Ermeni basınından Demirtaş “sevinci”: Cumhurbaşkanı olursa Türk-Ermeni ilişkileri iyileşir mi?

BİR LİDER ÖLDÜRÜLECEK AMA KİM?

Kuzey Kore Lideri Kim Jong Un Singapur’a ulaştı, Trump yolda

ARNAVUTLAR DA “KURUCU MİLLET OLACAK”

Azerbaycanın Şanlı Tarihinin Dönüm Noktası

Azerbaycan 24 Aralık 2020
91

Azerbaycanın Şanlı Tarihinin Dönüm Noktası 44 Gün Süren 2. Karabağ Savaşı : Milli Birliği Temin Eden Lider İlham Aliyev!

Bir yönetici, başarılı ve etkili olabilmek için aynı zamanda lider olmalıdır. Liderlik bütünsel yöneticilik işinin yalnızca bir unsurudur.1989 yılından itibaren dünyada meydana gelen hızlı gelişmeler uluslararası sistem ve dengelerde köklü değişikliklere yol açmıştır.
Teknolojinin hızla gelişimi, çevre koşulları, doğal kaynakların sorumsuzca yok edilmesi, artan dünya nüfusu ve artan tüketim talepleri nedeniyle karşımıza yeni bir dünyayı çıkarmıştır. Bu yeni dünya düzeninde gelir, eğitim ve kültür farkları hızla artan terör, kaos ve ayrımcılık doğurmuştur.
Dünyada karizmatik liderler, değişimi zorunlu kılan ya da mevcut durumu yaşanmaz kılan kriz, kaos ya da belirsizlik koşullarının mevcudiyetinde ortaya çıkarlar. Yöneticilik hak ve yetkidir; liderlik güç ve yetenektir.
Yönetim bilimcileri Simon, Simithbourg ve Thompson’a göre, ”Bir kimsenin lider olarak kabul edilebilmesi için, önce üstün nitelikleri bulunduğunun izleyicileri tarafından kabul edilmesine, bu niteliklerin onlara güven vermesine bağlıdır. Zira, bir liderin en büyük özelliği, kendisini izleyenlerin davranışlarını etkileye bilen kişi olmasıdır”.
Lider – yönetici vizyon yaratabilen ve yaşatabilen; arzulanan gerçeğin ve hedefin fotoğrafını çekebilen; bu hedef ve amaç tablosunun görünürlüğünü sağlayabilen; söz konusu görüntüyü erişilir ve uygulanır kılabilen kişidir. Yönetici, ancak lider olduğu taktirde etkili ve başarılı olabilir. Lider olmayan bir yönetici, yönetimde etkili ve başarılı olmaz ve yükselmez. Her lider aynı zamanda yöneticidir ama, her yönetici gerçek ve fiili lider değildir. Çünkü yönetici ve lider arsında farklar vardır.
Öncelikle, yöneticilik liderlikten daha kapsamlı bir kavramdır. Liderlik bütünsel yöneticilik işinin yalnızca bir unsurudur. Bu, birçok davranış bilimcisinin görmeyi başarmadığı bir şeydir. Liderlik, bir statü ya da otorite işlevinden çok, ilişkinin ve lider ile izleyicileri arasındaki karşılıklı etkileşimin kalitesiyle ilgili bir işlevdir. Günümüzde insanların en çok merak ettiği, üniversitelerde öğrencilere en ince ayrıntısına kadar öğretilen, bilim adamlarının üzerine derin araştırmalar yaptığı önemli konulardan biri liderlik kavramıdır. Bazı insanlar liderin genel nitelikleri ve siyasi portresinin en ince detayları hakkında yeterince bilgili olsalar da, diğerleri bu kavramın kesin tarifini vermekte zorluk çekmektedirler. Bu, geçmişten günümüze kadar dünyada baş veren dinamik değişikliklerle ilgili olduğundan, insanları daima lider imajının yeni özellikleri hakkında düşünmeye teşvik ediyor.
Peki liderlik nedir? Lider hangi özelliklere sahip olmalıdır?
Genel anlamda liderlik, kitle tarafından sevilen, coşkuyla dinlenen, kararlı bir eylemde bulunabilen,planlandığı gibi belirledikleri hedeflere ulaşmaları için başkalarını sorumlu, destekleyici ve mütevazı bir şekilde desteklemek ve teşvik etmek gücüne sahip olan bir konum olarak tanımlanmaktadır.Başka bir tarife göre ise liderlik, kitleleri belirli amaçlar çerçevesinde bir araya getirme ve bu amaçları hayata geçirebilmek adına onları yapmaları gereken çalışmalar konusunda harekete geçirme yeteneklerinin toplamı olarak ifade ediliyor .
