Aqşin Kərimov: Trump ve Birkaç Jeopolitik Tez
1. ABD, 1989 yılında Panama’ya saldırarak o zamanki askeri lider Manuel Noriega’yı devirmesinden bu yana Latin Amerika’ya doğrudan bir askeri müdahalede bulunmamıştı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından alıkonulması, Donald Trump’ın dünya hegemonyası için daha farklı ve cesur adımlar attığını simgeliyor. Bu, yeni dünya düzeninin aşamalarından biridir ve muhtemelen:
• ABD, Rusya ve Çin; çok kutuplu dünya kriterlerinin oluşmasının ardından yeni bir küresel geostratejik bölüşüm gerçekleştiriyor. Aksi takdirde, Venezuela’nın silah cephaneliğinde önemli rol oynayan Çin ve Rusya, ABD’nin bu tür bir müdahalesine imkan ve zemin yaratmazdı.
Bazı Bilgiler:
• Venezuela, Çin teknolojisi için bir pazardır. Venezuela silahlarının çoğu Çin yapımıdır ve telekomünikasyon altyapısı temel olarak Çin bileşenlerine dayanmaktadır.
• Rusya, Venezuela’nın en büyük silah tedarikçisidir ve Karayip bölgesi genel olarak Rusya’nın ABD’ye meydan okuması için en önemli jeopolitik arenalardan biriydi.
2. Venezuela hadisesi, Rusya’nın Ukrayna işgali için öne sürdüğü tezlerin ABD tarafından da (dolaylı olarak) desteklendiği izlenimini güçlendirebilir. Yani Rusya, bundan sonra Maduro’nun tutuklanması için ABD’nin kullandığı argümanları Kremlin’in söylemleriyle uyumlulaştırma taktiğiyle bilgi operasyonlarını (dezenformasyon/propaganda) güçlendirecektir. ABD ile Rusya arasındaki muhtemel uzlaşmalar bu şekilde devam ederse; Moskova, Beyaz Saray’dan Ukrayna konusunda taviz vermesi için ek taleplerde bulunacaktır.
3. ABD’nin Venezuela’ya yönelik etkili ve özgün askeri müdahalesi (anlaşmalı bir senaryo olabileceğine dair görüşlere rağmen), Çin’e Tayvan’ı askeri yollarla Pekin’e bağlaması için geniş ufuklar açmaktadır. Uluslararası sistemin yeniden düzenlenmesi sürecinin bu yeni aşamasında; ABD ve Rusya gibi güçler, kendilerini on yıllardır yoran istikametlerden çekilerek farklı bir küresel tasarımda çıkarlarını birleştirmektedirler. Rusya’nın Venezuela’dan elini çekmesi ve ABD’nin Avro-Atlantik güvenlik sistemini tehdit altında bırakması, karşılıklı taviz içeren bir anlaşmaya eğilimli olduklarını göstermektedir.
ABD ve Rusya’nın güç kullanarak müdahale etme seçenekleri, Çin için bir emsal (precedents) oluşturmaktadır. Bu durum, Çin’in sadece kendi toprak parçası olan Tayvan’a değil, askeri müdahale seçenekleriyle diğer ülkelere yönelik olası saldırılarını meşrulaştıran bir faktöre dönüşmektedir.
4. İran’daki son olaylar; elitler arasındaki rekabetin şiddetlenmesi ve protesto eylemlerinin ölçeğinin büyümesi, büyük resimde ABD, Rusya ve Çin arasındaki bölüşümün bir parçası olarak değerlendirilebilir. Tahminen:
• Rusya, İran ve İsrail arasında sansasyonel bir moderatörlük (arabuluculuk) üstlenmek için ABD’den icazet almıştır. Halihazırda Rusya’nın İran ve İsrail arasında dolaylı yollarla arabuluculuk yaptığına dair ciddi sayılabilecek bilgiler yayılmaktadır.
• Rusya bununla İran üzerinde büyük bir etki alanı oluşturma planlarını hayata geçirmek istiyor. Ancak bunun Kremlin’e jeopolitik bir üstünlük sağlayıp sağlamayacağı tartışmalıdır. Zira ne İsrail ne de ABD, İran ile ilgili temel stratejik çıkarlarından vazgeçmiş değildir.
Aqşin Kərimov



Yorum gönder