KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Alimuhtar Muhtarov: AZƏRBAYCANDAN KARDEŞ TÜRKİYE’YE ŞEYH NİZAMİ GENCEVİ DUALARI İLE

Alimuhtar Muhtarov: AZƏRBAYCANDAN KARDEŞ TÜRKİYE’YE ŞEYH NİZAMİ GENCEVİ DUALARI İLE

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 9 dk okuma süresi
208 0

Nizami Gencevi’nin sanatının önemi dahilik mertebesi hangi konudan bağımlı olmayarak, her bir mısrasının, fikrinin niyazlar, dualar üstünde kurulmasındandır ki, bu da kendi sırasında yakarış, ileriye doğru hedeflenen hedeflere yetişmek demektir. Peki, neydi Nizami’nin hedefi, gayesi!? İnsanlık, birlik, beraberlik, yardımlaşma, kardeşlik ve diğer en yüksek insan kaliteler…’’Hamse’’ye her bir mesnevisinin münacatla, naatla mühürledikten sonra bahs edeceği konuya başlaması da ulu Nizami Genceevi’nin hayatında, sanatında yakarışa, duaya verdiği önemin göstericisidir. Nizami Gencevi samimi şekilde edilen her bir duaya kalpten çok inanıyordu. Hatta ‘’Yedi güzel’’ mesnevisinde ifade ediyor ki, dua ederken benim de ismimi anarak edin ki, daha çabuk kabul görsün..
Duadan bir dilek dilesen eğer,
Ben amin derim kabula geçer (‘’Yedi güzel’’ mesnevisi).
Asırlardır türbesinin mukaddes ziyaretgah gibi ziyaret edilmesi de bunun açık bir şekilde örneğidir.
Biz de Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı saygı değer İlham Aliyev’in ve Birinci hanım Mihriban Aliyeva’nın sesine ses vererek devlet, halk bütünlüğü ile maddi olarak kardeş Türkiye’nin yanında olduğumuz gibi, manevi taraftan da ulularımızın bizlere miras bıraktığı eserlerle, kelamlarla bu birliği tamamlamalı ve şahlandırmalıyız. Yüce Yaradan dünyamızı Nizani Gencevi şefahatinden, duasından mahrum etmesin!
Ey Allah, dünyaya sensin padişah,
Biz küçük bendeyik, sen büyük Allah.
Tek sana sığınır her yüksek, alçak,
Her varlık yokluktur, sen varsın ancak.
Yukarı, aşağı – her göze çarpan
Ne varsa, onları sensin yaradan.
Sensin her ilmi bize öğreten,
Toprağın göğsünde kalem ileten.
Senin varlığında bulunca buhran,
Akıllı ilk inandı sana, Yaradan! (‘’İskendername – Şerefname’’).
Sen dedin: dar günde yardımçı benim,
Her dilek istesen, kabul ederim,
Sensin acizlere her zaman penah,
Ben(biz) de bir acizim, (acizlik) yardım et, Allah.
Tek senin işindir bəndəpərvərlik,
Benim(bizim) vazifemdir(vazifemizdir) etmek kulluk.
Kırdı varlığımı,(varlığımızı) ezdi bu felek,
Bütün şenliğimi(şenliğimizi) savurdu rüzgar.
Tek sensin kurtaran bu sıkıntılardan,
Kırsan da yine sen veriyorsun derman. (‘’İskendername – Şerefname’’).
Ve bu iyimserlik, teselli dolu seslenmemizde dahi Azerbaycan şairi Nizami Gencevi”ye müracat etmeğimizin de esas sebeplerinden biri bu tabii felaketin daha dehşetlisinin asrlar önce dahi düşünürün vatanında ortaya çıkması ve bu korkunç zelzeleye Nizami gibi yanaşması, duruş getirmeği kardeşlerimize ifade etmekten ibarettir.
Tarihi kaynaklardan malum olduğu gibi, 1139. Yılın eylülün 30’u, cumayı cumartesiye bağlayan gece Gence şehrinde 9 şiddetinde zelzele olmuştu. İbn el-Asir ve başka tarihçilerin verdiği malumata göre, zelzele zamanı Gence’de 250-300 min insan vefat etmiştir.
Nizami Gencevi bu dehşetli doğa felaketinin velileri, o devrin şehir ahalisi gibi canlı şahiti olmasa da, sonuncu mesnevisinde o anları yürek ağrısı ile kaleme almıştır.
‘’İskendername’’ mesnevilerinin ‘’İkbalname’’ kısmının ‘’Padişahın övgüsü’’ başlığında Nizami Gencevi Gence depremini şöyle tasvir eder:
Koptu bir zelzele, göğü oynattı,
Şehirler dağılıp yerlere battı.
Dağ taş sarsılarak, kopup uçtukta
Felek toz altında kaldı bir anda.
Rüzagarın ettiği oyunbozanlıktan
Sanki alt-üst oldu toprak, asuman.
Felek zincirini halkaları tek
Yerin de bentleri ayrıldı tek tek.
Değişti yollarını gür akan sular.
Dağlar çarpışmaktan bitap oldular.
Yusuflar gözüne sanki battı mil,
Sanki aşıp taşıp Mısır’ı bastı Nil
Hiçbir göz sağ kalmadı, inan,
Matem sürmesine gark oldu cihan.
Ne kadar hazine battı o gece,
O şenbe gecesi yok oldu Gence.
Herkes: erkek, kadın, yaşlı ve genç
Kopardı dehşetle feryatla figan (‘’İskendername – İkbalname’’).
Nizami Gencevi Yusuf’u Kenan hakkında dini rivayet konusunda Gence zelzelesi zamanı gençlerin vefat etmesini, şehrin matemini yürek ağrısı ile gösteriyor. Bu açıdan yola çıkarak Gence zelzelesinin ölçüsünü, oluşturduğu facianı, sebep olduğu insan felaketini, dağların, yolların yarılmasını, evlerin yerle bir olmasını ve neticede o cumartesi gecesinde yok olan Gence’ni kardeş Türkiye’nin kaderi ile düşününce yeniden dahi düşünürün dualarına sarılırız.
Sen dedin: dar günde yardımçı Benim,
Her dilek istesen, kabul ederim,
Sensin acizlere her zaman penah,
Men de biz acizim, yartım et, Allah (‘’İskendername’’).
En zor zamanlarda, hatta neticesi Gence şehrinin yer değiştirmesine sebep olan tabiat hadisesi karşısında Nizami Gencevi sabır yolunu tutmayı tavsiye ederdi.
Her bendin anahtarı sabırdır, inan
Sabırlı kiseler olmaz pişman
Darılma sana yüz verdikte kader
Ondan da büyük bir dertten kıl hazer (‘’İskendername – Şerefname’’).
‘’İskendername’’ mesnevisinde zelzele neticesinde dahi Nizami’nin bakış açısı, davranışı sözün hakiki anlamında kardeşlerimiz için örnek olmakla berabere, bir yol haritasıdır.
Birce sap gövheri sağ gördü sabah,
O düzdü yeniden saplara cevher.
Bu cevher canım bahtı yar oldu.
Az zaman içinde bu viran ülke
Geçti inkişaf da Rumu’da belki.
Bakmayın zelzele koparmış tufan,
Ülkeyi bir anda eyledi viran,
Görün ki, ne sayık kadir hükmüdar
Bozulmuş celalı etti bikarar!
Bahçeler salındı, evler dirildi,
Her evden yüz çırak ışığı geldi.
O ki, bu toprağı eyledi abad,
Dergahı heç zaman olmasın berbat (‘’İskendername – İkbalname’’).
Aziz Türkiyeli kardeşlerimiz! Şeyh Nizami diyor ki, ‘’Ne kadar hazine battı o gece, O cumartesi yok oldu Gence’’. Bu mısralarla dahi düşünür zelzelenin ölçüsünü göstermekle beraber, umut verici mısralarını da halkımıza armağan ediyor.
‘’Az zaman içinde bu viran ülke,
Geçti abatlıkda Rumu da belki’’. – Kaderin adaletine inanarak biz de Nizami Gencevi gibi düşünüyoruz, inanıyoruz ve eminiz ki, az zaman içinde Türkiye devleti, halkı bu çetin imtihanı da geride koyarak sönen her umudu, mumu, çırakı yeniden tutuşduracak ve bozulmuş celalı yeniden onaracaktır.
‘’Tabiatın ağrısı olan zelzele neticesinde yüce Allah aynı gün ‘’Gökgöl’’ü sanat eseri gibi yarattı. Ve iki yıl sonra ise ‘’Kendi bari hamilini Gence gelini o gün koydu yere meşakkat ile” ve neticede Gökgöl ile Nizami ebedi kardeş gibi dünyaya geldiler. Gence zelzelesinin mukabilinde yüce Allah halkımıza bahş ettiklerini yüzyıllıklar sonra ‘’Nizami’’ şiirinde meşhur Azerbaycan şairi Aliağa Kürçaylı şöyle dile getiriyordu.
İnkılap oluyormuş tabiatta bile,
Bu tesadüf değil, hak hesap idi.
Gökgöyle Nizami hakikatta,
Yurdumda birinci inkılap idi’’ (‘’Azerbaycan bedii edebiyyatında Nizami Gencevi karakteri’’ – Monografi. Alimuhtar Muhtarov).
Zelzele neticesinde Gökgöyle, Nizami Gencevi ile müjdelenen, ödüllendirilen halk olarak, bu inançtayız ki, Kardeş Türkiyemizede de meydana gelen zelzele karşılığında İlahi Kudret Sizleri de bahşişlendirecek, mükafatlandıracak ve dağıntılar arasından körpə fidanların içinden geleceğin nice nice Nizamiler’in, Yunuslar’ın, Mevlanalar’ın çıkmasına sebep olacaktır.
Allahtan dünyasını değişen kardeşlerimize rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar diliyoruz!

Dr. Alimuhtar Muhtarov
AMEA Gence Şubesi
Nizami Gencevi Merkezi
Şube müdürü
Filoloji üzre felsefe doktor

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir