Putin’s Foreign Policy

Yahudi Kürt işbirliğinin perde arkasında ne var?

Suriyede iktidar kavgası: Suriye rejimi aydını ve çöküş süreci

Türkiyeli İslamcıların Suriye’de İran’la imtihanı!

Azerbaycan ve Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihine Dair

Azerbaycan 1 Haziran 2020
117

1991 yılında bağımsızlığı tekrar kazandıktan sonra Batı’ya entegrasyon Azerbaycan dış politikasının temel hedeflerinden biri olmuştur. Yeni kurulmuş Cumhuriyet’in sosyalist sistemden yeni sisteme geçişi, Avrupa değerlerine yaklaşmasını ve ülkedeki demokratikleşmeyi gerektirmiştir. Bu bağlamda Avrupa kurumları ile yakın ilişkileri geliştirmek ülkenin birincil hefedlerinden olmuştur. Belirtmek gerekir ki, zengin doğal kaynaklara sahip ülke olan Azerbaycan’la işbirliğini geliştirmek Batı’lı devletler ve Batı’lı kurumlar açısından da önemli olmuştur. Fakat bağımsızlığın ilk yıllarında ve hatta daha öncesinde ülkede farklı sorunlar bu ilişkileri yürütmenin kolay olmamasına neden olmuştur. Ülke içinde yaşanan yönetim ve hükümet krizleri, yıllardan beri devam eden Dağlık Karabağ sorunu ve Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi, darbeler, darbe girişimleri yanısıra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’den (SSCB) kalan kronik sorunlar sebebiyle ülkenin dış politikasını yürütmekte hükümetler sorun yaşamışlardır. 1992 yılında Birleşmiş Milletlerin (BM) genel kurul toplantısında Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsız bir ülke olarak resmen tanınmıştır. Azerbaycan kısa sürede NATO, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa Konseyi (AK) ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini geliştirmiştir. Bu yazımızda Batı’lı kurumların en önemlilerinden olan Avrupa Birliği ile ilişkiler değerlendirilecektir.
Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Azerbaycan, Avrupa Komşuluk Politikası

Bağımsızlığın İlk Yılları

Bağımsızlığın ilk yıllarında ikili ilişkiler daha çok ülkenin bağımsızlığını tanıtmak ve ülkede devam eden savaşın AB’ye anlatılması ve bu konuda Avrupa’dan yardımların alınması şeklinde devam etmiştir. AB Azerbaycan’ı bağımsız bir ülke olarak 31 Aralık 1991 yılında tanımış ve diplomatik ilişkileri 10 Ağustos 1992 yılında kurmuştur. 1990’lı yılların başında AB Azerbaycan’la hatta eski SSCB ülkelerinin tamamı ile ilişkileri daha çok o ülkelere yapılan teknik ve mali yardımlarla devam ettirmiştir. Hiç şüphesiz yapılan bu yardımların birçok krizle boğuşan ve bağımsızlığını kazanan ülkeler için önemi büyük olmuştur. Özellikle Azerbaycan’ın maruz kaldığı işgal ve 1 milyondan fazla soydaşının Ermenistan ve Dağlık Karabağ’dan zorla göç ettirilmesi zaten SSCB’den kalan çokmüş ekonomik şartların üzerine daha da büyük bir yük olmuştur. Bu bağlamda AB’nin ülkeye yaptığı mali yardımlar çok önemli olmuştur. Bu maddi yardımlar Aralık 1990 yılında Konsey’in toplantısında oluşturulan TACIS (Technical Assistance to the Commonwealth of Independent States and Georgia) programı kapsamında yapılmıştır. O zamanki adı ile Avrupa Topluluğu Komisyonu’nun Başkan Yardımcısı Andriessen ve SSCB elçisi Voronin tarafından yapılan anlaşma ile TACIS programının kapsamı belirlenmiştir. Beş öncelikli alan olan eğitim, enerji, ulaşım, finansal hizmetler, gıda dağıtımı alanlarında ülkelere yardımların yapılması hedeflenmiştir[1]. 1991 yılında TACIS programı aracılığıyla konu olan ülkelere bu beş alanda yardım miktarı şu şekilde olmuştur:
– Kamu ve Özel Sektörün Eğitimi: 103 milyon ECU;
– Enerji: 115 milyon ECU;
– Ulaşım: 43 milyon ECU;
– Finansal Hizmetler: 37.5 milyon ECU;
– Gıda Dağıtımı: 73 milyon ECU[2].
TACIS programı kapsamında Azerbaycan’a yapılan yardımlar ülkedeki ağırlaşmış sosyal ve ekonomik durumun iyileşmesine katkıda bulunmuştur. TACIS dışında FEOGA, ECHO gibi başka programlar kapsamında da Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yardımların yapıldığını belirtmek gerekir. 1996 yılına kadar AB tarafından TACIS programı kapsamında Azerbaycan’a yapılan yardımlar aşağıdakı Tablo 1’de derlenmiştir[3].
Tablo 1: 1991 – 1996 Yılları Arasında TACIS Kapsamında Azerbaycan’a Yapılan Yardımların Dağılımı (Milyon ECU)
Yardımların Öncelikleri
1991
1992
1993
1994
1995
1996
Toplam
Kamu şirketlerinin ve özel kurumların yeniden yapılandırılması
0
2.6
0
1.9
1.8
1.7
8
İdari reformlar, sosyal hizmetler ve eğitim
0
3
0
1.8
1.3
0
6.1
Tarım
0.4
2.5
0
0
0
0
2.9
Enerji
0
0
0
3.6
2.5
4.8
10.9
Politika tavsiyeleri
0
4.4
0
0
0
5.03
9.43
Telekominikasyon
0
0
0
0
0
1
1
Diğer
0
0
8
0.7
0.4
3.47
12.57
Toplam
0.4
12.5
8
8
6
16
50.9
Kaynak: Avrupa Komisyonu, ‘The Tacis Programme Annual Report 1997’, COM (98) 416 Final, Brüksel 1998, http://aei.pitt.edu/33854/1/A555.pdf (12.05.2018).

TACIS programı uygulamalarında sıkıntılar olsa da hiç şüphesiz program öncü olması sebebiyle başarılı olmuş ve ülkelere maddi destekler o ülkeler açısından önemli olmuştur.

İlk Akdi İlişkiler: Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması

1996 yılından sonra da Azerbaycan’a farklı AB programları kapsamında finansal yardımlar yapılmıştır. Fakat bu tarihten sonra artık AB ile ilişkilerde yeni ve çok önemli olan gelişme yaşanmış ve AB ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında akdi ilişkiler ilk kez kurulmuştur. 22 Nisan 1996 yılında AB ile Azerbaycan Lüksemburg’da Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmasını (OİA) imzalamıştır. Belirtmek gerekir ki, OİA’lar AB’nin eski SSCB ülkeleri ile AB arasındaki ilişkileri birçok alanda düzenlemek için oluşturulmuş anlaşmalardır. Azerbaycan ile imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması 1999 yılında yürürlüğe girmiştir. Anlaşma’nın birinci maddesi bu anlaşmanın amacını açıklamaktadır. Anlaşma’nın birinci maddesine göre ikili anlaşmanın amacı[4]:
1) Siyasi ilişkileri geliştirmek için taraflar arasında politik diyalogu oluşturacak uygun çerçeveyi sunmak;
2) Demokrasiyi pekiştirmek ve kendi ekonomisini oluşturmak ve Pazar ekonomisine geçişi hızlandırmak amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’ne destek sağlamak;
3) Ticaret ve yatırımı desteklemek, taraflar arasında ekonomik uyumlaşmayı geliştirmek ve böylece ekonomik gelişmeyi beslemek;
4) Yasama, ekonomik, sosyal, finansal, sivil bilimsel, teknolojik ve kültürel işbirliği için hukuki altyapı oluşturmak.
Akdi ilişkiler kurulduktan sonra ilişkileri geliştirmek için birçok ortak kurumlar oluşturulmuştur. İkili ilişkileri geliştirmek adına birçok ortak toplantılar yapılmıştır. Beklenildiği gibi bu toplantılarda Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ sorunun tanınması ve çözülmesi açısından AB’den talepleri olmuştur. Ayrıca ülkenin zengin kaynaklarının AB pazarlarına aktarılması için gerekli girişimler yapılmıştır. Ülkenin Pazar ekonomisine geçişi ve demokratik reformlarınn yapılması için AB’nin bu dönemlerde de Azerbaycan için çeşitli finansal yardımları ve reform sürecini hızlandırmak için teşvikleri devam etmiştir. 1998-2006 yıllarında AB tarafından Azerbaycan’a toplamda 195 milyon Euro yardım yapılmıştır[5].

