Rus siyaset bilimci: Olası Kürdistan devleti Rusya için zararlı

İdlib Sonrası…

Ankara Berlin yakınlaşması Alman istihbaratını nasıl vurdu?

Liberman Ermənistana niyə getmədi?

Avrupa hasta Ermeniler yasta Türklerin işi ayna çal çal oyna!

Gündem 11 Kasım 2016
544

Barack Hussein Obama hazretleri 6 Kasım 2012 tarihinde yapılan ABD başkanlık seçimlerinde Mitt Romney karşısında seçimi kazanıp ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına ikinci kez seçildiğinde, üşenmeyip şimdi yayında olmayan Sadık Ceyhan gibi kıymetli kadim bir dostun editörü olduğu ahval.net isimli sitede; “Yeni Tom Amca Sam Amcanın Beyaz Sarayında! / Amerika’nın Barak Obama Ayarı”nı ta o zamandan sizler için yazmıştım;
“Amerikan derin devleti, dünya çapında bir toplum mühendisliği çalışması yaparak, tüm dünya genelinde yıpranan ABD’nin imajını düzeltmek, Amerika karşıtı muhalif çıkışları, kutuplaşmaları etkisizleştirmek, Amerika’nın menfaatlerini yeniden tartışmasız kılmak gibi bilinen ve bilinmeyen birçok faktöre yönelik olarak, Barak Hüseyin Obama’nın seçilmesini sağlamıştır. Yeni başkan ehlileştirilmiş bir Tom Amcadır. Sam Amcanın halefidir.
Onun da eline Amerikan derin devletinin kozmik kasalarda saklanan kırmızı kitabı tutuşturulmuştur. Yapmaması gerekenler ve yapılmasına izin verebileceklerini belirttikleri öncelikler, danışmanları tarafından kendisine defalarca anlatılmıştır. Yeni başkana zaman tanımak, onun bir şeyler yapabileceğini, Amerika’nın yanlışlarını düzeltebileceğini sanmak gibi beklentiler, Amerika’nın emperyalist politikalarına yağ sürmektir. Afganistan ve Irak işgali sona erecek mi? Ortadoğu’da akan kan duracak mı? Kuzey Irakta Kürt yönetimi PKK terör örgütüne destek vermekten vaz geçecek mi? İşte bunlara bakarak bir şey söylemek mümkün yoksa bu çakma Barak; bize bakara (bakar olursa öküz-dana, bakara olursa dişi sığır yani inek) muamelesi yapar da, haberimiz olmaz.”
Bu hatırlatmayı neden yaptım biliyor musunuz? 5 Eylül 2016’da başkanlık seçimleri devam ederken, “İsrail’ göre TSK ABD’nin karizmasını çizdi ama Trump Türk dostu!” başlıklı yazımda; “Türkiye; müttefiki olduğu ABD’nin terör örgütü olduğunu söylediği PYD ile ittifak yapmasını ve kendisini terör örgütü ile eşit kategoride değerlendirmesini hiç affetmiyor. Bu nedenle Obama yönetiminin desteğini açıkladığı Demokratik Parti başkan adayı Hillary Diane Rodham Clinton’ın seçimi kazanmasın sıcak bakmıyor. Bana kalırsa ABD başkanlık seçimlerinde İsrail ve Türkiye, Donald Trump’u destekliyor.
Türkiye, ABD’yi fabrika ayarlarına geri döndürebilecek Donald Trump’un başkan seçilmesini kendi çıkarları açısından gerekli görüyor olabiliyor. Eğer bu gerçekleşirse “Donald Trump başkan Türkiye şampiyon” gibi kolaycı bir değerlendirme elbet gerçeği yansıtmaz ama Türkiye’ye ve Erdoğan yönetimine de nefes aldırabilir.” tespitinde bulunmuştum. Tabiki Türkiye; Susanna Tamaro’nun kitabına başlık seçtiği “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git”me konusunda irade ve idare sahibidir. Ancak Joanne Greenberg’ın “ben size dikensiz gül bahçesi vadetmemiştim”i de hiç unutmamalı.

Barack Hussein Obama gider Donald Trup gelir. Devletlerin politikası kolay kolay değişmez. Ama bu sefer durum biraz değişik. Dünkü yazımda değindiğim gibi Trump’ın yeni ve beklenmedik kriz dinamiğine dönüşme potansiyeli taşıması ve Amerika’nın Gorbaçov’u olma ihtimali söz konusu. O nedenle Türkiye’nin ABD ile ilişkileri mayınlı tarlada seyrüsefer eyleyen kaçakçı merkebi misali. Ancak Türkiye yönetiminin tıpkı İsrail ve Rusya gibi Trump’ın başkanlık maratonunda ipi Hillary Clinton’dan önce göğüsleyeceğini öngördüğünü söylemek mümkün.

Hatta seçim sonuçlanmadan önce İsrail Dışişleri Bakanlığında Trump’ın Ortadoğu’da izleyeceği politikayı analiz eden uzmanların hazırladığı, dış temsilciliklere gönderilen ve Haaretz gazetesinin internet sitesinde yayınlanan belgede, “Trump’ın seçim kampanyası süresince dile getirdiği ifadeleri, İsrail-Filistin çatışması konusunda tutarlı bir politika izlemeyeceğine işaret ediyor” denildi. İsrail-Filistin sorununun Trump’ın öncelikleri arasında yer almadığına vurgu yapılan belgede, “Bu durumun Trump’ın etrafındaki yetkilileri ve bu alanda yaşanan gelişmeleri etkilemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı. Trump’ın Rusya’yı Suriye krizi konusunda birlikte iş yapılabilecek muhtemel bir ortak, Çin’i ise ABD için bir tehdit olarak gördüğü değerlendirmesi yapıldı. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201611111025756654-istail-disisleri-trump-haaretz-abd/ )

ABD medyası 8 Kasım’daki seçimleri Hillary Clinton’ın kazanacağından o kadar emindi ki, haber dergisi Newsweek “Kadın Başkan” kapağıyla önceden çıkardığı sayısını ABD genelinde gazete bayilerine gönderdi. Böylesine bir ortamda Türkiye’nin bu öngörüsü (ki şahsımı da buna dahil ediyorum) takdir edilecek bir durumdur. Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı General Michael Flynn’in seçim günü daha Donald Trump’ın kazanacağı belli olmadan “The Hill” gazetesinde “ABD, Türkiye’yi desteklemeli” şeklinde Türkiye lehine yazmış olduğu yazıya değinen gazeteci Soli Özel, Türkiye’yi yönetenlerin Trump’ın galibiyetini memnuniyetle karşıladıklarını hatta Trump tarafına yatırım yapmış olabileceklerini ifade etti. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/trump-turkiye-abd-iliskilerini-nasil-etkiler/3591221.html )

Beyefendinin aklı başına yeni geliyor. ABD medyasının derin algı operasyonlarından daha yeni uyandıkları ne kadar belli oluyor değil mi? Trump 5 Kasım 2014’te Türkiye’deki iş ortağı Doğan Gruptan övgüyle söz etmişti. Trump-Doğan ortaklığı, kim ne derse desin Türkiye için bir şans ve Türkiye’nin Trump’a desteğinin en net ispatı. Berat Albayrak’ın e-posta adresinin hacklenmesiyle gündeme gelen ve bu e-postalar sonrası Doğan Medya’dan ayrılmak zorunda kalan Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ’ın seçim gecesi Trump’ın yanında olduğu ortaya çıktı. Trump’a destek olan ve alanı boş bırakmayan başka isimler de vardı. DEİK bünyesinde kurulan Türk -Amerikan İş Konseyi Başkanı Ekim Alptekin ve arkadaşları seçim sürecinde alanı boş bırakmadıkları gibi kurumsal olarak ciddi bir lobi çalışması da yürüttü. (Bkz. http://haber.sol.org.tr/toplum/secim-gunu-trumpin-yaninda-olan-turk-dikkat-cekti-e-postalar-ile-gundem-olmustu-175400 )

