Benyamin Poghosyan: Değişen Güç Dengeleri Arasında ABD-Ermenistan İlişkileri: Beklentiler ve Zorluklar
Güney Kafkasya; değişen güç dengeleri, tartışmalı bağlantı projeleri ve bölgedeki dış nüfuzun yeniden tanımlanmasıyla karakterize edilen yeni bir siyasi ve jeopolitik dönüşüm evresine giriyor. Bu çerçevede, ABD-Ermenistan ilişkileri kritik ve potansiyel olarak dönüştürücü bir aşamaya geçmektedir. Tarihsel olarak demokratik iş birliği, insani yardım ve diaspora odaklı angajmanlara dayanan ikili ilişkiler, şimdi Ermenistan’ın artan güvenlik açıkları ve güvenilir dış ortak arayışıyla test ediliyor.
TRIPP (Trump’ın Bölgesel Altyapı ve Barış Projesi) önerisi, Ermenistan içinde ABD’nin katılımına dair beklentileri yoğunlaştırdı. ABD sadece ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda çatışma sonrası gerçekleri şekillendirebilecek siyasi ve stratejik bir aktör olarak görülüyor. Erivan’daki pek çok kişi için, Amerika’nın böylesine uzun vadeli bir altyapı projesine katılımı, bölgesel baskılara karşı bir denge unsuru ve derin bir jeopolitik bağlılığın sinyali olarak algılanıyor. Ancak bu beklentiler büyük zorluklarla karşı karşıya; zira ABD’nin ekonomik ve altyapısal katılımı kalıcı siyasi veya güvenlik garantilerine dönüştürme isteği, Rusya, Türkiye, İran ve AB’den gelen rakip çıkarlar arasında belirsizliğini koruyor.
Öte yandan, İran, İsrail ve ABD arasında tırmanan gerilim, Ermenistan’ın bölgesel çevresini giderek daha hassas hale getiriyor. ABD’nin İran üzerindeki baskısı, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile kapalı olan sınırlarını dengeleyen Tahran ile olan hayati ekonomik bağlarını tehdit ediyor. Ermenistan büyük güç rekabetinde yol alırken ve Batı ile bağlarını derinleştirirken, İran’ın Ermeni topraklarına yönelik siyasi hassasiyeti ve dikkati yoğunlaştı. Tırmanan ABD-İran gerilimi ortasında ikili ilişkileri şekillendiren zorlukları değerlendirmek için Ermeni uzmanlara danıştık.
ABD Politikasındaki Belirsizlik Küresel Endişeleri Tetikliyor
Ermenistan Uygulamalı Politika Araştırma Enstitüsü (APRI) Kıdemli Araştırmacısı Dr. Benyamin Poghosyan, Ermenistan-ABD ilişkilerini tartışırken —İran bağlamını bir kenara bıraksak bile— potansiyel bir zorluğun, mevcut ABD yönetiminin dikkatini bir meseleden diğerine çok hızlı kaydırma eğiliminde olduğunu, bunun da belirli sorunların çözümünde net bir stratejik yaklaşım ve uzun vadeli planlama eksikliğine işaret ettiğini belirtti.
Poghosyan; “Kritik konularda kararlar hızla, genellikle geleneksel diplomatik kanallar baypas edilerek, başkanın yakınındaki küçük bir çevre tarafından sözde ‘WhatsApp’ veya ‘Signal’ diplomasisi yoluyla alınıyor. Bu tür kararlar hızla değişebilir ve ABD’nin Güney Kafkasya’daki ilgisi ve çıkarları dahil olmak üzere uzun vadeli dış politikasında öngörülemezlik yaratabilir. Rusya’nın oradaki varlığı ve stratejik çıkarları uzun sürelidir ancak ABD, özellikle mevcut yönetim altında, bölgeye sürekli ilgi garantisi veremez,” notunu düşüyor.
Benyamin Poghosyan, 2025’in başlarında Azerbaycan’ın Sünik koridorunu zorla açma planları sinyalini verdiğini hatırlattı. Ermenistan bunu durdurmanın yollarını aradı ve ABD, Sünik’in işgalini önlerken Azerbaycan’ın Nahçıvan ve Türkiye’ye transit geçişini kolaylaştırmayı önerdi. ABD’nin müdahalesi büyük ölçekli bir Azerbaycan eylemini düşük ihtimal haline getiriyor, ancak Washington politikasındaki hızlı değişimler öngörülemezlik yaratıyor. Siyaset bilimci, yakın gelecekte ABD’nin Güney Kafkasya’ya veya TRIPP projesine olan ilgisinin azalması durumunda, Azerbaycan’a karşı şu an var olan tek “caydırıcı” faktörün hızla etkisizleşebileceğinden ve Ermenistan’ın yeniden 2025’in ilk aylarındaki duruma düşebileceğinden endişe ediyor.
Sözler Eylemin Yerini Alıyor: Sadece Açıklamalar, Güçlü Eleştiri Yok
İran bağlamına gelince; Benyamin Poghosyan, 2021-2024 yılları arasında İran’ın, askeri güç kullanabileceği uyarısında bulunarak Azerbaycan’ın sözde Zengezur koridorunu zorla açmasını engellemeye yardımcı olduğundan emin. Ancak İran’ın nüfuzu, 2023’ten bu yana iç huzursuzluklar ve İsrail/ABD ile tırmanan gerilim nedeniyle zayıfladı ve bu da yeni askeri operasyon riskini artırdı. Bu bağlamda İran, Ermenistan-İran sınırı boyunca bir ABD varlığı olasılığından hiç memnun olamaz. Ancak şu noktada İran’ın, Ermenistan’ın karşı faaliyetlerin merkezi haline geldiği izleniminin oluştuğunu belirten son büyükelçi açıklamaları gibi beyanatlar dışında memnuniyetsizliğini dile getirecek bir aracı kalmadı. Tahran, sınırlarını giderek güvensiz görüyor: İsrail Azerbaycan üzerinden faaliyet gösterebiliyor, İran-Irak sınırı ABD etkisinde ve şimdi Ermenistan-İran sınırı da daha az güvenilir hale geliyor.
TRIPP: Beklenti ve Kısıtlama Arasında
13 Ocak’ta Ermenistan ve ABD, TRIPP projesinin Uygulama Çerçevesi hakkında ortak bir bildiri yayınlayarak projenin pratik aşamaya girdiğini duyurdu. Belgeye göre:
• Mülkiyet: TRIPP projesi başlangıçta 49 yıl için belirlendi; ABD %74, Ermenistan %26 hisseye sahip. Süre sonunda Ermenistan’ın payı %49’a çıkabilecek.
• Egemenlik: Gümrük ve sınır kontrollerinde Ermenistan’ın egemenliği mutlak olacak. Ermeni yetkililer tüm tesislerde fiziksel olarak bulunacak.
• Zaman Çizelgesi: 2026 başında detayların netleşmesi, 2026’nın ikinci yarısında inşaatın başlaması hedefleniyor.
Poghosyan, inşaatın 2026’da başlaması konusunda şüpheci; arazilerin kamulaştırılması ve uluslararası ihaleler nedeniyle sürecin 2027 başını bulabileceğini düşünüyor.
Kolaylaştırılmış Transit, Ancak %100 “Engelsiz” Değil
Poghosyan’a göre TRIPP çerçevesi, Azerbaycan’ın “engelsiz transit” talebi ile Ermenistan’ın “egemenlik” ısrarını uzlaştırmaya çalışıyor. Seçilen modelde:
• Ön Ofis (Front Office): Amerikalı bir şirket tarafından işletilecek ve otomasyona dayalı olacak. Azerbaycanlılar Ermenilerle yüz yüze gelmeden geçiş yapabilecek.
• Karar Yetkisi: Fiziksel temas olmasa da kararları Ermeni yetkililer verecek. Bu da Ermenistan’a belirli kişilerin veya kargoların geçişini reddetme hakkı tanıyor. Bu durum Azerbaycan tarafında tam memnuniyet yaratmıyor, çünkü beklentileri %100 engelsiz bir koridordu. Sonuçta TRIPP, Azerbaycan’a Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye önemli ölçüde kolaylaştırılmış bir geçiş sunuyor ama bu tam bir “koridor” değil, ikisinin ortasında bir formül.
İran’ın TRIPP’e Katılımı Düşük İhtimal
Poghosyan, Ermenistan ve ABD’nin projeye üçüncü bir tarafın (özellikle İran’ın) katılımına muhtemelen karşı çıkacağını belirtiyor. ABD için İran’ın katılımı kabul edilemezken, Türkiye’nin NATO üyeliği nedeniyle katılımı belki değerlendirilebilir. Rusya’nın katılımı ise ancak geniş kapsamlı bir ABD-Rusya mutabakatı çerçevesinde mümkün olabilir.
Yerel Halkın Duyguları: Umut, Korku ve İlgisizlik
Sünik (Syunik) bölgesinde halk ikiye bölünmüş durumda. Meghri nüfusunun yarısı projeyi barış için bir umut olarak görürken, diğer yarısı ekonomik fayda getirmeyeceğinden veya bir “zillet” olacağından endişe ediyor. Ancak çoğunluk süreç hakkında bilgisiz ve ilgisiz kalmayı tercih ediyor.
İran’daki İstikrarsızlık Kafkasya’ya Fayda Sağlamaz
Bölgesel Demokrasi ve Güvenlik Merkezi Direktörü Tigran Grigoryan, ABD’nin İran’a yönelik doğrudan bir saldırısının Ermenistan-ABD ilişkilerini siyasi düzeyde sarsmayacağını, çünkü Batı’nın Ermenistan’ın coğrafi zorunluluklarını anladığını belirtiyor. Ancak Grigoryan, İran’daki herhangi bir istikrarsızlığın Ermenistan’ın çıkarlarına hizmet etmeyeceğini vurguluyor.
Grigoryan’a göre TRIPP’teki temel sorun karşılıklılık ilkesinin eksikliğidir. Ermenistan topraklarında Azerbaycanlılar için oluşturulan bu kolaylaştırılmış prosedürler, Azerbaycan topraklarında Ermeniler için işlemeyecek. Bu da Ermenistan için “eşitsiz koşullar” yaratıyor. Ayrıca İran’ın en büyük endişesi, bu rota üzerindeki ABD güvenlik varlığıdır.
Sonuç: Analistler, TRIPP’in bölgeyi savaştan koruyan bir “tampon” olabileceğini ancak ABD’nin uzun vadeli stratejik ilgisinin belirsizliğinin en büyük risk olduğunu savunuyorlar.



Yorum gönder