Kurtları seven Rus işadamı, Türklerin desteği sayesinde internetin yıldızı oldu

AVRUPA KOMİSYONU BAŞKANININ MEŞRUİYETİNİ TARTIŞABİLİRİZ… AMA ŞİMDİ DEĞİL!

ABD yeni savunma sekreter vekili Mark Esper

Esper: F 35 tam kapasite kullanılamayacak

BREXIT EUROSKEPTİKLERİ YILDIRABİLİR Mİ?

Gündem 19 Haziran 2019
94

Geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, sonuçlar üye devletlere göre değişse de, genel olarak, merkez sağ ve merkez solun oy kaybettiği, popülistlerin, milliyetçilerin, yeşillerin ve liberallerin oylarının arttığı görülmüştür.
Avrupa Parlamentosunda merkez sağı temsil eden Avrupa Halkları Partisi ile merkez solu temsil eden Sosyalist ve Demokratlar en geniş iki siyasi aile olmayı sürdürmektedir ama Euroskeptik popülistlerin ve milliyetçilerin oyları, Avrupa siyasetçilerinin de deyimiyle, Avrupa Parlamentosundaki güç dengesini değiştirebilecek boyuttadır.
Popülistlerin ve milliyetçilerin Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki bu başarısı, Avrupa siyasetini yakından takip edenler açısından sürpriz olmamıştır. Zira Avrupa Parlamentosu seçimleri üye devletlerin ulusal siyasetini, bu siyaset alanındaki gelişmeleri yansıtmaktadır, dolayısıyla üye devletlerde yükselişe geçen popülist ve milliyetçi partilerin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de başarılı olması ulusal siyaset-supranasyonel siyaset bağıntısının doğal sonucudur.
Euroskeptik partilerin hem ulusal, hem de Avrupa Parlamentosu seçimlerinde gözlemlendiği gibi supranasyonel siyasette yükselmeleri, Avrupa entegrasyon hareketini derinleştirecek her muhtemel adım önünde bariyer oluşturacak ve özellikle Avrupa Birliğini dış politika belirleme ve uygulama süreci ile göç meselesi konusunda zorlayacaktır.
Ayrıca Euroskeptik partilerin ulusal ve supranasyonel siyasette yükselişi Brexit gibi yeni “Exit”lerin yaşanma riskine işaret etmektedir; çünkü Euroskeptik partiler ülkelerinin Avrupa Birliğinden çekilmesine dair niyetlerini gizlememektedir.
Örnek olarak; geçmişte Avrupa entegrasyon hareketinin itici gücü Almanya’da aşırı sağ “Altenative for Germany”, Avrupa Birliğinin mevcut yapısında reform gerçekleştirilmezse “Dexit” çağrısında bulunacağını açıklamıştır. Hollanda’da “Dutch Freedom Party” Hollanda’nın Brexit örneğini izlemesi gerektiğini düşünmektedir. İsveç’de “Sweden Democrats” İsveç’in gündemine “Swexit”i getirmiştir. Fransız aşırı sağı “National Rally”, Brexit ile Birleşik Krallık’ın diğer üye devletler için örnek teşkil ettiğini düşünmekte ve Fransa’nın “özgürlüğünü geri alabilmesi” adına Frexit’den bahsetmektedir. İtalya’da “5 Stelle” ve “Lega” nın ülkede bir AB referandumu gerçekleştirilmesi yönünde niyetleri olduğu bilinmektedir.
Hal böyle olunca ulusal ve supranasyonel siyasette yükselen Euroskeptik partilerin hem halktan aldıkları desteğe dayanarak hem de Brexit’i örnek alarak Avrupa Birliğinden çekilme süreçlerini başlatacağını öngörmek mümkündür. Ancak aksini düşünmek de mümkün müdür? Yani Brexit Euroskeptiklerin Avrupa Birliğinden çekilme niyet ve arzularını tekrar gözden geçirmelerine ve çekilme amaçlarını bir süreliğine de olsa rafa kaldırmalarına neden olabilir mi?
Burada Fransa’nın Euroskeptik “National Rally” partisinin lideri Le Pen’in Brexit konusunda sarf ettiği birkaç cümleye yer vermek istiyorum. “Birleşik Krallık diğer üye devletlere Avrupa Birliğinden nasıl ayrılacağını gösterdi”, “Birleşik Krallık ‘Avrupa hapishanesinin anahtarlarını’ buldu”.

Aslında Birleşik Krallık diğer üye devletlere Avrupa Birliğinden nasıl ayrılacağını değil nasıl ayrılamayacağını gösterdi. Lizbon Antlaşması hükümleri uyarınca Mart 2019’da gerçekleşmesi gereken çekilme henüz gerçekleşemedi; çekilme tarihi ne kadar ötelenebilir bilinmiyor. Üstelik Birleşik Krallık “anahtarları” buldu ama anahtarları kullanınca karşılaştığı kaos oldu; hükümetin, parlamentonun ve halkın Brexit ile tam olarak ne istediğini bilmemesinden, Britanya toplumunda kutuplaşmanın giderek artmasından, yapılan bilimsel çalışmaların Brexit sonrası Birleşik Krallık ekonomisinin Birlik ekonomisinden çok daha fazla zarara uğrayacağı konusunda hem fikir olması ışığında artan ekonomik kaygılardan, ülkede ayrılıkçı hareketlerin Brexit ile güç kazanmasından kaynaklanan bir kaos bu.
İşte bu kaos Euroskeptikleri yıldıracak boyutta; hatta Euroskeptikler Avrupa Birliğinden çekilme fikri için “gerçekçi değil”, uygulanabilir değil”, “prematüre” gibi kavramlar kullanmaya başladı bile…
Mac Cormaic’in ifadesiyle Avrupa’da herkes Britanya kanalındaki “korku filmini” seyrediyor ve hiçbir Euroskeptik lider bu filmi seyredenlere Avrupa Birliğinden çekilme fikrini sunamaz.

Doç Dr Dilek Yiğit

Yorumlar