İdlip Olayı Nasıl İncelenmeli -II-

США ввели санкции против Китая

İdlib Mutabakatı Oyunları Bozdu…

PKK destekçisi Avusturyalı gazeteci Max Zirngast neden tutuklandı?

Anglosaksonlar Öcalan’ı piyasaya sürüyor!

Türkiye 4 Mayıs 2016
1.931

Anglosaksonlar Öcalan’ı piyasaya sürüyor!
ömür
Türkiye’de siyasi kriz görünümlü politik atraksiyon sebep ve sonuçlarıyla gündemin tepesinde. Borsa siyasi krize tepkisini düşerek verdi. Doların yükselmesi de krizle irtibatlı. Başbakanın partisinin son grup toplantısındaki dozajı yüksek eleştirel konuşmasının hedefindeki ismin Cumhurbaşkanı olduğu söylense de son tahlilde bir hükümet krizine yol açmayacağı tahminlerine ben katılıyorum. Reuters ajansı; AKP Merkez Karar Yürütme Kurulu’nun (MKYK) partinin il ve ilçe başkanlarını atama yetkisini Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan alarak Kurul’a vermesinin, Davutoğlu’nun parti tabanında gücünü kaybettiği şeklinde algılandığını yazmıştı.

Aynı haberde “Resmi olarak partinin lideri olan Davutoğlu Erdoğan’ın gölgesinde kaldı ve AKP içinde kendi sesini duyurmakta zorlandı. Partinin omurgasını oluşturan il ve ilçe başkanlarını atama yetkisinin de elinden alınması Davutoğlu’nun konumunu daha da zayıflatıyor.” ifadelerine yer verilmişti. Bu yetmezmiş gibi, İngiliz Financial Times gazetesi, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevinin Avrupa Birliği (AB) ile varılan vize anlaşması nedeniyle tehlikede olduğunu yazmıştı. Yaşanan gelişmelere bakıldığında yabancı basının enformatik istihbarat konusunda bizimkilere nal toplattığı söylenebilir.

AB komisyonun Türkiye için vize serbestisi konusundaki tavsiye kararı olumlu çıktı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönünde tavsiye kararı aldı. Avrupa Birliğinin vize muafiyetini onaylaması, Başbakanın politik konumu güçlendirebilir ve onun başarı hanesine olumlu not şeklinde yansıyabilir. Başbakan Davutoğlu’nun; Türkiye’nin uluslararası mutabakatı tercih etse de, gerekirse tek başına Suriye’ye kara gücü gönderebileceğini söylemesi bana kalırsa Vize Muafiyeti başarısını birde Suriye’ye yapılacak sınırlı bir askeri operasyonla taçlandırabilme düşüncesinden kaynaklanabilir.

Başbakanın bu konuda karar verme aşamasında olduğu şu sözlerinden az çok belli; “Aslında BM tarafından alınan çok sayıda karar var IŞİD ile mücadele konusunda. Dolayısıyla gerek nefsi müdafaa, gerek IŞİD ya da diğer terör grupları ile mücadele perspektifinden bu kararlar şimdiden bize meşruiyet sağlıyor. Ancak biz yine de bir uluslararası mutabakatı tercih ederiz. Çünkü IŞİD tüm dünyayı ilgilendiren bir konu.” Evet, Başbakan böyle düşünüyor. Ancak Türkiye’nin Suriye’ye IŞİD teröründen dolayı müdahalesi dünya kamuoyunda nasıl karşılanabilir gerçekten bilemiyorum. Çünkü Rusya ve ABD’nin başını çektiği koalisyon güçlerinin IŞİD’le savaş konusunda çokta istekli oldukları söylenemez. Bunun örneği Kilis’te yaşandı. Roket atışlarının yapıldığı Suran bölgesi insansız hava araçları (İHA)’lar ve radarlarla tespit edildi. Belirlenen koordinatlar anında, İncirlik’te bulunan uluslararası koalisyona aktarıldı. Ancak koalisyon bu kez silahlı İHA’ları göndermeye yanaşmadı.

Ayrıca Amerikan ve İngiliz hükümetlerinin, Suriye’de El Kaide ile birlikte çalışan “sivil” kuruluşa milyonlarca dolar yardım yaptığı ortaya çıktı. Suriye’de El Kaide ile yakın işbirliği yaptığı bilinen “White Helmets (Beyaz Miğferler)” isimli “yardım kuruluşu”nun ABD ve İngiltere’den milyonlarca dolar para aldığı ortaya çıktı. ABD Dışişleri Bakanı Mark Toner, 27 Nisan’da yaptığı basın toplantısında, Washington’un USAID aracılığıyla örgüte 23 milyon dolar aktardığını kabul etti. Bu sivil kuruluşların irtibatlı olduğu muhalif örgütlerin IŞİD’’e geçişken bir yapıda oldukları ve zaman zaman bu örgütlerden adı geçen örgüte katılımların olduğu biliniyor. Bir başka önemli ayrıntıda Kilis’e yönelik roket saldırılarını yoğunlaştıran IŞİD’in yeni bir dizi eylem hazırlığı başlatması. Roketlerle halkta korku ve panik oluşturmaya çalışan IŞİD geçtiğimiz Cuma günü sözde hocalarına okuttuğu hutbelerde Türkiye’yi açıkça hedef aldı ve Türkiye’yi Dar-ul Harp yani savaş ülkesi ilan etti.
Türkiye’nin hazırlıkları öncelikle kara ordusunun müdahalesi şeklinde değil. Suriye Enformasyon Bakanı Umran Ez Zaabi’nin, Türkiye ve Arabistan askeri yetkililerinin Suriye’de muhaliflere saldırıya geçme talimatı verdiğini, muhaliflerinde Halep’e saldırmaya başladığını belirterek son günlerde Suriye’ye 6 bin terörist girdiğini kaydetmesi bu sürecin başladığı kanaatini uyandırıyor. Anlaşılan muhalifler öncelikle Halep kuşatmasını yaracaklar ve IŞİD’in bağlantısını kesecekler. Tüm bunlar bir kenara, PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan’ın, Kilis’e roketleri Türkiye’nin istihbarat kurumu MİT’in attığını iddia etmesi ve ayrıca, “Tam bilmiyorum, ama eğer gerçekten Suriye yönetimi dolaylı yoldan da olsa, gizli de olsa AKP ile görüşme yapıyorsa, sadece yazıklar olsun derim” ifadelerini kullanması Türkiye’nin bu hazırlığını deşifre ediyor.

