YENİ DÜZEN YENİ PLANLAR

Azərbaycanlı Bələdiyyə rəhbəri həbs edildi

Türkləri Avropadan qovmaq planı

Bəşər Əsəd:“Türkiyənin xətrinə Ərdoğanla da görüşə bilərəm”

Beyrut Patlaması; Hizbullah’a Yönelik Öfke

Gündem 11 Ağustos 2020
90

Lübnan Beyrut limanında gerçekleşen büyük patlama yarattığı iktisadi ve insani kayıptan ziyade kuşkusuz Lübnan’ın siyasi ve toplumsal ortamında deprem etkisi yarattı. Lübnanlılar ve özellikle Beyrut ahalisi patlamanın ilk şokunu atlatmadan sokaklara döküldüler.
Silah sanayiinde patlayıcı yapımında kullanılan yüklü miktarda yaklaşık 2750 ton Amonyum nitratın patlamasının esas sorumluları bilinmezken daha büyük bir siyasi patlama özellikle Beyrut’ta başladı. Lübnan devleti olaya daha mikro bir biçimde yaklaşıp Lübnan gümrük ve liman kurumu yetkililerinden 20 kişiyi tutuklarken özellikle bu konuda yetkililer arasında kızgın bir suçlama yarışı devam ediyor.
Lübnan limanları işletmesi ülkenin başka altyapılarında olduğu gibi çeşitli siyasi gruplar ve cenahlar arasında paylaşılmış durumda. Tamda bu nedenden dolayı müsebbiplerin ortaya çıkarılması hayli zor gözüküyor. Fakat bu arada muteriz Lübnan halkı devlette daha baskın rol oynayan Hizbullah ve yetkililerini akabinde Hizbullah’ın en büyük destekçisi konumunda olan İran İslam Cumhuriyetini hedef almaktadır. Yıllarca Beyrut limanını lojistik amaçları için kullanan Hizbullah’ın tam olarak limanın hangi bölümleri ve ya depolarını elinde tuttuğu şimdilik belli olmasa bile sokağa dökülen halkın büyük bir bölümü Hizbullah ve İran’ı Lübnan’ın bulunduğu siyasi çıkmaz ve vahim iktisadi durumunun müsebbibi olarak görmektedir.
Patlamadan sadece birkaç gün sonra Beyrut halkı sokağa çıkarak sembolik olarak üç siyasi figürün büyük boy kuklalarını halatlarla asıp katil sloganları attılar. Cumhurbaşkanı, başbakan ve Hizbullah lideri Hasan Nasrullah protestocuların hedefindedir. İşin ilginç yanı Lübnan halkının bu sembolik hareketi, devletin bu patlamaya yönelik mikro bakışının tam tersi olarak makro bir yaklaşım olarak kayıtlara geçmiş oldu. Lübnan halkı özellikle başbakan Diyab ve Hizbullah lideri Nasrullah’ı ülkenin vahim siyasi-ekonomik durumunun müsebbipleri olarak görmesi yıllardır Lübnan siyasetinde silah gücüyle terör estiren Hizbullah’a yönelik tehlike çanlarının seslenmesi anlamına gelmektedir. Tamda bu yüzden neredeyse her konuda demeç veren Hasan Nasrullah ve İran yetkilileri bu konuda sessizliklerini korumaktalar.
Mevcut hükümetin görev süresinin bitmesine sadece 3 ay kala zaten gidecek olan hükümete karşı bu denli öfkeli protestolar ve hükümete karşı topyekun istifa çağrıları, halkın Lübnan siyasetinde mevcut siyasi aktörlere son derece güvensiz olduklarının açık kanıtıdır. Neredeyse aşamalı bir biçimde istifaya zorlanan hükümet dün tamamen istifa etti. Eski başbakan Diyab bağımsız siyasetçi olarak tanınmaktadır fakat Hariri sonrası Hizbullah desteği ile hükümet başına geçti.
Lübnan siyasi gruplarının hepsi halkın hedefinde fakat Hizbullah ve İran’a bağlı mezhebi gruplar daha çok hedefteler. Son günlerde Lübnan Hizbullah hareketliliğinin azalması ve Nasrullah başta olmak üzere Hizbullah yetkililerin sessizliği de bu yüzdendir. Fakat Hizbullah’ın problemi sadece halkın kin ve öfkesi değil, Beyrut patlamasının en büyük etkisi siyasi-ekonomik sıkıntılarının daha görünür ve hissedilir biçime dönüşmesidir. Bu yüzden Hizbullah mecburen savunma pozisyonuna geçmiştir, fakat bundan sonraki evrede Hizbullah’ın bölgede ve özellikle Lübnan’da siyasi ve stratejik ağılığının giderek azaldığına şahit olacağız. Elbette erken seçimde geçmiş seçimlerde olduğu gibi her zaman öne çıkmış Hizbullah’ın nasıl bir yol izleyeceğini ve kaybetmiş istikrarlı durumunun nasıl onaracağı konusunda soru işaretleri var.
Hizbullah şimdiki durumda esas iki önemli sıkıntıyla karşı karşıyadır. Birincisi, Lübnan içinde halkın derin öfkesi ikinci ise bölgesel ve uluslararası etkenlerin Lübnan konusunda müdahil olma durumu.

Celal Ruşen
Kafkassam İran Masası

Yorumlar