleyecekse, sütüm sana haram olsun. Öl de köye geri dönme” sözleridir.
Yıl 1922..
Türklerin Büyük Taarruzu ..
Türk milletini yok etmeye çalışan işgalciler ve vatanını canı pahasına savunan Türk milletinin mücadelesi ..
Mustafa Kemal Paşa’nın yanında, Haziran ayından itibaren Büyük Taarruz için hazırlık yapan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa vardı. Milletimizin, özgür ve bağımsız bir devlette yaşama, artık işgalcilere Türk gücüyle bir son verme isteği gün geçtikçe artıyordu. Aslında kimse Büyük Taarruzun gerçekleşeceğini bilmiyordu. Dünya’da büyük bir yankı ve şaşkınlıkla karşılanan bu taarruz için Mustafa Kemal Paşa bile evden ‘çay partisine gidiyorum’ diyerek ayrılmıştı. Ama Zübeyde Hanım oğlunun cepheye gittiğini biliyordu. Arkasından bir mektup ulaştırdı. Mektup da “Biliyorum cepheye gidiyorsun, dualarım seninle oğlum” yazıyordu.
Tarih: 26 Ağustos Yer: Kocatepe
Bir halkın, millet olma mücadelesinin, uyanışının ve ayağa kalkıp bir destan yazmasının ismi olan Büyük Taarruz saat 05.00’da Türk’ün top ateşiyle başladı. Ve Mehmetçik artık düşmanla karşı karşıyaydı. Taarruzun ilk yarım saati yoğun bombardımanla devam etti. Yunanlıların ilk hat mevzileri iş göremez hale geldi. Mehmetçik, tel örgüleri aşarak Tınaztepe’yi ele geçirdi. Yunan ordusunda Kuzey cephesiyle ilgili anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı. Onlardaki bu olumsuz hareketlilik Yunanlıların birbirine girmesine sebep olurken Türklerin daha da güçlenerek ilerlemesine neden oldu. Ele geçirilen yerlerin duyulmasıyla Meclis de heyecanlanmayla gelen bir sevinç yaşandı.
Tarih: 27 Ağustos sabahı
Topçular ve piyadeler sabahın erken saatlerinde tüm cephelerde Yunanlılara karşı taarruza geçti. Bu hareketle Tınaztepe tamamen alınarak ilerlemeye devam edildi. Düşman gerilemeye başlamıştı.
57.Tümenin başındaki Reşat Bey’e bir telefon geldi. Telefondan Mustafa Kemal Paşa’nın sesi yankılanıyordu.
“Reşat Bey hala hedefinize ulaşamadınız. Bir sorun mu var?”
“Yarım saat sonra ulaşacağız efendim. Size söz veriyorum.”
“Peki, size güveniyorum”
Emir kesindi. 57.Tümen Çiğli Tepesini alacaktı. Reşat Bey, verilen bu ağır görevin sorumluluğuyla planlarını tekrar tekrar gözden geçirdi.
Diğer hatlar hızla ilerliyordu. Reşat Bey, paşaya söz vermişti, emir kesindi.
Yarım saat geçti. Fakat Çiğli Tepesi hala alınamamıştı. Reşat Bey gergindi. Yarım saat geçeli bir hayli olmuştu. Mustafa Kemal, Reşat Beyi tekrar aradı.
“Reşat Beyi istemiştim”
Telefondaki ses zorlukla “Reşat Bey az önce intihar etti efendim, size bir mektup bırakmış” dedi.
Mektubun satırlarından şu sözler döküldü; “Size söz verdiğim halde yarım saat içinde hedefime ulaşamadığımdan dolayı artık yaşayamam.”
Telefondaki ses devam etti. “Çiğli Tepesini az önce aldık paşam”
Taarruz devam ediyordu öğlen saatlerinde Yunan mevziilerinin tamamı ele geçirilmişti.
Tarih: 28 Ağustos. Türk süvarileri, şiddetli takiple Kütahya yolunu İzmir’e kaçış yaşanmasın diye Yunanlılara kapattı.
Tarih: 29 Ağustos. Türk ordusu, yüksek bir moralle savaşmaya devam ediyor, Yunanlılar ise içlerinde karışıklık, moral bozukluğu ve bozguna uğramışlık hissiyle dağınıklık yaşıyordu. Karşılıklı çatışmayla Yunan ordusunun Dumlupınar’a yaklaşması engellendi. Yunan kuvvetleri sıkışmıştı. Kaçacakları hiçbir yer kalmamış ve artık teslim olmaya hazırlanır vaziyette bir arazide yığılmaya başlamışlardı.
Türk ordusunun zafer kutlamasına çok az kalmıştı. Halk sevinç içinde, asker ise başarının verdiği kuvvetle ilerlemeye devam ediyordu. Gazeteler Türk’ün gücünü konuşuyordu.
“Ey Türk, yürü. Yürü ki senin bu yürüyüşün tarih de yeni bir devir açsın.”
Tarih: 30 Ağustos. Arka arkaya gelen zafer haberlerini Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları değerlendirmelerle karşılıyordu. Düşmanın çevresi sarılmıştı. Mustafa Kemal Paşa karar verdi. 3 komutanına emir vererek düşmanın çekilebileceği yollar kesilecek ve düşman çarpışmaya zorlanacaktı. Amaç düşmanın tamamen teslim olmasını sağlamaktı.
Harekat başladı. Mustafa Kemal, Zafer Tepesindeki gözetleme yerinde çatışmayı izliyordu. Muharebe, Yunan ordusunun daha da küçülmesine yol açtı. Yunan ordusu dağılmıştı onlardan kalan savaş aletleri terk edilmiş bir vaziyette savaş meydanına atılmıştı. Türk askeri, kendi ganimetleriyle Yunan askerini vurmaya devam etti.
Tarih: 31 Ağustos. Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte dağılan Yunan ordusunu takip etmek ve düşmanın toparlanmasına fırsat vermemek amacıyla İzmir’e harekete geçti. Düşman, Uşak istikametine geriledi.
Zaferin hemen ertesi günü; Başkomutan Mustafa Kemal Paşa muharebe alanını gezerken ilerde nazlı nazlı dalgalanan bir sancak görüp yanına gitti. Yerde şarapnellerle vurulan ve toprağa yarı yarıya gömülü halde yatan bir şehit vardı. Şehidin eli kaskatı kesilmiş ve hala sancağı yerinde tutmaya çalışmaktaydı.
Başkomutan bu şehidin kim olduğunun araştırılmasını emretti. Fakat şehidin künyesi bile bulunamadı. Mustafa Kemal Paşa, savaş sonrasında o bölgeye bir anıt yapılmasını emretti. Anıta “Şehit Sancaktar Mehmetçik” adının verilmesini isteyerek anıtın temelini kendi attı.
1 Eylül 1922. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!”

2 Eylül 1922 yer: Uşak. Yunan Birinci Kolordu Komutanı ve Yunan İkinci Kolordu Komutanı teslim olunanlar arasındadır.
Mustafa Kemal Paşa, Kolordu Komutanlarını bir konuk gibi karşılayarak böyle mağlubiyetlerin tarihte daha önce de yer aldığından ve haritada birliklerin yönetimiyle ilgili bazı önerilerde bulunur. Kolordu Komutanları şaşkındır. Birinci Kolordu komutanı yanındaki Türk askerine dönerek bu adamın kim olduğunu sorar. Asker, “Başkumandan Mustafa Kemal” diye cevap verir. Komutan hayretle “ Neden yenildiğimizi şimdi anladım bizim başkumandan İzmir de vapurda oturuyordu” der.
3 Eylül, hala İzmir’e yürüyoruz.
5 Eylül, Yunanlıların son savunma hatları ele geçirildi.
7 Eylül, tümenin cephanesi tükendi. Yedek cephane bile kalmamıştı. Bunun üzerine Süvari Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa gelen yedek cephane isteği üzerine iki kelimelik bir cevap verdi “ Cephaneniz kalmadıysa kılıca kuvvet!”
Kılıç ve süngüyle hareket eden askerin çabası İzmir’i alıp Yunanı denize dökmeye yeterli olmuştu.
Tarih 9 Eylül 1922. Türk askeri muzaffer olmuştu. Süvariler kordon boyunca heybetli geçiş sergiliyor onları gören halk coşkuyla selam veriyor ve Türk bayrağı her yerde dalgalanıyordu.
Başkomutanlık Büyük Taarruz Meydan Muharebesi sonucunda Türk ordusu 2.543’ü şehit, 9977’si yaralı ve 101’i esir olmak üzere 12.621 kişi zayiatı olmuştur.
KAYNAK: Sayılır,Burhan, 30 Ağustos Zafer Bayramı Kanunu, İlk Zafer Kutlaması ve Büyük Taarruz İle İlgili Bazı Bilgiler,2014,s:89-94
https://www.youtube.com/watch?v=y7VQXCVEJxM&list=PLC__kpaasRFNZ5xa8-JCvfHjgVe4m6MNG, 2016
stanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 4.sınıf öğrencisi
Kafkassam Stajyeri Ebru ÇELİK

Yorumlar