KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Ahmet Hayrettin SAĞDIÇ: AFGANİSTAN’DA SON DURUM- MAREŞAL DOSTUM’UN DÖNÜŞÜ AFGANİSTAN’DAKİ DENGELERİ DEĞİŞTİRİR Mİ?

Ahmet Hayrettin SAĞDIÇ: AFGANİSTAN’DA SON DURUM- MAREŞAL DOSTUM’UN DÖNÜŞÜ AFGANİSTAN’DAKİ DENGELERİ DEĞİŞTİRİR Mİ?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 25 dk okuma süresi
13 0

“Afganistan Krizine Türkistan Merkezli Bir Bakış” başlıklı makalemizde Taliban’ın, ekonomik bakımdan önem etmesi sebebiyle ve özellikle kuzeydeki muhalif güçlerin komşu ülkelerle bağlantı noktalarını kesmek amacıyla saldırılarını öncelikle sınır bölgelerinde yoğunlaştırdığını belirtmiştik. Bu stratejisini başarıyla uygulayan örgüt artık vilayet merkezlerini ele geçirme aşamasına geçmiş durumda. An itibarıyla Taliban, 6 vilayet merkezinde kontrolü sağlamış durumda. Kronolojik olarak sıralayacak olursak bu vilayet merkezleri şunlar: Nimruz/Zaranc, Cüzcan/Şibirgân, Kunduz, Sar-i Pul, Tahar/Talukan, Samangan/Aybek.
Rusya Dışişleri Bakanlığının daha önceden yaptığı, “Taliban’ın şehir merkezlerini ele geçirecek güce sahip olmadığı, ele geçirse dahi elinde tutamayacağı ve zamanla gücünü kaybedeceği” yönündeki görüşlerin çok da isabetli olmadığı son gelişmelerle anlaşılmış oldu.
Çatışmalar
Afgan Savunma Bakanlığı yetkilileri, 2 Ağustos’ta Taliban militanlarının kuşattıkları Helmand vilayetinin merkezi Laşgargâh çevresinde şiddetli çatışmalar yaşandığını duyurdu. ABD’nin hava saldırılarına rağmen Taliban, ülkenin güneyindeki 200 bin nüfuslu şehrin 10 ilçesinden 9’unu ele geçirdi. Örgütün hedefi, vilayet merkezindeki kamu binalarının yanı sıra şehir hapishanesini ele geçirmek ve buradaki militanları serbest bırakmak. (https://tolonews.com/afghanistan-173925) Şehri savunmak üzere bölgeye özel birliklerini gönderen Afgan ordusu (https://twitter.com/TOLOnews/status/1423189722625724418?ref_src) hem şehir sakinlerini kalkan olarak kullanan Taliban militanlarına engel olmak hem de kara ve hava operasyonlarını yoğunlaştırmak için halka şehri terk etmeleri yönünde çağrılar yapıyor. (https://tolonews.com/afghanistan-173948)
Batıdaki Herat vilayet merkezi de Taliban’ın şiddetli saldırılarının hedefinde. Nimruz’un aksine Herat’ta şiddetli çarpışmalar yaşandı ve Taliban, ünlü İsmail Han komutasındaki güçler karşısında ağır kayıplar vererek gerçi çekilmek zorunda kaldı. Afgan makamları 29 Temmuz’da son çatışmalarda 24 bin Taliban militanının öldürüldüğünü duyurmuştu. Gelişmelere bakılacak olursa Taliban bu kayıpları önemsemiyor ve insan kaynağı bakımından bir sıkıntı içinde değil.
Taliban; 6 Ağustos’ta Afganistan’ın güneybatısında, İran sınırındaki Nimruz vilayetinin yönetim merkezi Zaranc’ı ele geçirdi. Böylelikle Taliban yıllar sonra ilk kez bir vilayet yönetim merkezini kontrolü altına almış oldu. Nimruz Milletvekili Gul Ahmed Nurzad’ın açıklamalarına bakılacak olursa Taliban, ciddi bir direnişle karşılaşmadan şehir merkezine girmiş bulunuyor. Şehir merkeziyle birlikte Nimruz Havalimanı’nın da Taliban kontrolüne geçtiğiniekleyelim.

(https://www.aa.com.tr/tr/dunya/afganistanda-taliban-ilk-kez-bir-vilayet-merkezini-ele-gecirdi/2327056)
Taliban’ın bir havaalanını ele geçirmiş olması askerî açıdan son derece önemlidir. Afganistan uzmanı Andrey Serenko’nun Afganistan istihbarat yetkililerinden aktardığı bilgiye göre, Taliban’ın asıl amacı Herat Havalimanı’nı ve içindeki uçakları ele geçirmek. Zira Taliban militanları arasında yabancı uyruklu birkaç pilot var ve bu, Taliban’ın ele geçirilen sivil veya askerî uçakları kullanarak bir hava saldırısı planladığını gösteriyor. (https://t.me/anserenko/2226)
Taliban’ın ele geçirdiği 6 vilayet merkezi ve hâlihazırda çatışmaların yoğun olarak sürdüğü şehirlere bakıldığında örgütün bir hilal kuşatması stratejisini uyguladığı dikkat çekiyor. Afganistan haritasına uygun olarak eğik biçimli bu hilalin üstte, kuzeydoğudaki ucu Wahan Koridoru’nun hemen girişindeki Tacik sınırına geçiş noktası İşkaşim, alttaki ucu ise güneydoğudaki ve çatışmaların hâlen sürdüğü Zabul il merkezidir. Hatta hilalin bu ucunu, Gazne şehrine kadar uzatmak mümkündür. Kuzeydoğudan güney doğuya doğru Taliban hâkimiyetindeki bölgeleri sıralayacak olursak sonraki hedeflerin hangi şehirler olduğunu anlamak da kolay olacaktır: İşkaşim (Tacik sınır geçiş noktası), Talukan/Tahar il merkezi, Ay Hanum (Tacik sınır geçiş noktası), Şerhan Bandar (Tacik sınır geçiş noktası), Kunduz il merkezi, Samangan/Aybek, Cüzcan/Şibirgân, Sar-i Pul, Turgundi (Türkmenistan sınır geçiş noktası), İslam Kale (İran sınır geçiş noktası), Mil78 (İran sınır geçiş noktası), Nimruz/Zaranc (İran sınır geçiş noktası), Spin Boldak (Pakistan sınır geçiş noktası), Dent ve Patan (Pakistan sınır geçiş noktası).
Hilal üzerindeki kopuk noktalara gelince… Hayratan, Özbekistan’a bağlı Tirmiz şehrine geçişi sağlayan sınır kapısı olması yönüyle jeostratejik bakımdan hayati öneme sahip bir nokta. Mezkûr makalede işaret ettiğimiz üzere Kuzey Dağıtım Ağı’nın Afganistan’a açılan kapısı burası ve Taliban burayı ele geçirirse NATO ile ABD; Afganistan’a silah, teçhizat, araç gereç, mühimmat tedarikini sağladığı karasal bağlantı noktasını kaybetmiş olacak. Türkmenistan sınırındaki Akine Sınır Geçişi noktasında da çatışmalar sürüyor. Faryab ve Bagdis, Özbeklerle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları iki vilayet ve kuzey doğudan güneydoğuya uzanan hilalin Taliban açısından kesintiye uğradığı önemli noktalar. Hilalin kesintiye uğradığı ve çatışmaların hâlen sürdüğü diğer bölgeler; batıdaki Herat ve Ferah, güneydeki Helmand, Kandahar ve Zabul, güneydoğudaki Gazne vilayetleri. Bu bölgeler kuşkusuz Taliban’ın yakın hedefleri arasında.
Taliban, Dostum güçlerinin yoğun olarak konuşlandığı Belh vilayetinin merkezi Mezar-ı Şerif’i de ayrıca bir hilal içine almış durumda. Çatışmaların sürdüğü Samangân (merkezi Aybek 8 Ağustos akşamı Taliban kontrolüne geçti) ve Baglan sıradaki hedefler olacaktır. Böylelikle Mezar-ı Şerif, Taliban nüfuz bölgesinin içinde bir ada olarak kalacaktır. Sonraki hedef, Tacikistan sınırındaki Badahşan vilayeti olacaktır. Wahan Koridoru’nun bu vilayet sınırları içerisinde olması dolayısıyla bölgenin önemine dikkat çekmiştik. Sınır kapılarını, ilçeleri ve

şehir merkezlerini genellikle ciddi bir direnişle karşılaşmadan ele geçiren Taliban’ın, Mezar-ı Şerif ve Faryab için şiddetli bir çatışmayı şimdilik göze alamayacağı kanaatindeyiz. Ancak haritaya bakınca Taliban’ın, Samangan vilayet merkezi Aybek’ten sonra ya kuzeye yönelip Belh vilayetinin merkezi Mezar-ı Şerif’e saldıracağı ya da güneye yönelip Kabil yolu üzerindeki Pul-i Humri, Pençşîr, Bazarek, Mahmud-ı Raki, Pervan, Dih-Sebz şehirlerini ele geçirmeye çalışacağı akla geliyor. Taliban güçlerinin bugünden Mezar-ı Şerif ve Kabil’e saldıracağını sanmıyoruz. Zira Taliban Mezar-ı Şerif yahut Kâbil’e saldıracak olursa ciddi kayıplar verecek ve diğer vilayetlerde sağladığı denetim risk altına girebilecektir. Bugüne kadar Taliban’ın “kolay zaferler” peşinde olduğunu gördük. Mezar-ı Şerif’in Taliban için Kâbil’den önceki son hedef olacağı kanaatindeyiz. Taliban güçleri bu iki büyük operasyon için (Mezar-ı Şerif, Kâbil) en azından ABD güçlerinin ülkeden tamamen ayrılmasını bekleyecektir. Çünkü her ABD hava saldırısında Taliban büyük kayıplar vermektedir.
Dostum’un Dönüşü
Afganistan Özbeklerinin lideri Mareşal Raşid Dostum, diyabet tedavisi amacıyla geldiği Türkiye’den Afganistan’a dönmüş bulunuyor. Dostum’un, Taliban saldırılarının şiddetlendiği 2021 Haziran’ı ortalarında ülkeden ayrılması şaşkınlıkla karşılanmıştı. Kimi medya organları, Dostum’un, Taliban’la yaşanan çatışmalarda yaralandığı, tedavi için helikopterle Özbekistan’a oradan da Türkiye’ye gittiğini iddia etmişti. (https://tj.sputniknews.ru/20210620/dustum-afganistana- otjezd-1040320931.html) İddiaları yalanlayan Dostum tarafı ise Mareşal’in daha önceden planlanan rutin diyabet tedavisi dolayısıyla Türkiye’ye gittiğini duyurmuştu. Pajvak Haber Ajansına konuşan Dostum’un sözcüsü İhsan Nero; Afgan kamuoyunda çok konuşulan “Dostum’un Türkiye’ye askerî teçhizat yardımı almak amacıyla gittiği” iddialarını yalanlarken böyle bir talepleri olması durumunda Türkiye’nin taleplerini karşılayacağını vurgulaması dikkatlerden kaçmadı. (https://pajhwok.com/fa/2021/06/19/sources-the-transfer-of-marshal-dostum- to-turkey-due-to-serious-health-condition-is-not-true/)
Raşid Dostum’un dönüşünün, Afganistan’daki dengeleri değiştirip değiştirmeyeceği merak konusu. Zira 90’lı yıllarda Dostum güçleri Taliban karşısında ciddi başarılar elde etmişti. Ayrıca ABD ve NATO güçlerinin 2001 operasyonlarına en güçlüğü desteği veren Afgan yerel gücü de Dostum liderliğindeki Özbek güçleriydi. Mareşal Dostum’un Afgan yönetimini mi yoksa muhalefeti mi destekleyeceği tartışılan diğer bir husus. Zira son zamanlarda Afganistan hükûmeti ve liderliğini Dostum’un yaptığı “Afganistan Millî-İslami Hareketi” arasındaki ilişkiler gergin vaziyette. 2014 başkanlık seçimlerinde Eşref Gani’yi destekleyen Dostum, seçimleri Gani’nin kazanmasını müteakiben bir süre Gani’nin Birinci Yardımcısı olarak görev yapmış, 2019 başkanlık seçimlerinde ise şu anda Afganistan Millî Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı olan Abdullah Abdullah’ı desteklemişti. Dostum, Abdullah Abdullah ile Eşref Gani arasında

yürütülen hükûmet müzakereleri sonucunda imzalanan anlaşma doğrultusunda 17 Mayıs 2020’de Mareşallik unvanını almıştı.
Mareşal Raşid Dostum, Afganistan’a döndükten hemen sonra 5 Ağustos’ta Kâbil’de yaptığı toplantıda siyasi liderleri, kişisel çıkarlarını bir kenara bırakarak ülkenin mevcut durumuyla ilgili ciddi kararlar almaya ve Taliban ilerleyişi karşısında Afganistan’ı bütünlük içinde savunmaya çağırdı. (https://twitter.com/TOLOnews/status/1423220726136463364) İlginçtir ki bu konuşmanın ertesi günü (6 Ağustos), Afganistan’ın kuzeyindeki Cüzcan vilayetinin merkezi ve aynı zamanda Raşid Dostum’un doğum yeri olan Şibirgân’a giren Taliban militanları, Dostum’un konutunu ateşe verdi. (https://twitter.com/TOLOnews/status/1423567732067479552) Taliban, sosyal medya hesapları aracılığıyla, Dostum için sembolik değeri olan Şibirgân’ın boş sokaklarında kendi militanlarının yürüyüşlerini gösteren videolar yayınlamayı da ihmal etmedi. (https://twitter.com/khalid_pk/status/1423583097375838208)
7 Ağustos’ta Kâbil’de Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile görüşen Dostum, Gani’ye ülkenin kuzey vilayetlerinde güvenliğin tesisi için hazırladığı planı sundu. Ülke genelinde sıkıyönetim ilan edilmesinin gereğine işaret eden Dostum, Gani’den, Taliban’ın ele geçirdiği Şibirgân şehrinin geri alınması için özel kuvvetlere mensup askerlerin bölgeye gönderilmesini talep etti. Şibirgân’daki çatışmalar olanca şiddetiyle devam ediyor, Afgan hükûmet güçleri şehri Taliban’dan geri almaya çalışıyor.
Özbeklerin yoğun olarak yaşadığı Cüzcan/Şibirgân, Kunduz ve özellikle son olarak Samangan/Aybek’ten sonra Mezar-ı Şerif de Taliban saldırısına maruz kalabilir. Bu aşamada Mareşal Dostum’un bir karar vermesi gerekiyor. Ya Mezar-ı Şerif’in düşmesine hiç istemediği hâlde göz yumacak ya da merkezî Afgan yönetiminin vilayetleri savunmada yetersiz kaldığını ileri sürerek Özbek ve Türkmen nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Baglan, Belh, Faryab, Cüzcan, Kunduz gibi şehirleri kendisine bağlı güçlerle savunmaya geçecektir. Bu süreç Dostum’u, gücünün zirvesinde olduğu 1997’de olduğu gibi bir zamanlar “Dostumistan” olarak adlandırılan Güney Türkistan otonom bölgesinin başkanlığına götürebilir. Kâbil Havaalanı’nın denetimini elinde tutan Türkiye’nin bu otonom bölgeyi tanıyıp des teklemesi normal karşılanmalıdır. Bu noktada Özbekistan’ın tavrı belirleyici olacaktır. Zira Dostum’un, Taşkent desteğinden yoksun olarak mücadelesini bu noktalara taşıması kolay değildir. Önceki makalemizde vurguladığımız üzere Taşkent, Afganistan’ın toprak bütünlüğünden ve istikrarından yanadır. Bu yöndeki gelişmeler, Taşkent ile Dostum politikalarının farklılaşması sonucunu doğurabilir. ABD güçlerinin tamamen çekilmesini müteakip istikrarsızlık devam eder ve Afganistan; IŞİD, El-Kaide vb. radikal grupların da dâhil olacağı bir iç savaş ortamına sürüklenecek olursa Mareşal Dostum’un yukarıda belirttiğimiz türden bir rol oynayacağını tekrar vurgulayalım. Bir iç savaş durumunda ülkenin kuzeyinde yaşayan Özbek, Kazak, Kırgız gibi Türk soylu halklar, Güney Türkistan adı altında bir yapılanmaya gidebilir ve gitmelidir. Yani

şunu söylemek istiyoruz: Afgan hükûmetinin Taliban’la yürüttüğü barış görüşmeleri sonuçsuz kalırsa ve Taliban tek yanlı olarak ve güç yoluyla ülkenin tamamında “Afganistan İslam Emirliği” idaresini hâkim kılmak isterse ve de devamında ülke bir iç savaşa sürüklenirse Raşid Dostum, Afganistan’ın kuzeyindeki yani Güney Türkistan’daki Özbek-Türkmen kuvvetlerinin komutasını üstlenecektir. Dostum’un askerî liderliği dengeleri değiştirebilme potansiyeline sahiptir.
Ancak Taliban’ın egemenliği altındaki yahut Taliban ile mevcut Afgan yönetiminin birlikte yöneteceği bir Afganistan konjonktüründe Mareşal Dostum’un yerinin olmayacağı kanaatindeyiz. Zira Dostum, Taliban’ın en önde gelen düşmanları arasında. Hatırlanacağı üzere 22 Temmuz 2018’de Dostum’a yine bir Türkiye dönüşü, Kâbil Havaalanı yakınında IŞİD tarafından bombalı bir araçla suikast girişiminde bulunulmuş; Dostum, en az 14 kişinin öldüğü saldırıdan yara almadan kurtulmayı başarmıştı. İkinci suikast girişimi ise 31 Mart 2019’da Taliban tarafından gerçekleştirilmişti. Mezar-ı Şerif’ten Şibirgân’a gitmekte olan Dostum’un konvoyuna saldıran Taliban militanlarıyla Dostum güçleri arasında çıkan çatışmalarda Dostum’un 4 koruması hayatını kaybetmiş, Dostum suikast girişiminden sağ kurtulmuştu. Taliban’ın son günlerde siyasi şahsiyetlere yönelik suikast girişimlerini yoğunlaştırdığı biliniyor. Muhtemel hedefler arasında Dostum’un da olabileceğini söylemek pekâlâ mümkün. Taliban’ın Dostum’a olan düşmanlığı 90’lı yıllara dek uzanıyor ancak Dostum’a yöneltilen en önemli suçlama, 2001 yılında esir alınan 2 bin civarında Taliban militanının konteynırlarda boğularak öldürülmesi emrini verdiği iddiası. Afganlı Mücahitlere karşı Necibullah hükûmetinin yanında yer alması, 1997’de Taliban’ı yenmesi, 2001’de Koalisyon güçlerine verdiği destek, Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov’la kurduğu yakın ilişkiler, Rusya’yla ilişkilerini sıcak tutmaya çalışması da sebepler arasında sayılabilir.
Taliban, Gani yönetimi ile yürüttüğü müzakerelerde Dostum’la ilgili olarak karşı taraftan gelecek bir talebe olumlu yaklaşmayacaktır. Yaşı ve kronik hastalığı nedeniyle Raşid Dostum’un da bu hususta ısrarlı olacağını düşünmüyoruz. Bilindiği üzere Raşid Dostum’un iki oğlu ve bir kızı hâlihazırda babasının mücadelesini devam ettirmekte. Oğullardan Yarmuhammet daha ziyade askerî işlerde görev alırken Gazi Üniversitesinden mezun olup çok iyi düzeyde Türkiye Türkçesi konuşan diğer oğul Batur Dostum; Afganistan Parlamentosunun alt kanadı Halk Meclisi milletvekili sıfatıyla, Taliban temsilcileriyle Doha’da yürütülen barış görüşmelerine katılmış genç bir lider adayı olarak siyasi alanda mücadele vermektedir. Batur Dostum, Dostum Vakfı başkanlığının yanı sıra Özbek ve Türkmen dillerinde yayın yapan Batur TV’nin yöneticiliğini ifa etmektedir. Raşid Dostum’un kızı Rahila Dostum ise 2021 Ocak ayından itibaren Afganistan Parlamentosunun üst kanadında senatör olarak görev yapmaktadır. Yakın gelecekte, Taliban’ın hükûmette olmadığı yahut hükûmet ortağı olduğu konjonktürde Batur Dostum’un Özbek toplumunun müstakbel lideri olarak Afganistan’ın

geleceğinde önemli roller üstleneceği kanaatindeyiz. Bu konunun, devletimizin “ilgi alanı” içerisinde olduğunu temenni ediyoruz.
Raşid Dostum, Afgan kimliğini benimseyen ancak aynı zamanda Özbeklik bilinci güçlü bir lider ve Özbekistan yönetimiyle yakın ilişkilere sahip. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 23 Eylül 2021’de BM 75. Genel Kurulunun çevrimiçi olarak gerçekleştirilen 6. toplantısında yaptığı konuşmanın ardından (https://uza.uz/ru/posts/vystuplenie-prezidenta- respubliki-uzbekistan-shavkata-mirziye-23-09-2020) “Özbek Dilim ve Milletim, Benim İftiharımdır” başlıklı bir makale yayımlayarak Özbek Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını, BM kürsüsünde Özbekçe yapılmış ilk konuşma olması bakımından “tarihî bir olay” olarak nitelendirmiş ve Özbekistan’ın, Afgan krizinin çözümü konusundaki katkılarından övgüyle söz etmişti. (https://uza.uz/uz/posts/zbek-tilim-millatim-iftikhorim-mening-23-09-2020) Mirziyoyev’in konuşmasını Özbekçe yapmasından, bir Özbek evladı ve Afganistan Özbeklerinin lideri olarak büyük onur duyduğunu; bu konuşmanın sadece Özbekistan’da yaşayan 34 milyon Özbek’i değil, Afganistan başta olmak üzere dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Özbekleri de derinden etkilediğini vurgulaması, Dostum’un Özbeklik bilincinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Makalenin devamında Dostum’un, Özbekistan’ın Afganistan politikasına desteğini vurgulaması da çok önemlidir. Bu makalenin, Özbekistan’ın resmî haber ajansının sitesinde yayımlanmış olması da ayrıca mühimdir.
Taliban ile “El-Kaide, IŞİD ve Özbekistan İslami Hareketi” Münasebetleri
“Afganistan Meselesine Türkistan Merkezli Bir Bakış” adlı makalemizde Taliban’ın bünyesindeki “Hakkani Ağı, Kuetta Şurası, Peşaver Şurası” gibi sertlik yanlısı fraksiyonlardan ve Taliban’ın IŞİD, El-Kaide, Özbekistan İslami Hareketi, Türkistan İslami Hareketi” gibi radikal cihatçı gruplarla yakın münasebetlerinden söz etmiştik. 6 Ağustos’ta bu tespitimizi destekleyen bir gelişme yaşandı. Afganistan’ın BM nezdindeki Büyükelçisisi Gulam M. İsakzay, cuma günü BM Güvenlik Konseyinin Afganistan konulu özel toplantısında yaptığı konuşmada Taliban’ın tek başına hareket etmediğini; El Kaide, Özbekistan İslami Hareketi ve IŞİD ile yakın ilişki içinde olduğunu ileri sürdü. İsakzay’a göre Afganistan’da El-Kaide ve İslam Devleti (IŞİD) de dâhil olmak üzere farklı cihatçı gruplara mensup 10 binden fazla yabancı savaşçı mevcut ve İslam Devleti’ne (IŞİD) biatlı Doğu Türkistan İslami Hareketi ile Özbekistan İslami Hareketi militanlarının hâlihazırda Faryab, Cüzcan, Tahar ve Badahşan bölgelerinde Taliban militanlarıyla birlikte savaştığına dair çok sayıda kanıt bulunuyor. İsakzay, Taliban ile mezkûr uluslarüstü cihatçı gruplar arasındaki bağın, bugün, son yıllarda hiç olmadığı kadar güçlü olduğuna dikkat çekerek Afganistan’da yaşananların bir iç çatışmadan ibaret olmadığını, Taliban’ın bölge ülkelerine yönelik bir kuşatmayı da planladığını vurguluyor. İsakzay, konuşmasında Pakistan’ı suçlayarak Afgan makamlarının, Taliban’ın Pakistan tarafından

desteklendiğine dair kanıtları BM Güvenlik Konseyine sunmaya hazır olduğunu da belirtti. Pakistan’dan sağlanan mali yardımlar, militanların Pakistan hastanelerinde tedavi görmeleri, operasyon hazırlıklarının Pakistan topraklarında yapılması, Taliban militanları için düzenlenen cenaze törenleri, yardım olarak yerel halktan para toplanması vs. örnek olarak sıralanan kanıtlar arasında. (https://media.un.org/en/asset/k1d/k1d60m6kok) Pakistan’ın BM Daimî Temsilcisi Münir Akram ise Güvenlik Konseyi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında bu iddiaları tümüyle reddetti. (https://twitter.com/i/broadcasts/1djxXqlWoWVKZ?ref_src)
Moskova’daki görüşmelerde “IŞİD başta olmak üzere diğer radikal örgütlerle mücadele” sözü veren Taliban siyasi büro temsilcilerinin sözlerinin sahada çok da karşılığının olamayacağını adı geçen makalemizde sebepleriyle birlikte analiz etmiştik. Gulam İsakzay’ın bu açıklamalarının, Taliban’la siyasi müzakereler yürüten ülkelere yönelik bir manipülasyon olabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurmak gerekir. Afganistan yönetiminin bu açıklamalar yoluyla Taliban’ın dış desteğini kesmeyi ve örgütü izole etmeyi hedeflediği açık.
Siyasi Suikastlar
3 Ağustos akşamı Taliban, Afgan Savunma Bakanı Bismillah Muhammedî’nin Kâbil’deki konutuna bir saldırı gerçekleştirdi. (https://www.youtube.com/watch?v=Fk_TyuLn3S0&t=5s) 4 saldırganın öldürüldüğü, 20 Afgan güvenlik gücünün yaralandığı saldırının ardından Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Afgan yönetimi ileri gelenlerine yönelik saldırıların süreceğini açıkladı. (https://fergana.ru/news/122599/)
Taliban, 5 Ağustos’ta Kâbil’deki Darulamman Caddesi üzerinde otomobiliyle camiden evine dönmekte olan Afganistan hükûmeti basın merkezi başkanı Dava Han Menepal’i, düzenlediği saldırıda öldürdü. (https://twitter.com/TOLOnews/status/1423588146407673857?ref_src) Suikastın düzenlendiği caddenin, Rus Büyükelçiliği de dâhil olmak üzere iyi korunan çok sayıda binanın bulunduğu bir cadde olması dikkat çekicidir. Öte yandan bu suikastın, Savunma Bakanı Bismillah Muhammedî’nin konutuna düzenlenen saldırı sonrası, Taliban sözcüsünün, “Suikastlar sürecek.” açıklamasının üzerinden birkaç gün geçmişken gerçekleşmiş olması da düşündürücüdür. Verilen mesaj son derece açık: Afgan hükûmeti yetkilileri, Kâbil’in en iyi korunan caddesinde bile güvende değildir. “Afganistan İslam Emirliği” Sözcüsü Zabihullah Mücahid’in, resmî twitter hesabından Taliban adına suikastı üstlendiğini ekleyelim. (https://twitter.com/Zabehulah_M33/status/1423585267022237703)
Ahmet Hayrettin SAĞDIÇ

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.