Kurtları seven Rus işadamı, Türklerin desteği sayesinde internetin yıldızı oldu

AVRUPA KOMİSYONU BAŞKANININ MEŞRUİYETİNİ TARTIŞABİLİRİZ… AMA ŞİMDİ DEĞİL!

ABD yeni savunma sekreter vekili Mark Esper

Esper: F 35 tam kapasite kullanılamayacak

BATILI ŞAİR, ASKER, FİLOZOF, İKTİSATÇI VE SİYASETÇİLERİN BAY TRUMP’A TÜRK MİLLETİ HAKKINDAKİ ÖĞÜTLERİ

Gündem 16 Ocak 2019
162

Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden; “Türkiye Kürtleri vurursa onları ekonomik olarak mahvederiz” diye bir açıklama yaptı. Tabii dünyada muteber bir saygınlığı olan ABD gibi bir devletin en üst yetkilisinin bu şekilde açıklama yapması, çok talihsiz bir durumdur. Küresel para ve güç kaynaklarına dayanarak bu şekilde açıklamalar yapan ABD Başkanı, ne yazık ki bir “Devlet Adamlığı” portresi çizmemektedir.
Türkiye şanlı tarihiyle, dünyadaki siyasi ve kültürel konumuyla saygın ve itibarlı bir devlettir. Türkiye’ye karşı bu şekilde açıklamalar yapan birisinin, tarih bilmediği kuvvetle muhteberdir. Devlet olmak, sadece para ve güç demek değildir. Devlet demek, yüz yıllar boyunca her türlü felaketler karşısında, varlığını ve kimliğini koruyarak devamlılığını sürdürebilmektir.
Kısaca dünya tarihine bir göz atarsak, Türkün ve Türkiye’nin kim olduğunu çok iyi anlarız. Nitekim Türk milletini ve Türk devletini tanımayanlar için de tarihe bir göz atmalarını tavsiye ederim.
M.ö. ve M.s. Asya’nın doğusunda, devrinin en güçlü devletlerinden olan Çin; Türkleri yok etmek, yurtlarını ellerinden almak ve bölgede tek otoriter güç olmak istemiştir. Ancak Türkler Hun olmuş, Göktürk olmuş, Pasifik’ten Kara Deniz’e kadar uzanan bir cihan devleti kurmuşlardır. Sadece Çin’i değil doğudan batıya kadar bu coğrafyadaki bütün kavimlere diz çöktürmüşlerdir.
Bu gün batının gururla biz onun devamıyız dedikleri ve tarihte derin izler bırakmış, o devrin süper gücü olan Roma İmparatorluğu da, Türkleri kendi buyruğundaki kavimlerle aynı kefeye koyma gafletine düşmüştür. Buna karşılık olarak Avrupa Hun Hükümdarı Atilla, Romalıları bu gafletten uyandırmış, Türk milletinin kim olduğunu onlara göstermiştir. Türkler tarafından başkentleri kuşatılmış, yok olma tehlikesiyle yüzleşmişlerdir. Bunun üzerine Roma Papası Türklere gönderilmiş; Papa, Atilla önünde diz çökerek af dilemiştir. Daha sonra Türk milleti Alparslan oldu; Roma İmparatorunu esir aldı, Fatih oldu; İstanbul`u fethetti ve Roma İmparatorluğu’nu tarihin karanlık sayfalarına gömdü.
Türkiye devleti, üç kıtada 20’ye yakın cihan imparatorluğu kurmuş, dünya tarihine yön veren bir medeniyetin bakiyesidir. Öyle tehdit ederek, parmak sallayarak Türk devletini ve Türk milletini kimse hedef almaya kalkmasın. 200-300 yıllık bir tarihle 2 bin yıllık bir tarihe meydan okunmaz. Her kez haddini hududunu iyi bilmelidir.
Türk devletini tehdit edenler, övündükleri batılı şairlerin, filozofların, askerlerin ve siyasetçilerin Türkler hakkında söylediklerine bir zahmet, lütfedip kulak versinler:

İktisatçı Fritz Neumark: “Türkler pek farkında değil ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz”.
Alman General Helmuth Karl Bernhard von Moltke: “Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, kâtibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür”.
Montecucco: “Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkânlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar”.
Fransız Tarihçi Albert Sorel: “Dünyada iki bilinmeyen vardır; biri Kutuplar, diğeri Türkler…”.
Çek Bilim Adamı Jan Amos Comenius: “Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.”
Yazar Pierre Loti: “Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.”
Mark Sykes: “Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz.”
Kayzerling: “Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.”
Napoleon Bonaparte: “İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.”
Torquato Tasso: “Türklerden bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.”
Fransız Şair Alphonse de Lamartine: “Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelendir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.”
İsveç Kralı XII. Karl: “Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş… Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.”
İngiliz Komutan Charles V. F. Townshend: “Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.”
Lady Mary Wortley Montagu: “Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerilerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.”
Ressam Alexandre-Gabriel Decamps: “Türk’ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk’ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.”
Genç William Pitt: “Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.”
Baron Büsbek: “Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.”
General Hamilton: “Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.”
Fransız Bilgin Gelland: “Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.”
Cafer Mustafalı/Marmara Üniversitesi

Yorumlar