Avrupa Birliği gerçekten diken üstünde. Tüm Pasifik, Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri arasındaki serbest ticaret anlaşmalarını reddeden Trump’ın seçim söylemlerini uygulayabilecek olmasından kelimenin tam anlamıyla tırsıyor. İşte bu korkuyla AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Alman Konrad Adenauer Vakfı tarafından Berlin’de düzenlenen bir toplantıda yaptığı 7. Avrupa Konuşması’nda, 2050 yılına kadar AB ülkelerinin ticaret hacminin büyük ölçüde azalacağını ve üye ülkelerdeki nüfusun da gittikçe yaşlanacağını belirterek, bu nedenle uluslararası ilişkileri geliştirmek zorunda olduklarını ifade etti. Jean-Claude Juncker, güvenlik açısından AB’nin dış sınırlarının korunması gerektiğini ifade etti. Juncker, “Avrupa Ordusu” kurulması ve terörizme karşı mücadelede gizli servisler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini de belirtti. (Bkz. http://www.abhaber.com/52719-2/ ) Financial Times (FT) Trump’ın başkanlığı döneminde Ukrayna’nın Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında bir pazarlığa kurban gitmekten korktuğunu yazan FT, Çin’in de Trump ile Pasifik bölgesinde oluşabilecek boşluğu doldurmanın yollarını aradığına dikkat çekti. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37946729 )

Ermeni Diasporası’nın desteklediği ve “Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarını destekleyen Hillary Clinton başkanlık seçimlerini kaybederken başta Bob Dold, Mark Kirk olmak üzere Ermeni Diasporasına yakın Kongre Üyeleri seçimlerde başarısızlığa uğradı. Seçim sonuçları gerek ABD Başkanlık koltuğuna gerekse Kongre üyeliğine seçilen isimler dolayısı ile Ermeni Diasporası açısından büyük bir yenilgi olarak görülmekte. Hillary Clinton, “Sözde Ermeni Soykırımı” konusunda ermeni iddialarını desteklemesine ilaveten seçim mitinglerinde yaptığı Terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısının silahlandırılması çağrıları ve FETÖ terör örgütü üyelerinden aldığı yüklü miktardaki bağışlar ile ABD’deki Türk seçmenin büyük çoğunluğunun desteğini kaybetmişti. (Bkz. http://www.turkishny.com/headline-news/2-headline-news/226844-abddeki-ermeni-diasporasi-ve-feto-trumpin-zaferi-ile-husrana-ugradi )

ABD vatandaşı Yahudilerin Trump’a destekleri aylar öncesinden belliydi denilebilir. ABD’nin en etkili Yahudi dindar gazeteleri seçimde Donald Trump’ın yanında yer aldı. Ülke genelindeki altı Yahudi dindar gazetenin yanı sıra, New York Jewish Voice, The Jewish Press ve Long Island Jewish World’ gibi daha seküler Yahudi gazeteleri de Trump kampanyasına destek verdiler. Hatta ABD Başkan Adayı Donald Trump’ın kızı Ivanka, Queens New York’ta bulunan ünlü Lubavitch Hahamı Menaḥem Mendel Schneerson’ın mezarını ziyaret ederek babası Donald Trump’ın zaferi için dua etti. (Bkz. http://www.salom.com.tr/haber-100976-ivanka_trump_lubavitch_hahaminin_mezarini_ziyaret_etti.html#sthash.Ud2BYR2v.dpuf ) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,”ABD ile İsrail arasında ortak çıkar ve değerler üzerine inşa edilen güçlü bir ilişki olduğunu belirterek, “Trump, İsrail’in gerçek dostudur. Bölgenin güvenliği, istikrarı ve barışı için birlikte çalışacağız. “dedi.

ABD başkanlık seçim sonuçları benim için sürpriz değildi bana göre; “ Türkiye İsrail ve Rusya’nın desteklediği Trump başkan oldu!” Nitekim Rusya, ABD başkanlık seçimleri sırasında Donald Trump’ın kampanya ekibiyle temas kurduklarını kabul etti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Interfax haber ajansına verdiği demeçte Trump’ın kampanya ekibindeki kişilerle temas kurduklarını söyledi. “Bu çalışmayı elbette seçimlerden sonra da sürdüreceğiz” diyen Ryabkov detaylara girmekten kaçındı. Cumhuriyetçi aday Donald Trump, seçim kampanyası sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında pozitif açıklamalarda bulunmuştu. Bu açıklamalara öfkelenen Demokratların adayı Hillary Clinton, Trump’ı “Putin’in kuklası” olmakla itham etmişti.

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
[email protected]

Yorumlar