KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Atif İSLAMZADE; DEPREM AFETLERİ GERÇEKLERİ DE YER ALTINDAN ÇIKARIR!

Atif İSLAMZADE; DEPREM AFETLERİ GERÇEKLERİ DE YER ALTINDAN ÇIKARIR!

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
304 0

Deprem vahşettir. Deprem bir felakettir. Deprem hem maddi hem de manevi olarak bir musibettir. Bir depremin verdiği hasar bazen onlarca yıl ortadan kalkmaz. Uzun vadeli alınırsa, etkisi yüzlerce yıl bile bitmez. Çünkü genefonu bozar, nesli yok eder, hasta bir nesil yaratır ya da depremin travması hayatta kalanları hep panik halinde tutar. Bunun için deprem stratejisi devlet politikasında önemli bir öncelik olmalıdır. Dünyada Japonya bu yönde ciddi bir adım attı. Bunu, Japonya’daki evlerin özel teknoloji kullanılarak inşa edildiğini çeşitli kaynaklardan okuyoruz. Binalar için sismik gereklilikler son derece katıdır. Japonlar, deprem dalgasının etkisine göre, şoklar sırasında yıkılmayacak şekilde binalar inşa ediyorlar. Daha doğrusu raylarda. Bu sistem, deprem anında binaların yer kabuğundan bağımsız hareket etmesini sağlar.
1995 yılında Japonya’da yaşanan felaketin ardından ülkede eski binalar yeniden inşa edildi, binalar yeni sisteme göre inşa edildi. Ülkedeki binaların yüksekliklerine göre koruma sistemleri değişmektedir. Üç katlı binalarda duvarların güçlendirilmesi ve temelin kazıklarla korunması gerekmektedir. Orta katlı binalarda daha fazla önlem alınmaktadır.
Binanın temelinde kauçuktan yapılmış tamponlar kullanılmıştır. Bu tamponlar, deprem tehlikesi anında binaların sallanıp yana yatması yerine yatay olarak sallanmasını sağlar. Temeldeki gerilimi tüm katlara yaymak için hidrolik teller kullanılmaktadır. Böylece binanın çökmesi engellenmiş olur. Bu sistem sayesinde binalar deprem anında yıkılmak yerine eğiliyor. Japonya’da mühendisler, duvarların içindeki boşluklara metal plakalar yerleştirerek tüm binanın aynı anda hareket etmesini sağlıyor. Binanın çökmesini veya kırılmasını önlemek için esneklik yapılır. Kullanılan sistem binayı farklı yönlerde 3 metreye kadar sallanmaya karşı dayanıklı hale getirmektedir. Binanın temelinde amortisör kullanılması titreşimleri nötralize etmekte, temelde kullanılan kauçuk tamponlar ise sallama sırasındaki hızı azaltmaktadır.
1995 felaketinden sonra art arda büyük depremler yaşayan Japonya bu sistem üzerinde çalışmalara başlamış ve binalarını son derece güçlendirmiştir (https://azvision.az/news/319209/—rels-uzerinde-insa-olunan-binalar–yaponiyada-zelzeleye-dayaniqli-evler-nece-tikilir–.html).
Elbette depremin olduğu bölge, kabartma, yerin katmanlarındaki farklılık dikkate alınmalıdır. Örneğin tsunami alanları ile diğer alanlar aynı şekilde ele alınamaz. Canlı kayıp istatistikleri bu alanlarda daha yüksektir. Ancak tsunaminin meydana geldiği Japonya’nın diğer ülkelerden farklı olarak deprem tehdidine karşı yeterli önlemi alabilmesi gariptir. Türkiye bu yönde hangi adımları atmalı? Birincisi, Japon modeli esas alınabilir ve ikincisi, Türkiye’deki binaların inşası esas olarak deprem tehdidine karşı modellenebilir. Unutulmamalıdır ki Türkiye inşaat alanında dünyada önemli yerlerden birini işgal etmektedir. Yani, bu yönde planlı önlemler alınırsa, gelecekteki olaylarda bu tür trajedilerin önüne geçilebilir. Aynı zamanda, tüm trajedi için doğayı suçlamak doğru değil. Kusurlar ciddi bir şekilde araştırılacak ve elbette ölçülecektir. Ancak bu depremin öncekilerden çok farklı olduğunu belirtmek gerekiyor. Avrupa Yerbilimleri Birliği yetkilisi De Batiste’nin de asıl hasarın depremlerin türüyle ilgili olduğunu açıkladığı unutulmamalıdır. 7NEWS.az’ın haberine göre, Avrupa Yerbilimleri Birliği (EGU) Stratigrafi, Sedimentoloji ve Paleontoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Ghent Üniversitesi Jeoloji Profesörü Marc De Batiste tarafından, Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin çok ciddi, yüzey’e yakın olması, hem uzun süreli, hem de fay hareketinin türü ve çok geniş bir alanda etkisi anlatılmıştır.
De Batiste, 7,7 büyüklüğündeki ilk depremin 1939 Erzincan depremiyle birlikte Türkiye tarihinin en şiddetli 1-2’lik depremlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, daha güçlü tek depremin 1668 Kuzey Anadolu depremi olduğunu söyledi.
Belçikalı bir uzman, 7,6 büyüklüğündeki ikinci depremin Türkiye tarihinin en büyük depremleri arasında ilk 11’de yer aldığını kaydetti (https://azerforum.com/az/avropali-geoalim-dagintilarin-sebebini-aciqladi)).
Önümüzdeki günlerde bu ve benzeri pozisyonların daha da yaygınlaşacağı, tartışmalar yapılacağı ve farklı versiyonlarının ortaya konulacağı açıktır. Ancak Türkiye bu durumdan kısa sürede kurtulacaktır ve gelecekte Bu tür felaketlerin yaşanmaması için öncelikle inşaat alanında önemli adımlar atılmalı, önemli tedbirler hayata geçirilmelidir.
Yüce Allah dünyasını değişenlere rahmet ve mağfiret, yaralılara şifa ve şifa, kalanlara sabırlar ihsan eylesin.
Rahman ve Rahim olan yalnız Yüce Allah’tır!

Atif İSLAM oğlu İSLAMZADE
Doç, doktor, AMEA Folklor Enstitüsü​ e-mail: atif.islamzade@mail.ru

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir