ABŞ kürdləri Afrində niyə tək buraxdı? – İkinci aldadılmanın hekayəsi

Lavrovun İrəvanda səsləndirdiyi mesajın mənası

Beyrut patlaması Türkiye İsrail ilişkilerini nasıl etkiler

Barış, Yeni gelecek” sloganı ile üçüncü görüşmeler başladı

BAKMAK YERİNE GORMEK LAZIM

Gündem 19 Ocak 2020
434

Bir çiçeği avuçlarının arasından ayırmayanlarla, bir bahçeyi talan edenler aynı dünyada yaşıyor.

Aynı havayı teneffüs edip, aynı bulvarda yürüyorlar. ama aynı istikamete baksalarda ayrı noktaları görüyorlar.

Varolmanın felsefi kodlarına baktığımızda “hedefler doğrultusundaki istikamet düz ve doğru olmazsa eğriler doğru gibi görünür” tezi ön plana çıkıyor.

Bizler iyiyi hayal ederken ne kadar gercekciyiz.?

Ne kadar doğru, ne kadar adil, ne kadar sahih, ne kadar barışcı ve mutlak gerçek olan huzuru ne kadar arıyoruz?

Yoksa mutluluk dediğimiz arzu sadece bir haz duygusunu?

Yanımızdayken saygı ve tebessüm ile hürmet ettiklerimize yanımızdan gittikten sonra aynı tevazuyu gösterebiliyormuyuz?

Çıkar gütmeden milli ve manevî değerler içerisinde ne kadar gayret edebiliyoruz?

Tarafsız, objektif ve rasyonel bir bakış acısı ile konulara ne kadar bakabiliyoruz?

Hiç sordunuz mu kendinize; herkes doğruluk abidesiyse bu eğrilik nereden geliyor.?

Herkes masumsa bunca suç neden işleniyor.?

Herkes barış yanlısıysa bu savaş çığırtkanlığı nereden geliyor.?

Yüzde 99’u müslüman olan bir ülkede minarelerden gelen ezan sesi duyulmazken hemen yanı başındaki minik bir cafeden çıkan müzik ritimine neden uyum sağlanıyor.?

Faiz haram diye çığırtkanlık yapılırken borsadaki hisseler kimin?

Kardeş kardeşi sevmek zorundadır derken müslüman coğrafyasındaki kavga neden.?

Avrupa turistik bir seyahat merkeziyken Afganistan uzaydan mı geldi.?

Paris aşıklar kenti diye nara atanlar Şam’ı talan edenlere neden sitem etmedi.?

Italya deniz cenneti derken Libya’ yı hallaça cevirenler körmüydü.?

Moskova da tarih var diyenler Bağdat talan edilirken görmediler mi.?

“Zülüm kimden gelirse gelsin uygulayan zalimdir.” ve unutulmamalıdır ki; “İlim irfana ulaştığı müddetçe bilginin taşıyıcısı olan âlimdir.”

Burada kıldan ince kılıçtan keskin bir bakış açısından yola çıkarak hayata haiz bir öz eleştirme yapmalıyız.

Bu kıstas “bakmak ile görmek” arasında hangi kategoride olduğumuzdur.

Eğer hayata bakıyorsak, ücreti mukabilinde hayat da bize bakarak avutuyordur.

Eğer hayata bakmak yerine görmeyi umut ediyorsak, bütün soyut denklemler rasyonel bir açıdan yolumuzu aydınlatır.

Bir devlet sistemi sürece hüküm nezdinde bakarak küçük işlerde büyük umutlar ararsa hayata “bakar” baktığı kadar nasiplenmeye odaklanır.

Eğer bir devlet, tarihi müktesebatına odaklanıp sürece yönelik görmeyi arzu eden ve ileri vadeli adımlar atmak için çaba sarf ederse işte o zaman kazanan olur.

Anlık planlarda kazanım yağmur damlası gibi olurken, uzun vadeli süreçler için tasarlanan planlarda kazanım okyanuslar gibi olur.

Başarılı olmak için rakibi haddinden fazla eleştirmek yerine kendini geliştirmek için vakit harcarsan üretken bir zihne sahip olursun.

Bu minvalde yenilikler senin fikrin ile bir zerre küresiyken aydınlığı sağlayan ışık bütünlüğüne dönüştüğünde rakibin seni eleştirmek yerine seni hayranlıkla takip ediyor olacaktır.

Çünkü rakibinin zihnindeki karanlık yalnızca senin fikrinle şekil alan ışıkla feraha kavuşur.

İşte bunun için çok okumalıyız, çok düşünmeliyiz, çok istişare edip, zihnin dehlizlerindeki karanlığı ilim ile aydınlatmak ve bilim ile donatmak için akletmeliyiz.

Bu sürecin akabinde eğri ile doğru adımlar aynı kaldırımda yürüyemez, çünkü fark farkını fark ettirir.

Kötü hisler için de olanlar iyi gibi görünemez.

İyi olan kötülüğe sevk edilemez.

Sistemsel ıslah olmadan, düşüncede sulh olmaz. Hep kazanmak, tek kazanmak, çok kazanmak gibi şeytani fikirler zihinlere empoze edilerek çıkarılan savaşların devamlılığı sağlanır.

Bu kulvarda olan insanlara takılan at gözlükleri sayesinde bakarlar ama görmeleri engellenmiştir.

Bugün değişimi değiştirmek ve geleceğe yön vermek muradı için de olanlar masadaki ince bel bardak yerine fincan isteyene ters bir eda ile bakıyorlarsa öncelikli olarak değişimi kendi zihin kodlarını yenilemek ve ego dürtülerini ıslah etmekle başlamalılar.

Ülkemizi sevmeliyiz.
Milletimizi sevmeliyiz.
Devletimizi sevmeliyiz.
Bunlar için önce aynada gördüğümüz kendimizi sevmeliyiz.

Kazanmak, tek kazanmak ve daha sonra cok kazanmak hırsı ile ruhumuzu zehirlemek yerine başarmak, hep birlikte başarmak ve mutlak başarıya ulaşmak ilkelerini zihnimizde kabul görmeliyiz.

Kanât etmekten başlayan yol da sebat ile son bulan süreç mutluluğa çıkar.

İşte bu yüzden kendimize gelmeli emel ve amel arasındaki bağları doğru bir şekilde kanalize etmeliyiz.

Şimdi sorun kendinize;

Bakmak mı istiyorsunuz yoksa görmek mi.?

Serdar Bozdoğan
Strstejist-Yazar

Yorumlar