Սպառազինություն ձեռք բերելու մասին հայ-ռուսական համաձայնագիրը այս տարի կստորագրվի, մյուս տարի կիրագործվի. Ֆինանսների նախարար

Bir Kaşık suda koparılan fırtına ve Cemal Kaşıkçı ile nişanlısı bilmecesi?

Rus uzman: Çavuşoğlu, Rusya’nın büyük dostu

Su krizinde İsrail İran dayanışması!

Ali Berda: Biden yönetiminin İran politikası merak konusu

Gündem, İran 8 Şubat 2021
45

Birleşmiş Milletler (BM) denetçilerinin İran’da “beyan edilmemiş” nükleer faaliyetler hipotezini destekleyen yeni kanıtlar bulduğu ifade edildi. Bu durum, ABD ve Avrupa ülkelerinin İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmak için yeni bir yaklaşım aradıkları bir dönemde Tahran’ın nükleer hedeflerinin kapsamı hakkında yeni soruları gündeme getiriyor. Tahran’daki rejim, Ortak Kapsamlı Eylem Planı ve Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı Kararı kapsamındaki taahhütlerini ihlal etti.

Bu bilgilerin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin son raporlarında yer alması ABD’nin İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiği 2018 yılından bu yana ilk kez dışişleri bakanları düzeyinde toplantıların yapıldığı bir zamana denk geldi. ABD Başkanı Joe Biden’ın ABD’nin nükleer anlaşmaya geri dönmesi ve uluslararası sahnede liderlik rolü oynaması arzusunun ışığında ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile video konferans eşliğinde gerçekleştirdiği bir toplantıda İran’ın nükleer dosyasını ve diğer bazı önemli konuları ele aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamada, toplantıda İran’ın yanı sıra Kovid-19 salgını, Rusya, Çin, Myanmar, iklim değişikliği ve diğer acil konuların da ele alındığı belirtildi. Bakanlığın açıklamasında Blinken’in şu sözlerine yer verildi: “ABD küresel zorlukların üstesinden gelmek için koordineli eylem taahhüdünü onayladı.”

Batılı bir diplomat Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Uluslararası zorlukların üstesinden gelmek için çok taraflı politikaları benimsemeye geri dönmemiz önemlidir. ABD’nin liderlik rolü bu bağlamda vazgeçilmezdir. Bu yaklaşım İran nükleer dosyası ve günümüz dünyasında karşımıza çıkan diğer sorunlar ile birlikte benimsenecektir. İran ile olası bir çözüme ulaşmak için yeni bir bölgesel çerçeveye ihtiyaç var. Bu aynı zamanda Kuzey Kore ile nükleer dosya için de geçerlidir.” Söz konusu diplomat son cümlesi ile Kore Yarımadası’nı nükleer silahsız bir bölge yapmak için “altı taraflı görüşmeleri” yeniden canlandırma olasılığına atıfta bulundu.

Radyoaktif maddeler

Wall Street Journal gazetesine konuşan konu hakkında bilgi sahibi üç diplomat, geçtiğimiz sonbaharda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yürütülen denetimler sırasında iki bölgeden alınan örneklerin, İran’ın nükleer alanda bazı eylemler gerçekleştirdiğini gösterebilecek radyoaktif maddelerin izlerini içerdiğini söyledi.

Diplomatlar bulunan maddelerin tam olarak mahiyetini bilmediklerini ifade etti.

Geçen yıl İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin ilgili nükleer tesisleri incelemesini yedi ay süreyle yasakladı ve bu da iki taraf arasında bir çatışmaya yol açtı.

Müfettişlerin raporu, şüpheli silah gelişiminin yakın zamanda olup olmadığını netleştirmese de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Batı istihbarat teşkilatları, İran’ın 2003 yılına kadar gizli bir nükleer silah programı olduğuna inanıyor.

Tahran ise nükleer silah elde etme girişimlerini reddediyor. Söz konusu diplomatlar ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA), üye devletleri, soruşturmalarının son bulgularından henüz haberdar etmediğini ve şu anda İran makamlarından açıklama beklediklerini belirttiler.

İranlı yetkililer, müfettişlerin geçen sonbaharda iki şüpheli nükleer tesisi ziyaret etmelerine izin verdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, o sırada toplanan örneklerin tahlilinin aylar süreceğini söyledi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun 2019 yılının Eylül ayında yaptığı bir açıklamada Abade’deki (İsfahan’ın güneyinde) bir nükleer tesisin gizli nükleer tesislerden biri olduğunu ileri sürdü.

Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin katıldığı 2015 nükleer anlaşması: Almanya’nın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya, İran’ın nükleer malzeme üretme kabiliyetini sınırlasa da Tahran ABD’nin 2018 yılında anlaşmadan çekilmesine yanıt olarak yükümlülüklerini ihlal etme yoluna gitti. İran, zenginleştirilebilecek uranyum miktarının ve zenginleştirilmesine izin verilen saflığın artırılması için çalışmalar yaptı ve geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na zenginleştirmeyi yüzde 20’ye çıkarmaya hazırlandığını bildirdi. Tahran ayrıca nükleer silahlarda bileşen olarak kullanılabilecek uranyum metali üretmeyi planladığını da duyurdu.

Avrupalı güçler, Tahran’ın adımları konusundaki derin endişelerini dile getirerek, bu unsurun “güvenilir sivil kullanımı olmadığı” uyarısında bulundular. İngiliz, Fransız ve Alman dışişleri bakanları geçen ay “uranyum metal üretiminin ciddi askeri etkileri olduğunu” söylediler.

Wall Street Journal gazetesi, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere Washington’un bölgesel müttefiklerinin, ABD’nin nükleer anlaşmaya orijinal haliyle geri dönmesine karşı olduklarını kaydediyor. Başkan Joe Biden, İran’ın balistik füze programı ve kötü niyetli bölgesel eylemleri de dahil olmak üzere Orta Doğu’daki ülkelere yönelik endişe unsurlarını ele almak istediğini belirtti.

İnsani yardımlar

Öte yandan Amerikalı yetkililer, Biden yönetiminin, 2015 nükleer anlaşmasını canlandırma yolunda bir adım olarak selefi Başkan Trump tarafından uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırmadan İran’daki mali sıkıntıları hafifletmenin yollarını araştırdığını ifade ettiler. Bazı seçenekler arasında, koronavirüsün neden olduğu yükü hafifletmek için Uluslararası Para Fonu’ndan kredi verilmesini desteklemek ve virüs nedeniyle gönderilen insanı yardımların İran’a ulaşmasını engelleyen yaptırımları hafifletmek yer alıyor. Başkan Joe Biden, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan çekilmeyi öngören bir idari kararı imzalayabilir. Ancak yetkililer, İran’ın uluslararası pazarda petrol satmasına izin vermek için yaptırımlardan muaf tutulması konusunun şu anda ciddi bir araştırma kapsamında olmadığını vurguladı.

Biden, Tahran’ın bir nükleer silah yapmak için ihtiyaç duyduğu “atılım süresini” kısalttığını düşünerek, Trump’ın anlaşmadan çekilme kararını uzun süre eleştirdi. Ancak yönetimi, daha fazla ilerlemeden İran’ın eylem planına “tam olarak uyması” konusunda ısrar ediyor. İran’ın yeni ABD elçisi Robert Malley bu haberlerle ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Ancak, ABD’nin koronavirüs veya başka herhangi bir konuda yardıma izin vermeden önce anlaşmanın parçası olan Avrupalı müttefiklere danışmak istediğini ifade eden ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price, “Bu doğrultuda herhangi bir politika değişikliğini duyurmadan önce, bu istişareleri yaptığımızdan emin olmak istiyoruz ve bunu şimdi yapacağız” açıklamasında bulundu.

Yeni yönetimin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri, Trump’ın, daha önce terörizme sponsor olduğu için İran’ı hedef aldığı yaptırım dalgasıdır. Buna İran Merkez Bankası’na yaptırım uygulama kararı da dahildir. İran’ın tüm finansal faaliyetlerini etkin bir şekilde yöneten merkez bankasına karşı bu tutum devam ederse insani nedenlerle bile olsa herhangi bir yaptırım hafifletilmesi girişimi başarısız olabilir.

Bu bağlamda, ABD’li milletvekilleri Tahran’a karşı yaptırımların sürdürülmesi için baskı kurmaya çalışıyor ve bazıları da nükleer anlaşmaya geri dönülmemesi için tedbir çağrısında bulunuyor. Bu bağlamda, bir dizi Cumhuriyetçi Milletvekili Senato’da ABD’nin anlaşmaya geri dönmesine karşı bir yasa tasarısı sundu. Yasanın destekçilerinden Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott, “Başkan Trump, Başkan Obama’nın bizi götürdüğü pervasız İran nükleer anlaşmasından çekilmekte haklıydı. Milletvekillerinin bir araya gelmesini memnuniyetle karşıladığını ve nükleer anlaşmaya “radikal değişiklikler olmaksızın” geri dönmeyi reddettiğini belirten Scott, “Trump yönetiminin, Tahran tam olarak yükümlülüklerine dönmeden İran’a uygulanan yaptırımları kaldırmaması ve nükleer silah ve balistik füze geliştirme yeteneklerinin kontrol edilmesi önemli. Bu konuda ABD’nin ulusal güvenliğini, Amerikan çıkarlarını ve İsrail’in güvenliğini korumak için Kongre’de işbirliği yapılmalı.”

Ali Berda
şarkulavsat

Yorumlar