Liderliğin en önemli kuramlarından biri olan siyasi liderliğin iktidarla ilgili olmasını onaylayan akademisyenler, onu “olayların gidişatını değişen kişilik” şeklinde tarif ediyorlar (. Siyasi liderlik askeri, hukuki, örgütsel ve dini ve ideolojik liderliğin daha yüksek seviyeleriyle önemli ölçüde örtüşmektedir. Günümüz siyasi liderleri, iletişim becerileri iyi olan, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı ile topluluk üzerinde etki bırakabilen, zamanında en doğru kararı ala bilen, cesaretli olan, kaynakları seferber etme ve doğru yöne yönlendirme becerisi olan,olağanüstü hafıza ve derin zekaya sahip olan kişilerdir. Siyasi liderin en önemli özelliklerinden biri de onun kitlenin güvenini kazanmayı başaracak güçte olmasıdır. Siyasi lidere duyulan güveni etkileyen bir çok faktör mevcuttur. Bu faktörlere örnek olarak liderin hitabı esnasında kullandığı ifadeler, seçim dönemlerinde verdiği sözü yerine getirip getirmemesi ve b. gösterile bilir. İlham Aliyev yukarıda değindiğim vasıfları taşıyan bir Devlet Başkanıdır.
İlham Aliyev demokrat kimliğiyle dürüst, ahlaklı, tutarlı, uzlaşmacı, kucaklayıcı ve kuşatıcı bir siyaset tarzı ortaya koymaktadır. Azerbaycan insanının yaşam şartlarını iyileştirmenin, onur ve saygınlığını pekiştirmenin gayreti içinde olmuştur.İlham Aliyev demokrasinin güçlendirilmesine öncelik vermiş ve gerçekleştirdiği hukuk reformlarıyla Azerbaycan demokrasisini evrensel standartlar çizgisine ulaştırmaya çalışmıştır.
İlham Aliyev değişim mühendisi ve yeniliklere daima açık, yüksek özgüvenli, inançlarının doğruluğunu ikna etme becerisine sahip, risk alan, kendini inandığı davaya feda eden ve kriz durumlarında radikal çözümler üretebilme becerisine sahip karizmatik liderlerdendir.
Demokratik talepleri ekonomi alanına taşımış, büyümeyi ve kalkınmayı demokratik bir çizgiye oturtmuş, demokratik değerleri kendi kültür dünyamız içinde anlamlandırmıştır. İlham Aliyev ekonomi alanında büyük başarılar elde etmiştir ve Azerbaycan tarihinin en parlak dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Ekonomi alanında elde ettiğimiz tarihi başarıların en önemli sebebi ülkemizde oluşturduğumuz güven ortamıdır. Gerçekçi politikalar ortaya koyan, popülizm tuzağına düşmeyen, uzun vadeli bakış açısı ile hareket eden ve kalıcı çözümler üreten yönetimler halkın güvenini kazandığı gibi, ekonomik aktörlere de elverişli bir ortam oluşturmaktadır. Önceki dönemlere göre bugün ülkemiz çok daha istikrarlı, çok daha müreffeh, ekonomimiz çok daha güçlüdür.
– Kişi başına gelir artmış,
– Milli gelir daha yüksek seviyeye ulaşmış,
– Enflasyonu indirmiş,
– İşsizlik oranını daha da düşürmüş,
– İhracat daha da artmıştır,
– Cumhurbaşkanlığı döneminde Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı tamamlanmış.
Bakü-Tiflis-Ceyhan projesinin 2006’da devreye girmesi, enerji koridorlarındaki güvenliğe dayalı küresel ekonomiye büyük bir katkı sağlamıştır. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, TANAP projesinin amacı, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz 2 Gaz Sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğal gazın öncelikle Türkiye’ye, ardından Avrupa’ya taşınmasıdır. TANAP, Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile birleşerek Güney Doğal Gaz Koridorunu oluşturmaktadır.
BTK Demiryolu Hattı tarihin en önemli projelerinden birisidir. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hayaldi, gerçek oldu. Milletimiz, tarih boyu bu projede imzası olanlara minnet duyacaktır.
Kafkas enerji koridorunu Türkiye üzerinden dünyaya bağlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Şahdeniz projeleri, sadece küresel enerji politikaları açısından değil bölge-içi barış ve istikrar açısından da olumlu etkiler yapacaktır.
Öte yandan Türk dünyasına yönelik ticaret ve yatırım faaliyetlerine öncelik verilmiş; yaklaşık 1.800 km’lik Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Şahdeniz projeleri ile Türk Dünyasını doğu-batı istikametinde birbirine bağlayan ve bütünleştiren enerji projeleri hayata geçirilmiştir.
Bu dönemde, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyonu kapsamında birçok yeni proje devreye konulmuştur.
Bugünlerde, Azerbaycan’ı hayatın her alanında ileriye taşıyacak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, Azerbaycanlılar kadar, dünya liderleri de büyük bir hayranlık ve ilgiyle izliyor.
Dünyadaki teknolojik gelişmeleri sürekli izleyerek, ülkemizin ve Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin öncelik ve ihtiyaçları doğrultusunda yerli savunma sanayimizi çağdaş yöntemlerle geliştirilme süreci devam etmektedir. Böylece, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasını sağlamaya çalışmıştır. .
Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aiyev milletimizin birlik ve beraberliğini, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin bekasını ve üniter yapımızın korunmasını en büyük öncelik olarak görmektedir.
Milli güvenliğimizin güçlendirilmesi ve korunması için, ülkemizin bütün imkanlarını seferber etmek konusunda kesin bir kararlılık içerisinde olmuştur. Azerbaycan’ın her bir köşesinde sosyal ve ekonomik kalkınmayı hızlandırmak, hiçbir bölgemizin geride kalmamasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma içine girmiştir.
İsimleri sonsuza kadar tarihe geçecek, ait oldukları ulusun tarihini yaratan, zamanının gerçek bir efsanesi, güçlü Devlet Başkanı gibi tanınan, büyük siyasi lider gibi halkın sevgisini kazanan bir çok liderler vardır.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev güçlü strateji politikası sayesinde Azerbaycan topraklarında 30 senelik ermeni işgaline son vermeyi başararak “Demir Yumruk” isimli operasyon ile ismini tarihin altın sayfalarına yazdı. Bu zafer, Azerbaycan’ın asırlık tarihinde eşsiz bir zafer olmakla, 1924’te yapay olarak ilan edilen Dağlık Karabağ’ın sözde statüsünün kaldırılması anlamına da geliyordu. Dağlık Karabağ’da özerk bir organın kurulması Joseph Stalin’in Ermenilerin çıkarları doğrultusunda Bolşevik tarzda verdiği yapay bir karar olduğu için yasal değildir. Azerbaycan askerlerinin kanı pahasına geri kazanılan Karabağ’da başka bir kuruluşa izin verilmeyecektir. Azerbaycan’ın hem askeri hem diplomasi alanında elde ettiği bu başarıda en büyük paylardan biri şüphesiz ki Prezident İlham Aliyev’e aittir.
Ermeni faşistlerinin Cumhuriyetimize karşı yürüttüğü haksız savaş, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ihlali ve topraklarımızın ermeniler tarafından işgal edilmesi gerçeğini Birleşmiş Milletler (BM) de doğruladı. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi, Ermeni kuvvetlerinin Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarından çekilmesine ilişkin dört karar (822, 853, 874, 884) kabul etti.
O zamandan beri Azerbaycan Devleti bölgedeki gerilimi ve sorunu barışçıl yollarla çözmeye çalışmakla ilgilendiğini her zaman dile getirdi, ancak Ermenistan tarafı sinsi niyetinden vazgeçmedi, bölgede gerginliği sürdürdü ve sivillerin kanını akıtmaya devam etti. İnsanlığa karşı suç işledi. Ancak bu tür eylemlerle hiçbir şey başaramayacağını, halkımızı topraklarını işgalden kurtarma hedefinden uzaklaştırmayacağını, daha güçlü bir Azerbaycan’ın saldırganı er ya da geç cezalandıracağını anlamadı. Düşman, ne yazık ki Azerbaycan Ordusu’nun Nisan ve Tovuz savaşlarından ve Gunnut harekatından sonuç çıkarmadı, provokasyonlara ve saldırı politikasına son vermedi. Aksine, işgalcinin Gence kentini füzeyle vuracağı ve Azerbaycan topraklarında oluşturulan sözde rejimin sözde “yapılarının” Hankendi’den Şuşa’ya taşınacağı bilgisini yayarak ülkemize başka bir tehdit geldi. Aynı zamanda işgalci devletin Başbakanı Nikol Pashinyan, Dağlık Karabağ’daki “düşmanı önleme” mekanizmasının iyileştirilmesini tartıştı ve zaman zaman “Artsakh Ermenistan’dır” gibi agresif sloganlar attı.Bu tür sinsi eylemler başarısızlıkla sonuçlanır sonuçlanmaz Azerbaycan’ın yeni topraklarını işgal etmeye hazırlandı. Devlet başkanı bunu BM Genel Kurulu kürsüsünden söyledi. Azerbaycan itidal, yapıcılık ve sağduyu gösterdi. Ancak Ermenistan tüm bunları görmezden geldi. 