Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Azerbaycan ve Türkiye birlikte bir planlama yaparak dış politikayı aktifleştirmeliler” –

Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Dr. Hasan Oktay, Türkiye gündemini ve Azerbaycan-Türkiye arasında yaşanan gelişmeleri Admiral.News’a verdiği röportajla değerlendirdi.

Картинки по запросу hasan oktay

Suriye’nin kuzeyindeki terör tehditlerine karşı yürütülen Fırat Kalkanı operasyonunda TSK’ya ait 2 tanka, PKK’nın uzantısı PYD tarafından roket atıldı. Bir askerin şehit olduğu, üç askerin yaralandığı saldırıda, “Kornet” tipi lazer güdümlü tanksavar füzesi ile “Milan” tipi güdümlü füze kullanıldı. Saldırılarda kullanılan bu silahları YPG’ye kim verdi?

YPG bir terör örgütüdür Suriye istikrarsızlaştırılıp iç savaş ortamına düşünce her bir grup kendi başına ayakta durmaya çalıştığından suriye kürtleri PKKnın eline düştü. Suriyenin kuzeyinde meydanagelen boşluğu dolduran YPG Irak sınırından Akdenize Türkiyenin güneyinde bir koridor oluşturarak tarihi bir projeyi hayata geçireceklerdi. Bu proje çarlık rusya zamanında hayata geçirilmeye çalışılan bir projeydi. Türkmençay anlaşmasıyla başlayan bu ptojenin adı İstanbul ile Türk İslam aleminin Gürcistan Ermenistan ve Kürdistan projesidir.

Bu proje SSCB dönemi başına kadat yürütüldü kürdüstan ayağı gerçekleşememiş ama aynı zaman sa da unutulmamış bir projeydi.

Irak ve Suriye BAAS rejimiyle bir anlamda gerçekleşti ama Irak ve Suriye kargaşa ile karşı karşıya kalanda uyuyan oroje yeniden uyanarak uygulamaya kondu.

Durum böyle olunca PKK YPG oluşumlarına her bir devlet ayrı ayrı destek olurken bu örgütlerin faaliyetleri üzerinden türkiye köşeye sıkıştırılmak istendiği için bu örgütlerin silah ihtiyaçları kolaylıkka sağlandı.

Türkiyeye karşı cephe oluşturmak isteyen her bir devlet bu örgüte silah satmıştır.

Türkiye Azerbaycan, Rusya ve İran arasında enerji konusunda işbirliği görüşmeleri yapıldı ,size göre üç ülke arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler bu görüşmelerden sonra nasıl gelişecek ve iki kardeş ülkenin dış politikasını nasıl etkileyecektir ?

Azerbaycan ve Türkiye iç ve dış politikaları birbirine çok benzer ve bir çok konuda birlikte hareket ederek birbirlerinİ tamamlıyorlar/tamamlamalılar. Özellikle Türkiye Rusya ilişkilerinin bozulduğu 24 kasım uçak krizinden sonra Kazakistan ve Azerbaycan’ın arabulucu siyaseti Türkiye için çok olumlu olmuştur. Hemen peşinden Rus Iran Azerbaycan görüşmeleri Azerbaycanı uluslararası arenada oldukça ileri seviyeye taşımıştır. Şimdi Azerbaycan ve Türkiye birlikte bir planlama yaparak dış politikayı aktifleştirmeliler.

Suriye, Türkiye’nin ÖSO güçleriyle başlattığı Fırat Kalkanı operasyonu için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BM) Ban Ki-Moon ve BM Güvenlik Konseyi’ne bir mektup göndererek şikayette bulundu. Sizce bu şikayet Türkiye’yi ne gibi etkiler?

Türkiye Suriyeye operasyon yaparken Suriyenin toprak bütünlüğünü tanıdığını ifade ederek işe koyulmuştur. Ayrıca koalisyon güçleri ile birlikte işide karşı oluşan bir mutabakat üzere Türkiye suriyeye girmiştir. Esat bu başvuruyu yaparak Türkiyeye karşı bir pazarlık gücü elde etmek istemektedir. Esatın geleceği ve Suriyenin geleceği artık Türkiyenin de yer aldığı masada tartışılacaktır .

İran Parlamento Başkanı Laricani’nin danışmanı Abdullahiyan, Türkiye’deki darbe girişiminin arkasında ABD olduğundan emin olduğunu söyledi. Darbe girişiminin arkasında ABD mı var?Bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye Rusya ilişkilerinin bozulduğu 24 Kasım’dan bu güne baş döndürücü bir gündem ile dünya dönmektedir. Rusya İran’ın yönlendirmesiyle Suriye’de İŞİD mevzilerini bombalarken birkaç sefer Rus uçakları Türkiye hava sahasını ihlal etmişti.

İlk ihlale Türkiye gerekli diplomatik cevabı verirken NATO’dan da olaya tepki göstermesini bekledi. Batı bloğu bu süreçte Türkiye’yi yalnız bıraktığı gibi Türkiye’nin egemenlik haklarını savunma ilkesiyle karşı karşıya kalmasının önünü açtı. 24 Kasım’da Rus uçağı tekrar Türk hava sahasını ihlal edince uçağın düşürülmesi söz konusu oldu.

Buraya kadar her şey normaldi ve Türkiye egemenlik haklarını NATO’ya rağmen savunmuştu. Oysa 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra Türkiye Rus uçağını düşürenlerin emri Amerika’dan aldığını ifade etti. Bu tehlikeli sürece sürüklenen Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirip hatta savaştıracak alt yapı büyük bir incelikle örülmüş iki lider Putin ve Erdoğan bu tezgahı son anda fark ettiler.

Haziran ayı başında Erdoğan Putin’e arlarındaki buzları eritecek girişimi yapıp mektup yazınca 15 Temmuz harekatının da aslında farkında olmadan düğmesine basılmasının önünü açmış oldu. Türk ordusu içerisindeki bir grup asker isyana kalkışınca Türkiye bir darboğaza girdi. Kısa zamanda her şey kontrol altına alınmış olmasına rağmen ordu büyük bir moral bozukluğu ve itibar kaybına uğradı. Güvenlik zaafları ve kışlaların etrafı kraldan fazla kralcı FETÖ yapısına destek olan bir kısım belediyeler tarafından kapılarına kamyonlar yerleştirilmesi orduyu iyice çöküntüye sevk ettiği görüşü ön plana çıktı. Dolayısıyla Rusya Türkiye barışını istemeyen Amerika böyle bir operasyona izin verdidatbe gitişimi başarısız oluncada sahip çıkmadı. FETÖ böylece ortada kaldı ve devre dışı kaldı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından hükümetin yurtdışında Gülen cemaatinin kontrolündeki okulları kapattırabilmek için başlattığı hamleye Türkiye farklı ülkelerden farklı yanıtlar aldı. Kardeş ülke Azerbaycan, Somali Federal Cumhuriyeti ve Ürdün’ün de aralarında bulunduğu bazı ülkeler Türk okulları olarak bilinen bu eğitim kurumlarını kapatma taleplerine olumlu yanıt verirken, Kırgızistan, Endonezya, Njierya ve Kenya ise okulları kapatmayı reddetti. Kapatma talebine redd yanıtı veren bu ülkeler ile Türkiye arasında her hangi bir siyasi sorun yaşanıyor mu ve ya yaşanacakmı?

FETÖ müttefikleri tarafından önce Türkiyeye katil teşvik edildi sonra kullanıldı sonra da ortada bırakıldı. Şimdi Türkiye bu işbirlikçi hain örgüte karşı içte ve dışta mücadele edecektir.

İç mücadeleyi dış ile birlikte götürürse başarılı olur. Bu anlamda Türkiye FETÖ’nün dış ülkelerdeki faaliyetlerini bitirmeleri için atapa kalktıve her bir ülkeyi bu örgüt hakkında bilgilendirdi uyardı. Türkiyeyi değil de FETÖ’yü desteklemeye kalkmak teröre açıktan destek olmak anlamına geldiğinden FETÖ faaliyetlerini yasaklamayan ülkeler ile Türkiye ilişkilerini gözden geçirecktir.

Admiral.News

Yorumlar