KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Atif İSLAMZADE: Kurt ile kiyamete kalmak Türk ile kiyamete kalmaktır!

Atif İSLAMZADE: Kurt ile kiyamete kalmak Türk ile kiyamete kalmaktır!

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
111 0

Türk takviminde 29 Ekim, Türkiye Cumhuriyet Bayramıdır. Bu bayram, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 29 Ekim 1923’te büyük bir coşkuyla kutlanır. Ancak bu tatil resmi olarak 1925’te kabul edilen bir yasa ile kuruldu. Bu bayramda böylesine heyecan ve coşku büyük ilgi görüyor. Ulusun bir olduğunu hissediyorsunuz. Birey millet, milletin birey olduğu gün, Türkiye’nin Cumhuriyet Bayramı’nı kutladığı gündür. Bu öylesine büyük bir heyecan, öylesine büyük bir coşku ki, nesilden nesile milletin bir eylemi olarak aktarıldı. Aynı zamanda Türk milleti Türk kökenli olmasına rağmen Türkiye’de yaşayan ve adaletle yönetilen tüm halklar için bayram olmaya devam etmektedir. Çünkü Türk adaleti her zaman Türkiye Cumhuriyeti’ne dayanmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Bayramı’nı anlatmadan önce çok önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Türkiye’yi bir Türkiye Cumhuriyeti olarak kabul edip önceki dönemleri inkâr edersek, bu tarihi çarpıtabilir ve Türkiye’nin son yüz yılda bir millet ve toplum olarak oluştuğunu iddia edebiliriz. Bununla birlikte, ulus olarak bir ulusun oluşumunun, toprak faktörü ve kültür faktörü ile yakından bağlantılı olduğunu biliyoruz. Yani 1923’ten önce bölgenin özelliklerini, bu coğrafi faktörlerin genetik gelişim üzerindeki etkisini reddetmek, Türkiye’yi tamamen inkâr etmek olur. Aynı zamanda eski kültürlerin, özellikle İslam kültürünün Türk toplumu üzerindeki yüksek etkisinin inanç ve ahlak açısından göz ardı edildiği düşünülüyordu. Ancak Türkiye, ümmet ve millet meselesini birbiriyle bağlantılı görerek, her zaman kendisi için adaleti düşünmüştür. Bu nedenle dünyanın her yerinden farklı inançlara sahip insanlar, son yüzyıllara kadar kardeş olarak birlikte yaşadıkları bu bölgeye, İlahi Adalet’e dayalı bir düzen olduğuna inanarak akın ettiler. Sadece son yüzyıllarda bu kardeşlik ve birlik dünya düzeninin dönüşümünde kırıldı ve dünyanın dayanak noktası olan kâr adaletin ötesine geçti. Büyük düşünür N. Ganjavi’nin “Mahzanul-Asrar” (Sırlar Hazinesi) adlı kitabında Selçuklular hakkında yazdığı adalet, “Ülkesi adaletle yönetilen Türklerin ihtişamının tüm dünyaya yayılmış olmasıdır”. Bu açıdan Türkiye Cumhuriyeti, dünyaya 10. yüzyıldan beri adaletli devletler veren Selçuklu ve Osmanlı hanedanlarının adalet devletinden ayrılamaz. Yani Selçuklu devleti, Osmanlı devleti ve Türkiye Cumhuriyeti tek devlettir. Toprakları küçükten büyüğe, büyükten küçüğe gitse de aynı milletin bir devletidir. Türkiye Cumhuriyeti hem bir Selçuklu devleti, bir Osmanlı devleti, hem de bugünün Türkiye’sidir. Yani bu devletlerin halefi, mirasını haysiyetle taşıyan devlettir.
Peki Türkiye Cumhuriyeti nasıl ortaya çıktı? Kısacası, önceden var olan bir tarihsel durumun meyvesidir. O dönemin siyasi gerçeklerini hesaba katarsak, Cumhuriyetler döneminin başladığını ve Türkiye’nin bununla gelişebileceğini görebiliriz. Genel olarak dünya tarihinde bir devletin bir devletin içinden doğduğu durumlar vardır. Başka bir deyişle, parçalanan durum içeriden değişir ve farklı bir şekilde ortaya çıkar. Hayır, değişmek istemiyorsa tarih sahnesindeki rolü biter. Türkiye’nin yeni dönemde Cumhuriyet olarak ortaya çıkmasına neden olan, Türkiye’nin çeşitli devletler tarafından işgal edilmesi, bu işgale karşı kurtuluş hareketinin ortaya çıkması, halkın Musafa Kemal önderliğinde birleşmesi ve bağımsızlık savaşının olumlu sonuçları olmuştur. Yani devlet, devletin içinden çıktı. Bununla birlikte, yüzyıllardır yürürlükte olan adalet yasaları değişmedi. Elbette bazı anlaşmazlıklara ve fikir ayrılıklarına rağmen Türk devletini nihayet kaybetmedi. Çünkü Türkiye, devlet yaratan bir millet. Devlete olan aşkı, bir çocuğun babasına olan sevgisi gibidir. Belki daha da fazlası. Türk devleti için her zaman ölmeye hazırdır. Bu, Türk genetiğinde kaybolmamış bir embriyodur. Sonsuz bir inançtır. Uyumayan bir anıdır.
Bugün Türk devletinin Azerbaycan’a desteği, Türk kardeşliği ile ortaklığından ilave adalet duygusundan kaynaklanmaktadır. Azerbaycan adil bir parti olmasaydı Türkiye kardeşliğine rağmen asla Azerbaycan’ın yanında olmazdı. Çünkü adalet, Yüce Allah’ın emridir. Tanrı’nın Adl İsminin tecellisidir. Haksızlık değerli olmayacak. Türkiye Allah’a olan bağlılığı, inancı ve ahlakıyla çok değerlidir.
Sevgili Türkiye’miz ruhumuzdur, birliğimizdir, başkentimizdir. Türkiye’yi Cumhuriyet Bayramı’nda kutluyorum. Yüce Allah’tan dılerim ki, her zaman dünyanın tepesınde Türkler olsun! Devletimiz kıyamete kadar kalıcı olsun! Kıyamet günü bir kurtla kalmak, kıyamet günü bir Türk ile kalmaktır. Kurt yüzü mübarek derken Türk soyunun mübarek olduğunu söylüyoruz. Devletimizin ve vatanımızın Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Doç.dr Atif İslam oğlu İSLAMZADE
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Folklor Enstitüsü
e-posta: atif.islamzade@mail.ru

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.