27 Eylül’de Ermenistan silahlı kuvvetleri Azerbaycan’a karşı başka bir askeri provokasyon gerçekleştirdi ve hem sivil halk hem de orduda kayıplara neden oldu. Bu provokasyonla düşman ülke Azerbaycan’a yönelik saldırı politikasını sürdürmüş ve böylece tüm dünyaya faşist yapısını göstermiştir. (Mahmudov, xalqcebhesi.az)
27 Eylül’de başlayıp 44 gün süren ve Dağlık Karabağ dahil işgal altındaki topraklarımızın geri dönüşüyle ​​sonuçlanan Vatan Savaşı, Azerbaycan halkı için tarihin en parlak sayfası, gurur kaynağı olmuştur. Azerbaycan halkı, muzaffer Başkomutan İlham Aliyev’in etrafında birleşti ve tüm dünyaya güçlerini, azimlerini ve mücadelelerini gösterdi.
Savaşta Cumhurbaşkanı İlham Aliyevin önderliği ile Azerbaycan ordusunun temel amacı işgal altında olan Azerbaycan topraklarını azat etmekti. 44 gün süren savaş sonucunda Azerbaycan devleti amacına ulaştı: 5 şehir, 4 yerleşim yeri, 286 köy, sayısız stratejik yükseklik düşman işgalinden kurtarıldı. 27 Eylül’de başlayan Vatan Savaşı, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nicole Pashinyan’ın ortak beyanat imzalanması ile 10 Kasım’da sona erdi.Bu sadece bir beyanat değildi, aynı zamanda savaşta Ermenistanın utanç verici bir teslimiyet eylemi idi.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bin yıllık tarihimizde birçok ilke imza attığı gibi, bu savaşta da bir ilki gerçekleştirdi. Başkomutan İlham Aliyevin önderliğinde, her bir Azerbaycanlının kalbinde özel bir milli ve manevi yere sahip olan Şuşa şehrinin kurtuluşu ile senelerce ermeni esareti altında olan tüm Azerbaycan toprakları güçlü bir ordu sayesinde işğaldan azat edildi. Bu büyük eserin mimarı Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’dir. İlham Aliyev, kazandığı zaferle Azerbaycan halkını mağlup milletten muzaffer bir millete dönüştürdü, özgüven yarattı ve gelecek nesillere örnek oldu.44 günlük savaşın neticesinde Azerbaycan halkı, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bilge liderliği, engin düşüncesi, stratejisi, diplomatik ve siyasi becerileri ve liderlik becerilerinin bir sonucu olarak, son 200 yılda üçüncü kez ve XXI yüzyılda ilk kez ayakta ve kendinden emin, muzaffer bir millet olarak gururla yürüyor. İlham Aliyev, Azerbaycan halkı ve devleti üzerinde 30 yıllık işgali sona erdirdi ve Azerbaycanlıları yeniden muzaffer millet yaptı.
Bu dönemde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev büyük bir baskı ile karşı karşıya kalsa da, büyük lider kararlılıkla ve cesaretle hepsine karşı çıktı. İlham Aliyev, siyasi profesyonelliği ile Azerbaycan’a karşı uluslararası bir diplomatik cephe oluşmasını engelledi.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, sadece savaş alanındaki zaferin baş mimarı değil, aynı zamanda Ermeni saldırganlığı sırasında kapanan Nahçıvan’a giden yolun inşası ile ilgili üçlü beyanata bir yazı dahil ederek bölgenin sorununu çözen ve bir bütün olarak daha büyük bir jeoekonomik projenin uygulanmasını sağlayan, zamanımızın önde gelen stratejisti, devlet adamı ve siyasetçisidir.
Tarafların mutabakatına istinaden Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ın batı bölgelerini birbirine bağlayan yeni ulaşım iletişimlerinin inşası sağlanacaktır.Bu maddenin uygulanmasıyla Nahçıvan ablukası sona erdirilecek, Iğdır-Nahçıvan demiryolunun inşası ile Azerbaycan Türkiye üzerinden Avrupa’ya girip Basra Körfezi’ne girebilecek, Nahçıvan önemli bir ulaşım ve iletişim merkezi haline gelecek ve Türkiye Türk dünyası ile kara bağlantıları kuracaktır. Bu, Rusya’nın Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmasını sağlayacak ve böylece bölgedeki ekonomik işbirliğini canlandıracaktır
​Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, diplomatik ve siyasi alanda büyük bir beceri ve ustalıkla sergilediği liderlik sonucunda kendisinin çağımızın önde gelen bir diplomatı olduğunu da kanıtladı. Bilindiği gibi, savaşın yürütülmesi için elverişli uluslararası koşullar yaratılmalı veya kullanılmalıdır. Azerbaycan devleti uzun yıllardır sıkı çalışması ve politikası ile elverişli uluslararası koşullar yaratmayı başarmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan üyeliği, Bağlantısızlar Hareketi’nin başkanlığı, Azerbaycan-Rusya-İran, Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan üçlü işbirliğinin etkinliği 44 günde meyvelerini verdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Dağlık Karabağ ve çevresi Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarıdır” diyerek savaşta adaletin yanında yer aldı.Bu politika, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in sık kullandığı “komşularımızla iyi ilişkiler temel hedefimizdir” deyiminin önemini teyit etmekle kalmadı, aynı zamanda gelecek için bir model oluşturdu.(Qasımlı, azerbaijan-news.az)
Bu zaferin anahtarı, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 44 günlük kararlılığı ve uluslararası baskılara direnişiydi. Azerbaycan halkı haklı olarak İlham Aliyev’in kararlılığını zaferimizin temel koşullarından biri olarak kabul ediyor. Savaşın ilk gününden itibaren dünya Ermenileri Azerbaycan’a karşı çeşitli baskılar uyguladı, BM’de bir karar almak istediler ve İlham Aliyev’e sürekli çağrılar yapıldı. Cumhurbaşkanı ile röportaj yapan bazı yabancı medya kuruluşları bile Ermeni yanlısı çevrelerin emirlerini kışkırtıcı sorularla takip etti.Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise, dünyaca ünlü medya kanallarına verdiği röportajlarda yüzlerce yıldır dünyayı kandıran hayali Ermeni propagandasını tek başına çökertti, gerçekleri tüm dünyaya duyurdu. Yüz milyonlarca insan Ermeni yalanlarını, Ermeni faşizminin ne kadar acımasız ve insandışı olduğunu bir kez daha anladı.
Savaş sırasında 100 masum sivil şehit edildi. Savaş hukuku ağır biçimde ihlal edilmiş, insanlık onuru ayaklar altına alınmıştır. Bunları görmezden gelenlerin gözleri kadar vicdanları da körleşmiştir. Dağlık Karabağ’a yıkım, katliam ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyen ermenilerin artık akıllarını başlarına toplaması gerekiyor. Şehitlerimizin fedakarlığı sayesinde Azerbaycan toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmiştir.
Azerbaycan’ın Karabağ’da elde ettiği zafer, Bakü’de Başkan Erdoğan ve Aliyev’in katılımıyla gerçekleştirilen törenle kutlandı. “İki Devlet Tek Millet” şiarıyla omuz omuza veren Türkiye ve Azerbaycan, bir kez daha Türk’ün gücünü tüm dünyaya gösterdi.

Tarihi adaleti yeniden tesis eden Başkomutan İlham Aliyev, yapıcı bir lider, muzaffer bir komutan ve halkımızın en büyük hayallerini gerçekleştiren bir kişi olarak adını sonsuza dek tarihe yazmışır. Kısa süreli askeri operasyonlar sonucunda büyük bir zafer elde edildi ve tüm dünya hızla gelişen Azerbaycan’ın, Cumhurbaşkanının ve ordusunun gücünü gördü. Bugün toprak bütünlüğünü sağlayan Azerbaycan ezeli ve ebedi tarihi topraklarına Karabağ’a dönüyor ve işgalden kurtarılan Karabağ’da Azerbaycan bayrağı dalgalanıyor.

Doç. Dr. Murteza Hasanoğlu
Azerbaycan Cumhuriyeti, Devlet Başkanlığı’na Bağlı Devlet İdarecilik Akademisi Öğretim Üyesi

Yorumlar