KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Anar Somuncuoğlu: Rusya Kazakistan ve KGÖ

Anar Somuncuoğlu: Rusya Kazakistan ve KGÖ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 6 dk okuma süresi
87 0

Rusya ve Kazakistan arasındaki güvenlik işbirliği, çoğunlukla Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü kapsamında değil, ikili ilişkiler düzeyinde yürütülmektedir. Ekim 2020’de imzalanan yeni askeri işbirliği anlaşmasına göre, tarafların güvenliğine, bağımsızlığına veya toprak bütünlüğüne tehdit oluşursa, taraflar birbirlerine askeri yardım dahil her türlü yardım göstermekle yükümlüdür. Anlaşma ayrıca imzacı tarafların kendi topraklarını 3. güce kullandırtmalarını da yasaklar

Bir değerlendirmeye göre eski Sovyet ülkelerindeki Rusya’nın en büyük askeri tesisleri Kazakistan’da bulunmaktadır. Kazakistan’daki 7 askeri tesisi kullanmaya devam eden Rusya’nın askeri amaçlar için Kazakistan’dan kiraladığı alan yaklaşık olarak 10 milyon hektardır.

Rusya’ın stratejik güvenliği açısından oldukça önemli olan Sarı Şagan poligonunda balistik ve anti-balistik füze denemeleri yapılmaktadır.

Rusya’nın Kazakistan’da yaptığı füze denemelerinin sonucunda heptyl maddesinin çevre ve insan sağlığına zarar getirdiği gerekçesiyle denemelerin durmasını isteyen Anti-Geptil hareketi tam da Ukrayna krizi sıralarında Kazakistan’ın siyasi arenasında ses getirmişti.

Kasım 2021’de iki ülke arasında imzalanan 2022-2024 Savunma Alanında Stratejik İşbirliği Anlaşması imzalanırken Rusya Savunma Bakanı Şoygu, yeni silahların kullanılmaya başlanması açısından Kazakistan’la yapılan işbirliğinin önemini çizdi.

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ile ilgili notlar: “2010’da Kırgızistan’da hükümetin halk protestoları sonucunda devrilmesinin ardından ülkenin güneyinde patlak veren sivil çatışmalar sırasında geçici hükümet çaresiz kalınca, Rusya’ya yardım çağrısında bulunmuştu.”

“Rusya o sırada yardımda bulunmaktan imtina etse de, 2010’da KGA’da ve KGAÖ Tüzüğü’nde yapılan değişikliklerle Rusya’nın sadece dış saldırı durumunda değil, iç istikrarın bozulması durumunda da üye ülkelere müdahale etmesinin yolu açıldı.

“KGAÖ Tüzüğü’nün yeni redaksiyonunda üye ülkelerin sınırlarının korunması konusunda da işbirliği yapacakları belirtildi. Özbekistan, bu yeniliklere şüpheyle yaklaştı ve nihayetinde 2012’de KGAÖ’den ayrıldı.”

Fergana vadisinin Kırgızistan kısmında 2. Rus askeri üssünün kurulması ihtimali, Özbekistan’ın rahatsızlık duyduğu diğer bir konuydu. Ne var ki, Rusya’nın güvenlik sağlayıcısı rolüne şüpheyle yaklaşan Özbekistan ve Türkmenistan’ın tutumları 2016’dan itibaren değişmeye başladı.

2016’dan sonra Özbekistan dış politikası köklü bir değişim geçirdi. Genel olarak “renkli devrimlerin” bölgede olağanüstü şartlar yarattığı 2004-2006 dönem dışında, Kerimov yönetimindeki Özbekistan Rusya’dan uzaklaşma politikasını izlemişti.”

2016’dan sonra güvenlik odaklı dış politikasından uzaklaşan yeni iktidar, hem diğer Orta Asya ülkeleriyle hem bölgede faaliyet gösteren güçlerle ilişkilerini geliştirdi. Rusya ile ekonomik, siyasi ve kültürel bütünleşme politikasını izlemeye başlayan Özbekistan,

KGAÖ ve AEB üyesi olmadan ikili anlaşmalar yoluyla KGAÖ ve AEB üyelerinin sahip olduğu avantajlardan yararlanmaya başladı. Rusya bir taraftan Özbek tarım ürünleri için piyasasını açarken, diğer taraftan Özbekistan’daki yatırımlarını artırıyor.”

“Özbekistan ayrıca, KGAÖ üyesi olmadan Rusya içi fiyatlardan Rus silahlarını alan tek ülkedir.

“Türk Cumhuriyetleri’ndeki yönetim kalitesi problemleri, sadece istikrarsızlık durumunda değil tek kişi etrafında örgütlenen otoriter yönetimlerin niteliğinden de kaynaklanmakta ve Rusya tarafından avantajlı bir duruma yol açabilmektedir

“Bölge ülkelerinde devlet yönetim kalitesiyle ilgili sorunlar, Rusya’nın nüfuzunu pekiştirecek durumu ortaya çıkarmaktadır. 2010 Kırgızistan olayları, eski Sovyet ülkelerindeki güvenlik krizlerinin ve yönetim problemlerinin Rusya’ya bağlılığı nasıl artırabileceğini gösterdi

2010’da Kırgızistan hükümetinin halk protestoları sonucunda devrilmesi, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin kırılgan yapılarını ortaya koyduğu gibi, bölge ülkelerinin iç siyaseti üzerindeki Rus nüfuzunu da sergiledi.

2010 Kırgız parlamento seçimlerinden önce Rusya ekonomik ve enformasyon etki araçlarını kullanarak iktidar mücadelesine müdahil oldu. Seçimden önce yakıt fiyatları Rusya tarafından koz olarak kullanıldı, Rus internet siteleri Kırgızistan cumhurbaşkanına karşı yayın yaptı.

Rusya’nın nüfuzunu sağlamlaştırma yolunu açan sadece kültürel hegemonyaya siyasi olarak açık olmak değil, aynı zamanda devlet yönetimindeki zafiyetlerdir. 2010 Kırgızistan “devrimi” ve 2016 Özbekistan iktidar değişiminin Rus nüfuzunun artmasına vesile olduğu gibi

Kazakistan’da devam eden iktidar değişimi ve Türkmenistan’daki yönetim zafiyeti de Rus dış politikası için yeni fırsatlar yaratabilir.

Dünyada istikrarsızlığın artması, küresel salgın şartlarında bilgi teknolojileri ve bilim kapasitesinin güçlü olduğu ülkelerin öne çıkması da Azerbaycan dışındaki Türk Cumhuriyetleri’nin stratejik tercihlerinin Rusya’dan yana devam etmesini sağlayan faktörlerdir

Rusya’nın BDT Politikası ve Türk Cumhuriyetleri” Fırat Yaldız (ed.), 30 Yılında Türk Cumhuriyetleri: Küresel Politika, Nobel, 2021.

Anar Somuncuoğlu

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.