Aslında Duran Kalkan’ın bu iddialarını destekleyen başka ayrıntılarda mevcut. Okuduğumda kanımı donduran bir haber var ki yorumlamakta zorluk çektim. IŞİD’li ve TAK(PKK)lı teröristleri canlı bombaya çeviren ilaçlar, SGK’dan gitmiş! PKK, PYD ve IŞİD’in, sağlıklı bir insanı iki ayda canlı bombaya dönüştürebilen psikotrop türü ilaçları, dün yakalanan ‘sahte reçete’ çetesi üzerinden temin ettikleri ortaya çıktı! İnsanı 2 ay gibi bir sürede canlı bombaya dönüştürebileceği belirtilen ve kişiyi sürekli halüsinasyon halinde yaşatan psikotrop türü ilaçların da el altından IŞİD ve PYD gruplarına teslim edildiği de gelen bilgiler arasında. Tıbbi kaynaklara göre, psikotrop maddeler, asıl olarak merkezi sinir sisteminde etkisini gösteren ve beynin işlevlerini değiştirerek algıda, ruh hâlinde, bilinçlilikte ve davranışta geçici değişikliklere neden olan kimyasallardan oluşuyor. Buyurun buradan yakın! “Yerli malı Türk’ün malı her Türk bunu kullanmalı” diyebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız.

Avrupa’dan gelen Mykola Gnatovskyy başkanlığındaki heyet İmralı’da Öcalan ve diğer mahkûmlarla yüz yüze görüştü. Alınan bilgiye göre CPT heyeti, görüştüğü Türk heyetine, Öcalan’ın sağlık durumunun olumlu, cezaevinde gerekli sağlık koşulları ve ekipmanlarının hazır, kaldığı odanın fiziki şartlarının da yeterli bulunduğu tespit ve gözleminde bulunduğunu söyledi. İç çatışma tırmanırken, Avrupalı bir heyetin Öcalan’ı ziyaret etmesi merak uyandırdı. Uzmanlara göre Öcalan’ın koşullarını da, çözüm sürecinin geleceğini de AKP ile HDP arasındaki siyasi gerilimin dozu belirleyecek. Nitekim Partisinin TBMM’deki grup toplantısına katılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dokunulmazlıkların kaldırılması halinde parlamentoda halkın iradesini savunmaya devam edeceklerini belirtti.
Asıl dikkat çekici gelişme sınırlarımızın dışında İngiltere’de yaşanıyor. İngiltere’de sendikalar parlamentoda düzenledikleri bir toplantıyla ‘Öcalan’a özgürlük’ kampanyası başlattı. Toplantıda sendikalar, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması çağrısında bulundu. Halen İmralı Adası’nda hapiste olan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeğeni ve HDP Milletvekili Dilek Öcalan, toplantıda yaptığı konuşmada, Öcalan’ın 17 yıldır tek kişilik bir hücrede tüm haklarından yoksun kaldığını, son 1 yıldır görüşme izni verilmediğini, hükümetle görüşmelerin kesilmesinden sonra ülkenin büyük bir kaosa girdiğini savundu.

Dilek Öcalan, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması ve müzakere masasına dönülmesi için çağrıda bulundu. İngiltere’deki Unite ve GMB sendikalarının öncülük ettiği kampanya Avam Kamarası’nda başlatıldı. İngiltere ve Galler’in en büyük sendikası olan Unite the Union Sendikası 1 buçuk milyon üyeye sahip. Ülkedeki üçüncü büyük sendika olan Genel İş Sendikası GMB ise 650 bin üyeli. Kampanyaya öncülük eden GMB sendikası İngiltere’de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümünü istiyor. İngiltere Abdullah Öcalan üzerinden, sadece Türkiye Kürtlerinin değil İran, Irak ve Suriye Kürtlerinin de koruyucu meleği pozisyonuna soyunuyor. Bence rol çalıyor. Muhtemelen Türkiye’nin Abdullah Öcalan’la ilgili geleceğe dönük ev hapsi ve serbest bırakma projesinden haberdar oldular, Türkiye’den önce davranıp parsa toplamak derdiler. Yedirmezler diyesim geliyor ama pekte emin değilim!
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar