İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Türkiye’ye neden geliyor

“Türkiyə-İsrail- Rusiya ittifaqına qoşulması Azərbaycanı bölgənin önəmli dövlətinə çevirə bilər”

Güvenlik Sorunları Kapsamında Başkanlık Sistemi Tartışmaları: Nihat Ali Özcan’a Eleştiri

Լևոն Տեր-Պետրոսյան: «Հայի հետին խելքի» առասպելը

Arif Keskin: İran ve Ortadoğu’daki ülkeler Biden’e göre pozisyon almaya başladı

Gündem, İran 24 Kasım 2020
108

Yeni ilişkiler yeni yakınlaşmalar olacak”

Kasım Süleymani’nin öldürülmesine ve Irak’ta Haşdi Şabi’nin geriletilerek İran etkinliğinin azaltılmasına rağmen iki devlet nükleer müzakere için yeniden masaya oturabilir mi?

Hem İran yönetimi hem de ABD’de başkanı seçilen Joe Biden, nükleer anlaşma konusunda istekliler. Masaya oturup oturmayacakları veya nasıl oturacakları tartışma konusu olabilir. Ama her iki yönetimin de müzakereye hazır olduğunu söylemek güç değil.

Nükleer müzakere sonucunda çıkacak bir anlaşma Ortadoğu’dan bağımsız olarak analiz edilemez. Doğal olarak bunun Ortadoğu’daki diğer ülkelere de ciddi yansımaları olacağı açık. Amerika ile İran arasında nükleer müzakere başarılı olursa, Tahran’ın Ortadoğu’daki etkinliği artabilir.

Bu zaten ihtimal dahilinde olan bir konudur. Bu nedenden dolayı Ortadoğu’da yeni saflaşmalar, yeni ilişkiler ve yeni yakınlaşmaların ortaya çıkabileceğini düşünmemiz gerekiyor. Hatta bazı süreçlerin de sertleşebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

“İsrail ve Suudi Arabistan müzakere yapılmasına karşı”

Hangi noktalarda sertleşme yaşanabileceğini düşünüyorsunuz?

İsrail ve Suudi Arabistan’ın İran ile ABD arasında nükleer anlaşmanın sağlanmasını istemediklerini rahatlıkla söylemek mümkün. Bu iki ülke nükleer anlaşma olsa da kapsamının değiştirilmesini isteyecektir. Buna İran’ın silahsızlanması başta olmak üzere birçok konuyu dahil etmek istiyorlar. Bu sebeple bu süreçten de İsrail ve Suudi Arabistan, söz konusu müzakerelerini etkilemek için yakınlaşabilirler. Müzakereler başladıktan sonra da, sonraki süreçte Arap dünyası, özellikle Körfez ülkelerinin İsrail’e ihtiyacı olacaktır.

“Her ülke politik tavrı kendi lehine döndürmeye çalışacaktır”

İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasında ilişkilerin başladığı dünya kamuoyuna yansıdı zaten. Bundan başkan neler olabilir?

Evet belirttiğiniz gibi İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında başlayan ilişkilerin benzerleri başka ülkeler arasında da yaşanabilir. Hatta Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail ilişkileri daha da hızlanabilir. Hatta bu ilişkiler daha derinleşip genişleyebilir ve farklı devletlerin de dahil edilmesini beraberinde getirebilir. Yani İsrail ile işbirliği yapacak Arap ülkelerinin sayısı daha da artabilir. Diğer taraftan ABD’nin Irak işgali ve bundan sonra İran’ın genişleme politikaları Türkiye ile Arap ülkelerini ilişkilerini değiştirdi.

Irak işgalinden sonra Körfez ülkeleriyle Türkiye ilişkileri daha iyi bir seyir izlemeye başladı. Yeniden böyle bir sürecin hayata geçmesini ihtimal dahilinde görüyorum. Yani bir taraftan Körfez ülkeleri İsrail ile yakınlaşacak, diğer taraftan da Türkiye ile yakınlaşarak İran’ı dengelemeye çalışabilirler. Böylelikle de ABD’nin kendilerine yönelik politikalarının seyrini kendi lehlerine dönüştürmeye çalışacaklardır.

“Körfez ülkelerinin Türkiye’ye ihtiyacı artacaktır”

İran politikalarını dengelemek amacıyla Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkeleri Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeye mi çalışacaklar?

Çok kısa sürede iyi ilişkileri beklemek doğru olmaz ama böyle bir sürecin başlayabileceğini düşünüyorum. Çünkü, Arap dünyasının da buna ihtiyacı var. Önümüzdeki süreçte bu ülkelerin Türkiye ile iyi ilişkilerinin olması işlerine yarayacaktır. İran-ABD arasındaki müzakerelerin başlaması, bölge ülkeleri arasında yeni rekabetin başlamasına yol açacağını düşünenlerdenim. Bu hem Irak’ta hem de Yemen’de bazı karmaşık ilişkiler ortaya çıkacaktır. Biden’ın gelmesiyle Yemen sorununun çözüleceğini düşünenler var. Ben aksi görüşteyim. Bu keskin rekabetin Yemen ve Irak üzerinden daha fazla alevlenecek. Bu çerçevede Körfez ülkelerinin Türkiye’ye olan ihtiyacı daha da artacaktır.

“Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e tutun Ortadoğu’ya kadar uzanacak geniş bir yelpaze”

Peki Türkiye’nin bu ilişkilere ihtiyacı yok mu?

Olmaz olur mu? Zaten bunun sinyalleri verildi, mesajlar gerektiği gibi verilmeye başlandı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile yeni ilişki modeli geliştirmek isteğini söyledi. Bu ilişki modelinin hala tam çerçevesini bilmesek de bu denklemde Türkiye’nin de Ortadoğu’da kendisine daha farklı bir ilişki arayışına girdiğini söylemek mümkün. ABD ile yeni bir ilişki modeli kurmayı düşünüyorsanız bu sadece Washington-Ankara ikili ilişkilerini bağlayacak bir durum değil. Bu Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e tutun Ortadoğu’ya kadar uzanacak geniş bir yelpazede Türkiye’nin kuracağı yeni ilişkiler demek anlamına gelir

Bu anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Türkiye-Amerika ilişkilerini farklı alanlarda da kullanmak istiyoruz” dedi. Bunun anlamı, bu ilişki ağının Kafkasya’dan Orta Asya’dan Ortadoğu’nun kalbine kadar uzanmasıdır. Buna hem İsrail hem de Suudi Arabistan’ın da dahil olacağını düşünmemiz gerekiyor. Yani Biden’ın politikalarının devreye sokulmasıyla birlikte Ortadoğu’da yeni ilişkiler manzumesi işleyebilir.

“Trump döneminde İran çok zor bir dönem geçirdi”

Geçmişte Demokrat Partili liderlerin Cumhuriyetçilere göre İran ile ilişkilere daha soğuk baktığı belirtiliyor. Sizin verdiğiniz rakamlarla ifade edeyim Demokrat Partili Başkanlar, İran’a ambargo konusunda 22 paket hazırlarken Cumhuriyetçiler 12 paket hazırlamış. Tablo böyle iken Biden neden nükleer anlaşma konusunda İran ile masaya otursun?

Evet. Tablo öyle ama İran son dört yılda çok büyük güçlükler çekti. Bunun için Donald Trump’ın gidiyor olmasını İran başlı başına ayrı bir kazanım olarak görüyor. İranlılar, ‘Trump bizi göndermeye çalışıyordu ama kendisi gitti, biz kaldık’ diyorlar. Trump’ın gitmesi İran’daki Ali Hamaney ve diğer radikal görüşlü insanlar için de birer kazanım olarak görülüyor. Ama bu, “İki ülke yarından tezi yok masaya otururlar” demek değildir. Her iki tarafta da istek olduğu görüşündeyim. Bu isteğin önünde de ciddi engeller var. Bu engelleri aşıp aşmayacakları önemli bir problemdir. Ama önemli olan her iki tarafında istekli olmasıdır. Bu ister tarafların masaya oturmasını sağlayacaktır. Ama masaya oturduktan sonra başarılı olup olmayacakları bambaşka bir durumdur.

İran, neden çok arzulu bir şekilde masaya oturmak istiyor?

Çünkü İran ekonomik olarak çok kötü durumda. Bölgesel anlamda bakıldığında da İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzu git gide azalıyor. Irak ve Lübnan’daki halkların İran karşıtı eylemleri bunun en büyük kanıtı. Bunun için İran’ın ABD ile nükleer bağlamda yeni bir anlaşma yapmaya ihtiyacı var. Ekonomik, siyasal olarak ihtiyacı var. Ben tarafların masaya oturacaklarını düşünüyorum.

“Yeni saflaşmalar, mevzilenmeler ve hareketlenmeler görüyorum”

Biden’e göre pozisyon almaya çalışan tek ülke İran mı?

Ortadoğu’da ABD’nin olası yönetimine göre pozisyon alan sadece İran değil. Şu anda tüm devletler Biden’a göre pozisyon almaya çalışıyor. Eğer buna göre pozisyon alıp politika geliştirmezlerse büyük bir hüsranla karşı karşıya kalma ihtimalleri var. Türkiye, İran, Suudi Arabistan, İsrail ve diğer ülkelerin tamamı buna göre pozisyon almaya çalışıyorlar. Sonuç olarak Trump’ın Ortadoğu siyasetinden çok farklı politikalar hayata geçirileceği öngörülüyor. Bu anlamda Biden’a göre saflaşmalar, mevzilenmeler, hareketlenmeler görüyoruz. Daha da göreceğiz. Önümüzdeki süreçte bunun artarak devam edeceğini göreceğiz.

Pek çok stratejist Biden yönetimindeki ABD ile Türkiye ilişkilerinde gerilimlerin yaşanacağını iddia ediyor. Türkiye, İsrail ve Suudiler, Biden ile yeni ilişkiler geliştirebilirler mi? Argümanlarınız nelerdir?

Biden’ın açıklamalarına bakıldığında ABD ile Türkiye ve Suudi Arabistan’ın sıkıntılar yaşanacağı yorumları çıkartılabilir. Bu bile bu ülkelerin ABD ile ilişkilerinde bir atak yapmalarının zorunluluğu olduğunu gösteriyor. Eğer Suudi Arabistan ile Amerika veya ABD ile Türkiye arasında bir sorun yaşanacaksa bunun olmaması için ülkeler farklı işbirliği fırsatları sunmak zorunda olurlar.

Bir örnekle anlatayım. Eğer Azerbaycan-Ermenistan arasında varılan ateşkes kalıcı hale dönüşürse Türkiye, Ermenistan ile olan sınır kapısını açabilir. Bu ABD ile yeni bir ilişki ağının kurulmasını sağlar. Ankara, Tel Aviv ile ilişkilerini düzelmeye çalışırsa ABD ile yeni bir ilişki alanı geliştirmiş olur. Zaten ülkeler, ABD ve kendi aralarında sıkıntılarla birlikte yeni işbirliği alanları belirliyorlar. Bu çerçevede ABD ile ilişkilerinin daha kötüye gitmesini engellemeye çalışıyorlar.

Evet, Biden ile birlikte Türkiye ile ABD arasında sorunlar yaşanabilir. Ama bu süreçte masaya süreceği yeni ilişki alanları olacaktır. Hatta ilişkilerini daha sağlam ve sağlıklı hale getirecek yeni ilişki alanları da sunabilir.

“Körfez ülkeleri ve İran ilişkileri gerilebilir”

Peki ABD ile İran arasında nükleer anlaşma sağlanmazsa o zaman ne tür riskler ortaya çıkar?

Eğer anlaşma sağlanmazsa Irak ve Yemen’de yeniden mezhep eksenli çatışmalar hız kazanarak devam edebilir. Körfez ülkeleri ve İran ilişkileri daha da gerilebilir. İsrail, İran’ı durdurulması için bazı ülkelerle gerginlikler yaşayabilir. Suriye dahil birçok alanı olumsuz etkileyebilecek bir süreci başlatabilir. Evet, gerilimli bir alan giriyoruz. Şu ana kadar ne olacağını kestiremeyeceğimiz risklerle, gerginliklerle dolu bir alana doğru gidiyoruz. Bu alanda ülkeler, karlı çıkmak veya en azında az zararlı çıkmak için mevzilenmeye başlıyorlar. İlişkilerin düzeltmeye çaba gösteriyorlar.

Bunun sinyallerini veriyorlar mı?

Açık şekilde mesajlar vermeye başladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suudi Arabistan Kralı Selman’ın görüşmesi en bariz örneklerdendir. İsrail ile Suudi Arabistan yetkililerinin görüşme yaptığı iddiaları. Türkiye’nin ABD’ye gönderdiği mesajlar… Bütün bunların pratikte de yansımalarını görüyoruz.

“Türkiye’de denklemden çıkartılacak bir ülke değildir”

Bu ilişkilerin de kilit rol İran ve ABD’nin nükleer görüşmelerinin başlaması mı?

Türkiye’yi bu konuda biraz farklı bir yere koymak lazım. Ama Arap ülkelerinin ilişkilerinin şekillenmesi tamamıyla ABD-İran nükleer anlaşmasının sağlanmasıdır. İki ülke arasındaki muhtemel anlaşma çok şeyi değiştirebilir. Barak Obama döneminde İran, Ortadoğu’da en güçlü devlet durumuna gelmişti. Obama, İran üzerinde hem Arap ülkelerini hem de Türkiye’nin politikalarını belirlemek ve dengelemek istedi. Trump döneminde tam tersi oldu. İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzu azaldı. Şimdi Biden yeniden İran’a alan açabilir. Eğer, Biden, Obama’nın Ortadoğu politikalarını yürütmeye çalışırsa İran yeniden atak yapabilir.

Burada Türkiye ve İsrail yeni roller biçilebilir mi?

ABD’nin Ortadoğu’da en stratejik müttefiki İsrail’dir. İsrail hiçbir zaman devre dışı bırakılmaz. Ama Türkiye de denklemden çıkartılacak bir ülke değildir. Şu denklemin içerisinde ABD’nin İran’a karşı politikada çok fazla ihtiyacı var. Eğer Kafkasya’da Rusya’nın etkinliğin ve ağırlığını azaltmak istiyorsa yine Türkiye’ye ihtiyacı var. Eğer Ortadoğu’da Arap dünyası ve diğer ülkeler arasında da bir denge kurmak istiyorsa yine Türkiye’ye ihtiyacı olacaktır. ‘Biden, Türkiye’yi silip atacak, yok sayacak’ şeklindeki savların kesinlikle geçerliliği yoktur. Bu, Türkiye-Amerikan ilişkilerine aykırıdır. Bazı konularda bedel ödetmek isteyebilir. Bu ayrıdır. İlişkilerde bu tür sorunlar zaman zaman yaşanabilir. Ama şunu ifade etmek istiyorum. Tablo karmaşık ve melez bir tablo. Riskler olduğu gibi ilişkileri iyi noktada tutabilecek olumlu işbirliği alanları da olabilir.

Yorumlar