Şimdi yükleniyor

Arzu Qaziyeva: Putin Avrupa’yı “Domuz Yavruları” Olarak Niteledi

Putin Avrupa’yı “Domuz Yavruları” Olarak Niteledi
Bu tarz konuşmak aslında Medvedev’e hastır; ancak görünen o ki artık Putin de ifadelerini “Medvedevvari” bir üsluba bürüdü. “Domuz yavruları…” Belli ki Putin’i çok öfkelendirmişler.
Avrupa Birliği’nin bu kadar istikrarlı, kararlı, derli toplu, kolektif ve hazırcevap olacağını beklemiyordu. Bu sırada ABD de sessiz bir tebessüm ve dilsiz bir rızayla, Ukrayna’nın Rusya’ya ait stratejik mühimmatları imha etmesine yardım ediyor. Fakat Putin’in ABD’ye efelenmeye cesareti yetmez.
Putin öfkeli, çünkü:
Geleneksel olarak her yıl düzenlenen “doğrudan hat” yayınındaki açık sorular halkın ruh halini ortaya koyuyor:
* %21’i: Savaşın ne zaman biteceğini, barışın ne zaman sağlanacağını ve müzakerelerin ne zaman başlayacağını sordu.
* %16’sı: Refahın artması, emekli maaşları ve sosyal yardımların yükseltilmesiyle ilgileniyor.
* %8’i: Ekonomik krizin, pahalılığın durdurulmasını ve vergilerin düşürülmesini istiyor.
* %6’sı: Sosyal refahın iyileşmesini, ipotek faizlerinin ve kamu hizmeti vergilerinin azaltılmasını, okul ve evlerin onarılmasını bekliyor.
* %5’i: İç yönetimdeki krizden memnuniyetsiz.
Putin’e yöneltilen temel soru savaşın ne zaman durdurulacağıyla ilgiliydi. Bu %21, Rusların artık savaştan yorulduğunu söylüyor. Demek ki bir şeyler ters gitmiş. Peki ne?
“Zafer Hiçbir Zaman Gelmeyecek”
Rus siyaset bilimciler artık şunu söylüyor: Ukrayna savaşının ilk zamanlarında halk bu savaşa karşı değilse, vatansever bir ruh haliyle kısa sürede zafer bekliyorduysa da geçen 4 yıl içinde insanlar artık Ukrayna savaşının kanlı ve zor bir savaş olduğunu, zaferin asla gelmeyeceğini anlamaya başladı. Cepheye gitmek isteyenlerin sayısı ise giderek azalıyor.
Rus halkının çoğunluğunu artık “zafer” düşündürmüyor. Savaşın başında “küçük” Ukrayna’nın direnişi ve Rusya’nın Ukrayna’dan daha güçlü olmadığı gerçeği Rusları rahatsız ediyordu; ancak şimdi bu gerçeği kabul edip durumla barışarak yaşamanın mümkün olduğu, hatta bunu hiç düşünmemenin bile bir seçenek olduğu görüldü. Donbas’ı alamıyorlar mı? Ne olmuş yani. Sanki Donbas yokken yaşamıyorlar mıydı? Fransa, Cezayir olmadan kendini kötü mü hissediyor? Ruslar neden kendilerini herkesten güçlü göstermeye çalışıyorlar, buna ne gerek var?
Rus vatandaşları 1990’ların başındaki ruh haline geri döndü: Ekonomi kriz içinde, halkın durumu ağır; dış politika veya imparatorluğun büyüklüğü kimsenin umurunda değil. Kimse dünyaya yumruk gösterecek güçte değildi ve bunu yapmıyordu da. Tarih geriye sarıyor.
“Neyin Uğruna Savaşıyoruz?”
Ruslar, 4 yıllık savaşın ardından haritadaki “ince bir şerit” şeklindeki başarılarından dolayı hayal kırıklığı içindeler. Kendilerinden küçük gördükleri Ukraynalıların diş göstermesi karşısında hayret ediyorlar. Rusya’nın “Z” propagandacılarının “Biz güçlü NATO ile savaşıyoruz” bahaneleri de artık işe yaramıyor. Propagandacıların bir kısmının NATO’yu “zayıf ve korkak” tasvir etmesi, “güçlü NATO” söylemiyle örtüşmediği için şu soru doğuyor: “O halde Ukrayna neden yenilmiyor?” Cevap ise hemen zihinlerde filizleniyor: “Çünkü Ukraynalılar haklı bir savunma savaşı veriyorlar.”
Böylece, zafer gerçekleşmedikçe halk ona inanmamaya başlıyor. Üstelik “Neyin uğruna savaşıyoruz?” sorusunun sorulması, Rus insanının düşüncesinde bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Putin’in İkili Kişiliği ve Mistik Sanrıları
Putin insanların ruh halindeki bu değişimi anlıyor mu? Elbette. Lakin onun “ikili kişiliği”, bir yolsuzluk faili ile bir vatanseverin aynı bünyede barınmasına imkan veriyor. Onun için iki hakikat var: Biri kendisi için, diğeri çevresindekilere sunduğu. Kişiliğindeki bu bölünmenin vicadi azap vermesine izin vermiyor. Bu özellik onu ikiyüzlü kılıyor; ikiyüzlülükte ise o bir şampiyon.
Onun zihninde iki çeşit Rus var: Rusya için kendini kayıtsız şartsız ölüme atan ve hiçbir şey talep etmeyen “ideal imaj” ve bunu yapmayan “ideal olmayan sefil Rus”a karşı duyduğu nefret.
Putin, “süper-mistik” bir düşünce hastalığına yakalanmış durumda. Kendisinin Tanrı tarafından gönderilmiş bir lider olduğuna ve halkı aydınlık geleceğe taşıma görevinin ona göklerden verildiğine inanıyor. Kendini tarihi ölçekte büyük bir şahsiyet sanıyor. Etrafındaki insanları ayak bağı olan küçük cahiller, kendisini ise dünya çapında işler yapan bir dahi olarak görüyor.
Ukrayna savaşında insan hayatının bedeli onu düşündürüyor mu? Her hafta binlerce kayıp ve yaralı… “Keşke insanlar savaşta ölmeseydi, çünkü ben Rusları çok seviyorum!” Halkın zayıf damarı işte burasıdır. Diktatörün başarısı, halkın zayıf damarını yakalamasındadır. O, soyut ve “ideal” Rus’u seviyor; somut bireyler ise umurunda değil. Bir fikir olarak “Ruslar” harikadır ama bireysel olarak bir Rus, onun için hiçbir şeydir.
Tarihin Tekerrürü ve 1418 Gün
Putin’in tarihe olan merakı tesadüf değil. Örneğin, “Napolyon’la savaşta kaç Rus askeri öldü?” sorusuna nasıl cevap verir? “Ne olmuş yani! Zaten öleceklerdi!” Putin için 1812’de Napolyon Fransası ile yapılan savaşta kaç askerin öldüğünün önemi yoktur. Çünkü karşılığında Rusya’nın büyük zaferi vardır ve milli tarihe “Rusya’nın Büyük Zaferi” olarak yazılmıştır.
Peki Kremlin, 1418 günü savaş aleyhine nasıl çevirebilir?
Ocak ayında Ukrayna savaşının 1418. günü dolacak. Bu süre, SSCB’nin Almanya ile yaptığı savaşın süresine eşittir. Tarihe “Büyük Vatanseverlik Savaşı” olarak geçen o savaşta Ruslar, haklı ve savunma temelli bir savaş verdikleri için galip geldiler; bu yüzden “ideal Ruslar” idiler. Ukrayna’da ise işgalci bir savaş yürüttükleri için galip gelemiyorlar; bu yüzden şimdiki askerler, dedelerinin aksine “kötü Ruslar” olarak görülüyor.
Ruslar ancak savunma ve adalet odaklı bir savaşta “iyi” olabilirler. Putin’in Ukrayna savaşından yüzünü koruyarak çıkabilmesi için halkına sunabileceği en iyi açıklama budur. Bu açıklama, aynı zamanda Rusya’nın Ukrayna savaşında neyin ters gittiği sorusunun da cevabıdır.

Yorum gönder