Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Bir ada üç krallık: Brexit’in sonuçları ne olur

Türkiye 3 Temmuz 2016
858

Bir ada üç krallık: Brexit’in sonuçları ne olur
haydar
İngiliz halkının, 23 Haziran referandumunda, AB’den çıkma kararı, dünyada büyük yankı uyandırdı. Türkiye’den altı kez küçük olan bir coğrafya parçasında üç krallık (Galler, İskoçya ve İngiltere) ve bunlara ilave olarak komşu adada olan Kuzey İrlanda devletiyle üç krallık ve bir ülkeyle dört devletten oluşan küçük bir ülke. Ancak, olayı daha iyi anlamak için, küçük bir devletin bu kadar büyük bir ses çıkartmasının nedenini bilmemiz gerekir. Aksi takdirde Avrupa Birliği’nin telaşını ve dünyadaki bu ilgiyi anlayamayız. İngilizlerin özeliklerine ve tarihi misyonlarına, birkaç tarihi kesitle kısaca değinelim. İngiliz halkı, Romalılara ve Roma otoritesine en erken başkaldıran Avrupalı halktır. (M.S. 410) Papalık otoritesine ve tahakkümüne karşı koyan ve Katolik kilisesinden ayrılan ilk Hıristiyan halktır. İngiltere kralı, VIII. Henry, eski karısını boşayıp yenisiyle evlenmesine izin vermeyen Papa’yı tanımayarak 1533’te yeni kilise kurmuştur. İngiliz halkı, 1529’da, Martin Luther ve Jean Calvin tarafından kurulan, daha liberal olan Protestanlığa geçmiştir. Katolik papazların evlenmesi yasakken, Protestan papazların evlenmesi serbesttir. Katoliklerde kadın papaz mümkün değilken Protestanlarda mümkündür. Katolik mezhebinde bir merkeziyetçilik ve hiyerarşi varken, Protestanlarda kiliseler bağımsızdır. İnsanlar ile kilise arasındaki ilişki Katoliklere göre daha özgürdür. Protestanlık, Katolikliğe göre, toplamsal ve kişisel hareket alanına daha saygılı ve daha geniştir. Dünyada ilk defa krala karşı, bir takım özgürlük ve kural isteyen, kralın yetkilerini sınırlayan halktır. 1215 yılında, Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı) yayınlayan ve bugün hâlâ ders kitaplarında okutulan insan hakları tarihi belgesidir. Dünyada ilk defa sanayileşmeyi gerçekleştiren ve sanayi devrimi yapan halktır. Bugün insanlığın rahatı ve konforu için birçok keşifte bulunan bir halktır. Kendisinden yaklaşık 20 kat büyük Hindistan’ı egemenliği altına almış, Afrika, Uzak Asya ve Orta Doğu’da çok sayıda sömürge edinmiş ve hiçbir ülkenin egemenliği altında bulunmamış bir ülkedir. Özgürlük ve refah ülkesidir. Diplomasi ve demokrasi tecrübesi ve yeteneği yüksektir. Kısaca tanıtmaya çalıştığımız ve zaten çok iyi bilinen İngiltere’nin, kendisine zarar verecek veya çıkarına olmayacak önemli bir kararı hesap etmeden halkın beğenisine sunması mümkün değildir. İngiliz devleti referandum kararı almadan önce çıkacak her iki sonuç için de tedbirini almış ve sonuçla ilgili hesaplarını yapmıştır. İngiltere’yi sadece 131.000 Km. yüzölçümü ve 55 milyon nüfus olarak görmek doğru değildir. 53 ülkenin üye olduğu İngiliz Milletler (Commonwealth) Topluluğu ve daha da önemlisi, ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, İrlanda, Malta ve daha birçok İngilizce konuşan irili ufaklı devletler, İngiltere ile hareket edecek ve birbirlerini yalnız bırakmayacak kadar yakın ilişkileri mevcuttur.Niçin ayrıldı?Burada İngiltere niçin AB’den ayrıldı onu izah etmemiz gerekir. İngiltere, yukarıda zikrettiğimiz ülkelerle birlikte, tarihi rolü, tecrübesi, gücü ve yeteneğiyle dünya nizamının oluşmasında birinci derecede rolü olan bir ülkedir. Bu tarihi geçmişi ve sorumluluğu gereği, Avrupa içine kapanıp kalmak ve herhangi bir üye kadar yetkisi ve gücü olmasını kabul edemedi. Kendisinin küçüldüğünü ve tarihi rolünü oynayamadığını gördü. AB’nin değişimi için çok zorladı ama başaramadı. Kendisine karşı, Almanya-Fransa ikilisi blok oluşturdu ve bunları ikna edemedi. Küçük bir ayrıntı bize büyük bir mana ifade edebilir. Birleşik Krallığın bel kemiğini oluşturan, ülke nüfusunun %85’ine sahip, İngiltere ve Galler de halkın %60’ı AB’den çıkma yönünde oy kullanmıştır. Ayrıca ülkeden ayrılmak isteyen İskoçya, Kuzey İrlanda ve Londra’da yaşayan halkın %60’ı AB’de kalma yönünde oy kullanmıştır. Bir ayrıntı daha ilave edelim; devlet, yabancıları Londra’da toplama politikası uygulamakta ve Londra’da yaşayan halkın yaklaşık %70’i Anglo-Sakson kökenli değildir. İşin özü İngiliz kökenliler AB’den çıkma, diğer devletler (İskoçya ve İrlanda) ve İngiliz kökenli olmayan yurttaşlar da kalma yönünde oy kullanmışlardır. İngiltere’nin, AB ilişkilerinde, ayrılık noktasına gelmesinde bugün yaşanan politik, ekonomik ve idari sorunların bir payı olduğu doğrudur, ama bu ayrılığı sadece AB politikalarına bağlamak Brexit’i iyi anlamamak olacaktır kanısındayız. Brexit’in sonuçlarını cumartesi günü yazacağız.     

Bu sonuçları, daha iyi anlamak için, birkaç başlık altında şekillendirmemiz daha uygun olacaktır. Birincisi, İngiltere açısından sonuçlar, ikincisi, AB ve üyeleri açısından sonuçlar, üçüncüsü, küresel açıdan yaratacağı sonuçlardır. Bu sonuçlar ayrımının, ekonomik ve politik bazda yapılacağını da ilave etmek gerekir. Referandumun arkasından henüz bir hafta geçti, dolayısıyla henüz ekonomik etkinin rakamsal çalışması yapılmamıştır. Ama, ekonominin en çok hangi alanlarında ve daha çok hangi tarafın zarar göreceği tahminleri yapılmaya başlanmıştır. Ekonomi uzmanları, İngiltere ve AB’nin ekonomik olarak önemli kayıplar yaşayacakları, ancak İngiltere’nin kaybının daha fazla olacağı tahminini yapmaktadırlar. Özellikle, finans, yatırım, malların, sermayenin, hizmetlerin serbest dolaşımı, uygun fiyata mal tedariki ve İngiliz mallarının gümrüksüz girme hakkının yok olmasının getireceği kayıplar olarak değerlendirilmektedir. Örneğin, İngiltere’nin AB’ye yapacağı her 100 kiloluk ihracatında 167 Euro gümrük vergisi ödeyeceği belirtilmektedir. AB yasalarına uygun ve daha çok AB ülkelerinde iş yapan bankalar ve finans kuruluşları özellikle Amerikan, Kanada ve Avustralya bankalarının İngiltere’yi bırakıp bir başka AB üyesi ülkeye gitmek zorunda kalacağı düşünülmektedir. İngiltere AB bütçesine 2015 yılında 12.9 milyar Euro yardım yapmış ve bunun 5.8 milyarını çeşitli fonlardan geri almıştır. İlişkisini kesince bu 12.9 milyarı AB’ye ödemeyecektir. Maruz kalacağı zararın bir kısmını buradan karşılaması mümkündür. Ancak ekonomik zararlarını karşılıklı olarak azaltmak için tarafların müzakere edeceği ve en aza indirecek şekilde davranacakları muhakkaktır.AB üyesi olmayan Norveç ve İsviçre modeli sık bir şekilde gündemde tutularak bu ülkelerin ilişkileri benzeri bir anlaşma İngiltere için konuşulmaktadır. Yansıması farklı olsa da, AB üyesi ülkelerin de İngiltere’yle ilişki seviyesi kadar kaybı olacağı tahmini yapılmaktadır. Ama ekonomik olarak AB’nin kaybının daha az olacağı hesaplanmaktadır. AB dışında ki ülkeler için, bir başka tabirle uluslararası ekonomik ilişkiler açısından, İngiltere’nin AB’den ayrılması uluslararası piyasalar tarafından olumlu karşılanacağı muhakkaktır. Zira, yeni pazar ve yeni ürün arz eden önemli bir ülke yeniden uluslararası ekonomi pazarına girmiştir.Politik açıdanİngiltere’nin AB’den çıkmasının gerçek yankısı ve sonuçları daha çok politik açıdan olacaktır. Zira İngiltere gerek tarihi geçmişi gerekse bugünkü uluslararası pozisyonu ve etkisi açısından çok önemli bir ülkedir. İngiltere’nin ayrılması AB’nin politik gücünü ve itibarını zayıflatmıştır. Eğer, İngiltere daha önce yaptığı gibi EFTA benzeri bir yapılanmaya giderse, AB’ye büyük darbe vuracaktır. Zira, İngiltere, AB’ye rakip olarak (o günkü adı Avrupa Ekonomik Topluluğu) 1960’da EFTA’yı kurduğunda (Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması-The European Free Trade Association) şartlar bugünkü kadar uygun değildi ve AB’nin gölgesi de kaldı ve başarılı olamadı. Ancak bugün şartlar daha uygundur. AB’nin başarısızlıkları, yaşadığı sorunlar ve Türkiye gibi ülkeleri içine almak istememesi, AB’nin ulus kimliklerden ziyade “Avrupa Cumhuriyeti” gibi hedefleri bazı Avrupalı ülkelerin AB’nin dışında kalmasına neden olmuştur. İngiltere daha liberal, ülkelerin ve halkların kimliklerini, bağımsızlıklarını koruyarak, güvenlik, ekonomik ve politik açıdan sıkı iş birliğini amaçlayan yeni bir oluşuma öncülük yaparsa, hem AB dışında kalan Avrupalı ülkeler hem de AB’de aradığını bulamayan üye ülkelerin bir kısmının bu örgüte katılacağını söylemek bir kehanet olmayacaktır. Rusya ve Çin’in, İngiltere’nin AB’den ayrılmasını büyük bir memnuniyetle karşıladığı görülmektedir. ABD’nin İngiltere’yle ilişkisi özel olduğu için yeni durumdan çok etkilenmeyecektir, ikili ilişki de, sadece teknik ve hukuki bir sonucu olacaktır. Yeni düzen ve oluşum da ABD’nin desteğini göreceği muhakkaktır. Türkiye açısından, İngiltere’nin AB’den ayrılması önemli ve faydalı bir sonuç verecektir. İngiltere, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemekteydi ve Türkiye’nin ekonomik, politik, savunma ve güvenlik konularındaki önemini en iyi okuyan ve takdir eden ülkeydi. Yeni oluşum durumunda Türkiye’nin önemli bir yerinin olacağını söylememiz abartılı olmayacaktır.Kaynak: Brexit’in sonuçları ne olur –
Prof Dr Haydar ÇAKMAK

Yorumlar