Temmuz’da S-400’ler Geliyor

BREXIT EUROSKEPTİKLERİ YILDIRABİLİR Mİ?

Mısır Suriye İhvan hareketi ne için oluştu

Şu an Türkiye ve İran ile diyalog zor ve faydasız

Ankara-Moskova hattında İdlib düğümü

Gündem 12 Haziran 2019
62

Suriye’de Esed rejimi karşıtı silahlı grupların kontrolündeki İdlib kenti silah ve bomba seslerinin gölgesinde bir Ramazan ve bayramı geride bıraktı. Rusya ve İran’ın desteklediği rejim güçleri, Kremlin’in aylardır Ankara ile ilişkilerini etkilememesi adına ertelediği operasyonu 6 Mayıs’ta başlattı. İlk haftalarda Esed’e bağlı askerlerin Hama’nın kuzeyine yönelik hava ve kara saldırıları, ana hedefin Halep’ten Lazkiye ile Şam’a bağlanan otoyolu ele geçirmek olduğuna işaret ederken, çatışmalar kısa sürede Moskova-Ankara hattında ipleri kopma noktasına getirdi.

Aslında Türkiye, Rusya ve İran, 4-5 Mayıs 2017’deki Astana toplantısında, İdlib ve çevresini “Gerginliği Azaltma Bölgesi” ilan etmişti. Buna göre Suriyeli muhaliflerin kalesi konumundaki şehirde silahlı gruplar Hama’nın kuzeyinden çekilecek ve Rusya’nın Lazkiye Limanı’na giden otoyol da rejime teslim edilecekti. Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı ve Münbiç’in YPG’den arındırılması konusunda ABD ile yapılan çalışmalar sürecin uzamasına yol açtı. Kremlin, İdlib’e saldırmak için sabırsızlanan Esed rejimini, Türkiye ile ABD arasındaki Suriye pazarlıklarının neticesini görmek adına her defasında dizginledi. Ateşkes ihlallerinin gölgesinde bir kez daha bir araya gelen Ankara ve Moskova 17 Eylül 2018’de Soçi’de İdlib’in ağır silahlardan arındırılması konusunda mutabakat imzaladı. Anlaşma kapsamında Rusya biraz daha Esed’i oyalamayı kabul ederken, Türkiye de bölgedeki muhalif unsurları tek çatı altında ve yeni bir isimle birleştirmeye girişti. Fakat tüm çabalara rağmen Suriyeli muhalif gruplar birleşemediği gibi, üstüne bir de -hem Rusya hem de Türkiye tarafından terör örgütü kabul edilen- Heyet Tahrir’uş Şam (HTŞ), bölgede ılımlı rejim karşıtlarından pek çok noktayı ele geçirdi.

Karşılıklı oyalamalarla geçen 7 ayın sonunda, ABD destekli YPG’nin Baghuz’da DEAŞ’la savaşı bitirerek Suriye’de denklemi netleştirmesi, Esed rejimini yeniden harekete geçirdi. 25 Nisan’dan bu yana yapılan hava saldırıları Mayıs ayı başında kara operasyona dönüşürken rejim güçleri İdlib’te en az 250 sivili öldürdü, 530’tan fazla kişiyi yaraladı. Yaklaşık 4 milyon kişinin ikamet ettiği kentte tüm bu kanlı saldırılar, Esed’e bağlı birliklerin 100 kilometrekare civarında bir alanı ele geçirmesiyle sonuçlandı.

Bir noktaya kadar süreci şüpheci bir şekilde izleyen Türkiye, Rusya’nın Ankara-Washington görüşmelerinden duyduğu rahatsızlık sonrası onay verdiği rejim saldırılarına müdahale etmek durumunda kaldı. Müdahalenin türü hakkında TOW füzeleri ve zırhlı araçları kapsayan silah yardımından, Birleşmiş Milletler üzerinden yapılan diplomatik baskıya kadar pek çok senaryo dillendirildi. Hiçbiri hakkında kesin konuşamasak bile Türkiye’nin devreye girmesinin ardından sahada dengelerin değiştiği bir gerçek. Hama’nın kuzeyinde Esed güçlerinin kazandığı bazı noktalar rejim karşıtı gruplar tarafından yeniden ele geçirildi. Moskova-Ankara hattındaki diplomatik süreç ise ağırlaşarak durma noktasına geldi. Öyle ki son 2 haftada Rusya’dan bölgeye giden askeri uçaklar, Türkiye’nin hava sahasını kullanmadan Suriye’ye giriş yapıyor. Kremlin bir yandan rejimin sahada ne kadar ilerleyebileceğini ve İran’ın müdahale kapasitesini görmek isterken, diğer yandan da Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge çalışması yürüten Ankara’nın Washington ile anlaşma ihtimalini değerlendiriyor. Elbette ABD’nin yaptırım tehdidinin gölgesinde S-400 gerilimi devam ederken Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin İdlib yüzünden kötüleşmesi yakın gelecekte olası gözükmüyor. Moskova, S-400 hava savunma sistemleri sebebiyle Suriye konusunda Ankara’yı “sıkıştırabileceğini” hesap ediyor.
Şerif Egemen Ahmet Gazeteci
sarkulavsat

Yorumlar