İlişkilerde Dönüm Noktalarından Biri: Avrupa Komşuluk Politikası ve Doğu Ortaklığı

AB’nin kendi iç işlerinde, belki de AB tarihinin en önemli adımlarının bir tanesi olan Doğu genişlemesi veya birbaşka deyişle AB’nin eski sosyalist sistemlerin, Doğu Avrupa ülkelerinin AB’ye katılma süreci yaşanmıştır. Bu ülkelerin Doğu Blok’u çökmesinden sonra sistemlerini başarılı bir şekilde AB reformları ve beklentileri doğrultusunda dönüştürmesi sonucu AB’ye katılım gerçekleşmiştir. Bu durum AB için yeni tehdit/fırsatlar getirmiş, aynı zamanda AB’yi eski SSCB ülkelerinin sınırlarına yaklaştırmıştır. Bu durum AB’nin bu ülkelere karşı yeni politikalar oluşturulmasını gerektirmiştir. Daha Doğu Avrupa ülkelerinin katılımı gerçekleşmeden önce 7 Ağustos 2002 yılında Yüksek Temsilci Solana ve Komisyoner Patten AB Konseyi’ne ortak bir mektup göndererek oluşacak yeni durum ile komşulara yönelik yeni politikaların oluşturulması gereği konusunda tavsiyeler sunmuştur[6]. Daha sonra 2003 yılında Avrupa Komisyonu ‘Daha Geniş Avrupa – Komşuluk, Doğu ve Güney Komşularla İlişkiler için Yeni Çerçeve’ belgesini yayınladı. Bu Belge’de komşular kapsamına Rusya, Güney Akdeniz Ülkeleri (Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Libya, Merakeş, Filistin, Suriye, Tunus), Ukrayna, Moldova ve Beyaz Rusya dahil edilmiştir. 2004 yılı Mayıs ayında Komisyon ‘Avrupa Komşuluk Politikası Strateji Belgesi’ni yayınladı. Böylece AB bu belge ile Komşuluk Politikasının günümüzdeki hali oluşturuldu. Belirtmek gerekir ki, 2003 yılında kabul edilen ‘Daha Geniş Avrupa’ belgesinde politikaya Rusya dahil edilmiş Güney Kafkasya ülkeleri ise dahil edilmediyse de 2004 yılında kabul edilen Avrupa Komşuluk Politikasına Rusya özel ilişkiler kurulması gerekçesiyle kabul edilmemiş, Güney Kafkasya ülkeleri ise kabul edilmiştir.
Avrupa Komşuluk Politikası Stratejik Belgesi’ne göre “AKP’nin hedefi AB 2004 yılı genişlemesinin faydalarını komşularla paylaşarak ülkelerin istikrar, güvenlik ve refahını güçlendirmesine katkı sağlamaktır”[7]. Bu çerçevede ülkelerle ilişkileri düzenlemek adına ülke raporları, eylem planları, ilerleme raporları gibi birçok belge ve araçlar geliştirilmiştir. Azerbaycan için ülke raporu 2005 yılında hazırlanmış, 2006 yılında ise eylem planı hazırlnamıştır. Ayrıca ülkelere yapılacak finansal yardım ve teşvikleri daha iyi yönetilmesi amacıyla PHARE, TACIS, INTERREG gibi programların tek bir araç altında birleştirileceği Avrupa Komşuluk Aracı oluşturulmuştur. Bu gelişmelere ek olarak AB ilk kez Güney Kafaksya’ya Özel Temsilci görevlendirmiştir. Atama belgesinde ‘Konsey Güney Kafkasya’da (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) daha fazla politik rol oynamak istemektedir’ ve Özel Temsilcinin görevinin AB politik hedeflerinin bölgede icrasını sağlamak olduğunu vurgulamıştır[8].
Eylem Planları 3 – 5 yıllık periyotlar için kabul edilmiştir. AB ile partner ülkenin yapacağı çalışma alanlarını ve reformların önceliğini belirtmektedir. Azerbaycan için Eylem Planında AB ile Azerbaycan arasındaki işbirliğinin stratejik hedeflerini yansıtılmıştır[9]. Eylem Planının uygulanması Azerbaycan’ın yasa, norm ve standartlarını AB standartlarına yaklaştırmayı öngörmüştür. Azerbaycan için Eylem Planında Komşuluk Politikasının Azerbaycan’a sunduğu perspektifler de sıralanmıştır. Ayrıca işbirliğini geliştirmek adına on öncelikli alan belirlenmiştir. 2006 yılında kabul edilen Eylem Planında Azerbaycan’la işbirliğinin on önceliği şunlardır:
1) Dağlık Karabağ sorunun barışçıl yollarla çözümüne katkı sağlamak;
2) Ülkede demokrasiyi güçlendirmek; uluslararası beklentilere uygun adil ve şeffaf seçimler dahil;
3) Azerbaycan’nın uluslararası taahhütleri (OİA, AGİT, BM, Avrupa Konseyi) çerçevesinde insan hakları ve temel özgürlükleri korumak ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmek;
4) İş ve yatırım ortamını geliştirmek ve özellikle rüşvete karşı mücadeleyi artırmak;
5) Gümrüklerin işlevselliğini artırmak;
6) Dengeli ve sürdürebilir ekonomik kalkınmayı desteklemek, ekonomik aktivitelerin çeşitlendirilmesini sağlamak, yoksulluğu azaltmak ve sosyal/bölgesel farklılığı azaltmak, çevrenin korunması dahil kalıcı kalkınmayı sağlamak;
7) Ekonomik mevzuat ve idari uygulamaların daha fazla uyumlaştırılması;
8) AB Azerbaycan ikili enerji işbirliğinin ve bölgesel enerji ve ulaşım işbirliğinin güçlendirilmesi;
9) Sınır yönetimi dahil Adalet, Özgürlük ve Güvenlik alanlarında işbirliğinin artırılması;
10) Bölgesel işbirliğini artırmak.
Eylem Planları ve Komşuluk Politikası ile oluşturulan diğer belge ve araçlar daha önce yürürlüğe giren Belirtmek gerekir ki, Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmalarının yerine geçmemekte ve tam tersi bir paralellik oluşturmaktadır. İki taraf arasındakı işbirliğinin değerlendirmek adına 2007 yılından itibaren Azerbaycan için sekiz İlerleme Raporu hazırlanmıştır.
Avrupa Komşuluk Politikası oluşturulduktan sonra politikayı güçlendirmek adına birçok girişim yaşanmıştır. Bunlardan en önemlilerden bir tanesi Doğu Ortaklığı İnisiyatifidir.. Doğu komşularla ilişkileri derinleştirmek adına oluşturulan İnisiyatif’e eski SSCB ülkeleri olan Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Beyaz Rusya, Moldova ve Ukrayna dahil olmuştur. Doğu Ortaklığı ile ülkelerle ilişkileri düzenlemek adına bir çok yenilik geliştirilmiştir. Hem ülkelerle ikili ilişkileri derinleştirmek adına yeni girişimler, ayrıca bu ülkeleri bir araya getirerek çoktaraflı yeni enstrumanlar gelitirilmiştir. Doğu Ortaklığı’nın çoktaraflı çerçevesinin 4 seviyyede oluşturulması öngörülmüştür. Devlet ve Hükümet Başkanlarının Toplantısı; Dış İşleri Bakanları Düzeyinde Toplantıların yapılması, Tematik Platformların oluşturulması ve parlamenterler seviyesinde (EuroNest) oluşturulması öngörülmüştür. Ayrıca ülkelerdeki sivil toplum kurumlarını geliştirmek adına Sivil Toplum Forumu oluşturulmuştur. En önemli ortak kurumlardan bir tanesi olan EuroNest AB Parlamentosu’ndan 60 ve her ülkeden 10 milletvekilinin katılımı ile oluşturulan bir parlamenter oluşum şeklinde faaliyetini devam ettirmektedir.
Bu süreçte ilişkileri değerlendirmek adına AB tarafından yayınlanan son üç ilerleme raporunu değerlendirisek. Raporlara olumsuz yansıyan konular, Demokrasi ve İnsan Hakları (öne çıkan bazı başlıklar: Sivil Topluma karşı baskılar ve STK Kanunu; Seçim Kanunu ve adil seçimler; Serbest Toplanma; İfade/Medya Özgürlüğü; Yolsuzlukla Mücadele; Mülkiyet Hakları.), olumlu yansıyan konular Ekonomik ve Enerji İşbirliği (öne çıkan bazı başlıklar: İkili ticari ilişkiler; Petrol dışı ekonominin gelişmesi; Enerji konularında ilişkilerin derinleşmesi), Adalet ve İçişleri (öne çıkan bazı başlıklar: Geri Kabul Anlaşması ve Vize Kolaylaştıması; Sınır Kontrolü), hiçbir gelişmenin yaşanmadığı Dağlık Karabağ Sorunu[10].

