İranın növbəti ali rəhbəri kim olacaq?

Irak Suudi Arabistan yakınlaşması

ՀՀ-ը կարող է լինել այն հարթակը, որտեղ միգուցե ձևավորվի ԱՄՆ-Իրան երկխոսությունը

İslam’da ilk komün hareketi KARMATİLİK

Bugün ne oldu?

Gündem 11 Eylül 2020
42

11 Eylül 2001’de dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri yaşandı. Tüm güvenlik konseptleri alt üst oldu. Tıpkı Soğuk Savaş öncesi ve sonrası, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası tanımlamalarına benzer şekilde 11 Eylül öncesi ve sonrası tanımlaması artık literatüre yerleşti. Usame bin Ladin’in yönettiği küresel terör örgütü el Kaide dünyanın en güçlü devleti ABD’yi kendi evinde hiç beklemediği bir anda vurdu. Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagona yapılan saldırılarda üç bin kişi hayatını kaybetti. Ekonomik maliyeti ise trilyon dolarlarla ifade edilmektedir.
11 Eylül’den hemen sonra ABD Başkanı George W. Bush War on Terror doktrinini ilan etti. Dünya’daki diğer tüm ülkeler terörizmle savaşında ABD’nin yanında olmaya zorlandı. 2001 yılında Afganistan’a ardından 2003’te de Irak’a müdahaleler yapıldı. Gerekçe olarak da el Kaide’ye yardım etme ve kollama gösterildi. Afganistan’daki Taliban rejiminin bin Ladin’i koruması bir gerçeklikse de Irak’ın alakası olmamasına rağmen müdahaleye maruz kaldı. Güvenlik kavramları ve politikaları yeniden tanımlandı. Artık ulus devletlerden ziyade devlet dışı silahlı aktörlerin daha ciddi güvenlik tehditleri olarak tanımlandığı yeni bir döneme girildi. İslamofobi dünyada yayılmaya başladı. 1996’da yazılan Medeniyetler Çatışması birden daha fazla popülerlik kazandı.
Devlet dışı silahlı aktör olarak el Kaide’yle nasıl mücadele edileceği tam olarak anlaşılamadı. Bush yönetimi hızlı ve fevri bir şekilde davranarak küresel terörün arkasında ulus devlet varlığı arama yoluna giderek sonuçları hiç de iyi olmayacak askeri müdahalelerde bulundu. Bu müdahaleler sonucu el Kaide bölünerek çoğaldığı gibi müdahaleye maruz kalan coğrafyalardan pek çok kişi radikalize olarak yeni oluşan terör örgütlerine katılım sağladı. 11 Eylül saldırıları sonrası geçen yirmi yıllık süre zarfında DAEŞ, Boko Haram, Nusra, Yemen el Kaidesi, Murabitun, Ensar el Şeria vb pek çok selefi tandanslı radikal terör örgütleri Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da pek çok bölgeye yayılım sağladılar. Hatta Suriye ve Libya gibi alanlarda özellikle Obama döneminde ABD bu örgütlerden bazılarıyla üstü kapalı biçimde birlikte dahi hareket etti. Kısacası War on Terror doktriniyle yola çıkıp süreç içerisinde bu doktrinin uygulanması neticesinde ortaya çıkan terör örgütleriyle işbirliği yapmak zorunda kaldığı bir duruma gelmiş oldu. Devlet dışı aktörler, küresel veya bölgesel terör örgütleriyle başa çıkabilmenin ve bunlarla mücadele edebilmenin yolları ve yöntemleri tam olarak netlik kazanmış ya da başarılı bir şekilde bulunabilmiş değil. Bu sebeple hala bunlarla mücadelede başarılı olunabilmiş değil. Tam aksine klasik soğuk savaş yöntemleriyle müdahaleler yapıldığında bunların daha da büyümelerine kapı aralanmış olmaktadır. Özellikle askeri müdahaleler sonucu failed state haline getirilen ülkelerde gerek uygun alan gerekse de ekonomik ve sosyal şartlardan ötürü zor durumda kalan kesimler bu tür radikal dini motifli devlet dışı silahlı aktörlere kolayca kanalize olabilmekteler.
Dr Selim Öztürk

Etiketler:
Yorumlar