Amerika’nın pişman mı Rusya bekliyor mu

Kalkışmanın dış politikaya yansımaları

Может ли посол России принять Ислам и сохранить должность?

Ermenistan ve Mustafa Cemiloğlu

Akdeniz Krizi Savaşa Dönüşür mü?

Gündem 11 Ağustos 2020
841

Libya krizinden sonra ve Kıbrıs açıklarında var olduğu iddia edilen enerji yatakları ile ilgili şu anda müthiş bir rekabet oluşmuş durumda. Türkiye, Kıbrıs adası etrafında hak iddia ettiği enerji kaynaklarının çıkarılması ve güvenli bir şekilde Avrupa’ya nakli konusunda Doğu Akdeniz’de tüm gelişmeleri yakından takip etmektedir.
Türkiye-Libya münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması bölgede Türkiye’nin elini oldukça kuvvetlendirmiş, bu gelişme sonradan fark edilmeye başlanmıştır.

Bu gelişme karşısında ise Mısır ile Yunanistan Türkiye’nin çıkarlarına karşı bir anlaşma imzalayarak Türkiye’yi bölgede zor duruma sokmaya çalışmaktadırlar. Türkiye, bölge hakkındaki iddialarını kararlı bir şekilde sürdürmek için değişik ittifaklar aramak durumundadır. Beyrut Limanı patlaması bölgedeki dengeleri altüst ederken Fransa’nın Türkiye karşıtlığı politikalarının bir ayağı sayılan Lübnan’ın devre dışı kalması Fransa’yı ister istemez biraz daha agresifleştirmiştir. Fransa devlet başkanı Macron’un patlamanın hemen peşinden Lübnan ziyareti, bölgedeki gelişmelerde devre dışı kalmamak için gerçekleşmiş ve orada en dikkat çekici olayın ise para ile tutulan birkaç yüz Lübnan vatandaşı Maruni kökenli göstericinin Macron’a, “bizi yeniden mandanız altına alınız” sloganları attırılmasıdır.
Patlamanın olduğu saatlerden hemen sonra Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşması Türkiye’nin Libya ile yapmış olduğu anlaşmaya karşı ve o anlaşmanın alanını daraltan pozisyonu gündeme geldiği için Erdoğan, Mısır-Yunan anlaşmasının yok hükmünde olduğunu beyan etti.


Bu gelişmeler üzerine Türkiye’nin Akdeniz’de ilan ettiği fakat Almanya’nın devreye girmesi ile bir süre ara verdiği NAVTEX ve Oruç Reis’i savaş gemilerini bölgeye göndermesi, Mısır’la anlaşma imzalayan Yunanistan’da kelimenin tam anlamıyla depreme yol açtı. Ve dün akşamdan itibaren beklenen o müthiş gerilim baş göstermeye başladı. Yunanistan gemileri ile Türk gemileri savaşın eşiğine geldiler. Yunanistan Türkiye’ye karşı kurulmuş bir proje devleti olduğundan sürekli Türkiye’ye karşı doğrudan ses çıkaramayan devletler tarafından kışkırtılmıştır. Bu olay da göstermiştir ki, Yunanistan tek başına kalsa Türkiye’ye karşı 8 saat dayanacak gücü yok fakat bunun yanında arkasına aldığı devletlerden elde ettiği psikolojik güç ile hareket ederek Türkiye’ye karşı üst perdeden tehditler savurmaktadır. Ayrıca AB’yi acilen Türkiye karşıtı toplantıya çağırması ise ister istemez gerginleşen durum karşısında Yunanistan’ın içine düştüğü psikolojik durumu, korku halini göstermektedir.
Türkiye Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuk zemininde elde ettiği imkân ve çıkarlarını sonuna kadar savunacak ve gerekirse ki ilk Türkiye buna başvurmayacak ama küçük ölçekli de olsa bir savaş gerçekleşebilir. Türkiye, Yunanistan veya herhangi bir başka ülke ile savaş yapmayı çok arzu etmiyor fakat bölgesel gelişmeler ve çıkarlar bazı devletleri Türkiye’ye karşı kışkırtmasına yol açıyor. Türkiye hiçbir tehdide ve kışkırtmaya boyun eğmeden bölgesel haklarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmaya devam edecektir.
Prof. Dr. Hasan Oktay
Kafkassam Başkanı

Yorumlar