Ukrayna Krizi Sonrası Beklentiler ve Muğlak Durum

Bana göre Ukrayna krizi sadece AB Azerbaycan ilişkileri için aynı zamanda AB’nin Doğu Avrupa ve Doğu Ortaklığı ülkeleri ile ilişkileri açısından da dönüm noktalarından bir tanesi Ukrayna Krizidir. Bu krizle zaten AB’nin bölgeye yönelik yapılan politikalarından rahatsız olan Rusya’nın aslında bu politikaları hiçbir şekilde kabul etmeyeceği ve gerekirse askeri güç kullanacağının göstergesi olmuştur. Ukrayna Krizi Öncesi Rusya Federasyonu’nun öncülüğünde kurulan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile Rusya, özellikle eski Sovyetler Birliği coğrafyasındaki varlığını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Eski SSCB ülkelerini ‘gönüllü’ veya ‘gönülsüz’ olarak AEB’ye katarak bölgedeki etkisini artırmıştır.
2013 yılında Doğu Ortaklığı Vilnüs Zirvesinde Ukrayna ile AB arasında Ortaklık Anlaşması/DKSTA’nın imzalanması beklenmekteyken 17 Aralık 2013 yılında Rusya ile beklenmedik anlaşma sağlayarak AB ile Ortaklık Anlaşmasını imzalamayacağını açıklamıştır. Belirtmek gerekir ki, bu adım karşılığında Ukrayna’ya 15 milyar dolarlık uzun vadeli kredi ve gaz fiyalarının bin metre küpü 400 dolardan 268.5 dolara kadar indirmeyi taahhüt etmiştir[11]. Bu gelişmeler karşısında AB taraftarı muhaliflerin ve özellikle gençlerin Maidan’da protesto mitingleri düzenlemesi ve hükümetin protestoları dağıtırken kullandığı aşırı güç ve keskin nişancılar tarafından bazı eylemcilerin öldürülmesi sonrası işlerin çığırından çıkması neticesinde cumhurbaşkanı Yanukoviç ülkeyi terk etmek zorunda kalmış ve cumhurbaşkanlığı düşürülmüştür. Buna karşılık Rusya önce Doğu Ukrayna’da ayrılıkçı hareketlere öncülük etmiş daha sonra da Kırım’ı işgal etmiştir. AB buna karşılık yaptırımlar uygulamışsa da kendisinin en önemli zayıflıklarında bir tanesi olan Enerji Güvenliği sorunu ortaya çıkmıştır. Bu anlamda elbette Azerbaycan’la ilişkileri özellikle enerji konularındaki ilişkileri geliştirmek ve derinleştirmek ve Rusya’ya alternatiflerin bulunulması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Güney Gaz Koridoru’nu geliştirmek AB’nin enerji arzını farklılaştırmak için temel ve öncelikli hedef olarak gözükmektedir. 12 Şubat 2015’de AB Komisyonu’nun Enerji Birliği Komisyon Yardımcısı Maroş Şevçoviç Güney Gaz Koridoru’nun danışma konseyinin toplantısına katılmak üzere Bakü’ye ziyaretinde bu konunun önemini şöyle belirtmektedir[12]:
Azerbaycan Avrupa Birliği için çok önemli bir ortaktır. Bizim stratejik enerji işbirliğimizin merkezinde Güney Gaz Koridoru projesi durmaktadır. Bu proje daha büyük ekonomik işbirliğini teşvik edebilir, enerji güvenliği’ni ve projenin geçtiği ülkelerde otuz bin işyeri açmaya imkan sağlayabilir. Bu Avrupa’nın enerji güvenilirliği ve Azerbaycanı’nın gelecek gelişmesi için önemlidir.
Enerji işbirliği hızlı bir şekilde gelişse de bir çok uluslararası raporlarda Azerbaycan’ın demokratikleşmesi konusunda ciddi sıkıntıların yaşandığı görülmektedir. Ukrayna’daki Maidan olaylarında AB yanlılarının ülkedeki cumhurbaşkanını ve hükümeti devirmeleri ve AB tarafrından desteklenmeleri Azerbaycan hükümeti için endişe kaynağı olmuştur. Özellikle, AB destekli sivil toplum kurumlarının bu olaylarda etkili olması endişe kaynağı olmuştur. Belirtmek gerekir ki, 1 Kasım 2015 yılında Azerbaycan’da Parlamento seçimleri yapılmıştır. Ancak Avrupa Birliği Parlamentosu 10 Eylül 2015 yılında çok sert bir Bildiri yayınlayarak bu seçimlere gözlemci olarak katılamayacağını duyurmuştur. Özellikle Bildiri’de insan hakları konuları öne çıkartılmıştır. Bildiri’ye göre[13]:
Azerbaycan’da genel insan hakları durumu büyüyen sindirme, baskı ve STK liderleri, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve diğer sivil toplum temsilcilerinin cezai kovuşturma pratiğinin yoğunlaştırılması ile son birkaç yıldır sürekli kötüleşmiştir.
Belirtmek gerekir ki, bu Bildiri AB tarafından düzenlenen Azerbaycan’a karşı en sert dökümanlardan bir tanesidir. Bu bağlamda Azerbaycan tarafından AB’ye yönelik söylemler de setrleşmiştir. Dağlık Karabağ sorunu üzerinden AB’yi çifte standart uygulaması gerekçesiyle suçlanmış, Azerbaycanlı milletvekilleri daha önce incelediğimiz EuroNest’ten çekilmiştir. Daha sonra petrol fiyatlarının düşmesi sonucu ekonomisi zayıflayan Azerbaycan tekrar ikili ilişkileri geliştirmek için çabalamıştır. Söylemlerde artık AB tarafı ile yeni akdi ilişkilerin yapılması gerekliliği vurgulanmış ve artık eşit iki taraflı ilişkilerin devam ettirilmesi istenmiştir. Bu bağlamda iki taraf arasında akdi ilişkilerin oluşturulması bir başka deyişle yeni anlaşmanın müzakere süreci başlanmıştır. Henüz müzakereler sonuçlanmamıştır ve yeni anlaşma imzalanmamıştır.

Sonuç

Bu makalemizde AB ile Azerbyacan arasındaki ilişkileri tarihsel bir perspektif ile incelemeye çalıştık. Yaklaşık 30 yıllık bağımsızlık süresince Azerbaycan’ın dış politika hedeflerinden bir tanesi olan Avrupa ile ilişkileri geliştirmek çabası AB ile ilişkilerde de görülmektedir. Elbette AB’nin kendi güvenliği özellikle enerji güvenliği açısından önemlidir. Tarihsel perspektifle baktığımızda bana göre ilişkileri dönem dönem incelemekte fayda vardır. Her dönemde karşılık ilişkilerde gelişmeler yaşanmıştır.
İkili ilişkilerde ekonomik ilişkiler özellikle zengin doğal kaynakların Avrupa’ya aktarılması ilişkilerde pozitif olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak ülkenin her zaman vurguladığı Batı değerlere yaklaşmak ve demokratikleşme konusu ikili ilişkilerde her zaman sıkıntı konusu olmuştur. AB tarafından Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü desteklense de bu sorunun çözümü için somut adımlar atılmamıştır. Bu makalede ilişkilerin iyi veya kötü taraflarını hangi tarafın hangi durumlarda doğru veya yanlış yaptığını değerlendirmek değildir. Amacımız ikili ilişkilerin tarihini kısaca incelemektir. Elbette ayrı ayrı alanlarda ilişkileri daha derin incelemek her zaman daha faydalı olacaktır. Bu çalışma bu bağlamda araştırmacılara başlangıç olabilir.

[1] Avrupa Komisyonu, TACIS, Basın Açıklaması Arşivi, https://europa.eu/rapid/press-release_MEMO-92-54_en.htm (17.10.2019).
[2] Avrupa Komisyonu, “TACIS Annual Report From Commission, 1991-1992”, COM (93), 362 Final, 28 Temmuz 1993, Brüksel, http://aei.pitt.edu/5630/1/5630.pdf (12.05.2018), s. 6.
[3] Mikayılov, İlkin, Avrupa Komşuluk Politikası ve Avrupalılaşma, Azerbaycan Örneği, Astana Yayınları, Ankara 2019, s. 135.
[4] Avrupa Birliği Azerbaycan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması, “EU-Azerbaijan Partnership and Cooperation Agreement”, 1996 Lüksemburg, Madde 1, http://eeas.europa.eu/delegations/azerbaijan/documents/eu_azerbaijan/eu-az_pca_full_text.pdf (25.10.2015).
[5] Commission Staff Working Paper Annex to:”European Neighbourhood Policy” Country Report Azerbaijan, COM(2005) 72 Final, 2005 Brüksel, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52005SC0286 (12.05.2018).
[6] Christopher Patten ve Javier Solana, “Joint Letter on Wider Europe”, 2002, http://ec.europa.eu/world/enp/pdf/_0130163334_001_en.pdf, (19.11.2014).
[7] Avrupa Komisyonu, “Communication From the Commission, ‘European Neighbourhood Policy Strategy Paper’”, COM (2004), 373 Final, Komisyon Bildirimi, 2004.
[8] Avrupa Birliği Konseyi, “Council Joint Action 2003/496/CFSP of 7 July 2003 Concerning the Appointment of an EU Special Representative for the South Caucasus”, Madde 2., / Temmuz 2003, http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A32003E0496 (07.03.2018)
[9] Avrupa Komisyonu, “EU-Azerbaijan Action Plan 2006”, AB Azerbaycan Eylem Planı, http://eeas.europa.eu/enp/pdf/pdf/action_plans/azerbaijan_enp_ap_final_en.pdf (29.10.2015), s. 1.
[10]
[11] “Putin Pledges Billions, Cheaper Gas to Yanukovych”, 17 Aralık 2013, Radio Free Europe, http://www.rferl.org/content/ukraine-protests-yanukovych-moscow/25203138.html (23.11.2015).
[12] Avrupa Birliği Azerbaycan Delegasyonu, “EU top official to visit Azerbaijan”, Basın Açıklaması, Bakü, 11.02.2015, http://eeas.europa.eu/delegations/azerbaijan/documents/press_releases/2015/20150211_eu_top_official_to_visit_azerbaijan.pdf (25.11.2015).
[13] Avrupa Parlamentosu, “European Parliament Resolution of 10 September 2015 on Azerbaijan, (2015/2840(RSP))”, http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?type=TA&language=EN&reference=P8-TA-2015-0316 (28.11.2015).


Dr. İlkin MİKAYILOV

İlk Olarak Üç Çizgi Dergisinde Yayınlanmıştır. (Üç Çizgi Dergisi, Sayı 11, Eylül 2019, ss. 2-8.)

Yorumlar