Türk Konseyinin 2018 zirvesi Eylül de Kırgızistan da

Güney Kore’de Güvenlik Güçleri-1: Askeriye

New Controversies Swirl Around Russian Military Base in Armenia

Gürcistan Başbakanının İstifası ve Kriz

Atları da Vururlar…

Gündem 13 Haziran 2020
93

Bir fotoğraf gördüm. I. Dünya savaşında öldürülen atlar anısına binlerce insan bir araya gelip bir at kellesi oluşturmuşlar. Duygulandım. Necip Fazıl’ın “At’a Senfoni” kitabı geldi aklıma. Üstat kitabında” ata binilmez ata çıkılır” diyor. Sonra içinden atlar geçen şiirler, mısralar… Sezai Karakoç’un unutulmaz dizesi “biz koşu bittikten sonra koşan atlarız”… Bir de unutamadığım film adlarından biri canlanıyor zihnimde: “Sarhoş atlar zamanı”. “At, avrat, pusat” sözü ise bana hep klasik çağların varoluş mantalitesi gibi gelmiştir. Modern çağ bu üç kıymetli varlıktan yalnızca pusata tutunmuştur… Atı ve kadını ihmal etmiştir… Sonra atları meşhur şehrimin türküleri dökülüyor dilimden:

Arap atı gibi sallar başını
Ne yaptım da yıktın hilal kaşını

Güzel, boylu boslu kadınlar ata benzetilip “at gibi avrat” diyerek kadının güzelliği özetlenir. Çünkü at güzeldir. Kadın güzeldir. “Ceylan gözlü”, “ceylan gibi” benzetmelerle , “at gibi avrat” sözü aynı anlamdadır, güzelliği anlatır. Ayrıca bir yüceltmedir. Kadın ata benzetilerek yüceltilmiştir. “At binicisine göre kişner” sözü ile de at ile kadın, at ile binicisi arasındaki ilişkiyi dile getirilmiştir. At ile binicisi, kadın ile erkek arasında uyuma, ahenge işaret eder. Rivayet edilirki koşu ve savaş atlarının en iyisi kısraktır binicileriyle aralarında duygusal bağ, güçlü bir aşk olmadan ne koşabilir, ne savaşa girebilirletmiş. Bir at yalnız sahibine aittir. Binicisinden başkasını taşımaz, taşımak istemez. At üzerine çok şiirle raxılmıştır, çok dedtanlar anlatılmıştır. Örneğin Köroğlu atsız düşünülemez…

Üstadın “utansın” şiirinde geçen

Ey gidi küheylan koşmana bak sen
Çatlarsan doğuran kısrak utansın

en sevdiğim dizedir. Bir halk destanında okumuştum gazveye giden kahraman atının yelelerini örgü yapıp, gözlerine sürme çektikten sonra okşayarak, onunla konuşarak atına binip öylece yola çıkar. Savaş meydanında atının tökezleyip düşmesiyle kahraman da düşüp ölür. Kahramanın varlığıyla atın varlığı içiçedir…

Urfa’da bir kıssadan hareketle deyimleşmiş bir söz vardır: “iyi insanlar iyi atlara binip gittiler.” Bu söz hem Necip Fazıl’a ilham olmuş hem Yaşar Kemal’e. Necip Fazıl “Tanrı Kulundan Dinlediklerim” kitabında yer vermiş, Yaşar Kemal ise “Demiciler Çarşısı Cinayeti” romanında.Cengiz Aytmatov’un “Elveda Gülsarı” sembolik olarak bir atın romanıdır.Tıpkı Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı”nda ki gibi atın eşsiz anlatımıdır. Atlarla ilgili çok ama çok anlatı vardır. Örneğin Roma imparatoru Kaligula’nın İncitatus adlı atını konsül seçtiği anlatılır. Tabi beni etkileyen anlatılardan biri Büyük İskender’in atının adını fethettiği şehre vermesi. Demek bir kahraman, bir şehri atıyla, atını bir şehir ile ebedileştirebiliyor.

Klasik dönemlerde atlar merhametten, modern çağda zalimlikten öldürülür. Ve bütün bunlardan sonra seyrettiğim kovboy filmlerinde yaralanan veya yorgunluktan çatlayan atların öldürülüş sahneleri geliyor aklıma. “Atları da vururlar” diye bir cümle geçiyor içimden. İçimden atlar geçiyor yeleleriyle ruhumu okşayarak….
Mehmet Kurtoğlu

Yorumlar