Şimdi yükleniyor

Akshin Karimov: ABD-İran Gerilimi: Savaş Tehdidi ve Perde Arkasındaki Stratejiler

 

Donald Trump, İran’a karşı güç kullanacağına dair tehditlerini sertleştirdikçe, bir ABD-İran savaşının eşikte olduğuna dair görüşler güçleniyor. Ancak Beyaz Saray’da, askeri müdahalenin avantajlarını savunanlar ile bu müdahalenin doğuracağı sorunları öngören stratejistler arasında derin görüş ayrılıkları hüküm sürüyor.

İran cephesinde de, ABD ile askeri bir çatışmaya hazırlık yapmak ile Washington ile müzakere masasına oturmak arasında kararsızlıklar yaşandığı görülüyor. Buna rağmen, mevcut aşamada İran’ın ABD ile anlaşma zeminini önceliklendirmeye eğilimli olduğu müşahede ediliyor.

Bu karmaşık süreçte öne çıkan temel unsurlar şunlardır:

1. Zayıflayan Geosiyasi Manevra Alanı: Olası bir savaş senaryosunda İran, zayıflayan geosiyasi konumu nedeniyle esnek manevra kabiliyetine sahip olmayacaktır. İran; İsrail’e, bölgedeki ABD askeri üslerine ve diğer hedeflere zərbeler indirerek karşılık verebilir. Ancak Tahran’a hem askeri hem de ideolojik destek veren “Direniş Ekseni”nin ciddi darbeler alması, İran’ın çok boyutlu stratejik derinliğini sınırlamaktadır.

2. Irak Faktörü ve Proksiler: ABD’nin geosiyasi hedeflerinin merkezinde, İran’ın hâlâ güçlü olduğu Irak yer alabilir. Washington, Irak yönetiminden İran destekli proksilere karşı açık ve kararlı bir mücadele yürütmesini talep ediyor. İran ise, olası bir çatışma riskine Irak’taki Şii hareketlerini dahil etmekte temkinli davranıyor; zira bu durum Tahran için bir tuzağa dönüşebilir.

3. İç Dinamikler ve Elitler Arası İhtilaf: İran’ın içinden geçtiği hassas dönem ve henüz dinmemiş olan protesto dalgaları, dışarıdan gelecek bir saldırı karşısında elitler arasında çatlaklar yaratabilir. Özellikle “ABD ile müzakere” yanlıları ile “Rusya ile ilişkileri derinleştirme” taraftarları arasındaki rekabet belirgindir. Ayrıca, Ali Hamaney sonrası döneme hazırlık süreçleri rejim için ek zorluklar teşkil etmektedir.

4. Ekonomik Felaket Riski: İran ekonomisinin yeni ve daha ağır yaptırımlarla yüklenmesi ihtimali, durumu feci bir noktaya sürükleyebilir. İran liderliği, bu krizden çıkmak için manevra yaparken bir yandan da ideolojik söylemlere ve “dış müdahaleye karşı direniş” anlatısına sıkı sıkıya tutunmaktadır.

ABD’nin Bakış Açısı ve Risk Analizi:

Donald Trump, İran’daki ülke çapındaki grevlerin sonuçları ile askeri güç kullanımı arasındaki geçiş dönemini stratejik bir planlama süreci olarak kullanıyor. Washington, askeri bir saldırının rejim destekçilerini kenetleyebileceği ve protestolara karşı geniş çaplı bir rejim yanlısı mobilizasyona yol açabileceği riskini de göz önünde bulunduruyor.

Bu durum, ABD’nin doğrudan ve yıkıcı bir darbe vurmasını zorlaştırıyor. Bunun yerine, askeri tehdidi canlı tutarak İran içinden Kürt ve Beluç faktörlerini de kapsayacak bir silahlı ayaklanma safhasını tetiklemek ABD ve İsrail için daha kabul edilebilir bir seçenek olabilir.

Sonuç: Nükleer Kilit

Tüm bu faktörler her iki tarafa da savaştan kaçınmak için bahaneler sunsa da, mücadelenin asıl düğüm noktası İran’ın nükleer silah elde etmek için zenginleştirdiği 408 kilogramlık uranyumdur. Küresel güçlerin (ABD, Rusya, İsrail ve Çin) bu konuda tam olarak hangi stratejiye sahip oldukları belirsiz olsa da, nükleer faktör mücadelenin şiddetini ve hızını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, Trump bu ihtimali reddetmeye çalışsa da, ABD ve İranlı yetkililer arasında bir görüşme gerçekleşmesi öngörülebilir bir durumdur

Yorum gönder