KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Bilal Köse: 2024 İRAN SEÇİMLERİ

Bilal Köse: 2024 İRAN SEÇİMLERİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 16 dk okuma süresi
37 0

Bilindiği üzere 19 Mayıs 2024 tarihin’de iran cumhurbaşkanı İbrahim reisi Azerbaycan’dan İrana dönerken yaşanan helikopter kazası sonucu hayatını kaybetti. Anayasa doğrultusunda yerine vekaleten Muhammed Muhbir geçici cumhurbaşkanı olarak atandı. Reis’in ölümü sonrasında hızla erken seçim kararı alındı ve Anayasa Koruyucular Konseyi (AKK)’nin yaptığı inceleme sonucunda 1’i reformist 5’i muhafazakar olan 6 adayın başvurusu onaylandı lakin adayların 4’ü birliği korumak amacıyla adaylıktan çekildi ve desteklerini muhafazar kanada verdiler. 61 Milyon 452 bin 321 seçmenin bulunduğu İran’da 28 Haziran’da yapılan seçimlerde toplam 24 milyon 535 bin 185 kişi sandığa gitti. Yaklaşık yüzde 40’a tekabül eden bu oran meşruiyetini halktan aldığını iddia eden bir sistem için oldukça düşük bir orandır.Çünkü iran halkı seçimlerin objektif ve doğru olacağına dair şüphe içerisinde . Seçim Merkezi verilerine göre ülke genelinde 59 bin merkezde kurulan sandıklarda toplam 24 milyon 535 bin 185 oy kullanıldı.
İlk turu ilk sırada bitiren Pezeşkiyan 10 milyon 415 bin 191 oy alarak oyların 42,5’ini aldı. Oyların 9 milyon 473 bin 298’ini alan Celili seçimin ilk turunu ikinci sırada tamamladı.

Ama İran’da sert politikalar izlemekle tanınan Reisi’nin trajik kaderinin İran siyasetinin yönünü değiştirmesi ya da İslam Cumhuriyeti’ni önemli bir şekilde sarsması beklenmese’de seçimin ilk turunu pezeşkiyanın önde bitirmesi halkın mevcut rejime karşı reform istediğini göstermekte.İran’da 2020’den bu yana seçmen katılımında düşüş eğilimi görülüyor. Bu eğilim, kısmen özgürlüklerin azalması, ekonominin kötüleşmesi ve yaşam standartlarının düşmesi nedeniyle artan hayal kırıklığından kaynaklanıyor.
İsveçli İranlı siyasi aktivist Mahdieh Golrou, RFE/RL’nin Radyo Farda programına yaptığı açıklamada, son büyük seçimlerde seçmen katılımının düşmesinin, hayal kırıklığına uğramış halkın “muhalefetini yetkililere iletmesine” olanak tanıyan “koordineli bir sivil itaatsizlik eyleminin” doğrudan sonucu olduğunu söyledi. İran İslam Cumhuriyeti, 2022 yılında, İran’ın katı kıyafet yönetmeliğini ihlal ettiği iddiasıyla ahlak polisi tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümünün ardından büyük bir protesto dalgasıyla sarsıldı.
İnsan hakları grupları, saldırılarda yüzlerce kişinin öldürüldüğünü, binlercesinin gözaltına alındığını söylüyor.
Zamanla protestolar, kıyafet yönetmeliğine yönelik hoşnutsuzluktan, rejimin tamamına yönelik öfkeye dönüşmesi yine reformist aday olan pezeşkiyanın seçimi kazanması ihtimalini güçlendiriyor.

ABD’nin CNN International haber sitesi, seçim sonuçlarına ilişkin haberinde, seçimlerin İran için ‘hassas bir döneme’ denk geldiğini yazdı. İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İran’ın devam eden nükleer programı dolayısıyla ülkenin İsrail ve Batılı müttefikleri arasında artan bir gerilim olduğuna işaret eden CNN, İran’ın ‘ABD ile savaşının da ülke ekonomisini mahvettiği’ değerlendirmesinde bulundu. Dün yapılan seçimin aynı zamanda Eylül 2022’de Mahsa Jîna Emini’nin ‘ahlak polisinin’ gözaltında katledilmesi ve onun beraberinde getirdiği geniş çaplı eylemlerin sonrasında yapılan ilk seçim olduğunu hatırlatan CNN, İran yönetimi katılımı artırmaya çalışsa da son yıllarda yapılan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki düşük katılımın ‘ulus çapındaki hoşnutsuzluğu’ ortaya koymuş olduğunu belirtti.
ABD’nin Associated Press (AP) haber ajansı da haberinde düşük kalan katılım oranına ve geçersiz sayılan oyların yüksekliğine işaret etti. “Seçimlere yönelik kamuoyunun geniş çaplı hayal kırıklığının işaretleri vardı” diyen AP, 1 milyondan fazla seçmenin geçersiz oy kullanmasının ‘insanların oy kullanmak zorunda hissettiğine ama adaylardan birini seçmek istemediğine’ yorulabileceğini kaydetti. Seçim öncesinde yapılan boykot çağrılarının da hatırlatıldığı haberde, Nobel Barış Ödüllü tutuklu hak savunucusu Nergis Muhammedi’nin de hapishaneden boykot çağrısı yaptığı, 2019’daki Yeşil Hareket eylemlerinin liderlerinden ev hapsindeki Hüseyin Musavi ve eşinin de oy kullanmadığı aktarıldı. Habere göre, seçimin ilk turunu birinci sırada tamamlayan Pezeşkiyan’ın reformcu bir aday olduğu ifade edilse de kendisinin de ‘hükümet onaylı bir aday’ olduğuna yönelik eleştiriler de var.
İngiltere’nin Financial Times gazetesi, İran seçimlerine ilişkin haberinde, seçmenlerin bir hafta sonra, Batı ile ilişkileri geliştirme ve toplumsal kısıtlamaları gevşetme sözü veren bir reformcu ile muhafazakarların iktidarını güçlendirecek bir isim arasında seçim yapacağını aktardı. Financial Times da diğer yayın organlarına benzer bir şekilde düşük katılım oranına işaret ederek yüzde 40’lık bu oranın cuma günü yapılacak ikinci tur seçimlere kadar siyasi söyleme egemen olacağı öngörüsünde bulundu. Haberde, normalde reformcu adayları destekleyen pek çok seçmenin liderleri karşısında hayal kırıklığına uğradığı, değişimin rejimin içinden gelebileceği düşüncesinden vazgeçtiği ve oy kullanarak teokratik sistemi meşrulaştırmak istiyor gibi görünmek istemediği ifade edildi.
ABD’nin The New York Times (NYT) gazetesi de konuya ilişkin haberinde, ülkedeki başörtüsü takma zorunluluğunu eleştiren adayla muhafazakar adayın gelecek hafta karşı karşıya geleceğine işaret etti. İran halkının ülke içindeki ve dışındaki karmaşa hali karşısında liderlerinin eylemlerinden tatminsizlik duyduğuna dikkat çeken NYT, seçimin ikinci turuna katılmanın halihazırda kayıtsız durumda olan seçmenlerin enerjisini zorlayacağı yorumuna yer verildi. “İran’ın ekonomisi Batı’nın cezalandırıcı yaptırımlarının altında çöküyor, vatandaşlarının özgürlükleri gittikçe daha fazla kısıtlanıyor ve dış politika büyük ölçüde muhafazakar liderlerce şekillendiriliyor” diyen gazete, “Kamuoyunun herhangi yeni bir cumhurbaşkanının değişim getirebilme kabiliyetine yönelik hoşnutsuzluğu kendisini düşük katılım oranında gösterdi: İran’ın devlet haber ajansına göre, seçmenlerin sadece yüzde 40’ı sandık başına gitti” diye yazdı.
Almanya’nın Der Spiegel haftalık siyaset dergisinin internet sitesi de seçimin ilk turunun sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, ikinci turda yarışacak adayları mercek altına aldı. Pezeşkiyan ve Celili’nin, kişilikleri ve siyasi istikametleri konusunda birbirinden ayrıldığını belirten Der Spiegel, 69 yaşındaki cerrah Pezeşkiyan’ın çok az yönetim deneyimi olduğunu, 2001-2005 yılları arasında, Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı döneminde sağlık bakanlığı yaptığını hatırlattı. Pezeşkiyan’ın açık sözleriyle bilindiğini kaydeden dergi, kendisinin Mahsa Jîna Emini eylemleri sırasında yetkililerin yaklaşım ve eylemlerini eleştirdiğini aktardı. 58 yaşındaki Celili’nin ise Batı’ya karşı sert bir duruşu destekleyen bir muhafazakar olduğuna işaret eden Der Spiegel, Celili’nin aynı zamanda 2007-2013 yılları arasında İran’ın nükleer başmüzakerecisi olduğunu anımsattı. Haberde de ifade edildiği üzere, Celili sonraki yıllarda da Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliği gibi etkili mevkilerde görev yaptı.

BBC’nin diplomasi muhabiri Caroline Hawley’nin kaleme aldığı analizde Pezeşkiyan’ın başörtüsü meselesinde en reformist açıklamaları yapan aday olduğuna dikkat çekildi.
Pezeşkiyan, 14 Haziran’da yaptığı açıklamada şunları söylemişti :
‘’Başörtüsü takmayan bir kadın, biz müdahale etmediğimiz sürece bir sorun yaratmıyor. Müdahale toplumsal çatışmaya neden oluyor.’’
BBC, özellikle gençlerin ve orta sınıfın muhafazakar yönetimden hayal kırıklığına uğradığına işaret etti. Böyle bir ortamda Pezeşkiyan’ın bir değişiklik yaratabileceği belirtildi.
Öte yandan bazı kesimlerin Tahran yönetiminin seçimlere katılım oranını artırma stratejisi güderek Pezeşkiyan’ın adaylığına müsaade ettiğini düşündüğü aktarıldı.
Adı Azad olarak paylaşılan kadın hakları aktivisti, ülkenin politikasını dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in belirlediğini hatırlatarak şunları söyledi:
‘’Hamaney adında tek bir kişi kuklacı olunca, sandıktan hangi ismin çıkacağının hiçbir önemi kalmıyor. Onlara güvenmiyoruz ve tekrar manipüle edilmek istemiyoruz.’’
Pezeşkiyan’ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranı aldığı da görülüyor.
İran’ın Batı Azerbaycan eyaletindeki Mahabad şehrinde dünyaya gelen Pezeşkiyan’ın annesi İran Kürdü, babası da İran Azerisi.
Amerikan gazetesi New York Times, Azeri Türkü olan kalp cerrahı Pezeşkiyan’ın seçim kampanyası konuşmalarının bazılarını Kürtçe ve Türkçe yaptığına da dikkat çekti.

Her ne kadar yönetim tecrübesi sorgulansa ’da 8. 9., 10., 11. Meclislerin ’de İran parlamento üyeliğine seçilen pezeşkiyan, 2016-2020 yılları arasında parlamento birinci başkan yardımcılığı yapmıştır.
2021’ seçimlerinde ise Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından adaylığı reddedilen pezeşkiyan’ın bu 2024 seçimlerinde adaylığının onaylanması İran siyasetinin gönüllü ya da gönülsüz dikkat çekici derecede değişikliğe uğradığını göstergesidir. Hamaney ’ in bu konuda ki tutumu zorunluluktan mı yoksa kendisinin de bu konuda hemfikir olduğu sorusu seçimin pezeşkiyan lehine sonuçlanması akabinde zamanla belirgin hale gelecektir.

Öte yandan Reis’in ölümünün kazamı yoksa süikastmi olduğu tartışmaları sürerken bu konuda değerlendirmede bulunan İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) başkanı Hakkı UYGUR ise ;
“İbrahim Reisi’nin tamamen sahneden çıkmasıyla devrim lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hameney’in babasının yerine geçme şansı oldukça yükseldi. Bu doğrultuda kendisinin önemli bir müttefiki olan mevcut Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın 50 gün içinde yapılacak seçimde Cumhurbaşkanı olma şansı artmış oldu. Yönetimin tek tipleşmesiyle Hamaney sonrası geçiş senaryoları daha bir suhulet içinde gerçekleşmiş olur.” İfadelerini kullandı.
Gerçekleşen kazanın İran bölge politikalarının etkisi üzerine’de değerlendirmede bulunan UYGUR şu açıklamalarda bulunmuştu;
“Eğer ortada bir sabotaj varsa bile bu durum büyük ihtimalle açıklanmayacağından yine bölgesel gelişmeleri çok fazla etkilemeyebilir. Ancak 7 Ekim sonrası zaten son derece gergin ve kırılgan olan bölgesel dengeler içinde İran da İsrail’e ağırlaştırılmış bir cevap vermeye kalkarsa ülke içinde ya da üçüncü bir ülkede İsrail hedeflerine karşı çok farklı bir eylem görebiliriz. Ancak burada da temel husus bu eylemin de inkar edilebilir mahiyette olması gerektiğidir. Yine de en azından şu an için sabotaj ihtimaline dair henüz herhangi bir belirti veya işaret olmadığının altının çizilmesi gerekiyor.”

Bilal Köse

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir